Kategori: Biyografiler

Omurgası Çelik, Sekseninde Bir Afacan, Osman Bolulu – Celal İlhan

Köy Enstitülü öğretmen yazarların; enstitülerde yaşadıklarına, o çatı altında kişiliklerinin nasıl değiştiğine, geliştiğine ilişkin yayımlanan kitap sayısı gün gün artıyor. Böyle olmasını doğal karşılamak gerekir. Asırlardır susmuş, susturulmuş büyük insan topluluklarının önü açılınca; üretime, okumaya, yazmaya nasıl bir iştahla saldırdığının, durup dinlenmek bilmeden çağlayıp coştuğunun göstergesi bu. Enstitü çıkışlı öğretmenlerimizin; yaşları hayli ilerlemiş olmalarına karşın

okumak için tıklayınız

Yalnızlığı Umutla Kımıldatan Şair: Doğan Şadıllıoğlu – Müslüm Kabadayı

Çocukluk döneminde iradesi dışında coğrafi ?göç? yaşayanlar, iç dünyalarında yoğunlaşan yaşantıların sivrilen uçlarını, yaratıcılığın ürüne dönüşebileceği uygun koşulları bulduklarında felsefi, sanatsal ya da bilimsel alanlara yönlendirebilmekteler. Köyden kente göç eden zeki, yaratıcı yeteneği olan çocukların 1950-1980 arasında bu bakımdan öne çıktıklarına tanık oluyoruz. Bölge ve ülke değiştirenler arasından da böyle örneklerin çıktığını biliyoruz. Bu konuda

okumak için tıklayınız

Yaşar Kemal’e verilen Legion d’Honneur nişanını Jean Paul Sartre neden reddetti?

Fransa, Türkiye’nin dünya çapındaki yazarı Yaşar Kemal’e daha önce verdiği üst düzey Legion d’Honneur nişanının derecesini yükseltti.1983 yılında Legion d’Honneur nişanı komutan derecesine değer görülen Yaşar Kemal, bu kez nişanın bir üst seviyesi olan ve çok az sayıda kişiye verilen Grand Officier (Büyük Subay) derecesiyle onurlandırıldı. Törende konuşma yapan Yaşar Kemal, bugünün kendisi için büyük

okumak için tıklayınız

Ahmed Arif testi

“Bir yiğit şairse, üstelik bir de devrimciyse elbette yaşadığını yazar. ‘Yaşadığı’ ise salt kendi ömrü değil, yaşama kavgası ve sevdasıyla, acıları, ağıtları, türküleriyle bir yanı geçmiş yüzyılların karanlığına, bir yanı geleceğin aydın sonsuzluğuna uzanan halkın ta kendisi olmalıdır.” diyen şairimiz Ahmed Arif’i ne kadar tanıyorsunuz? 1) Şairin hayatta iken yayımlanan ve altmışın üzerinde baskı yapan

okumak için tıklayınız

İnsanlığın Kütüphanesinde Hayatı Eser Olan Arthur Rimbaud – Bedriye Korkankorkmaz

Henry Miller?in, Rimbaud Ya da Büyük İsyan kitabını ile Stefan Zweig’ın Yarının Tarihi eserinde yer alan ?Arthur Rimbaud? denemesini okudum. Yazına ve insanlığın kütüphanesine birbirinden değerli eserler bırakan bu iki sanat dehası, Arthur Rimbaud?nun kişiliği ile yaşam algılayışını ifade ediş biçimlerini karşılaştırma ve üzerinde düşünce üretme olanağını verdi bana. Benim için her iki esere de

okumak için tıklayınız

Sabrın ve Yaratıcılığın Yalnız Şairi: Rilke – Bedriye Korkankorkmaz

“Yalnızlık benzer bir yağmura. yükselir denizden akşamlara; çıkar göklere, o ırak ve ücra ovalardan her zamanki yerine. ve dökülür gökten şehrin üzerine. tüm sokakların yüzü sabaha çevrilirken, bir şey bulamamış bedenler birbirlerinden hüsranla ve mutsuz ayrılırken; biri diğerinden nefret edenler bir yatakta beraber uyumaya mecbur kalırken aradaki o saatlere yağar: Yalnızlık sonra ırmaklarla akar.? Rainer

okumak için tıklayınız

George Orwell: Sömürge polisi, sosyalist, muhbir – Ahmet Erhanlı

Asıl ününü Hayvan Çiftliği ve Bin Dokuz Yüz Seksen Dört adlı kitaplarıyla yapan George Orwell yüz yaşında. Tanınmış yazar George Orwell, gençliğinde sömürge polisiydi. Daha sonra yazar ve sosyalist oldu. Yaşamının son demlerinde ise İngiliz ve Amerikan gizli servislerinin muhbiriydi. İngiltere’den Hindistan’a, Birmanya’dan İspanya’ya uzanan bir serüvenin, polislikten sosyalizme, oradan muhbirliğe keskin dönüşler yapmış, politika

