Kategori: Biyografiler

Kırk yılın ardından – Burcu Aktaş

Roman anlayışı, yapıtlarında dile getirdiği düşünceler çok tartışıldı. Kitaplarıyla Anadolu’ya uygun ?yerli? bir sol düşünce oluşturmaya çalıştı. Kemal Tahir tam kırk yıl önce bugün aramızdan ayrıldı. II.Abdülhamit?in hünkar yaverlerinden Tahir beyin oğlu olarak İstanbul?da doğdu Kemal Tahir. Sadece Türk edebiyatına değil siyasetine ve sosyolojisine de ilham veren yazar, Türk tarihi üzerine yaptığı araştırmalardan çıkardığı sonuçları

okumak için tıklayınız

Bobby Sands: Şair ve Devrimci

Bobby Sands, 9 Mart 1954’te Kuzey İrlanda’da, Belfast’ın kuzeyindeki Newtownabbey bölgesinde dünyaya gelir. Çocukluğu boyunca kraliyet yanlısı Protestanların (loyalist) tehditleri dolayısıyla ailesiyle birlikte bir kaç kez ev değiştirmek zorunda kalırlar. 1969 yılında on beş yaşındayken okulu bırakarak tamirci çıraklığı yapmaya başlar, ne var ki bu işte de yalnız üç yıl çalışabilir, çünkü loyalistlerin silahlı tehditleri

okumak için tıklayınız

Bir Foto Öyküsü – M. Şehmus Güzel

Abidin Dino?nun 23 Mart 1913?te doğumunu ve geçen 23 Martta doğumunun yüzüncü yıldönümünü kutlamak için bir fotoğraf seçtim : Seçtiğim fotoğrafa gelin birlikte ve yakından bakalım : Abidin ve Güzin birlikte yürüyorlar. Fotoğraf Adana?da çekilmiş. Çeken kim acaba ? Abidin 1943 başından beri Adana?da « ikamete memur », yani sürgün, Ağustos 1943?te İstanbul?dan Adana?ya gelen

okumak için tıklayınız

Öfkeliyem – M. Şehmus Güzel

Üzgünem. Öfkeliyem. Stephane Hessel genç yaşında aramızdan ayrılmıştır ve bizi yetim bırakmıştır. Canım sıkkındır. Biliyorum « Genç olur mu be adam 95?inde » diyebilirsiniz, ben de itiraz edemem, ama inanın bana adam harbiden çok gençti. Gönlü gençti. Gülüşü gençti, « Nerede olursan ol, ne yaparsan yap tebessümünü eksik etme » derdi. Duruşu genç ve kibardı.

okumak için tıklayınız

Yetmiş yıldır eskimeyen – A. Ömer Türkeş

Bu ay yayımlanan bir kitap zamanın nasıl da hızlı aktığını hatırlattı bana. Sabahattin Ali’nin Kürk Mantolu Madonna’sından söz ediyorum. Okuduğum en güzel ve en hüzünlü aşk hikayesinden… Kürk Mantolu Madonna’ya aşk hikayesi demek, günümüzün “sabun köpüğü” çok satanlarını çağrıştırmasın. Derinlikli bir romandır Sabahattin Ali’ninkisi. Buna rağmen; II.Dünya Savaşı gibi edebiyatımızda boş bırakılmış bir dönemi, savaşın

okumak için tıklayınız

Emin Öztürk : Tarihe Tanik, Elma, Portakal, Nar – M. Şehmus Güzel

1972?de 17 yaşındaydı ve Kızıldere « katliamını » kınamak için Ordu Lisesi?nde arkadaşlarıyla iki gün dersleri boykot ettiklerinde kimse belki farketmedi bile. Basın-yayın kurumlarının haberi olmadı belki. Evet belki. Ama bugün artık biliniyor. Madem ki bunu bana bizzat ressamın kendisi anlattı. Emin Öztürk Paris?te kadim dostumuz Faruk Tepe?nin yönetimindeki Galerie d?Art Perles Rouge?daki sergisinin 15

