Kategori: Biyografiler

Güney’in Tasarıları – Prof Dr. M. Şehmus Güzel

Yılmaz Güney, 47 yaşında, çok genç ayrıldı aramızdan. Kısa hayatına çok şeyi sığdırmayı bildi. Ama gerçekleştirmek istediği birçok tasarısı ise onsuz öksüz kaldılar. Bu tasarılarından birkaçını burada anımsamaya ne dersiniz? Güney, sinemacı bakışını, kalemini ve kamerasını dünyanın kanayan ve mücadele verilen coğrafyalarına, Afrika’ya, Ortadoğu?ya, Latin Amerika’ya taşımak, nicedir aklında oluşturduğu ve beyaz perdeye yansıtılmak için

okumak için tıklayınız

Nezihe Meriç’in Hayatı

Nezihe Meriç 1925’de Gemlik’te doğdu, babasının görevi dolayısıyla çocukluğunu Anadolu’nun değişik illerinde geçirdi. 1943’de Eskişehir Lisesi’nden mezun olan Nezihe Meriç, İstanbul Üniversitesi’nin Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı ile Felsefe bölümlerine devam etti, ancak öğrenimini tamamlamadan okuldan ayrıldı. Öğrenim süresinde Verda Ün ile piyano çalışan Nezihe Meriç, uzun süre Heybeliada İlkokulu’nda müzik öğretmenliği yaptı (1946-56).

okumak için tıklayınız

Klasiğimiz, Marquez ? Semih Gümüş

Sayısız insanın tutkulu hayranlığını kazandıktan sonra bugün ilk akla gelen çağdaş klasiklerimizden olan Gabriel Garcia Marquez, nasıl oluyor da günümüze hem çok benzeyen, hem de yaşadıklarımıza bu denli yabancı romanların yazarı olmuştur… En çok da ”Yüzyıllık Yalnızlık” için yapılabilir bu saptama; o da yalnızca Marquez?in değil, yirminci yüzyılın başyapıtlarından sayılır. Gerçek ile fantastik olanı bir

okumak için tıklayınız

Büyük Düşünürler 1 / 1900’den Günümüze – Hazırlayan: Çetin Veysal

Editörlüğünü Mersin Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Çetin Veysal?ın yaptığı ‘1900?den Günümüze Büyük Düşünürler’ adlı kitap dizisinin ilk cildi 2009 yılında Etik Yayınları tarafından basıldı. Evrensel düzeyde toplumları etkileyen üç yüzün (300) üzerinde düşünürü kapsayacak çalışmanın 30-35 cilt tutarında, büyük boy ve her cildinin 650-800 sayfa olması ve on-on beş yıllık

okumak için tıklayınız

Belinski Ve Aydın Sorumluluğu / Ali Ziya Çamur

Dünya düşün ve edebiyat tarihine baktığımızda önemli, unutulmaz yazılar vardır. Her dönemde insanlığın gelişimine ve onuruna ışık tutan yazılar. Yazarının ölümü üstünden uzun yıllar geçse de yazıldıkları kişiler var oldukça, bu yazılar da hep var olacak, okunacak, ışık saçmayı sürdürecektir. İşte böylesine önemli ve ölmez yazılardan biri de Rus eleştirmen ve düşünür Belinski?nin gene ünlü

okumak için tıklayınız

Hüzünlü bir sevgi ustası Yusuf Atılgan’a dair – Semiha Şentürk

Yusuf  Ziya Atılgan, 27 Haziran 1921?de, Kurtuluş Savaşı?nın devam ettiği yıllarda Manisa?da dünyaya gelir. Annesi Avniye Hanım, babası ise aşar memuru Hamdi Atılgan?dır. 1922 yılının Eylül?ünde Yunanlılar kaçarken kenti yaktıklarında evleri de yanar ailenin; babası Manisa?nın Hacırahmanlı köyüne yerleşmeye karar verir. Önce bir bakkal dükkanı açar, daha sonra birkaç tarla edinir. İlkokul 3. sınıfı köyde

okumak için tıklayınız

Agostinho Neto “Yaşamdan korkmuyoruz. Bu, ölümden de korkmuyoruz demektir.”

ATEŞLER VE AHENKLER Yol üstünde zincir şıkırtıları, Kuşların şarkısı. Ormanların ıslaklığı altında, Hindistan cevizi ağaçlarının yumuşak musikisinin serinliği Ateşler, çimende ateş, Kayat’ın madensi sıcak yapraklarında ateş. İnsanlığın büyük göçlerini

okumak için tıklayınız

Lubomir Levçev ‘in Sanatı ve Şiirleri “Ozanlığın en önemli niteliği cesarettir.”

