Kategori: Makaleler

Mitik ‘Canavar’dan Sinemanın Kopya ‘Canavar’ına – Erinç Büyükaşık

İnsanlık tarihinin mitik döneminden itibaren bütün inanmaların ortak bir ?kötülük? algısı din temelli oluşturulmuştur. Kültürün politik bir meta olarak irdelendiği modern metinlerde de ?kötülüğün? sinemasal üslup içerisinde bu ?mitik? geçmişe sarılması insanlığın aradığı estetik algısının ezberbozanı gibi görülebilmiştir. Vahşet, vahşilik, öteki olma durumu, canavarlar, kaostan doğan korku öğeleri insanın ilk yaratmalarından bugüne gözardı edilenin göz

okumak için tıklayınız

Küçük kırmızı balıklara – İrem Halıç

?Bu derenin ucunun nereye çıktığını gidip görmek istiyorum. Başka yerlerde neler olup bittiğini gerçekten bilmek istiyorum. Böyle amaçsızca yüzmekten bıktım usandım?? Küçük Kara Balık geçti o dereyi, ama Behrengi geçemedi, izin vermediler. 1939?un Haziran ayında Azerbaycan?ın Tebriz kentinde doğmuş Samed Behrengi. İki erkek, üç kız kardeşi varmış. İlkokulu bitirdikten sonra Tebriz?deki Öğretmen Okulu?nda okumuş. Öğrenimini

okumak için tıklayınız

Yazmak ve Okumak Eylemi (Devam Yerine) – Erinç Büyükaşık

Yüzyıllardır sanatın öyküsü üzerine yazılan çizilenler ?metni? kutsal bir anlatıya dönüştüren ?iletiler? toplamı olarak algılamayı yeğlemiştir. Sanatın bir eylem olarak ortaya çıkış, metin çerçevesinde bir dizgeye dönüşümünde sanatçının ideolojisi, toplumsal süreçlerin birer ürünü olan tüm birikimler ya okurdan kopuk ya da okuru yeni bir yazara dönüştüren paradoksa sahip olmuştur. Okumak ve yazmanın bir eylemlilik olarak

okumak için tıklayınız

Mektup Mektup Açacağıyla Açılır – Hüseyin Bul

“Müştak‘ın hezeyanları ve komplo teorileri sonucu karakterin sahiciliğine, canlı kanlı olduğuna inanıyorsak eğer, şehrin fethi esnasında Rum tarafındaki moral bozuklukları, kötü kehanetlerin kısa sürede yayılması, papalığın vaad ettiği gemilerin ufukta bir türlü görünmemesi üzerine en küçük kötü bir olayı bile uğursuzluğun işareti sayıyorken Rum halkı, bu uğursuzlukları, kehanetleri yayanların nedense Türk tarafından olma ihtimali üzerine

okumak için tıklayınız

Çocuklara ölümü anlatmak – Uzm. Psk. Mesut Umar

Ölüm yaşamın bir gerçeğidir. Silahlı çatışmalar, trafik kazaları, doğal afetler, ağır hastalıklar vb. olaylar bu gerçekliği her an bize hatırlatmaktadır. Ölümlerin sürekli var olduğu bir ortamda büyüyoruz. Böyle bir ortamda ölümü konuşmamak zorlaşıyor, hatta imkansız oluyor. ?Ölümü konuşmamak? diye ifade ediyorum. Çünkü çocuklarımızı ölümün soğukluğundan korumak adına onlardan saklanarak, onların olmadığı ortamlarda acılarımızı yaşamaya çalıştık,

okumak için tıklayınız

Kirlenmek Güzeldir veya ?Metropol?e Dair – Erinç Büyükaşık

Kent üzerine bilinç-akışıyla düşüncelerimi sağaltmayı istiyordum günlerdir. Bu kent tüm kalabalığının içinde yalnızlığımla beni kuşatırken her gün aksamadan süren koşturmacanın içinde yitirdiğim veya yitirdiğimiz ?görmek? ve ?göz teması? olgusunu irdelemeliydim zihnimde. Şehirliliği taşrayla ilişkilendirdiğimiz modernlik algım ?kent?i yüceltirken, kentliliğim yitik bireyi içimde yeniden inşaa ediyordu şantiyeler boğulmuş metropolde.

okumak için tıklayınız

Musa Anter Cinayeti / Birkaç Kitapta Açık Olarak Anlatıldığı Halde 20 Yıldır Çözülmedi.

