Yazar: cemalumit

Kötülüğe övgüye doğalcı yaklaşım: Yeşil Peri Gecesi – Berivan Kaya

Yeşil Peri, sıvı kıvamında ağızdan tüketilen, öldürücü ve tehlikeli bir uyuşturucunun adı, romanın bir bölümünde bu şekilde anlatılıyor. Bu romana neden bir uyuşturucu adı verildiğini anlamak güç. Ayfer Tunç Yeşil Peri Gecesi adlı yayımlanan son romanında insanın acılı yazgısında en önemli etkinin yaşadığı doğa ve çevre koşulları olduğu görüşünü öne çıkartıyor. Felsefi alanda doğalcılık ya

okumak için tıklayınız

Çocuklara Ölümü Anlatmak – Faiz Cebiroğlu

Ölüm, gördüğünü bir daha görmemek oluyor. Çocuklara bunu anlatmak zordur. Çocuklara ölümü ve bunun yarattığı hüzün duygusunu işlemek, zordur. Türkiye?de bu, çok daha zordur. Çocuk olarak, birisini kaybetmek, anne ya da babasını yitirmek, çocuklarda bir süreliliğine olsa da, dünyaya olan güvenlerini kaybetmeyi doğuruyor. Geçici de olsa, çocuklarda, dünyanın ?güvenilir? bir yer olmadığı durumu oluşuyor. Bu

okumak için tıklayınız

Tembellik – İnsan – Nejdet Evren

Üretim halkasına emeği ile katılmadan kendini de tüketen insan, tembelliği ne zaman ve nerede edinmiştir? Bu durum doğuştan gelen bir davranış biçimi midir? Yoksa zamanla kazanılan bir sapma mıdır? İnsan neden üretmek istemez? Ruhunun doymazlığına karşın bedenin üretim söz-konusu olduğunda takındığı edimsizlik salt bireysel bir tutum mudur? Tüketim konusundaki aceleciliği, zamanla yarışması, zamansızlığının bir nedeni

okumak için tıklayınız

Dostoyevski’den Sartre’a Varoluşçuluk – Walter Kaufmann

Ölüm, korku, başarısızlık… “Yeraltından Notlar; Varoluşçuluk” için yazılagelmiş en iyi başlangıç… Felsefe tarihinin önemli isimleri: Jaspers, Heidegger, Pascal, Kierkegaard, Sartre… Azılı bir Hıristiyanlık düşmanı: Nietzsche… Bağnaz bir Grek Ortodoksu: Dostoyevski… Ve Rilke ve Kafka ve Camus… Hepsinde beliren ortak bir özellik: Koyu bireycilik… Walter Kaufmann’ın başyapıtı Dostoyevski’den Sartre’a Varoluşçuluk’ta tüm bu isimler yanyana geliyor. Onların

okumak için tıklayınız

Çadırkent Günlüğü – Mustafa Kemal Çokşen

17 Ağustos depreminin ardından Kocaeli’nin Gölcük ilçesine bağlı Değirmendere beldesine kurulan Nazım Çadırkent, dayanışmanın, paylaşımcılığın ve eşitlikçiliğin hüküm sürdüğü bir mekan olmuştu. Kuşkusuz, yıkımın ve yokluğun üzerine de gelse, 21. yüzyılda çadır yaşamını yüceltmenin bir anlamı bulunmuyor. Hele yıkımın da yokluğun da kader olmadığı düşünüldüğünde… Ama Değirmendere’de yaşananlar, güzel günler göreceğimizin ipuçlarını da barındırıyor. Nazım

okumak için tıklayınız

Beş Paralık Roman – Bertolt Brecht

Tiyatronun en büyük ustalarından Brecht’in, klasikleşen metni Üç Kuruşluk Opera’nın ardından yazdığı Beş Paralık Roman, para uğruna dilencilik dernekleri kuran, cinayetler işleyen, yalancı şahitlik yapan, milli felaketlere yol açan ve hatta “âşık” olan, kısacası insani olanın her zaman temiz olmadığını gösteren insanların dünyasını “satirik” bir dille anlatıyor.Brecht’in farklı bir üslupla yazdığı bu romanda sıra dışı

okumak için tıklayınız

Dilin Ödü Koptuğunda – Müslüm Kabadayı

Bir hastane odasında ziyaret ettiğim, gençliğinde güreşçiliği, avcılığı ve delicoşluğuyla belleğimizde iz bırakan köylümün bozarmış teni ve yeşillenmiş göz ağı dikkatimi çekmişti. Oğlu bakıyordu kendisine? Oldum olası hasta ziyaretlerini çok önemserim, gerek temizlik ve sessizlik gerekse moral verici diyalogların kurulması bakımından. Temiz ve bakımlı bir ortamda tedavisi süren hastamızla, zorlukları yenme azmi konusunda anılarını da

