Kategori: Makaleler

Kargalar da bir gün okur…

Akıllı Ol, Kargaya Bulaşma! Yapılan son araştırmalara göre, bir kargayı kızdırdığınız takdirde, yüzünüzü beş yıl boyunca unutmayabiliyor. Araştırma sonucundaki bulgular, kargaların ?tehlikeli insanlar? olarak gördükleri kişilerin yüzlerini, sıradan bir kuşun ömrü olarak belirtilebilecek bir süre boyunca hatırlayabildiğini gösteriyor. Bir karga tehdit altında hissettiğinde bu kişilere saldırabilir; akrabalarını, hatta bazen tanımadığı diğer kargaları da toplayıp bir

okumak için tıklayınız

Yasaklı Bir Dilin Homeros’u Dengbéjler – Özkan Öztaş

Modern insanın elli bin yıllık bir tarihi olsa da yazıya dair en eski bulguya M.Ö. yaklaşık 3500 yıllarında rastlıyoruz. İlk olarak Mezopotamya?da Sümerlere ait olduğunu bildiğimiz çivi yazısı ile yazılı kültür başlamış ve ?tarih? kayıt altına alınmaya başlanmıştır. İlginçtir ki yazıyı ilk kez keşfeden bu coğrafya, yine kendisini izleyen yüz yıllar boyunca yazıyı en az

okumak için tıklayınız

Komünist Piyasa Ekonomisi için ne dersiniz? – Suat Kamil Aksoy

Sosyalist yeniden kuruluş adı altında yeni bir partiye evrilmesi umut edilerek başlatılmış olan toplantılar ve tartışmalar devam ediyor. Bu tartışmalarda bugüne kadarki birlik ve yenilik çabalarını aşan bir noktaya erişilip erişilemeyeceği hakkında olumlu ya da olumsuz bir fikir öne sürmek ihtiyacında değilim. Ertuğrul Kürkçü bu tartışmalara start verirken kendi deneyiminin de özeti olan bir kaç

okumak için tıklayınız

Savaşa karşı roman! – Burhan Sönmez

Birinci Dünya Savaşı sırasında askere alınan Fransız şair Aragon henüz 19 yaşındaydı. Savaşa giderken, ailesi ona gerçeği söyledi: Ablası bildiği kadın, aslında annesiydi. Onları evlatlık aldığı sanılan kadın, büyükannesiydi. Ona vaftiz babalığı yapan adamınsa gerçek babası olduğunu öğrendi. Ona her şeyi söylediler, çünkü ölüme giden yolda kendi gerçeğini bilmek onun hakkıydı. Savaş ve ölüm kelimeleri,

okumak için tıklayınız

Eyüboğlu’nun Veysel’i ve Halk Şiiri – Zafer Köse

?Türk şiirinin Cumhuriyete kadar ne türlü bir çıkmazda olduğunu görmek için eskiden beğenilen herhangi bir şiirine bakmak yeter. Halktan uzak kalmak şairlerimize öyle pahalıya mal olmuş ki bugün hiçbiri kendi milletiyle tercümansız konuşamıyor. Halbuki şair kendi milletinin tercümanı olacaktı, nerede?? Bu satırlar Sabahattin Eyüboğlu?nun 1952?de Varlık?ta yayımlanan ?Halk Şiiri ve Âşık Veysel? yazısından.

okumak için tıklayınız

Gününden Önce Doğan Bir Roman Nasıl Yapmalı ve Çernişevski – Asım Gönen

Bazı eserler vardır; bir kez okunduktan sonra etkileri bir daha akıldan çıkmaz. İşte Çernişevski?nin Nasıl Yapmalı isimli romanı tüm okuyanların belleklerinden çıkmayacak bir eser. Yazılışından bu yana yüz elli yıla yakın bir zaman geçmiş olmasına karşın, kitaplıklarda baş kitaplar arasında yer alması da ayrıca bunun bir göstergesi. Tersine bazı eserler de sonuna kadar ya okunur

okumak için tıklayınız

4. Edebiyat Günleri?nde Ölüdeniz?le Can Bulmak – Duran Aydın

İlginizi çeker mi bilmiyorum, ama az sonra okuyacağınız Söylence No: 1, bana göre, Ölüdeniz?in neden adının ?ölü bir deniz? olduğunu yeterince açıklayamıyor. No: 2 de öyle! Birinci söylence özetle şöyle: Bir deniz savaşında Lidya Kralı?na yenik düşen Likya Kralı gerideki yaralı, çocuk, yaşlı kadın ve erkeklerine güvenceli bir yer arar. Yolları Belceğiz açıklarına düştüğünde fırtına

