Kategori: Makaleler

Felsefe : Adı Özne – M. Şehmus Güzel

Türkiye?de felsefe, yakın geçmişimizle kıyaslanınca bile, bir parça ihmal edimiş konumdadır. Ama ne iyi ki kimi üniversitede felsefeci, felsefesever, filozof öğretim üyeleri görev yapıyorlar ve kendi çevrelerinde felsenin tanıtılması, felsefeyle ilgilenilmesi, felsefenin tanınması ve öğrenilmesi için çaba harcıyorlar. Bu öğretim üyelerinden biri Mustafa Günay?dır. Çukurova Üniversitesi Eğitim Fakültesi ?Felsefe grubu öğretmenliği bölümünde? 1995?ten bu yana

okumak için tıklayınız

Charles Darwin – Okan Yolcu

Ondokuzuncu yüzyıla pozitif bilimler adına “Devrimler çağı” diyebiliriz.Gerçekten birçok bilimdalının modern temelleri bu dönemde atıldı. Karl Marx, Charles Darwin, Friedrich Nietzsche, Louis Pasteur, Sigmund Freud gibi birçok modern bilimadamı ve filozof bu çağda ortaya çıkar. Böyle bir patlamanın bu dönemde yaşanması tabii ki tesadüf değildir. Üretim araçlarının üretim ilişkileriyle derin bir çelişki yaşaması sonucu 1789’da

okumak için tıklayınız

Karcı – Duran Aydın

Başlıktaki ?a? şapkasız. Yani sözcükte okuduğunuz biçimiyle; bildiğiniz, kış aylarında bizim Çukur?a değil belki sizin dağlarınıza, köylerinize, kentlerinize yağıp evinizin damını bile yutan cinsten ?kar?ı anlatıyor. Birkaç ay öncesinin ?taze kar?ları?, Torosların doruklarında ya da ne bileyim adını bile işitmediğim başka başka dağlardaki ?kar kuyuları?ndan Haziran-Temmuz aylarında sökülüp kamyon kasalarında Adana?ya getirilerek ?satılır.?

okumak için tıklayınız

Şiir Anayasaya Aykırıdır – Cemal Süreya

Tabiat ahlakı kovuyor. Nerde bir ahlak türemişse, orda tabiatla ahlak çatışma halinde. Sanatı doğuran mutlaka bu çatışmadır demiyoruz. Ama sanatı besleyen bu çatışmadır diyoruz. Tabiat sanatla kurulu düzene baş kaldırıyor. İtiyor onu. Hafife alıyor. Bozuyor. Ağuluyor. Sanatlar içinde bu özelliği en çak taşıyan da şiir sanatıdır. O kadar ki bu konuda birçok sanatların genel meselelerini

okumak için tıklayınız

Aziz Nesin?in Çocuk ve Eğitim Üzerine Düşünceleri – Nilsu Ak

Aziz Nesin ?çocuk? kavramına önem vermiş, bu kavramın üzerine eğilmiş bir yazardır. Aziz Nesin?in çocuklara verdiği önemi ve değeri onlar için yazdığı öykülerinde ve masallarında yeterince görebiliyoruz. Yazarın çocukları önemseyişi yalnızca yazıda ve sözde kalmamış, bunu uygulamaya koyarak 1972 yılında Nesin Vakfı?nı kurmuştur. Nesin vakfı ortalama 41 çocuğu ve 21 çalışanıyla büyük bir ailedir. İlkokul

okumak için tıklayınız

Doğu, Batı (*) ? Nejdet Evren

Gün-güneşin- doğuşu ve batışını ve buna göre yönlerin bir kısmını açıklayan, kavramlaştıran ?Doğu, Batı? (*) neye ve kime göre doğu ve neye ve kime göre batıyı ifade etmektedir? Oryantalist Avrupa merkezli aydınlanma dönemi ile başlayıp günümüze kadar paradigması ile taşınan öğreti Avrupa?yı batı, Ortasında-Asyayı doğu olarak tanımlamıştır. Batının uygarlaşmasına koşut ve ona göre doğunun geri

