Kategori: Biyografiler

Öfkeli bir şair: Sylvia Plath – Raşel Rakella Asal

“Başarısızlık şairin en büyük korkusu ve karşısında hayal gibi duran sürekli arkadaşıdır..” Dave Smith 1932 de Boston’da doğdu. Doğuştan yetenekli, çok disiplinli ve çalışkan bir öğrenciydi. Smith College’indeyken başarı üstüne başarı elde ediyordu. Katılıp da kazanmadığı şiir yarışması neredeyse yoktu. Edebiyat dalında çok üretken bir yazar olmaya çalıştı. Olaylar herkesi etkilediğinden daha fazla etkiledi onu. Cambridge

okumak için tıklayınız

Thomas Edison’un 1909 yılında Mark Twain ‘ı çektiği görüntüler

Büyük mucit Thomas Edison, 1909 yılında Mark Twain’in evini ziyaret etti. Edison’un çektiği görüntülerde Mark Twain evinin etrafında dolaşıyor ve kızları, Clara ve Jean ile birlikte kahve içiyorlar. Film sessiz ve bozulmuş olduğu gözüküyor. Ama yazarın bilinen tek filmi. Twain, bu filmden bir yıl sonra kalp rahatsızlığından hayatını kaybediyor.

okumak için tıklayınız

Nikolay Gavriloviç Çernişevski’nin Hayatı ve Felsefesi

19. yy. Rusyası’ndaki demokratik radikalizmin temel teorisyenlerinden biri, düşün ve sanat adamı. Hayatı ve Eserleri N.G. Çernişevski, 12 Temmuz 1828’de, Saratov’da bir Ortodoks rahibinin oğlu olarak dünyaya gelmiştir. O, ilk başta rahip olabilmek için teoloji eğitimi gördüyse de, daha sonra fikrini değiştirerek St. Petersburg Üniversitesi’nde tarih ve filoloji eğitimi almıştır. Üniversite eğitimi boyunca, Hegel ve

okumak için tıklayınız

Nietzsche: Üzerinde durduğumuz buz öyle inceldi ki hepimiz meltem rüzgârının sıcak, tehlikeli nefesini hissediyoruz.

Özgürlük Vaizi “Büyük olmak demek, yön vermek demektir.” “Önümüzdeki Avrupa savaşlarından sonra insanlar beni anlayacaklar.” – son yazılarının tam ortasında yükselir bu peygamberce söz. Çünkü gerçekten de, bu büyük uyarıcının hakiki anlamı, onun tarihsel zorunluluğu ancak yüzyıl dönümündeki dünyamızın gergin, tedirgin ve tehlikeli hali içinden bakıldığında anlaşılır: Her bulut kümesini, her fırtına sezgisini sinirden zihne,

okumak için tıklayınız

Ünlü Ressamların Hayatını Konu Alan 11 Film

1. Frida Yapım: 2002 Film, sanat tarihinin sıradışı insanlarından biri olan Frida Kahlo’nun hayatını anlatıyor. Frida’nın meşhur aşkı, bir kadın düşkünü olan Diego, Frida’ya ‘kendini farklı kadınlarla birlikte olmaktan alıkoyamayacağını, ama özünde sadece O’nu seveceğini’ söylemiş ve Frida tarafından anlayışla karşılanmıştır. Ancak zamanla ilişkileri problemli bir hal almaya başlar. 2. Girl With a Pear Earring Yapım:

okumak için tıklayınız

Özgün Bir Türk Yazarı Yusuf Atılgan – Ahmet Ümit

Sanatta önemli olan farklı bir bakış açısı yakalayabilmek, farklı bir biçim kurabilmek, denenmemiş olanı denemek, yaratılmamış olanı yaratmaktır. O ünlü deyişi herkes anımsar: “Güneşin altında yaşanan her konu, her olay yazılmıştır.” Aşk, cinsel isteğin önüne ilk engeller konulduğu günden beri işlenegelmektedir. Kahramanlık, insanoğlu korkusunun farkına vardığı andan beri sanatın konusu olmuştur. Açlık, yoksulluk, mağaradaki atalarımızın

okumak için tıklayınız

Yusuf Atılgan’ın oğlu Mehmet Atılgan, babasının neler izlediğini ve neler okuduğunu anlatıyor