Musa Anter, 20 yıl önce bir 20 Eylül akşamı Diyarbakır’da göçzedelerin yaşadığı Seyrantepe semti Cumhuriyet mahallesinde başında Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım’ın bulunduğu itirafçı ve jitemcilerden oluşan kontrgerilla ekibi tarafından katledildi. Musa Anter katledildiğinde yanında yeğeni Orhan Miroğlu da vardı. Saldırıda o da yaralı olarak kurtuldu. Cinayet günü olay yerine ilk varan 3 gazeteci kaçırıldı

okumak için tıklayınız

Yazmak ve Okumak Eylemi Üzerine – Erinç Büyükaşık

Yıllar öncesinde bir gazete manşetinde yansıyan küçük bir haber dikkat çekiciydi. AVM?lerin birinde öğrenciler kitaplarını açıp özgün sayılabilecek okuma ?eylem ?i düzenlemişlerdi habere göre. Herbirinin elinde MEB?ce onaylanmış 100 temel eser örnekleri bulunuyordu. Eylemin alt metni tüketim alışkanlıklarını sorgulamak değildi kuşkusuz; daha çok kendince AVM?lere kültürel bir anlam yüklemekti. Bireyin okur yazarlığının sadece kitabın özetini

okumak için tıklayınız

Okumak Hiçbir İşe Yaramaz! ? Onur Caymaz

Okumak muhaliftir. Egemenler hoşlanmaz. Verili olanın bilinmesi yeterlidir. 1071’de Türkler Anadolu’ya geldiyse 1070’te burada kimin olduğu önemsizdir. Madımak’ı hatırlayınız! Türkiye’de en çok okunan kitaplardan birinin Kavgam olmasıyla Maraş’ın, Çorum’un, Fatsa’nın, Sivas’ın hiç mi ilgisi yok? YARAMAZ Her şeyin işe yaraması için yapıldığı çağda okumak faydasız; çünkü işe yarasın diye okunmaz. Taşınıyordum. Yeni eve güzel bir

okumak için tıklayınız

Fırtınayla borayla denenmiş şair: Nihat Behram – Cafer Yıldırım

Nihat Behram?ın adı lise yıllarımızda belleğimizde yer etti. 1970?li yılların ikinci yarısında özellikle ?Darağacında Üç Fidan?, ?Ser Verip Sır Vermeyen Yiğit? anlatılarıyla kalbimize devrimin sıcaklığını üfürürken devrimci ahlakımızın şekillenmesinde de büyük pay sahibi oldu… Bütün bunların yanında onun asli kimliği şairliğidir. Milli Eğitim Bakanlığı?nın 2005 yılında çıkarttığı ?Orta Öğretim Türk Edebiyatı Dersi Öğretim Programının 2011

okumak için tıklayınız

İkinci Yeni-Gelenek ve İkinci Yeniyi Anlamak – Erinç Büyükaşık

İkinci Yeniyi anlamak adına yola çıkıldığında çoğunlukla gelenek sorununun nasıl algılandığı, ikinci yeninin kendi öncül şiir anlayışlarına bakış açısı daha az tartışılmıştır. Kapalı bir şiir evreninde karşımıza çıkan bu simgeci şiir anlayışının farklı siyasal tutum ve düşünsel çerçeveyi sahiplenmiş nice ozanı ortak kılabilmesi de bu akımı önemli kılan başlıca nokta olagelmiştir.50?lerin toplumcu şiirinin Nazım Hikmet

okumak için tıklayınız

Söz Üzerine – Erinç Büyükaşık

Bir sessiz çığlık yazmak eylemi. Kendinle baslayan yolculukta kılavuzunun sözcükler olduğunu fark ettiğinde yalnızlığınla barışırsın bu eylemci tavrında. Korkunla yuzleşemediğinde söz büyüsüyle kuşanır. Yola çıkılmıştır artık, yeni ülkeler ve yüzler sığıverir anlatılan her öyküye. Öykü sensin, siz, onlar ve herkes. Yeter ki büyüsünü yitirmesin söz ırmağı.Sözün olduğu yerde başlıyor insanın öyküsü. Söz yazıya dökülüyor, en

okumak için tıklayınız

Yazar – Metin Çözümlemesi Işığında Kafka ve Prag – Erinç Büyükaşık

20. yüzyılın elbette en büyük roman ustalarından biri sayılan Kafka, yazdıkları kadar yazdıklarının yaşamıyla oluşturduğu ilintiler açısından da önemli bir isim olagelmiştir. Praglı yazarın kentle kurduğu bağın ve yaşadığı sokak, okuduğu okul, baba figürü ve içindeki öfkeyle içkin olan anlatı dilinin kaçınılmaz sonucu olarak Dava, Dönüşüm, Amerika gibi temel yapıtlarında yazar-anlatıcı bağı okur adına daha