okumak için tıklayınız

Hüzün – Hasret ve Hürriyet Şairi: Sevilay Yücedağ – Müslüm Kabadayı

?3H şairi? olarak kodlayabileceğimiz Sevilay Yücedağ?la tanışmamızı sağlayan, kendisi de şair-yazarlığıyla edebiyat dünyamızda ?içten yol alan? Ayşe Kaygusuz?a teşekkür ediyorum öncelikle. Sermayenin, yeni Pazar alanlarını genişletirken özellikle kadınlara ?cadı avı?yla başlattığı büyük saldırının üzerinden 300 yıl geçmesine karşın, günümüzde ?ucuz işgücü?, ?tüketim aracı?, ?tecavüz nesnesi? haline getirilmeye çalışıldığı günümüzde onurlarıyla emek ve sanat mücadelesi veren

okumak için tıklayınız

“Biz paylaşırız, sahip olmayız.” Ursula K. Le Guin

“Bize birbirimizden başka kimsenin yardım etmeyeceğini, eğer elimizi uzatmazsak hiçbir elin bizi kurtaramayacağını biliyoruz. Uzattığınız el de boş, tıpkı benimki gibi, hiçbir şeyiniz yok.hiçbir şeye sahip değilsiniz, hiçbir şey sizin malınız değil,özgürsünüz. Sahip olduğunuz tek şey ne olduğunuz ve ne verdiğinizdir. … Özgürlüğümüz dışında hiçbir şeyimiz yok. Size kendi özgürlüğünüzden başka verecek bir şeyimiz yok.

okumak için tıklayınız

“Kimliksizleşme” ve “Kültürsüzleşme”nin Eşiğinde İnsan ve Sanat – Erinç Büyükaşık

‘Dünya beni oruspu yaptı, ben de onu bir geneleve çeviriyorum.’ Yaşlı Kadının Ziyareti’nden Yazımızın ana başlığı olan ve günümüz dünyasının kapitalizm merkezli değerler dizgesi sonucu yaşanan kültürsüzleşme olgusu aslında başka bir adıyla kimliksizleşmenin zorunlu sonucu olarak bugünün insanına yeni bir varoluş alanı sunmaktadır. Özellikle sanatın ve yaratıcılık alanlarının sistem içi değerlerle kuşandığı, amaçsız, öğretisiz ve

okumak için tıklayınız

Şimdi emekçi olduk atölyeleri doldurduk

DİSK-AR?ın (Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Enstitüsü) yaptığı araştırmaya göre, dünya genelinde 5-17 yaş arasındaki çocuk sayısı 1 milyar 586 milyon iken bunların 306 milyonu çalışıyor. Bu rakam dünya genelinde 5-17 yaş arasındaki her 5 çocuktan birinin çalıştığını ortaya koyarken, Türkiye?de de rakamlar pek parlak değil. Türkiye?de 5-17 yaş arası toplam çalışan çocukların oranı

okumak için tıklayınız

‘Son romantik’i uğurlarken… – Murat Özer

‘Yedinci Sanatın Şövalyesi’ Rekin Teksoy’un ardından bir şeyler söylemek lâzımdı, çok zor da olsa… Onun söyleyeceklerinin sınırı yoktu, oysa bizimkilerin kifayetsiz kaldığı, kalacağı aşikârdı… Hayattan göçüp gidenlerin arkasından hep iyi şeyler söylenir, iyi şeyler yazılır. Kimisi bu cümleleri hak eden bir hayat sürmüştür, kimiyse ?âdet yerini bulsun? diye o cümlelerle uğurlanır. Bir de öyle insanlar

okumak için tıklayınız

Öğretmenlik ve Kutsallık – Özcan Yolcu

“Dünyada her şeye değer biçilebilir, ama öğretmenin eserine değer biçilemez. Çünkü, onun eseri her şeydir ve hem de hiçbir şeydir”. Sokrates Meslekler üzerine çeşitli klişe ifadeleri sıkça duyarız. En yaygın olanlarından biri de öğretmenlik için söylenen “kutsal” bir meslek olduğudur. Peki öğretmenlik bu kutsallığın neresinde? Öğretmenler için kutsanmak yeterli midir?