1935 yılında Trojans doğan Lubomir Levçev, çağdaş Bulgar şiirinin günümüzdeki en tanınmış, en çok çevrilmiş ve yayınlanmış temsilcisi. 50’den fazla kitap ve 60 çevirileri vardır. Onun şiiri, çağdaş yaşamın günlük yansımaları üstüne kuruludur. Ama bu yansımalar, en sıradan ayrıntıları olduğu kadar, en köklü sorunları, en büyük davaları da içermektedir. “Çoğu şiirlerine bir konu, bir olay

okumak için tıklayınız

İnci dizili kolyeli büyülü bir kadına ? Mert Sarı

Edebiyatsever bir iktisat Profesörü hanımefendiye? Hocam iktisatçı Profesör Doktor Türkel Minibaş?ın eşsiz anısına? İstanbul Üniversitesi?nin bahçesindeki ulu kestane ağaçlarının arasında oturduğum banka günışığı demetleri saçılıyordu. İstanbul mayıslarının bildik serinliğine baygın bir bahar kokusu karışıyor. Baharın gergin delişmenliği biyoritmlerime yansımış olması gerekti. Serde gençlikte olunca içimde her türlü haksızlığa karşı bir vur-kırcılık etkisi kaynıyor. Bu ülke,

okumak için tıklayınız

Nâzım’la Birkaç Saat – Prof. Dr. M. Şehmus Güzel

Nâzım Hikmet?in 107 yaşına girdiği Ocak 2009 aynı zamanda Küba Devrimi?nin ellinci yıldönümü. Nâzım Hikmet, Mayıs 1961?de Havana?ya, Dünya Barış Kurulu adına Fidel Castro?ya «Dünya Barış Ödülü» nü vermek üzere gittiğinde bu şirin adanın ve ihtilalci çocuklarının çoşkusuna kendini kaptırıvermişti : Havana Röportajı?nı bu duygu içinde yarattı. Bu açıdan bu iki tarihi olayın birbiriyle çakışması

okumak için tıklayınız

Nâzım, Paris Gülüm – Prof. Dr. M. Şehmus Güzel

Fotoğraf: Nazım Hikmet 1958’de Paris’te Abidin Dino ve Fransız dostlarıyla. (M. Şehmus Güzel Özel Koleksiyonu) NÂZIM HİKMET ?GÜLÜM? ADINI TAKTIĞI FRANSA?NIN BAŞKENTİYLE MAYIS 1958?DE TANIŞTI: O GÜNLERDE GENERAL CHARLES DE GAULLE?ÜN ŞAİBELİ BİR BİÇİMDE BAŞBAKANLIĞINA ATANMASINA MUHALİF VE BUNU PROTESTO ETMEK İSTEYEN FRANSIZ KOMÜNİST PARTİSİ (FKP) İLE GENEL İŞ KONFEDERASYONU (CGT), ON BİNLERCE EMEKÇİNİN KATILDIĞI

okumak için tıklayınız

Elias Petropoulos Nam Adem – Prof. Dr. M. Şehmus Güzel

( 26 Haziran 1928, Atina- 3 Eylül 2003, Paris) Önce soyisminden başlamalı : Uzun yıllar Fransa?da yaşadığı için soyisminin yazılışını Fransızcaya uydurmak zorunda kaldı, okunurken hata yapılmasın diye. Petropulos yerine o zaman Petropoulos biçiminde yazmak gerekti. Elias, 26 Haziran 1928?de Atina?da dünyaya geldi. Babası memurdu ve o nedenle Selanik?te geçirdi çocukluğunu ve ilk gençliğini. Dolayısıyla

okumak için tıklayınız

Harold Pinter Hakkında… Temel Demirer

“Ataların ocağına sahip olmak, asla onların küllerini korumak değil; ateşi yakmaktır.”1 Ondan söz ederken, Abraham Lincoln’un, “Doğmamış yarın ve ölü dün…” formülasyonundaki bugün ile sınırlanırız… O hülyalı-acılı bir somutun insani ve yazarıdır… Onun için gerçek daima devrimcidir… Bu nedenle O; “Yanlışlıklar denizine gömüldüğü hâlde, umutla bekleyebilen insan ne talihlidir,” diyen W. Goethe’ye aldırmaz… Aksine, yazdıklarında/

