Kategori: Makaleler

Coşkun Karabulut?un Toplu Şiirleri: ?Beni Zamansız Bırak?* – Duran Aydın

Kendisi de bir şair olan Coşkun Karabulut sanatçıları, özellikle yazarları ?düşünür?, şairleri ise ?sezgi ustası? olarak görür. Ama bu sezgiyi edinebilmesi için hayatı balkondan izlememesi; felsefe, sosyoloji, tarih, biyoloji vb. kaynaklardan beslenmesi gerektiğini, beslenerek üçüncü bir göze sahip olunabileceğini söyler.

okumak için tıklayınız

İktidarlar Sanattan Korkar – Mehmet Taşar

Sanat, her zaman iktidarların korkulu rüyası olmuştur. Genelde iktidarla sanat arasında sürekli bir savaş vardır ve sanat iktidarları her zaman yenmiştir.İktidarların sanat korkusu; toplumdaki beğeni düzeyini geliştirmesinden, yaşama biçimine, geleneklere ve inançlara müdahale etmesinden kaynaklanmıştır. Kendi kurulu düzenine çomak sokan, ezber bozan, bilinenin ve alışılanın dışında daha iyi ve daha güzel bir şeylerin olduğu konusunda

okumak için tıklayınız

?Tiyatrolar Halkındır / Özgür Sanat Sosyalizmde? – Müslüm Kabadayı

“Her şey göründüğü gibi olsaydı, bilim ve sanata ihtiyaç olmazdı.” dendiği biliniyor. Bu saptamanın ne kadar yerinde olduğunu, son dönemde yaşanan “sanata saldırılar” çıplak biçimde ortaya koyuyor. Her şeyi “satılık”a çıkaran talancı sermaye zihniyeti, onun adına iktidarı oluşturan AKP, “sanatın gerçekleri imgelerle yeniden kurma ve gösterilmeyeni gün ışığına çıkarma işlevi”nden korktuğu için sanata ve sanatçılara

okumak için tıklayınız

Türkiye İşçi Romanları / Bölüm:1 Maden İşçileri – Diyar Saraçoğlu

Türkiye?nin roman türü ile tanışması özellikle batı Avrupa ülkelerine göre (geç kapitalistleşme süreciyle ilişkili olarak) oldukça yeni sayılabilir. Çalışma kapsamında ele alınacak işçi romanları söz konusu olduğunda bu tarih günümüze daha da yakınlaşıyor. Birçok araştırmacı tarafından Türkiye?de yayınlanan ilk işçi romanı olarak Mahmut Yesari?nin yazmış olduğu ?Çulluk? (1927) kabul ediliyor. Bu çalışmayla, 1927?den günümüze Türkiye?de

okumak için tıklayınız

Uygarlık Yolunda Özgürler: ?Konstantinopolis Kapılarında? – Yavuz Angınbaş

Daha çok ?İstanbul Dörtlüsü? ve ?Dekadans Geceleri? gibi eserlerinde modern insanın varoluşsal bunalımlarını ve topluma ayak uyduramayan kaybedenlerin öykülerini ele alması ile tanıdığımız Hikmet Temel Akarsu bu defa tarihi bir roman ile karşımızda. ?Kontantinopolis Kapılarında?, yazarın 2008 yılında yayımlanan ?Özgürlerin Kaderi? ile başlattığı ve Türklerin Anadolu?yu yurt edinmelerini anlatan seriyi devam ettiriyor. Eserin konusu, kitabın

okumak için tıklayınız

Ağustosta Üşümek – Duran Aydın

Tek bir çatılı ev göremeyeceğiniz Adana’da ağustosta üşüyebilir misiniz? Ne soğuk suyun altında, ne klimalı bir odada, ne de vantilatörün karşısında değilsiniz ama… Kendi doğallığında herhangi bir “dış gerece” gereksinim duymadan ciddi ciddi üşüyeceksiniz! Kent içindeki mahalle aralarında yer yer gördüğünüz küçük küçük tarlalar da, hızla yükselen çok katlı binalarla beton çöplüğüne dönüşür oldu; farkındasınız…