okumak için tıklayınız

12 Mart 1971’den Portreler (Cilt: I-II-III) – Sırrı Öztürk

Elimizdeki kitapta, 12 Mart 1971’lerin cezaevi mekanlarında, sisteme karşı koyan ‘Devrimci ve Sosyalist Kadro’ların hakiki kimlikleri, teori pratik donanımları, devrimci kişiliklerin çerçevesinde ve anılar dizisi biçiminde tanıtılmaya çalışılmıştır. 12 Mart 1971 sürecinde yaşanan olay ve olgular karşısındaki düşünce ve davranış farklılıkları olabildiğince nesnel, ama yazarın taraflı kimliği ile değerlendirilmiştir, buna özen gösterilmiştir. Bilindiği gibi kitabın

okumak için tıklayınız

Yiğit İken Ölenlere: 12 Mart Öyküleri Antolojisi – Hazırlayan: Hürriyet Yaşar

Hürriyet Yaşar?ın hazırladığı ?Yiğit İken Ölenlere? isimli bu antoloji, Türkiye?nin usta kalemlerinin yapıtlarında, 12 Mart askeri darbesinin izini sürüyor. Darbe dönemini ve sonrasında yaşanan büyük yıkımı metinlerine katık eden bu isimlerin, yaşananların sonraki kuşaklara edebiyat yoluyla aktarılması anlamında önemli bir görev üstlendikleri kuşkusuz. Darbe döneminde ve sonrasında yaşananlar, alt üst olan toplumsal hayat, öykülerin asıl

okumak için tıklayınız

Diyalektiğin Şairi – Francis Wheen

Şubat 1867’de Kapital’in ilk cildini baskıya vermeden önce Karl Marx, Friedrich Engels’e Honoré de Balzac’ın Gizli Başyapıt adlı kitabını okumasını öneriyordu. Marx’a göre hikayenin kendisi çok hoş bir ironi içeren bir başyapıttı. Engels’in arkadaşının tavsiyesine uyup uymadığını bilmiyoruz, eğer okuduysa ironiyi fark ettiğine şüphe yok ama o ironiden eski arkadaşının hoşlanmasına şaşırmış olmalı. Gizli Başyapıt

okumak için tıklayınız

Resmi Tarih Tartışmaları 5 (Nutuk) – Fikret Başkaya, Mete K. Kaynar

Elinizdeki kitap Nutuk?tan hareketle Türk siyasal hayatını tartışıyor. ?Nutuk?u tartışmıyor? elinizdeki bu metin. Bir başka deyişle, Nutuk?un ele aldığı olaylar ve değindiği kişiler ile ilgili ne kadar gerçekçi değerlendirmelerde bulunduğu, ele aldığı konular ile ilgili olarak gerçeklere ne kadar sâdık kaldığı ile ilgilenmiyor ya da neden o dönemde yaşamış bazı tarihsel şahsiyetlere Nutuk?ta yer verilmediğini

okumak için tıklayınız

Hanefi Yoldaş (Gizli Örgüt Nasıl Çökertilir?) – İsmail Saymaz

“O kitabı; emniyet içerisindeki cemaat örgütlenmesini ele alan “Haliç’te Yaşayan Simonlar”ı yazdığı tarihe kadar dindar kesimin ‘model polis’ şefiydi. Gülen Cemaati’ne yakınlığıyla biliniyordu. Ne olduysa, o kitaptan sonra oldu. Ömrü sol örgütlerle mücadele ile geçen, bu uğurda adı işkenceciye çıkan Hanefi Avcı, birden bire Devrimci Karargâh adlı silahlı sol örgüte yardım etmek iddiasıyla tutuklandı. Ve

okumak için tıklayınız

Bilim ve Sanatla Ucubeler Tarih Sahnesinden Silinir – Müslüm Kabadayı

?Eskisi olmayanın yenisi olmaz.? derler; her yeni eskinin kabuğunu yırtarak doğar ve gelişir, ta ki bir başka ?yeni?nin doğuşuna kadar. Bu olgu, biyolojik evrimde organizmanın karmaşık gelişimi olarak karşımıza çıktığı gibi kültürel evrimde de felsefe, bilim ve sanatın zenginleşmesi biçiminde gerçekleşir.  Bırakınız dikkatlice incelemeyi, çıplak gözle sorgulandığında bile anlaşılacağı üzere yaşamın her alanında bilgiler, tabakalaşarak