okumak için tıklayınız

Gazetecilikte ve Fotoğrafta Birinci – M. Şehmus Güzel

Özgeçmişini yazmak için Gökşin Sipahioğlu ile yıllardan beri belli günlerde biraraya geliyorduk. Saatlerce konuşuyorduk. Konuştuklarımızı kasetlere alıyor, bir süre sonra yazıyordum. Yazdıklarımdan ve okuduklarımdan hareketle yeniden ve yeniden hazırladığım sorularla tekrar biraraya geliyorduk ve Gökşin?le yeniden ve yeniden sürdürüyorduk sohbetimizi. Görüşme günümüzden bir veya iki gün önce ona on, yirmi belki daha fazla sorudan oluşan

okumak için tıklayınız

Tevfik Fikret ‘in Hayatı

Tevfik Fikret, 26 Aralık 1867?de İstanbul?da Aksaray?ın Kadırga semtinde doğdu. Baba tarafı Çankırılı, annesi ise Müslüman olmuş Sakızlı bir Rum’un kızı idi. Fikret, 12 yaşındayken, annesi ile dayısı haçtan dönerken koleradan oldu. Böylece öksüz kalan Fikret’i bu olay haliyle çok sarsmış, kız kardeşi ile kendisine bundan sonra yengesi ile anneannesi bakmıştır. Fikret, Mahmudiye Rüşdiyesi’nde okudu.

okumak için tıklayınız

Mihri Belli – M. Şehmus Güzel

Mihri Belli siyaset dünyamızın çok önemli isimlerinden biriydi. Ülkesinde gerektiği kadar kıymeti bilinmedi, yazdıkları ve yaptıkları hakkıyla anlaşılamadı. Bu konular zaman içinde mutlaka daha ayrıntılı ve hak ettikleri biçimlerde ve umarım bilimsel boyutlarda incelenecek, irdelenecek, gerekli ve yararlı dersler çıkarılacaktır mutlaka. Mihri Belli sadece siyaset dünyasında değil aynı zamanda bilim dünyasında, üniversiter alanda da bir

okumak için tıklayınız

Ölümünün 12. Yılında Süleyman Okay (1928-20 Eylül 1999) / Şiir, Öykü Ve Yazılarıyla Anmak? – Arif Okay

Geçmiş yıllarda yaşam öyküsünü verdiğimiz babamız Süleyman Okay?ı bu kez şiir, yazı ve fotoğraflarıyla anımsamak istedik. Önce hoş bir delikanlılık şiiri verelim: PÜSKÜLLÜ BELÂ Belâsın başımda Püsküllü belâ… Yazmak için Ne hacet yıldızlara: Ne hacet ay?a? Sen varsın başımda;

okumak için tıklayınız

Dünün Geleceği Bugün Yaşıyor: Mayakovski – Emine Gürbüz

“Bana göre sosyalistlerin gelmesi kaçınılmazdı. Beklenen günün gelmesiyle birlikte gözler gelecekçilere çevrilmişti. Üye olmalı mı, olmamalı mı? Böyle bir sorun yoktu benim için -diğer Moskova gelecekçileri için de. Bu, benim devrimim…” V. Mayakovski Mayakovski ailesi Gürcistan’da, Kutais kentindeki Bağdadi köyünde oturuyordu. Vladimir Mayakovski 7 (19) Temmuz 1883’te bu köyde doğmuştur. Babası, Vladimir Konstantinoviç Mayakovski orman

okumak için tıklayınız

Yol Arkadaşım Maksim Gorki – Ataol Behramoğlu

Çocukluk ve ilk gençlik, Narodniklerle ilişkiler Asıl adı Aleksey Maksimoviç Peşkov’dur. “Acı” anlamına gelen Gorki adını sonradan aldı. 1868 yılında Nijni Novgorod (bugünkü Gorki) kentinde doğdu. Babası M.S. Peşkov, marangozdu. Annesi V. V. Kaşirina, bir boya atölyesi sahibinin kızıydı. Babasını çocuk yaşlarda yitiren Gorki, bir süre dedesi V. Kaşirin’in evinde yaşadı. Fakat günün birinde V.