okumak için tıklayınız

Mutlu Olma ?Garantili? Hayata Katlanabilme Dersleri – Duran Aydın

Bildiniz: Gençler ?şiirsiz? artık! Gençliklerini şiiri gereksinmeden yaşayacakları yanılsamasındalar! Ama durun,sizler; örneğin bu yazıyı okumaya başladığınız için, ‘o’ gençlerden farklısınız! Benim çocuklarımdan da farklısınız! Çünkü bırakın benim yazdıklarımı, evdeki kitaplardan,dergilerden bile habersizler! Eve giren gazete sıkıntı kaynağı, bir kağıt parçası! Okulda ‘müfredat’tan öğrenebildikleri,onları hayat boyu ‘idare eder’ nasıl olsa.

okumak için tıklayınız

Doğaya ve Tanrı?ya İhanet – Mehmet Taşar

Köy evinin çardağında oturuyorduk. Sırtını hasır yastığa dayamış, şapkasını da dizine asmış Nazım Amca?yla doğanın yeniden uyanışına tanıklık ediyorduk. Önümüzde uzanan renk ve koku cümbüşündeki bahçeyi izliyor, taze yapraklar arasında cıvıldaşan kuşların sesini dinliyorduk. Ağaçlar çıplak bedenlerine yapraklarını, çiçeklerini giyinmişti, Bahçenin bitiminde görmediğimiz, ama çağıltısını duyduğumuz Gövpınar?ın serinliğini buradan bile duyuyorduk.

okumak için tıklayınız

Yaşamın Değerleri – Faiz Cebiroğlu

Yaşamın değerlerinden bahsediyoruz. Yaşamı ?değerli ve anlamlı? kılan değerlerden söz ediyoruz. Yaşamsal değerler, belirli bir evrim sonucunda oluşan değerler ve toplumsal değişime paralel olarak kendini değiştiren ve sürekli geliştiren değerlerdir. Feodal toplumda yaşamın değerleri nasıldı? Kapitalist toplumda yaşamın değerleri nasıl?

okumak için tıklayınız

Maya – Duran Aydın

_Zorunlu bir rica: Bu yazı okunurken fonda Sezen Aksu, ?Eskidendi?yi söylemelidir?_ Daha Salih Bolat?ın yüzünü görmemişim. O uzun, ince, kıvırcık saçlı adamı esmer esmer gülümserken belleğim resmetmemiş?Salih?in adını epeydir işitiyor olmamla birlikte, asıl Mustafa Emre tanıştırmıştır. Ardından, o yoksul ve yalnız çocuk Mehmet Taşar?ı; şimdi ?profesör?, o zamanlar Erzurum Üniversitesi?ndeki ?öğrenci? Çetin Derdiyok?u da?

okumak için tıklayınız

‘Üç Fidan’ına Kavuşan Bir ‘Çınar’: Halit Çelenk – Müslüm Kabadayı

(Bu metin Halit Çelenk?in ölümü üzerine 2011?de yayımlanmıştı. ?Devrim Adançlarımız?dan ?Üç Fidan?ı ve hepimizin ?Çınar?ını 6 Mayıs 2012?de Karşıyaka Mezarlığı?nda her yaştan binlerce insanın vefalı ve devrimci tavrına saygı olarak yeniden yayımlıyoruz.) Canlıda geçirgenlik, özellikle de insanda kalıtım ve katılım diyalektiğinin bir ürünü olarak miras geçirgenliği önemli bir gelişim unsurudur. ?Miras geçirgenliği?nde yetişilen yuva etkili

okumak için tıklayınız

Ertan Şahin?in ?Girift?i – Duran Aydın

N?olacak canım; herhangi bir sanat dalına ilgi duymasak da pekâlâ yaşayabilirdik; öyle değil mi? Şu dağı dolanıp gelen rüzgâr, ta aşağılarda kim bilir hangi denizleri yalayıp geçerken yorulacak? Sonra da açacak kanatlarını martılarla bir, camgöbeği mavide güneşlenecek? Bir kuşluk vakti, gönlümüz o derinliklere demir atarmış atmazmış; çok mu önemli? Önemli, anlamlı ve ?yaşamsaldır!? ?Filler ve