okumak için tıklayınız

Nazım Hikmet ve Sanat

Cezaevi denetimine Adalet Bakanlığı’ndan bir müfettiş gelir. Bir kaç gün denetim yaptıktan sonra müdüre: “- Nazım da buradaymış, çağır da görelim nasıl biridir?” der. Nazım’i odaya getirirler. Müdür koltuğuna iyice kurulan müfettiş Nazım’ı tepeden tırnağa süzer ve:  “-Demek Nazım Hikmet sensin”, der. Nazım’a oturması için yer göstermez. Kısa bir konuşma sonrası, “gidebilirsiniz” der. Nazım tam

okumak için tıklayınız

Kitap Üstüne Kitap Koyanlar’dan: Hoca Bekir Efendi – Müslüm Kabadayı

Taş ustaları, özellikle nahit taş ustaları keski, murç, taraklarıyla resim yaparlar. Onların taşa verdikleri her süste özlemler, düşler ve doğadan yanımsalar yer alır. Eski evler, konaklar, çeşmeler, hanlar, hamamlar, köprülere renk veren bu taşların yerini beton, çelik karkas almaya başladıktan bu yana iki şey kayboldu; birincisi ?el emeği göz nuru? denen insan merkezli işçilik, ikincisi

okumak için tıklayınız

Pêl bi pêl çîroka kurdî – Receb Dildar

Not: Bu yazıda Kürt öykü dünyası anlatılmaktadır. İlk yazılı öykünün yazıldığı günden bugüne Kürtlerin yaşadığı coğrafyalardaki üretimlere ve bu üretimlerin yazarlarından söz edilmektedir. Rastî çiqas astengiyan hatibe jî niha çîroka kurdî di nav qada edebiyata cîhanê de ciyê xwe girtiye û her diçe di nav vê qadê de ciyê xwe xweş dike. Lê dîsa jî

okumak için tıklayınız

Kuşlar (The Birds) Üzerine Bir Kitap – Hakan Bilge

Alfred Hitchcock?un gerilim filmi The Birds (1963, Kuşlar) akademisyen-yazar Camille Paglia tarafından enikonu masaya yatırılarak handiyse plan plan, sekans sekans tahlil edilmiş. Kitaptaki asıl ilgi çekici nokta şu: Hitchcock?un kişisel vizyonunun, sözümona bir özne olarak takıntılarının, sözgelimi kadınlara yönelik ilgisinin, insan tabiatına bakışının, sürükleyici ve tatlı bir dille, entelektüel bir biçemle değerlendirilmeye tabi tutulması.

okumak için tıklayınız

Citizen Kane Üzerine Bir Kitap – Hakan Bilge

?1940?lardan beri sinemada sözü edilmeye değer ne varsa Citizen Kane?den etkilenmiştir.? (François Truffaut) İngiliz akademisyen Laura Mulvey; gösterime girdiği yıl eleştirmenleri şaşırtan, gişede umduğunu bulamayan fakat zaman içinde kıymeti anlaşılan, bugün ise sinema tarihinin en önemli filmlerinden biri olduğu kuşku götürmeyen, Orson Welles?i dahi statüsüne yükselten başyapıtlar başyapıtı Yurttaş Kane?i (Citizen Kane, 1941) çeşitli açılardan masaya

okumak için tıklayınız

Nazım Hikmet’e Dair – Şaban Öztürk

Nazım Hikmet ve Resimli Ay 1929 tutuklamasından kurtulan Nazım Hikmet, daha çok legal alanda çalışmıştır. Türkiye?ye döndükten kısa bir sonra, Zekeriya Sertel?in başında bulunduğu Resimli Ay dergisinde çalışmaya başlar. Bu dergide yazdıkları özellikle gençler arasında büyük ilgiyle karşılanmıştır. Nazım Hikmet, ?Putları Yıkıyoruz? kampanyasıyla eski edebiyat akımlarına ve büyük edebiyatçı kabul edilen yazarlara sert eleştiriler yöneltmiştir.

okumak için tıklayınız