okumak için tıklayınız

Berrin Taş Şiirinde Aşk – Mustafa Özmen

Aşk eylemdir. Hemde insanlığın yarattığı en görkemli eylemdir. Bir yanıyla sevgidir, bir yanıyla kavga, bir yanıyla savaştır, bir yanıyla barış. Aşk doğası gereği birçok çelişkiyi içinde barındırır. Bundan ötürüdür ki, insanlık birçok tanım yapmıştır bu kavrama. Üzerine en çok düşünülen kavramlardan biri olmuş. Aşk, kimini insana, kimini tanrıya, kimini doğaya bağlamış. Herkes kendince aşka tanımlar

okumak için tıklayınız

Yılmaz Güney’in Hikayeye Merak Sarması ve Yargılanışı – Hazırlayan: Zahit Atam

“11 yaşına kadar köyde kaldım. Üç sınıflı bir okulu tamamladıktan sonra Adana’ya geldim. Orada ilkokulu, ortayı ve liseyi bitirdim. Daha sonra İstanbul’da İktisat Fakültesine girdim. Köyde bir Yakup vardı. Şiir yazar, şiir okurdu. Beni etkilemişti. Hayranlık duyuyordum ona. Çok da hızlı koşuyordu. Oysa ben ne onun kadar hızlı koşabiliyordum, ne de onun gibi şiir yazabiliyordum.

okumak için tıklayınız

Yılmaz Güney’in Yazarlığına Bir Bakış – A.Ömer Türkeş

Nazım Hikmet’in, Melih Cevdet’in, Oktay Rifat’ın romanlarını gölgeleyen şair kimlikleriyse, Yılmaz Güney?in romanlarını unutturan, onu bir efsaneye dönüştüren sinema hayatıdır. Oysa sanat alanına hikayeleriyle başlamıştı Yılmaz Güney. “50’lerin başlarında ilk hikayesi Pazar Postası’nda yayımlandığında henüz bir lise öğrencisiydi. Dergiciliği sevmişti; hem yazdı hem kimi dergilerin Adana dağıtımını üstlendi hem de arkadaşlarıyla birlikte dergi çıkardı. 1955

okumak için tıklayınız

Radyodan Yükselen Cohen Şarkıları – Erinç Büyükaşık

Gecenin unutkanlığında Leonard Cohen ses vermişti.?.Democracy? şarkısında duvardaki çatlaktan, evsizlerin ateşlerinden yükselecek bir demokrasiyi anlatıyordu ruhumunu dinlendiren o tok, bas bariton sesiyle. Gitar sesle uzlaşmıştı.Odayı kaplayan akustik tını uysalca Cohen?in ardısıra şarkının sözleriyle barıştığı o an gece uysal, sakince bu düşsel beklentiye tanıktı. O Amerika?ya gelecek demokrasiyi bir karışıklığa, gündüzün ve gündüzün karşıtlığına,

okumak için tıklayınız

Yol Ayrımı (Bir İstanbul Öyküsü) – Erinç Büyükaşık

Ağustos sıcaklarının yerini serin ve yer yer yağmurlu bir İstanbul havası almıştı. Günü bir kahveyle başlatmalı dedi içinden, giderek sigara altı atıştırmalık bir şeyler yemenin ötesinde iştahı da kalmamıştı son günlerde. Büyük şehrine pek de uzun sayılmayacak bir uzaklaşmanın ardından dönmüştü. Sokağa çıkmalı diyordu içinden. Ne zamandır yazmayı düşünceden eyleme dönüştüren güdülenmeyi keşfetmişti içinde. Sokağa

okumak için tıklayınız

Moral Değerlerde Cinsellik ve Sınıfsallık Üzerine – Müslüm Kabadayı

İnsan genleriyle ilgili çalışmaların, insan sağlığı bakımından ciddi kazanımları ortaya koyduğunu tıpta meydana gelen gelişmelerden anlıyoruz. Her şeyi ticarileştiren kapitalizmin merkezi ülkelerinde, bu alanda yapılan önemli sağaltım araç ve yöntemlerinin, özellikle ilaçların Dünya ilaç ve medikal tekelleri tarafından yaygınlaştırılmadığını, ellerindeki stokları tüketmekten tutun da mevcut yatırımlarını yitirmemek ?kaygısıyla?, daha açık deyişle daha çok kâr için

okumak için tıklayınız