Kategori: Biyografiler

Auguste Rodin’in 172. Doğum Günü

Fransa?nın yetiştirdiği en büyük sanatçılardan biri olan heykeltıraş François – Auguste- René Rodin, 1840 yılının 12 Kasım günü doğdu. 14 yaşındayken, çizim ve matematik eğitiminin ağırlıklı olduğu bir okula yazıldı. 17 yaşındayken heykele merak saran sanatçı, yeteneği herkesin malumu olmakla birlikte, meşhur Beaux Arts Akademisi?ne olan başvurusu üç kez geri çevrildi. Onun yerine, dekoratif heykel

okumak için tıklayınız

Vasili Yan Üzerine – Ayşe Kaygusuz

Vasili Yan (1875 ? 1954) Kiev?de doğmuş, ilk çocukluk yılları Kiev ve Petersburg?da geçmiştir. Seksen ile doksanlı yılların başında Petersburg Üniversitesi Filoloji Bölümü öğrencisidir. Öğreniminin sona ermesiyle uyuşamadığı memurluk kariyerinde; kendi deyimiyle, ?Rusya?da sürtüp durmalardır?? dediği, oradan oraya dolandığı huzursuz yıllarda, balıkçı mezraları, köy, kasaba, sık ormanlar ve tozlu steplerde bulunmuştur. İlmen gölü kıyısında, Novgorod?da

okumak için tıklayınız

Bir Bilim İnsanı Trofim Denisovich Lysenko ? Okan Yolcu

Trofim Lysenkoyu araştırmaya başladığınızda sarp yollar sizi bekliyor demektir. Denilebilir ki bilim tarihinin en çok haksızlığa uğrayan-arkadaşlarıyla birlikte- ismidir. Doğanın işleyiş mekanizması olan diyalektik materyalizmi en doğal şey olan doğaya uygulamasından dolayı ve sosyalist-stalinist -olmasından dolayı bilimin ?lanetli? ismi haline getirilmeye çalışılmış döneminin en büyük genetikçi ve tarım uzmanlarından-agronom- biridir. Araştırdığınızda onun hakkında okuyabileceğiniz

okumak için tıklayınız

Kafka’nın mirası ve sırları – Fulya Canşen

Mirasçıları temyize giderse Kafka?nın mirasının bir bölümü kilit altında kalmaya devam edecek. Max Brod?un defalarca kurtardığı mirasla ilgili tartışmaların, Yahudi ve Alman karşıtı zemine taşınması dikkat çekici. Dava sürdükçe Kafka ile ilgili bazı sırlar da gizli kalmaya devam ediyor. Franz Kafka?nın defalarca kurtarılan mirası tam anlamıyla macera dolu bir yolculuk. Aslında Kafka dostu ve meslektaşı

okumak için tıklayınız

Edebiyatta Franz Kafka – Ayşe Kaygusuz

Dünya edebiyatında en çok tartışılan, yorumlara sığmayan ve biçim yönünden, zor eserler bırakan Kafka; Çek asıllı Yahudi bir ailenin çocuğu olarak, 1883? te Prag? da doğmuş büyümüştür. Taşralı, Çek işçi sınıfından olan babası, evlendikten sonra zengin olmayı başarmıştır. Annesi ise varlıklı, aydın bir Alman Yahudi ailesinden gelir. 1901? de babasının zoruyla Prag Üniversitesi?nde Hukuk öğrenimine

okumak için tıklayınız

Nazım Hikmet’in Açlık Grevi Günleri – Abidin Dino

Nâzım, açlık grevinin başlangıcını ve sonrasını bize Caddebostan’da, benim evimde, daha doğrusu Anadolu yakasında Adalar?a karşı, yazlık olarak kiraladığımız küçük evde anlatmıştı. Bahçe denize kadar uzanıyordu. Ahşap bir saray yavrusu olan Tosun Bey’in malikânesi en dipte, neredeyse suyun içinde bembeyaz yükseliyordu. Kullanılmayan eski bir müştemilat olan bizim küçük evimizse, mülkü sınırlayan büyük demir parmaklığın yakınındaydı.