okumak için tıklayınız

Bir Edebiyat Çınarı: Rıfat Ilgaz – Erinç Büyükaşık

?Ben sınıfın şairi Rıfat Ilgaz? diye başlar bir şiirine Ilgaz. Edebiyat yaşamında öğretmenlik ve yazarlığın ortak bir yaşanmışlıklar toplamı olarak karşımıza çıktığı Rıfat Ilgaz’ın yazar kimliği metinlerinde soluğunu yoğun olarak duyumsatan Cide, Karadeniz coğrafyası, yoksul öğrencilerin ve yoksul eğitimcinin politik duyarlılıklarıyla hissettirmiştir çoğu kez. Bu açıdan ?Hababam Sınıfı? bir sınıf alegorisi değil, Türkiye’nin eğitim açmazlarının

okumak için tıklayınız

Şükrü Erbaş Şiiri Üzerine ? Utkun Büyükaşık

Şükrü Erbaş şiiri 80’lerin ortalarında başlayan toplumcu gerçekçi çıkışın ardından kendini yenileyen, yaşayan, üretken bir şiir olmuştur. Şiirinde geniş bir konu ve tema çeşitliliği vardır.Herkesin sustuğu yerde Kürt sorununu şiirine taşımasını bilmiş,herkesin devrimci şiir yazdığı dönemlerde bir genelev kadınını yazmaktan çekinmemiştir. Nazım’ın devrim düşüncesi ile Yunus’un derviş tevekkülü aynı derecede heyecanlandırmıştır Şükrü Erbaş’ı.Yüksek sesli toplumcu

okumak için tıklayınız

Şiirle Yaşamak – Müslüm Kabadayı

Adnan Yücel, yıllar önce ?Şairler beyinlerinden ölür,? demişti. Bu eşitlik ve özgürlük için kalemiyle de mücadele eden Yücel, kaderini kendi eliyle çizmişçesine beyin kanserinden aramızdan Temmuz 2002?de ayrılmıştı. Şimdi aynı kaderi şair bir öğrencimin paylaşmış olmasının acısını duyuyorum. Henüz en verimli çağında, 38 yaşında kaybettiğimiz Antakyalı şair Özcan Özgün?ü sevgiyle anıyorum. Ailesine ve dostlarına sabırlar

okumak için tıklayınız

Hrant Dink’in Hayatı “Acımızı onurla sırtlayıp taşıyoruz.”

* “Evet kendimi bir güvercinin ruh tedirginliği içinde görebilirim, ama biliyorum ki bu ülkede insanlar güvercinlere dokunmaz. Güvercinler kentin ta içlerinde, insan kalabalıklarında dahi yaşamlarını sürdürürler. Evet biraz ürkekçe ama bir o kadar da özgürce.” 19 Ocak 2007’de Agos Gazetesi’nde yazdığı son makalesi * Kendi kimliğini ötekinin varlığına göre konumlamak hastalıktır. Kimliğini yaşatabilmek için sana

okumak için tıklayınız

Dünyayı Kendine Gömen Şair: Niyazi Börklü – Müslüm Kabadayı

?Dört elle sarılmışım dünya?ya Felek gelse koparamaz yerimden Bitmez bir türküdür yaşama Düşmez olmuş dilimden? (?Ölmezlik Türküsü? şiiri, s.102) diyen şair-eğitimci Niyazi Börklü 22 Ekim 2012?de aramızdan ayrıldı. ?Uzun Ömürler Şehri Antakya?dan 1928?de ayağa kalkıp şimdi Erdek?te uzun uzun yatan Niyazi Börklü öğretmenimizin toprağı karanfil koksun. ?Ters dönecek bir gün dünyam / Bütün ışıklar sönecek

okumak için tıklayınız

Ak Behice – İbrahim Kürşat

Düşlerin yarım kaldığını kimse iddia edemez, ama düşlerinin yarım kaldığı söylenenlerin hasretine de sevgisine de doyulmaz… Türkiye’nin, müzeye çevirilen Ulucanlar cezaevinin bir koğuşunda, koğuşun hemen girişindeki sol ranzanın ikinci katında, cumhuriyetin ilk öğretmenlerinden, ilk kadın Sosyolog, üniversiteden kovulan ilk kadın öğretim üyesi, parti genel başkanlığı yapan ilk kadın, TBMM ve Avrupa Parlamentosundaki ilk Sosyalist Türk