okumak için tıklayınız

Yaşar Miraç devrimi – Yücel Kayıran

?Trabzon?dan Çıktım Yola?, otuz yıl önce, 1981 yılının Haziran ayında yayımlanmıştı. Yaşar Miraç?ın en önemli kitabıdır ve bugün yazılan şiir oldukça değişmiş olmasına rağmen etkisini korur. Miraç, çıkışını, ?Trabzon?dan Çıktım Yola? ile değil, ilk şiir kitabı ?Trabzonlu Delikanlı?yla (Mayıs 1979) yapmıştı. Sanat Emeği Yayınları tarafında yayınlanmış ve bir yıl sonra da Türk Dili Şiir Ödülü?ne

okumak için tıklayınız

Edebiyatla Siyaseti Sevgide Yoğunluklu Kılan Bir Kalem: Mikail Erdil i Hatırlamak – Müslüm Kabadayı

Dostluk, defne gibi yaprağı hep yeşil kalan ve mücadelede zafer kazananların alınlarını taçlandıran bir içtenlik bağıdır. Altının yere düşmekle kirlenmeyeceği gibi gerçek dostluk, aradan yıllar geçse de sevgi ve güveni yeniden harlayan bir duyarlıktır. Mikail Erdil?le çalışma koşullarımız nedeniyle kesintiye uğrasa da 15 yıl süren bir dostluğumuz oldu. 1985?te Ankara?da tanışmamızla başlayıp 2000?de ölümüne kadar

okumak için tıklayınız

Şiir Suyunun Mühendisi: Sabahattin Yalkın – Müslüm Kabadayı

Şairler, sözün öz oranını yapanlardır; onlar, bir bakıma hayatın altın oranını söz kuyumlarıyla bezeyen sanatçılardır. 1934?te Antakya?da doğan şair Sabahattin Yalkın, ?söz kuyumculuğu?nu ortaokul yıllarındayken mitolojik öğeleri işleyerek gösterir. Her ne kadar, 1940?lı yıllarda dersine giren Kimya Öğretmeni Kâmil Gülçat?ın hem övgü hem de ?Sen tanrılı manrılı şiirleri bırak?? uyarısıyla karşılaşsa da, mitolojinin, tarihin verilerini

okumak için tıklayınız

Federico Garcia Lorca’nın faşistlerce öldürülüşü aydınlanıyor

İspanya İç Savaşı’nda faşistlerce öldürülen ve mezarı şimdiye kadar bulunamayan, faşistlerin de infazını inkar ettikleri büyük İspanyol şairi Federico Garcia Lorca’nın ölmeden önceki saatleriyle ilgili ayrıntılar ortaya çıkıyor. İspanya’nın güneyindeki Granada şehrinde yerel bir tarihçi, İspanya İç Savaşı yıllarında faşistlerce kurşuna dizilerek öldürülen büyük İspanyol şair ve yazar Federica Garcia Lorca’nın son saatlerinin gizemini ortadan

okumak için tıklayınız

Nikolay Ostrovski?yi Anmak – Anna Karavaeva

Balkon kapısı açıktı; rüzgârın kımıldattığı perde şişiyor, ağır ağır yükseliyor ve tekrar alçalıyordu. Radyonun üstüne bırakılmış buruşuk havlu, alacakaranlığın içinde beyaz bir leke gibiydi; uzun kulaklarını geriye atıp sıçramaya hazırlanan beyaz bir tavşana benziyordu. Sochi?de iki yıl önceki o aydınlık Eylül sabahını hatırladım; Orekhovaya Caddesi?ndeki küçük evi; güneşli bahçesindeki olgun turuncu hurmaları, beyaz badanalı odayı

okumak için tıklayınız

Kafka’yı nasıl okumalı? – A. Ömer Türkeş

Yaşamı boyunca pek tanınmayan, tüm yazdıklarının imha edilmesini vasiyet ettiği yakın arkadaşı Max Brod?un ?ihaneti? sayesinde hikaye ve romanlarıyla bir edebiyat efsanesine dönüşen Franz Kafka, 1883?te, Alman asıllı Yahudi bir tüccarın en büyük oğlu olarak Prag?da doğdu. İlk ve orta öğrenimini Alman okullarında tamamladı. 1901?de Karl Ferdinand Üniversitesi?nin kimya fakültesine kayıt yaptırdıysa da, karar değiştirip

okumak için tıklayınız

Pablo Picasso: “Sanat, gerçekleri tanımamıza yardımcı olan bir yalandır.” – Barış Kişin

“Küçük bir çocukken annem bana şöyle demişti, eğer asker olursan general olacaksın, rahip olursan Papalığa yükseleceksin. Ama ben ressam oldum ve Picasso olarak kaldım.” Picasso, 25 Ekim 1881 yılında İspanya’nın Malaga bölgesinde doğdu. Madrid’deki Royal Academisinde sadece bir sene akademik eğitim almış olmasına rağmen Kübizm’in öncüsü, 20. yüzyılın kayda değer en önemli sanatçılardan biri olarak

okumak için tıklayınız