okumak için tıklayınız

Mela Ehmedê Ciziri’ nin Hayatı

Mela Ehmedê Ciziri ?Aşkın Piri? olarak tanınır. Aşk şiirleri kısa bir süre öncesine kadar evlerde eşler arasında karşılıklı okunurdu. Bunların dışında divanının her bir bölümü kendi başına bir bilinç ve sanat kaynağıdır. *”Asıl adı Ehmed olan Melayê Cizîrî, Kürt tasavvuf şiirinin en önemli temsilcisidir. Onun Divan?ı geleneksel eğitim sistemi içinde temel derslerden biri olarak görülmüş,

okumak için tıklayınız

Özdemir Nutku ‘nun Hayatı

Özdemir Nutku, 12 Ocak 1931′ de İstanbul’ da doğdu. İlkokuldan sonra 1942′ de Robert kolejine girdi ve hazırlık sınıflarıyla birlikte sekiz yıllık orta eğitimden sonra 1950′ de B.A. derecesiyle mezun oldu. 7 yaşında piyanoya başlayan ve 1949 yılında ilk ve son klasik piyano konserini veren Nutku, ellili yıllarda bir caz kuarteti kurarak caz piyanisti olarak

okumak için tıklayınız

Süleyman Okay – Prof. Dr. M. Şehmus Güzel

Tanınması gereken insanlar vardır. Ama yeterince tanınmazlar. Tanınamazlar. Bu onların mütevazi olmalarından kaynaklanabilir. Onların yaşadıkları dönemlerin kendilerine özgü özelliklerinden gelebilir. Unutulmamasında yarar var : 1960?larda ve 70?lerde bu kadar dergi, bu kadar günlük gazete, günlük gazetelerin bu kadar bölgesel ve/veya edebi eki yoktu. Bu kadar yerel ve ulusal televizyon kanalı bulunmuyordu. Televizon denen « alet

okumak için tıklayınız

Sevgi Soysal’ın Hayatı

Bu yazı, Sevgi Soysal’ın edebiyatını, edebi formlar açısından yepyeni bir bakışla ışıtmak ya da bilinen pırıltılarını temize çekmek amacıyla yazılmadı. Cemre çoktan düştü çünkü. Soysal’ı beraberinde getirdiği bahar, yaza evrilmeden kaybettik. Geriye kitapları kaldı, 40 yıllık ömrünü paylaştığı, yazdığı, yaşadığı kadınlar… Kendisinin çok özel ve farklı kadınlığı… Sanki lise bittikten yıllar sonra sınıf arkadaşlarıyla bir

okumak için tıklayınız

Jaklin Çelik ‘in Hayatı

1968 yılında Diyarbakır’da doğan Jaklin Çelik, 1970 yılında ailesiyle İstanbul?a yerleşti. Gedikpaşa?daki Surp Mesropyan Ermeni İlkokulu?nda ve Çemberlitaş Kıs Lisesi?nin orta kısmında okudu. Daha sonra iş hayatına atıldı. 1996 yılından itibaren Türkiye?deki çeşitli dergi ve gazetelerde (Öküz, Fesat, Varlık, Haliç Edebiyat) öykü ve söyleşileri yayınlandı. 1997 yılında İstanbul?da Ermenice-Türkçe yayımlanan Agos Gazetesi?nde basın yayın sayfası

okumak için tıklayınız

Mehmet Eroğlu ‘nun Hayatı

2 Ağustos 1948 tarihinde İzmir’de doğan Mehmet Eroğlu, çocukluk yıllarını edebiyat öğretmeni olan babası Faik Eroğlu’nun görev yaptığı Osmaniye ve Aydın’da geçirdi. Babasının tayin olduğu şehirlerden Uşak’ta başlayan ilköğrenimini kısa bir süre Edremit’te sürdürdükten sonra, ilk okulu 1960 yılında İzmir Karşıyaka’daki Ankara İlk Okulunda tamamladı. Aynı yıl -şimdiki adı Bornova Anadolu Lisesi olan- İzmir Maarif

okumak için tıklayınız

Mıgırdiç Margosyan?ın Hayatı

Diyarbakır?ın Hançepek Mahallesi’nde (Gâvur Mahallesi) 1938 yılında doğan Margosyan, ortaokuldan sonra öğrenimine İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümünde devam etti. 1966-72 yılları arasında Üsküdar Selamsiz’daki Surp Haç Tibrevank Lisesi?nde felsefe, psikoloji, Ermeni dili ve edebiyat öğretmenliği ve okul müdürlüğü yaptı. Daha sonra öğretmenliği bırakarak ticarete atıldı. Edebi çalışmalarını aralıksız sürdürdü. Marmara Gazetesi?nde yayımlanan Ermenice öykülerinin

okumak için tıklayınız