Seçil İpek: Neler izler neler okurdu o dönem, özellikle aklınızda kalan bir şeyler var mı? Mehmet Atılgan: Sinemaya çok düşkün olduğu birçok yerde yazılmıştır zaten. O zamanlar adı Sinema Günleri olan İstanbul Film Festivali’ni her yıl takip ederdi. 60’lar- 70’ler ABD otör yönetmenlerini çok severdi özellikle. Sam Peckinpah, Alan Pakula, Stanley Kubrick, Coppola çok sevdiği

okumak için tıklayınız

Yusuf Atılgan’ın oğlu Mehmet Atılgan, babasının cezaevi sürecinin sonrasını anlatıyor

Cezaevi sürecine gelirsek o zaman, 1944 yılında 10 aylık bir mahkûmiyeti söz konusu. Bu, hayatındaki dönüm noktalarından biri diyebiliriz. 10 aylık cezaevi süreci, öğretmenlik hakkının elinden alınması ve köye dönüşü… Sonrası için hep, “solcularla olan bağını kesmişti” diye yazılıp çizildi örneğin. O günlerin etkileri nasıldı üzerinde? O dönemini pek bilmesem de Vedat Türkali’yle çok yakın

okumak için tıklayınız

Yusuf Atılgan’ın oğlu Mehmet Atılgan’ın babasını bir okur olarak değerlendirmesi

Bir okur olarak, yazar Yusuf Atılgan’la tanışma deneyiminiz nasıldı? Ben Aylak Adam’ı 15 yaşında okudum. Lise birin yazıydı. Her yazar çocuğunda böyle bir şey var mıdır bilmiyorum, çok da gencim sonuçta ve kitabı okumaya başlarken, “ne yani babam yazdı diye sevmek zorunda mıyım” hissim vardı. Sonra çok beğendim Aylak Adam’ı. “Vay be babam iyi yazarmış

okumak için tıklayınız

Yusuf Atılgan: Korkuluksuz bir köprüde yürür gibi.

“Tutamak sorunu dedim. Dünyada hepimiz sallantılı, korkuluksuz bir köprüde yürür gibiyiz. Tutunacak bir şey olmadı mı insan yuvarlanır. Tramvaydaki tutamaklar gibi. Uzanır tutunurlar. Kimi zenginliğine tutunur; kimi müdürlüğüne; kimi işine, sanatına. Çocuklarına tutunanlar vardır. Herkes kendi tutamağının en iyi, en yüksek olduğuna inanır. Gülünçlüğünü fark etmez. Kağızman köylerinden birinde bir çift öküzüne tutunan bir adam

okumak için tıklayınız

Christy Brown’un Hayatı

Yirmi üç çocuklu duvarcı ailenin, hayatta kalabilen onüç çocuğundan biri olarak Dublin’de doğdu. Doğuştan beyin felçli olarak dünyaya gelmişti. Beyin felci kurbanı olduğu için konuşmasını ve hareketlerini kontrol edemiyordu; sol ayağı hariç.  Yaşamı boyu yardıma muhtaç olarak yaşaması, tekerlekli iskemleye mahkum olması, onun İrlanda edebiyatının büyük yazarları arasına girmesini engellemedi. Christy Brown büyürken aileyi sürekli

okumak için tıklayınız

Ziya Gökalp’in İntihara Teşebbüsünün Nedenleri

Geçenlerde bir arkadaşla ZİYA GÖKALP’in 1894’te 18 yaşındayken intihara teşebbüsünün nedenleri hakkında konuşuyorduk. Eve gelince Rohat Alakom’un Ziya Gökalp’in Büyük Çilesi Kürtler (Avesta, 2011) kitabından tekrar kontrol ettim bildiklerimi. Merak edenlerle paylaşıyorum. Ziya Gökalp alnının ortasına tabanca ile ateş etmiş ama ölmemişti. Olaya müdahale edenlerden Abdullah Cevdet’e göre kan içindeki başı sarılı Ziya Gökalp’in ilk