okumak için tıklayınız

Emekçilerin şairi Cigerxwin (Ciğerhun / yüreği yaralı), Şeyhmus Hasan’ın Hayatı

Cigerxwin (Ciğerhun / yüreği yaralı), *“1903-1984 yılları arasında yaşamış bir Kürt şairidir. Doğum yeri Mardin’in Gercüş ilçesinin Hesar köyüdür. Asıl adı Şeyhmus Hasan’dır. Küçük yaşta önce babasız sonra anasız kalan Şeyhmus, evli olan kız kardeşine sığınır. Kız kardeşinin evi de yoksul bir evdir. Küçük Şeyhmus, bölgede bugün de pek çok yoksul çocuğun yaşadıklarını yaşar. Zengin

okumak için tıklayınız

Edebiyatımızın Kaktüslerinden: Ali Yüce – Müslüm Kabadayı

Sevgili edebiyat dostları, değerli Ali Yüce?nin hemşehrileri ve kadim dostları merhaba! Biliyorum ki burada, sadece edebi kişiliği ve eğitimciliği üzerine değil, Ali Yüce?yle arkadaşlığı üzerine de çokça anısı, söyleyecek sözü olanlar var. Bunların da gün ışığına çıkarılıp Hatay?ın yetiştirdiği büyük şair Ali Yüce?nin bilinmeyen yönleri olarak yayına kavuşturulmasında yarar gördüğümü belirterek konuşmama başlamak istiyorum. Ali

okumak için tıklayınız

Küçük kırmızı balıklara – İrem Halıç

?Bu derenin ucunun nereye çıktığını gidip görmek istiyorum. Başka yerlerde neler olup bittiğini gerçekten bilmek istiyorum. Böyle amaçsızca yüzmekten bıktım usandım?? Küçük Kara Balık geçti o dereyi, ama Behrengi geçemedi, izin vermediler. 1939?un Haziran ayında Azerbaycan?ın Tebriz kentinde doğmuş Samed Behrengi. İki erkek, üç kız kardeşi varmış. İlkokulu bitirdikten sonra Tebriz?deki Öğretmen Okulu?nda okumuş. Öğrenimini

okumak için tıklayınız

Fırtınayla borayla denenmiş şair: Nihat Behram – Cafer Yıldırım

Nihat Behram?ın adı lise yıllarımızda belleğimizde yer etti. 1970?li yılların ikinci yarısında özellikle ?Darağacında Üç Fidan?, ?Ser Verip Sır Vermeyen Yiğit? anlatılarıyla kalbimize devrimin sıcaklığını üfürürken devrimci ahlakımızın şekillenmesinde de büyük pay sahibi oldu… Bütün bunların yanında onun asli kimliği şairliğidir. Milli Eğitim Bakanlığı?nın 2005 yılında çıkarttığı ?Orta Öğretim Türk Edebiyatı Dersi Öğretim Programının 2011

okumak için tıklayınız

Takma adla kendi kitabını öven yazar

Gizem ve polisiye dallarında ABD ve İngiltere?de birçok ödül alan yazar RJ Ellory?nin, Amazon?da sahte kullanıcı ismiyle kendi kitaplarını övdüğü ortaya çıktı. ?Jelly Bean? rumuzuyla siteye yorumlar yazan Ellory kendi eserlerini övmekle kalmayıp, rakibi olarak gördüğü yazarları da kötülemiş. Durumun ortaya çıkmasından sonra 47 yaşındaki yazar yaptığı yazılı açıklamayla hem okuyucularından hem de edebiyat camiasından

okumak için tıklayınız

Yılmaz Güney’in Hikayeye Merak Sarması ve Yargılanışı – Hazırlayan: Zahit Atam

“11 yaşına kadar köyde kaldım. Üç sınıflı bir okulu tamamladıktan sonra Adana’ya geldim. Orada ilkokulu, ortayı ve liseyi bitirdim. Daha sonra İstanbul’da İktisat Fakültesine girdim. Köyde bir Yakup vardı. Şiir yazar, şiir okurdu. Beni etkilemişti. Hayranlık duyuyordum ona. Çok da hızlı koşuyordu. Oysa ben ne onun kadar hızlı koşabiliyordum, ne de onun gibi şiir yazabiliyordum.

okumak için tıklayınız

Bilge Karasu Üzerine – Erinç Büyükaşık

BİLGE KARASU?NUN METİNLERİ VE METİNLERDEKİ ?BEN? Türk edebiyatında farklı bir izlek ve söylem olarak Bilge Karasu metinlerinin çoğunlukla post-yapısalcı bir irdelemeyle çözümlendiği görülmektedir. Metinlerin elbette alt-metin ilişkidi üzerinden bakıldığında felsefece bir edebiyat yaratma savının somutlukları Bilge Karasu?nun edebi evreninde fazlasıyla gözümüze çarpar. Yaşam ve edebiyat bağlamını metinler aracığıyla ve bireyin evrendeki yalnızlığını sorgulayarak ortaya koyan

