Kategori: Biyografiler

Hayatımın ve Şiirimin Hesabatı – Nazım Hikmet Ran

“Birkaç gündür kafamın içinde bir soru kımıldanıp duruyor. 60 yıllık ömrümün 40 şu kadar yılında şiir yazdım durup dinlenmeden. Evimde, sokakta, hapiste, trende, uçakta. Bu şiirlerin içinde ne kadarı, insanları barış için savaşa, emperyalist savaşlara karşı savaşa, millî bağımsızlık için savaşa çağırdı. Kırk şu kadar yıllık şairliğimi masamın üstüne koydum. Elimde kalabilen şiirleri okuyorum.

okumak için tıklayınız

‘Son romantik’i uğurlarken… – Murat Özer

‘Yedinci Sanatın Şövalyesi’ Rekin Teksoy’un ardından bir şeyler söylemek lâzımdı, çok zor da olsa… Onun söyleyeceklerinin sınırı yoktu, oysa bizimkilerin kifayetsiz kaldığı, kalacağı aşikârdı… Hayattan göçüp gidenlerin arkasından hep iyi şeyler söylenir, iyi şeyler yazılır. Kimisi bu cümleleri hak eden bir hayat sürmüştür, kimiyse ?âdet yerini bulsun? diye o cümlelerle uğurlanır. Bir de öyle insanlar

okumak için tıklayınız

Kitap Üstüne Kitap Koyanlar’dan: Hoca Bekir Efendi – Müslüm Kabadayı

Taş ustaları, özellikle nahit taş ustaları keski, murç, taraklarıyla resim yaparlar. Onların taşa verdikleri her süste özlemler, düşler ve doğadan yanımsalar yer alır. Eski evler, konaklar, çeşmeler, hanlar, hamamlar, köprülere renk veren bu taşların yerini beton, çelik karkas almaya başladıktan bu yana iki şey kayboldu; birincisi ?el emeği göz nuru? denen insan merkezli işçilik, ikincisi

okumak için tıklayınız

Acıların, Aşkın ve Derin Yalnızlıkların Soylu Şairi: Paul Verlaine – Bedriye Korkankorkmaz

Şiir Sanatı Musiki, her şeyden önce musiki/onun için tekli mısralardan saçma/ kıvrak olur erir havada sanki/ ağır aksak söyleyişe yanaşma. Kelime seçerken meydan senin/ bile bile bir nebze aldanmalı/dumanlısı güzeldir türkülerin/ öyle hem seçik olsun, hem kapalı. Alaz Yayıncılık yayınları arasından çıkan, Erdoğan Alkan’ın dilimize çevirdiği Paul Verlaine Yaşamı Sanatı ve Şiirleri ile Can Yayınları

okumak için tıklayınız

Bir Dönem Romancısı: Halide Edip – Erinç Büyükaşık

Cumhuriyet romancılığının temelleri kuşkusuz Kurtuluş Savaşı ‘nın siyasal ve toplumsal izleğini metnin tematik öğesi olarak belirleyen dönem yazarları tarafından atılmıştır. Bu bağlamda tarih-roman bağlamını irdelediğimizde karşımıza hem tarihsel belgeciliğin izlerini romanına yansıtan hem de kendi kurgu dünyasında siyasal tavırlarını yansıtmayı gerekli bulan iki yazarın adını anmak gerekir. Bunlardan ilki Yakup Kadri, diğeri ise kuşkusuz Halide

okumak için tıklayınız

Avrupa Ülkeleri Yaratıcısı Olmadığı Değerlerin, Yok Edicisi de Olamaz – Bedriye Korkankorkmaz

?Bırak bizi git, ey mağrur kişi, Biz vahşi, kanunsuz adamlarız. Ne işkence gelir elimizden Ne kimseyi cezalandırırız? (Puşkin. s.33) İnsan ruhuna dair kafamızda çöreklenen tüm bilmezleri bilinir yapan; yalnız Rusya edebiyatının değil; dünya edebiyatının da ahlak ve siyaset yazarı hiç tereddütsüz Dostoyevski?dir.

okumak için tıklayınız

Ruhun ve Duygunun Çıplak Dolaşan Gezgini: Dostoyevski – Bedriye Korkankorkmaz

Ne zaman, bir dosta ihtiyaç hissetsem, insansızlığın o derin sızısı beynimi ve yüreğimi kemirse, Dostoyevski ile Gide gelir aklıma. André Gide: “İbsen’ le Nietzsche’ nin yanı sıra adı geçmesi gereken Tolstoy değil, odur asıl; onlar kadar büyüktür, üçünün de en önemlisidir belki der.”( s.5) Gide?in, Dostoyevski?nin sanat dehasını Tolstoy?dan, İbsen?den ve Nietzsche’den niçin daha büyük

okumak için tıklayınız

Benim Adanalı Yılmaz Güney?im – Duran Aydın

Adana göklerine düşen yıldız sayısı kaç ?yüzbinmilyar? taneydi, hangimiz bilecektik bakalım? Sanki o yıllarda geceler daha karanlık, yıldızlar ?zibil gibi? ve çok parlak; bu yüzden de hem çok yakın, hem çok, çook uzaktılar? Yıl 1970?e varmadan, ?gâvur sıcaklarında? yaz aylarının, geceleri yoksul evlerimizin serin damlarında gülüşerek bahse girerdik:-?Bu konuşan Cüneyit olliş!? ?Get lan, Ayhan Işşık

