Kategori: Makaleler

?Yaratıcı Yazarlık? mevhumu – Hüseyin Çukur

Yazar: Bilim, edebiyat, sanat alanlarında kitap yazan veya kitap hazırlayan, bir eseri ortaya koyan ve eserin sahibi olan kimse, kalem erbabı, müellif; özellikle gazete ve dergilerde herhangi bir konuda yazı yazan kimse, muharrir; yazma özelliği olan; sanat değeri olan kitap yazmış veya kaleminin kudretiyle tanınmış bulunan kimse, kalem sahibi. (TDK) Yaratıcı: Yaratma yeteneği olan, kreatif;

okumak için tıklayınız

Sorgulanmamış Bir Yaşam, Yaşamaya Değer Değildir – Mert Sarı

İnsanların büyük çoğunluğu kolaycılık eğilimindedir. Her şey için kısa ve rahat anlaşılır reçeteler isterler. Oysaki yaşama sanatı, kolaycılıktan nefret eder. Çünkü hazır kalıplar, yaşama sanatını indirger ve katılaştırır. Anlamlı bir felsefi kavrayışı edinmek yaşamsal bir önemdedir. Deyim ye­rindeyse bu durum, can alıcı bir sorundur. Kimi insanlar bu yargıya, dudak kenarla­rındaki istihza kıvrımlarıyla küçümseye­rek gülebilirler. Ancak

okumak için tıklayınız

Afşar Timuçin’in Düşünce Tarihi Yapıtında Bütünsel İnsan Kavrayışı – Mert Sarı

Afşar Timuçin, yetkin bir seçicilikle, çağdaş yazında yoğunlaşılması gereken yazar ve yapıtlara çekiyor dikkatimizi. İlgili okurların, burada ancak başlıklarını sıralayabildiğim üç ciltlik yapıtta çok daha fazlasını bulacağından hiç kuşkum yok. Tür bilinci kavramı, tüm insansal ol­guları, insanlık tarihinin gelişimi ekseninde görebilme bilincini anlatın İn­sanlık tarihinin gelişiminin öyküsüdür tür bilinci. Bütünsel insan kavrayışı ise, bireyin bilimsel,

okumak için tıklayınız

Kurdu Öldürmek İçin – Çağlar Mirik

Küba Devrimi?nin 53. yılı vesilesiyle? 1959 yılında Batista diktatörlüğüne karşı Fidel Castro ve yoldaşlarının önderliğinde, Küba halkının devrimi başarıya ulaştı. Devrimin önderleri dünya halklarının kalbinde yer edindi. Bu önemli olay, Latin Amerika edebiyatına nasıl yansıdı? Küba Devrimi ile edebiyatı arasında nasıl bir etkileşim oldu? Ülkemizde Sovyet ve Bulgar Devrimi?ni anlatan çok sayıda roman çevirisi olmasına

okumak için tıklayınız

Edebi Eserler Yarıştırılmalı mıdır? – Ümit Yıldırım

Son yıllarda edebiyat alanında eleştiri azalırken edebiyat yarışmaları artıyor. Bu sürece nasıl bakmalıyız? Bu sürecin değerlendirilmesinin öneminin arttığı bir gerçek. Ama doğru bildiğimiz bir fikir var ise o da şudur: Eleştiriler, ele alınan eserin yada yazarın iyi anlaşılmasını sağlamakla kalmıyor eserdeki hakikatin açığa çıkarılmasını da sağlıyor. Özetle eserin değerini ortaya koyarak okuru aydınlatıyor. Okurun bağımsız

okumak için tıklayınız

Bir Yanılgı Mekanizması – Suat Kamil Aksoy

Gelelim insan bu iken, onun kendini aldatışının somut örneklerine! Spinoza kutsal kitapları incelerken ve tanrının gerçekte ne olduğunu bize anlatırken büyük bir özenle konuşuyor. Onu örnek alabilmek gerekir. Marx?ın üslubu ve dikkati Spinoza ile ne kadar ilgilidir bilemiyoruz. David Harvey Bilgi Üniversitesi?ndeki konuşmasında Kapital?in anlaşılması için Spinoza okunması önerileriyle alay ediyordu. Tüm dünyada bir moda

okumak için tıklayınız

?Ten ve Tül?ü Sarınarak? – Duran Aydın

Yenilerde, yüz yüze değilse de yazışarak, telefonda konuşarak tanıştığımız benim bir ?kekom? oldu: Fesih Vural? 1970?te, Van?ın Muradiye?sinde doğmuş. Orada da öğretmen? Lise çağlarında tutulmuş şiir ve öyküye. Bir antoloji niteliğindeki ?Solan Gülümün Matemi Var? ve ?Askıya Alınan Sözcükler? adlı iki şiir, diğeri bir öyküler toplamı olan ?50birinci Öykü?den sonra, 2012?nin Ocak ayında da son