okumak için tıklayınız

Yaşar Kemal’in Işığı – Zafer Köse

Yaşar Kemal, Bir Ada Hikayesi dörtlemesinde, sadece bir adada yaşananları anlatmıyor. 1920’lerde, mübadele kararıyla boşaltılmış Karınca Adası’na gelip terk edilmiş evlere yerleşen insanların kendilerine bir hayat kurmalarından bahsetmek değil derdi. Bir ada yaratıyor. Bir dünya yaratıyor. Dörtlemenin ilk kitabında, Poyraz, adaya öyle bir ayak basıyor ki! Kuşların böceklerin, çiçeklerin ağaçların, efil efil esen yelin ve

okumak için tıklayınız

Ahmet Say’ın ‘Ağaçlar Çiçekteydi’si – Serdar Türkmen

İnsan kendisini yazabilir mi? Elbette her yazılan biraz ya da epeyce yazarıdır. Olur mu peki, hem süzgeç ol, hem de süzülen? Oto-biyografinin, herkes tarafından bilinen riskine kolayca bağlanabilecek bu cümleden sonra, ?bize bilmediğimiz bir şey söyle? denirse, içinde insan değil de sayılar, yaşam akışı değil de kronoloji, bağlantılı filler ve sebep-sonuç ilişkisi değil de listeler

okumak için tıklayınız

Bir sinema şiir buluşması ?rüzgar bizi sürükleyecek? – Erinç Büyükaşık

Avrupa sinemasının ve Amerikan sinemasının gişe değeri düşünüldüğünde bugün Montreal Film Festivali, Cannes gibi nice saygın festivalde haklı bir yer edinen İran sinemasının edindiği itibar çoğu sosyopolitik koşullara inat İranlı yönetmenlerin başarısı olarak görülebilir. Üstelik şiir, edebiyat ve estetiğin yabana atılamayacak dozda yerini bulduğu bu filmler şeriata rağmen metaforik anlatımın ustalığında karşımıza çıkmaktadır. 1900?lerden itibaren

okumak için tıklayınız

“Dilde Kabadayılık Sökmez”- Duran Aydın

?Büyük şair? mi; böylesi bir nitelendirmeyi burada bir başıma yapmak bana düşmez. Ama, ?ustaların ustası? olduğu tartışma götürmez İlhan Berk?imiz çırağı Hüseyin Alemdar?a, ?Şairim diyorsan sabahın laciverdi yıldızları yutmadan, müezzinden önce uyanmalısın.? dediğinden habersiz, çok çok öncelerden, tam da bunca uyurum? Şöyle deliksiz, sabah 8, hele 9?lara kadar nasıl uyunur, hiç bilemedim! Akşamları ?gece?ye uladığımız,

okumak için tıklayınız

?Evrensel? geveze: Ofwfq – Nalân Mahsereci

Ofwfq karakterine verdiği özelliklerle İtalo Calvino bilim etkinliğini metaforlaştırmıştır. Gerçeğe ulaşmak, gerçeği kavramak için evrene, doğaya bakan, insanoğlunun bilim gözüdür Ofwfq. Öte yandan, evrenin ve canlılığın başından geçenleri, kendi başından geçmiş gibi anlatması, Ofwfq?u ilkel insanın söylemine yaklaştırır. İnsanın ulaştığı bilgi düzeyinde evrene, canlılığa, doğaya dair oluşturduğu soyut kuramları, Ofwfq ilkel insanın diliyle, üslubuyla anlatır.

okumak için tıklayınız

Orta Anadolu Kürtleri ve “Masumlar” – Özkan Öztaş

?Hatırlamak, işlenmiş bir günahın teyididir bazen.? Eğer o günahı işleyen değil de yok yere cezasını ödeyenseniz, masumsunuz demektir bir yanıyla da. Evet, işlenmemiş bir günahın cezasıdır, Orta Anadolu?ya yapılan göçler. Ancak bu göçlerin kimi göçlere göre büyük bir farkı vardır. O da yapılan göçlerin kitlesel oluşu ve gittikleri yerlerde, ?kendilerinden olmayanları içlerine almadan? yerleşkeler kurmalarıdır.

okumak için tıklayınız

Bilgesu Erenus?un İki Metni Üzerine Politik,Toplumsal Çözümleme – Erinç Büyükaşık