okumak için tıklayınız

Doğumunun 75, Ölümünün 28. Yılında Adanadaşımız Yılmaz Güney – Duran Aydın

Dünyanın en eski köprülerinden biri olduğu bilinen Taşköprü, Adana?da, Seyhan Nehri üzerinde yüzlerce yıldır kenti gözetler. Bir eli doğu omzunda Yüregir?in, bir eli batı omzunda Seyhan?ın; ?sarı sıcak?tan kavrulan Adana?ya mavisinin serinliğini saçar. Taşköprü?nün doğusundan çekilmiş fotoğraflarında yamacındaki Tepebağ Mahallesi mutlaka yer alır. Nasıl almasın ki, kent içinde rakımı en yüksek yerleşim birimidir. Kıyısında bulunduğu

okumak için tıklayınız

Erhan Bener Diye Bir Yazar Var Tanıyor musunuz? – Serkan Fırtına

Türkiye?de acaba kaç kişi, kaç okur, Erhan Bener adlı yazarla tanıştı. Çok merak ediyorum, geçen günlerde küçük bir kentte katıldığım bir mini kitap fuarında, Bener?in remzi kitapevinden çıkan tüm yapıtları uygun fiyata satılıyordu. Gözlem yapmak oldum olası sevdiğim bir şeydir, özellikle kültürel konularda yapılan gözlemler, ülkenin hakim zihniyet yapısını fark etmemi sağlar. Özellikle Türkiye?nin İzmir

okumak için tıklayınız

Kemal Daysal – M. Şehmus Güzel

13 Şubat 1967?de Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) kuruluşunda Kemal Daysal Maden-İş Sendikası delegesi olarak yerini aldı. (1) Kemal Daysal makine mühendisi olduğundan beri ve mutlaka daha önceki yaşam diliminde de hep örgütçü oldu. Hem bir, bazen birkaç örgüt içinde yer aldı, hem bizzat kendisi örgütledi. Daysal?ı öteden beri tanıyan dostlarından Ali Altınkanat bu

okumak için tıklayınız

Sumru Yağmurdereli?nin Ardından – M. Şehmus Güzel

Bir abiyle bir kızkardeş ancak bizde, bizim kültürümüzde, bizimkine benzeyen kültürlerde bu kadar birbirine bağlı, bu kadar yakın, bu kadar candaş ve yoldaş olabilirler. Tanıyanlar anlatıyorlar. Tanıyanlar anlattılar ve anlatacaklar. İşte bir örnek : Hem Eşber Yağmurdereli?yi hem Sumru?yu yakından tanıyan Ömer Nazmi, abi ve kız kardeşi için aynen şunları yazıyor : « Eşber Yağmurdereli’nin,

okumak için tıklayınız

Stephen Jay Gould – Okan Yolcu

Stephen Jay Gould (1941-2002)’un hayatını araştırmaya başladığınızda karşınıza çıkacak olan şudur; Amerikalı paleontolog, jeolog, zoolog,taksonom ve bilim tarihçisi. Kendi dilinin ve kendi kuşağının en çok okunan popüler bilim yazarlarından birisidir. Yaşamının önemli bir bölümünü Harvard Üniversitesi’nde ders vererek ve New York’taki Amerikan Doğa Tarihi Müzesi’nde çalışarak geçirmiştir. Gould’un hayatı için bu açıklama çok yetersizdir. Çünkü

okumak için tıklayınız

Belleğini Yitirmeyen Şair? Kemal Özer – Mustafa Özmen

?Dostluklar kurulsun insanlar gülsün / Son bulsun savaşlar kimse ölmesin? Nesimi Çimen 2 Temmuz sönmeyen yangın Sivas? 2 Temmuz 1993? Madımak Oteli? 33 aydın, yobazlarca katledilir. Hem de güpe gündüz… bir şehrin orta yerinde? devletin valisinin, polisinin, askerinin gözleri önünde. Onlar yalnızca 33 insan değil 33 ayrı yaşamdı. Kiminin kitaplarını üst üste koyduğunda boyunu aşardı.

okumak için tıklayınız

Taha Toros – M. Şehmus Güzel

Taha Toros mutlaka çok çalışkan, üretken, yaratıcı ve paylaşımcı bir insan olarak akıllarda kalacak. Kanımca öyle olmasını o da isterdi. Çalışkan, üretken, mütevazi, sürekli araştırmak ve yazmak serüveni içinde bir yaratıcı. Birçok kitabı yanında İlk Kadın Ressamlarımız veya Fikret Muallâ 1903-1967 gibi konusunda orijinal, kolay bulunması mümkün olmayan bilgilerle dolu kitaplarını burada öncelikle anmak isterim.

okumak için tıklayınız

Bilge Düşünür Orhan İyiler – Cengiz Gündoğdu

Gerçeklerin Öğretmeni Orhan İyiler denildikte ilk aklıma düşenler? Orhan İyiler?in bir düşünür olmasıdır. Peki ama nasıl bir düşünürdür İyiler. Düşünür dendi mi, sözgelimi, kadınları, erkekleri daha genç gösterecek diye kremlerle, kokulu sıvılarla nasıl aldatacağını düşünenler de var bu dünyada.

okumak için tıklayınız

Şair’in Çınarlı Kubbeli Mavi Limanı – Bülent Kale

Nazım işgal günlerinde ‘çınarlı kubbeli mavi bir liman’ın dışına çıkma kararı aldığında İstanbul’un böyle bir adı olduğunu bilmiyordu, aslında kimse bilmiyordu; İstanbul’a bu ismi yıllar sonra Nazım kendisi verecekti. Daha 18 yaşındaydı Nazım. 920 yılı sonu, kış başıydı. Üç arkadaşıyla önce Sirkeci’den vapurla İnebolu’ya geçerler, yolculuk 75 saat sürer, oradan Ankara’ya geçeceklerdir. Nazım’ın deyişiyle ‘İstanbul

okumak için tıklayınız