okumak için tıklayınız

Dünyaca Ünlü Solak Yazarlar

Solaklığın sebepleri hâlâ tam olarak açıklanabilmiş değil; çevre, genetik gibi etkenlerin etki etmiş olacağı halihazırda araştırılırken, solaklık, eski çağlarda kötülüğün ve şeytaniliğin simgesi olarak görülüyordu. Oysa ki tarihte solaklar, yaratıcılıklarıyla dikkat çekmiş, sanatın farklı alanlarında değerli eserler ortaya koymuştur. Solakların arasında felsefe ve edebiyata yön vermiş pek çok isim de bulunuyor. Sigmund Freud Nietzsche Mark

okumak için tıklayınız

Dracula’nın yaratıcısı hakkında az bilinen 10 gerçek

Telegraph da bir asırı çoktan deviren bu güzide eseri yazan ve bir dönem Daily Telegraph’ta da çalışan Bram Stoker hakkında hem hafızaları tazelemek hem de yazarı anmak için bir liste hazırladı. Gelin, Stoker’ın hayatının kısa bir özeti olarak adlandırabileceğimiz bu listeye yakından bakalım: 1- Bram Stoker aralarında Dracula’nın ve Yedi Yıldızlı Mücevher’in de bulunduğu 12

okumak için tıklayınız

Kamuran Şipal’in Hayatı

Çağdaş Alman edebiyatından yaptığı önemli çevirilerle tanınan Şipal’in Almancadan Türkçeye çevirdiği yazarlar arasında Franz Kafka, Alfred Adler, Ingeborg Bachmann, Wolfgang Borchert, Heinrich Böll, Alfred Brauchle, Bertolt Brecht, Max Brod, Elias Canetti, Sigmund Freud, Gustav Hans Graber, Günter Grass, Carl Gustav Jung, Thomas Mann, Rainer Maria Rilke, Robert Musil, Bernhard Zeller, Hans Zulliger ve Hermann Hesse

okumak için tıklayınız

Alexander Luria kimdir? Hayatı

Alexander Romanovich Luria (16 Temmuz 1902 Kazan, Rusya – 14 Ağustos 1977 Moskova, Rusya) , çoğu zaman modern nöropsikolojik değerlendirmenin babası olarak tanınan , önemli bir nöropsikologdu . Halen çeşitli şekillerde kullanılmakta olan II . Dünya Savaşı beyin hasarı mağdurlarıyla yaptığı klinik çalışma sırasında kapsamlı ve orijinal bir nöropsikolojik test pili geliştirmiştir . Genel olarak

okumak için tıklayınız

Hayatları Ruhsal Rahatsızlıklar ile Geçen 28 Ünlü Yazar

Edebiyat ve yazarların ruhsal durumu sıklıkla tartışılan konulardandır. Kimi görüşlere göre, yazarların sahip oldukları ruhsal sorunlar onların yaratıcılığını tetiklemektedir. Bazı görüşler ise yaratıcılık ve deha ile deliliğin doğrudan açıklanamaz birtakım yakınlıklarının olduğunu öne sürmektedir. Bu durum henüz bilim tarafından aydınlatılamamış olsa dahi, yazarların ve düşünürlerin karmaşık ruhsal durumlar içinde bulunduğu, toplum ile uyuşmazlıklar yaşadığı ve

okumak için tıklayınız

Saim Alpago Hakkında Bilgi – Ayhan Hüseyin Ülgenay

SAİM ALPAGO / “SAİM İSTİRAÇOĞLU” 1334 ( 1919 ) Tokat / Reşadiye / Gedehor doğumlu Baba adı; Ali, Ana adı; Müzeyyen İlk soyadı İSTİRAÇOĞLU evli ( 05.08.1945 ) üç çocuk babası Hakan ALPAGO ( ölümü 1995 ), Erkan ALPAGO, Emre ALPAGO ( ölümü 2010 ) İlk ve Orta Okulu Tokatta okudu Liseyi Adana da bitirdi

okumak için tıklayınız