okumak için tıklayınız

Derinden Gelen Bir Ses: ya Su ya Meyra – Müslüm Üzülmez

?Babamın feodal bıyıklarına tutunarak öğrendim yürümeyi? Mehmet Oğuz Diyarbakır; surları, bazalt taşları, dinlerin ve kavimlerin ortak mekânı oluşu, muhalif duruşuyla olduğu kadar bağrından çıkardığı yazarların, şairlerin ve düşünürlerin çokluğuyla da anılan ve bilinen bir kadim kenttir. Bu kentin yetiştirdiği şairlerin en önemlilerinden biri de Cahit Sıtkı Tarancı?dır. Yani ?Memleket İsterim? şiiriyle insanlığın ortak arzusunu, ?Otuz

okumak için tıklayınız

Kadınlar(ımız) – M. Şehmus Güzel

Kadınlar(ımız)a borcumuzu ödemek mümkün değil. Ninelerimize, analarımıza, halalarımıza, teyzelerimize, ablalarımıza, kızkardeşlerimize, sevgililerimize, eşlerimize, kızlarımıza, kızlarımızın kızlarına… Evet kadınlar olmasaydı biz de ol(a)mayacaktık. Bilineni yinelemek bu ama yinelemekte yarar var. Kadınların erkeklere kıyasla birçok avantajı da var, işte ikisini hemen anımsatayım :

okumak için tıklayınız

Sanatta Sosyalist Gerçekçilik – Kolektif

Bu, sanat ve sosyalizm konusuna yönelik bir dizi tartışmanın bir kısmıdır. İngiltere?de üç toplantı gerçekleştiriyoruz, fakat bu devam etmekte olan bir süreçtir. Bir yanda sanatçılar, öğrenciler ve diğer insanları toplumsal hayatla ilgili olarak daha ciddi bir yaklaşıma yönlendirmek istiyoruz. Ayrıca kendi hareketimizin kültürel düzeyini yükseltmeye çalışıyoruz ve bu vesile ile işçi sınıfı içerisinde ve öğrenciler

okumak için tıklayınız

Harika Hayvanlar – Ormanlar (Ciltli) – Ant Parker, Tony Mitton

Kuzey Amerika ormanları yılın her mevsiminde yeşil kalan ağaçlarla doludur. Her köşeden hayat fışkırır. Öyle çok canlı türü barındırırlar ki, insan böyle bir ormanın içinde ne yana bakacağını şaşırabilir. Sen de Tavşan, Fare ve Kuş’la birlikte, ormanların kalın gövdeli ve her zaman yeşil kalan ağaçları arasında dolaş, yoluna çıkan harika hayvanlarla tanış. Hayvanlar aleminin her

okumak için tıklayınız

Oscar Wilde / Özdemir Asaf’ın Kaleminden Hayatı ve Reading Zindanı Balladı – Özdemir Asaf

Krallık Muhafız Süvari Bölüğü (mavi birlik) askerlerinden Charles Thomas Wooldridge, 23 yaşındaki karısı Laura Ellen Wooldridge’i, boğazını keserek öldürüyor. 17 Haziran 1896’da mahkemenin suçlu’ya verdiği ceza: 7 Temmuz 1896 Salı sabahı saat 7.45 – 8 arası asılarak idam edilmesi. Bu cinayetin, o zamanın İngiltere kamu oyunda geniş etkiler ve tepkiler yaratmasına yol açan tartışmalara büyük

okumak için tıklayınız

Clara Zetkin / Adanmış Bir Ömür (1.Kitap) – Luise Dornemann

8 Mart?ın Uluslararası Emekçi Kadınlar Günü olarak kutlanması, Clara Zetkin ‘in önerisiyle 26 – 27 Ağustos 1910 tarihinde Danimarka’nın Kopenhag kentinde 2. Enternasyonale bağlı Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı’nda kabul edilir. Bu tarihin seçilmesi elbetteki tesadüf değildir. 8 Mart 1857?de, New York?lu 40 bin kadın dokuma işçisi 12-14 saati bulan çalışma saatlerine karşı, 8 saatlik işgünü

okumak için tıklayınız

Clara Zetkin / Adanmış Bir Ömür (2.Kitap) – Luise Dornemann

8 Mart?ın Uluslararası Emekçi Kadınlar Günü olarak kutlanması, Clara Zetkin ‘in önerisiyle 26 – 27 Ağustos 1910 tarihinde Danimarka’nın Kopenhag kentinde 2. Enternasyonale bağlı Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı’nda kabul edilir. Bu tarihin seçilmesi elbetteki tesadüf değildir. 8 Mart 1857?de, New York?lu 40 bin kadın dokuma işçisi 12-14 saati bulan çalışma saatlerine karşı, 8 saatlik işgünü

okumak için tıklayınız