okumak için tıklayınız

Değiştirelim – Nejdet Evren

Ana/Ata sözleri bizlere bir olgu hakkında düşünme ve değerlendirme şansı tanır. Bunlar içerisinde benimsemediklerimiz ve değiştirmek istediklerimiz olamaz mı? Olabilir … Anadolu coğrafyasının kültürünü taşıyorum. Alıntıladığım ve değiştirmeye çalıştığım sözlerin çoğu yine Anadolu coğrafyasında yaşamış/yaşamakta olan kültürlerin sözleridirler. Bu sözler o kadar yer etmiş bulunmaktadırlar ki kaynak belirtmeye gerek görmedim. Çünkü Anadolu kültürleri iç-içe yaşar,

okumak için tıklayınız

F. Gladkov ve Çimento – Çağlar Mirik

Kasvetli, havasız bir kulübe… Tavandan sarkan gaz lambası, yer yer gazete ve dergi kupürleriyle kaplı, ağaç kütüklerinden yapılmış duvarları solgun ışığıyla aydınlatıyor. Bu resimli kupürler, evin küçük oğlu ve geleceğin yazarı Fyodor Gladkov?un ilgisini çekiyor, onda hayranlık uyandırıyor? Hayat hikayesini yazarken anlatmıştı bunları yazar ve daha sonraları da birçok kez bu yoksul kulübeyi, duvarlardaki yazıları,

okumak için tıklayınız

?Medreseden 5 Nolu?ya Nuri Yoldaş?a dair – Müslüm Üzülmez

?Geleceğim, belki 60 yaşında olabilirim. Ama geldiğimde burayı müze olarak göreceğim. Ne ben bugünkü Nuri olacağım, ne de zaman bugünkü gibi olacak. Ben bir gün buraya geleceğim.? (s.9) Takvim yaprakları soluyor, yıllar su gibi akıp geçiyor ama Diyarbakır 5 Nolu Askeri Cezaevi?nde yaşatılan vahşet ve onur mücadelesi unutulmuyor. Hafıza dosyalarında yaşananları kayıt altına alanlar günü

okumak için tıklayınız

Halkını İyi Tanımayan Bir “Entelektüel”, Haldun Taner – Celal İlhan

?(?) ?Ne istedin adamdan? dedi. ?Keyfini kaçırdın oruçlu oruçlu. ?Bırak allasan müdür bey. Bazen kanıma dokunuyor vallaha. Sen onun oruçlu olduğuna inanıyor musun? O ne hinoğluhindir, o ne kahpe dinli kızılbaştır o! Müslüman olsa acımak bilir.? (sayfa 46) * ?(?) Tam ben böyle düşünürken üzgün gözlerini kaldırıp ıslak ıslak bana baktı. Ve işte o anda,

okumak için tıklayınız

12 Eylül ve Yenilikçi (avant garde) Roman – Berna Moran

“1980’li yıllarda Türk romanının geçirdiği radikal bir değişime tanık olduk; yalnız içerik bakımından değil, roman anlayışı bakımından da. Nedenlerini toplumsal ve yazınsal olmak üzere iki başlık altında toplayabiliriz sanırım. Toplumsal deyince, tabii, her şeyden önce 12 Eylül darbesinin etkileri geliyor akla. Darbenin başta gelen hedefi , ülkede 1960’lardan beri ciddi bir tehlike olarak görülen soldu.

okumak için tıklayınız

Taksim Cumhuriyet Sanat Galerisi (Maksem) Neden Görünmez? ? Celal İlhan

İstanbul?a her gidişimde, o derin tarihi dokusunun bilicimde yarattığı yankılanmalar ve yüreğimi taşkınlıklara sürükleyen doğal güzellikler yanında, içimi sızlatan görüntülerle de karşılaştığımı söylemek zorundayım. Geçen yıl, Taksim Cumhuriyet Anıtı?nın sağ yanında yer alan, bücür mü bücür, sözde tanıtıcı levhanın, sanki okunmasın, okunamasın diye oraya iliştirildiği konusunu yazmıştım. Gerçekten de oksitlenmiş, kararmış bakır plaka üstüne oldukça