okumak için tıklayınız

Sherlock Holmes ölümsüz mü? A. Ömer Türkeş

19.yüzyılın sonlarında amatörce yazılan bir hikaye ile başlayan Sherlock Holmes efsanesi, polisiye edebiyatın ?Dashiell Hammet, Raymond Chandler, Agatha Christie, Georges Simenon, Patricia Highsmith gibi- en parlak yazarlarının yetiştiği bütün bir 20. yüzyıl boyunca ihtişamını hiç yitirmedi. 21.yüzyılın ilk on iki yılını devirdiğim şu günlerde görünen o ki; onca güçlü rakibe rağmen tahtını korumayı sürdürüyor. Maceraları

okumak için tıklayınız

Vera Tulyakova Nazım Hikmet’i anlatıyor.

Nâzım son eşi Vera Tulyakova Nazım’ı anlatıyor  Nâzım’ın bir özdileği vardı. İnsanlar nasıl iyi şeylere çabuk alışıyorsa kötü şeylere daha çabuk alışıyorlar diyordu. Kuyruklara alışıyorlar, eksiklere alışıyorlar. Bürokratlar siyah arabalarla dolaşırken halktan insanlar saatlerce otobüs bekleyip soğuk kış günlerinde üşüyor. İşte Nâzım bunlara hiç alışamıyordu. Bütün bunları sanki ilk kez görmüş gibi oluyordu her gün.

okumak için tıklayınız

Gezgin Kitapçımız Selim Sevim – Müslüm Kabadayı

“Antakya’dan kırk beş ileride Yayladağı’ndan on beş beride Beş kalır inildiğinde İşte orası: Kışlak 1943’te Hatay?ın Yayladağı ilçesine bağlı Kışlak köyünde doğan Selim Sevim, köyünü böyle tarif eder. O, ilkokulu köyünde bitirdikten sonra Yayladağı Ortaoku?ndan mezun olur. Daha sonra Antakya Lisesi’ne devam eder.

okumak için tıklayınız

Köy Enstitülü Bir Sağlıkçı: Mehmet Yanık – Müslüm Kabadayı

Türkiye eğitim tarihinde özgünlüğü ve ortaya çıkan verimi nedeniyle üzerinde duruşmayı en çok hak eden kurum Köy Enstitüleri?dir. Gerçekten de ülkemizin aydınlanmasında, eğitim-sanat-edebiyat ve bilim alanlarındaki gelişiminde önemli bir rol oynamış bu okul modelimiz ve uygulamaları, sonuçları üzerine tezler hazırlanmış, kitaplar, makaleler ve anılar yayımlanmıştır. Bu ilgiyi fazlasıyla hak eden Köy Enstitülerinin gün ışığına çıkmayan

okumak için tıklayınız

V. Woolf ve Kimi Yapıtları Üzerine – Selman Büyükaşık

Hep düşünmüş ve bundan acı duymuşum: Büyük yazarlar, sanatçılar mutsuzluklarından, toplumla çatışmalarından doğan acılarından damıttıklarıyla bizleri mutlu eden yapıtlar üretmişler. Üstelik bunların hemen hepsinin değerleri çok sonra anlaşılabilmiş, yaşadıkları dönemde hak ettikleri saygınlığın, sevginin ergisini tadamamışlardır. (Daha korkuncu var: Kafka, arkadaşı Max Brod?a kitaplarını yakmasını vasiyet etmiş; Fernando Pessoa 1935?te öldüğünde sandığında yayımlanmamış

okumak için tıklayınız

Türk Edebiyatında Vüs?at O. Bener – Ayşe Kaygusuz

Öykü edebiyatımızın olanaklarını zenginleştiren yazarların ilk akla gelenlerinden olan Vüs’at Orhan Bener; babası Raşit Sina?nın askere ?Samsun Sahil Koruma? ya geri çağrılmasıyla, 1922 de Samsun? da doğdu. İlkokulu Erzincan? da, orta okulu Sivas? ta okudu. Bursa Işıklar Askeri Lisesi ve Harp Okulu? nu bitirdikten sonra ordu da yüzbaşılığa kadar çıktı. ?Dost, Yaşamasız? gibi kitaplarını Etimesut?

okumak için tıklayınız