okumak için tıklayınız

Anton Semyonoviç Makarenko ‘ ya Dair – Yevgeni Balabanoviç

Makarenko 1888’de Ukrayna’da doğdu. Babası yapı res­samıydı. Makarenko daha on yedi yaşında bir delikanlıyken, bir yıl eğitim dersleri aldıktan sonra, bölgedeki demiryolu işçilerinin çocuk­larının geldiği bir ilkokula eğitmen oldu. Makarenko, ancak dokuz yıl sonra kendini geliştirme olanağını buldu. 1914’te, Poltava’daki Eğitim Kurumu’na girdi. 1917’de pekiyi dereceyle bitirdi. Genç eğitmen günlük çalışmasında büyük bir tutkuyla yeni

okumak için tıklayınız

Sherlock Holmes ; yazarının hain komplosuna rağmen hayatta kalmayı başaran dedektif – A. Ömer Türkeş

?Yaman Çelik, Keskin Bıçak, Arthur Conan Doyle, Şövalye, Vatansever, Doktor ve Edebiyatçı?? Mezar taşına yazılı bu sıfatlara bakılırsa renkli bir kişiliği, heyecanlı bir hayatı varmış Doyle?un. Tıpkı kahramanı Sherlock Holmes gibi. Ne yazık ki Doyle?un ünü zamana yenik düştü, adı kahramanı kadar anılmıyor, başından geçenler şimdilerde kimseyi ilgilendirmiyor. Oysa Sherlock Holmes güncelliğini hiç yitirmedi. Maceraları

okumak için tıklayınız

Pedro Almodovar Üstüne Düşünmeler, Erinç Büyükaşık

İspanyol yönetmen Pedro Almodovar sinema eğitimi almamış olmasına karşın sinemayı kısa film çekerek tanıyan ve ilk filmi “Pepi, Luci, Bo y otras chicas del monton” ile izleyicisine ulaşan ve ardısıra kendi prodüksiyon şirketini kuran sıradışı bir yönetmen. Kuşkusuz bu sıradışılığın gerekçesi onun sinema dilindeki tematik farklılaşma… Franco faşizminden başlayarak İspanya’nın tarihsel değişimlerine tanıklıkları kadar “Annem

okumak için tıklayınız

Mezar Güneşi – Müslüm Kabadayı

Dirim, canlı bir organizmanın enerjisini hareket, davranış, üretim vb. yollarla ortaya koyma durumu; peki ölüm ne? Doğanın diyalektiği ve yaşamın evrimi açısından baktığımızda dirim ve ölüm, aslında bir faz değişimi? Mikroskop altında hücrelerini inceleyebildiğimiz embriyonun oluşum sürecinde rol oynayan tüm unsurlar, doğada var olan diğer elementlerin belli oranlar ve koşullarda bireşimiyle gelişmekteler. Bu bireşimi kütle

okumak için tıklayınız

Nikola Vaptsarov’un hayatı. Kim ki özgürlük mücadelesinde düşerse / O ölmez… Hristo Botev

Bulgar şair Nikola Vaptsarov 24 Aralık 1909’da Pirin dağının eteğindeki Bansko kasabasında doğdu. Bansko 1912 yılına kadar Osmanlı İmparatorluğu’nun sınırları içindeydi. (Bansko: Hıristiyanlığı simgeleyen haç ile Müslümanlığı simgeleyen ay’ın giriş kapısında karşılıklı olarak bulunduğu tek yer belki de 19’ncu yüzyılda Bansko’da yapılmış olan kilisedir.) Vaptsarov’un doğup büyüdüğü yöre bağımsızlık için savaşan yurtseverlerin bir çeşit karargâhıydı.

okumak için tıklayınız

Karacaoğlan, binlerce yıl akarsular dibinde yıkanmış çakıltaşları gibi dilden dile geçerek incelmiş, güzelleşmiş, arınmış, zenginleşmiştir.

Yaşar Kemal’in yorumuyla; “Yunus Emre, Pir Sultan Abdal gibi, şiirimizin büyük ustalarından birisi de Karacaoğlan’dır. Büyük ustamızın on yedinci yüzyılda yaşadığı sanılıyor. Kökünün daha derinlerde olduğu gerçek. Epope’den Dede Korkut’a; Dede Korkut’tan koşmaya ne zaman geçilmişse, Karacaoğlan o zamandan beri sürüp gelen bir havadır; bir söyleyiş, bir duyuş biçimidir. Onun ne zaman doğduğu, yaşadığı da

okumak için tıklayınız