okumak için tıklayınız

Dar Mekânda Sıkıntılı Hayatlar – Ataol Behramoğlu

Her alanda olduğu gibi edebiyat alanında da modalar geçer. Gerçekten değeri olan yazar, zaman zaman unutulur gibi olsa da yeniden anımsanır. Yapıtı gündeme gelir, okunur, tartışılır. Fyodor Dostoyevski gerçekten değeri olan dünya yazarlarının kuşkusuz ki en önde gelenlerindendir. Peki, nedir gerçekten değeri olmak” Sanıyorum ki öncelikle üslup (biçem), anlatım tarzı, ses tonu, kompozisyon, kurgu özellikleri

okumak için tıklayınız

Cumhuriyetten günümüze kadınların ders kitaplarındaki yerleri

Ders kitaplarından toplumsal cinsiyetin tarihçesini çıkaran Sosyolog Firdevs Gümüşoğlu: “Kadın erkek 1945?e kadar eşitken, 1950?den sonra annenin önlüğü üniforması oluyor. ?Erkek ve dişi? söylemi, ?er kişi? oluveriyor. 1924?te bir kitaba kapak olan kız çocuğu 40 yıl sonra kitaba başı örtülerek yerleştiriliyor.”

okumak için tıklayınız

Kusurlu Doğamız ve Bağnazlık ? Suat Kamil Aksoy

Peki ne yapabiliriz? İlk yapılacak iş kendimiz de dahil hiç kimseyi tamamlanmış saymamaktır. Bundan sonra hem kendimizi hem de her başkasını samimi olarak anlamaya çabalayabiliriz. Anlamak için sormak gerekir ve bunu yapabilmek için de sorulması yasak sorulara sahip olmamak gerekir. Madem insan yanılabiliyor, yani gerçekliği rahatlıkla yok sayabiliyor, o halde onun için vazgeçilemeyecek herhangi bir

okumak için tıklayınız

Yanılgı ve Gerçek – Suat Kamil Aksoy

Herhalde insanın yanılabilirliğini kabul etmeyecek kimse yoktur. İnsan sistematik bir mantık yürütme işinde bile kolaylıkla hata yapabilir. Zaten böyle bir gerçekliğimiz olmasaydı yazılmış bilgisayar programları kusursuz çalışabilirlerdi. Halbuki bu yazılımlar bile nice denemelerin ardından fark edilememiş kusurlarıyla birlikte kullanıma sunulurlar. Bu yazılımların kullanılabilir hale getirilmeleri bile insanın zihin gücü sayesinde değildir. Bir işlemci onun kusurlu

okumak için tıklayınız

Mezar Güneşi – Müslüm Kabadayı

Dirim, canlı bir organizmanın enerjisini hareket, davranış, üretim vb. yollarla ortaya koyma durumu; peki ölüm ne? Doğanın diyalektiği ve yaşamın evrimi açısından baktığımızda dirim ve ölüm, aslında bir faz değişimi? Mikroskop altında hücrelerini inceleyebildiğimiz embriyonun oluşum sürecinde rol oynayan tüm unsurlar, doğada var olan diğer elementlerin belli oranlar ve koşullarda bireşimiyle gelişmekteler. Bu bireşimi kütle

okumak için tıklayınız

Çakal Yağmuru – Duran Aydın

Yaz göğüne yakışmayan pis pis bulutlar nedense, daha Temmuz?un ancak üçte biri yeni yeni eskiyorken bu kez Akdeniz üzerinden değil, Toroslar?ın kuzeydoğu yamaçlarından, yani Kozan dolaylarından koca kente; evrile devrile, üzerimize üzerimize geliyordu. Önlerine kattıkları ve onlardan önce kente ulaşan rüzgâr, yağmur yağmur da kokmuyor değildi. Tenlerde hafif ürpertiler bırakarak tıpkı Mart ve Nisan aylarında

okumak için tıklayınız

Dilsel Komünikasyon Üzerine Not (*) – Faiz Cebiroğlu

Dilsel komünikasyon başlıklı bu notum, daha önceleri, dil üzerine yazmış olduğum yazıların devamı niteliğindedir. Bu notumda da çocuğun dilsel gelişimi; çocuğun komünikasyon ve konuşma yeteneği üzerinde, kısaca da olsa, düşüncelerimi sürdürmek istiyorum. Soru şu: Çocuğun dilsel komünikasyon gelişiminden neyi anlıyoruz? Yanıtım basittir ve açıktır: Dilsel gelişim, çocuğun anadili, dilin ses-ilişkisi, kelime hazinesi ve gramatiğidir. Dilsel

okumak için tıklayınız