Bilgusu Erenus 1960?lardan başlayarak siyasetin yazma sürecini beslediği üretken yazar kuşağı içinde yer almıştır. Yazmanın politikliği, darbenin sancılı serüveninde aydının yozlaşmışlığı ve yabancılaşma temalarıyla karşılığını bulan Erenüs anlatıcılığı tiyatro metinleri, senaryolarla somutlaşmaktadır. Sözünü edeceğimiz iki metin farklı tematik alana sahip olmakla birlikte Türkiye ve dünya siyasetine dair birçok sorunsalı ?aydın? sorgulamasıyla pekiştirmesi adına birlikte değerlendirmeye

okumak için tıklayınız

Kapitalizmin Soytarısı: Cem Yılmaz (Gülmenin İdeolojik Çözümlenmesi) – Serkan Engin

– Charlie Chaplin?in ?Modern Zamanlar? filmi ile Cem Yılmaz gösterileri arasındaki fark, komedi ile post-modern soytarılık arasındaki farka en iyi örneklerden biridir. ?Bir insanın nasıl güldüğünden terbiyesini, neye güldüğünden zekâsını anlarsınız? der Rumi. Önce gülen kişinin nelere güldüğü ile zekâsı arasındaki ilintiye bakmak gerekir, ama bu kesinlikle eksik kalır. Nelere gülündüğü ile gülen bireyin duyarlılığı

okumak için tıklayınız

Düşe Yatmak – Erinç Büyükaşık

Düşlere sığınır mı yüzyıllardan akan gelen mit? Düşlerimiz yeter mi kurmaca anlatıcıları dipdiri yaşatmaya? Sabahın yarı uykulu hallerinde beni bana anlatan bir anlatıcı peydah oldu yeniden. ?İnsanın yeryüzünde yaşamadığı bir zamanlar yer ve göğün mutlu karı kocalığında çocukları Güneş Ay?ı, Sis Güneş?i yakalamaya çalışıyor.? Anlatıcımın aktarımındaki düzlüğe içerliyorum sesli olarak, düş coşkuyla anlatılmalı.

okumak için tıklayınız

Sözcükçüler ölmesin – Duran Aydın

Geçen haftalardan bir gün, eşimin anne soyunun hâlâ yaşadığı köyde yengemden, ?Giden kış biber ektiydim, bitmedi!? tümcesini işitir işitmez kulaklarımı açıverdim. Anlaşılan, dayımızın zamansız ölümünden sonra yengemize kalan hayatın üstesinden gelme işi; onu, köy yerinde yaşayan (hiç olmazsa kocaları ölmemiş) diğer kadınlardan oldukça fazla yorar olmuş. Bu, bir köyde sakin, sessiz yaşamak, biz kentlilere kolay,

okumak için tıklayınız

Edebiyatımızın Kaktüslerinden: Ali Yüce – Müslüm Kabadayı

Sevgili edebiyat dostları, değerli Ali Yüce?nin hemşehrileri ve kadim dostları merhaba! Biliyorum ki burada, sadece edebi kişiliği ve eğitimciliği üzerine değil, Ali Yüce?yle arkadaşlığı üzerine de çokça anısı, söyleyecek sözü olanlar var. Bunların da gün ışığına çıkarılıp Hatay?ın yetiştirdiği büyük şair Ali Yüce?nin bilinmeyen yönleri olarak yayına kavuşturulmasında yarar gördüğümü belirterek konuşmama başlamak istiyorum. Ali

okumak için tıklayınız

Bir Ferid Edgü Yazısı veya Yazmanın Eylem Hali Üzerine – Erinç Büyükaşık

Türk edebiyatında modern anlatının oluşumunda payı yadsınamaz üç isimden söz edebiliriz. Yetmişlerin siyasal coşkusunun bireydeki gelgitlerini farklı noktalardan ele alarak bireyin gözünden toplum ve yaşanan coğrafyayı anlatan bu iç isim Oğuz Atay, Yusuf Atılgan ve Ferid Edgü?dür. Kendine özgü bir üslubu yakalama kaygısı, yazmanın eylem halinde bireyi ve onun kuşatan toplumsal gerçeği metindeki kırılmalarla yansıtma

okumak için tıklayınız

Abdal geleneğinin son temsilcisi: Neşat Ertaş

Asırlık bir kültürel mirasın son temsilcisi, Anadolu halk müziğinin son efsanesi, Abdalların sonuncusu Neşat Ertaş, aramızdan ayrıldı. Bir zamanlar sadece ve sadece “Kırşehirli Mahalli Sanatçı” olarak bilinen Neşet Ertaş’ı binlerce, hatta milyonlarca saz çalıp türkü söyleyen diğerlerinden ayıran nedir? Onun sazı ve sesinin insanı büyüleyen sırrı nereden gelir? Neredeyse yarım asırdır gerçek anlamda gönül telimizi

okumak için tıklayınız