okumak için tıklayınız

“Aşkın Kükürt Kokusu”nda İlkay Tuna Öyküleri – Duran Aydın

Bence, ötesi şiir… Belki bir sözcük fazlası; ama koluna girilen, yanağına dokunulan bir imge; iyi kurgulanmış bir gözlem sonrası nadasa bırakılmış olan… Eğer az biraz bu işten anlıyorsak, İlkay Tuna her ne kadar bu yazdıklarına ?öykü? dese de, ötesi şiir… Büyük bir olasılıkla ?Aşkın Kükürt Kokusu?nu okuyan herkes aynı kanıya varıyordur: Olsun, öykülerinde İlkay Tuna

okumak için tıklayınız

Emperyalizm ve Dil – Faiz Cebiroğlu

Dil ve dili geliştirmek; dili emperyalist dil yozlaşmasına ve kirlenmesine karşı korumak, yaşadığımız bu küresel emperyalist çağda çok zordur. Bunun tarihsel ve ekonomik nedenleri vardır. Serbest rekabet dönemindeki mal ihracı, yerini sermayeye terketmesiyle birlikte büyüyen ve daha sonra dünyamızı saran emperyalist ekonomi ve kültür egemenliği, tüm dünya ülkelerini her alanda etkiliyor. Böylesi bir oluşumun halkası

okumak için tıklayınız

Afrika Edebiyatı

Bir sözlü edebiyat gele­neği olarak doğmuş ve 20. yüzyıla kadar bu özelliğini korumuştur. Evrenin oluşumuna ilişkin efsaneler sözlü edebiyatın ilk ürünleri­dir. Tanrılara tapınırken söylenen övgü ve kehanet şarkıları, kabilelerinin tarihini anla­tan saz şairlerinin şiirleri, ergenliğe ulaşan çocuklara dinsel bilgilerin ve kabile tarihinin öğretilmesi, atasözleri, bilmeceler ve hayvan öyküleri Afrika edebiyatının sözlü geleneğini oluşturur. Kuşaktan kuşağa

okumak için tıklayınız

Aşk Kapıları Şiir Dolaşsın – Fatin Hazinedar

Kitabı ele aldığımdan itibaren şiirler şiire, sözcükler sözcüklere, kapılar kapılara açılıyor. Bir çeşit kapılar kitabıdır aslında. Her bir kapıdan şiirler giriyor içeri. Kavimler kapısı, bereket kapısı, cennet kapısı, cehennem kapısı, haram kapısı, zindan kapısı, şehir kapısı, şiir kapısı, aşk kapısı, devrim kapısı, devlet kapısı, mana kapısı, tarih kapısı, dağ kapısı, deniz kapısı, sinema kapısı, ?

okumak için tıklayınız

Yalvaç Abi Okulunuza Geldi mi? ? Sennur Sezer

O, ?Dünya Çocuk Şiirinin Şampiyonu?dur. Gerçek adı Yalvaç Ural. Gazete ve dergilere göre bütün çocukların ?Yalvaç Abi?sidir. Aziz Nesin?in de ?büyümeyen çocukluğunun şairi?. Aslında çağdaş bilmecelerin beklenmeyen cevaplarının mucididir. Bütün çocukların bildiği ?bir ton, bir ton daha ne eder? sorusunun ?tonton? diye yanıtlanışı Yalvaç?ın gerçekten tonton bir yazar oluşundandır. Yalvaç Ural ile ilgili şakalar yapabilmek

okumak için tıklayınız

Benim Adanalı Yılmaz Güney?im – Duran Aydın

Adana göklerine düşen yıldız sayısı kaç ?yüzbinmilyar? taneydi, hangimiz bilecektik bakalım? Sanki o yıllarda geceler daha karanlık, yıldızlar ?zibil gibi? ve çok parlak; bu yüzden de hem çok yakın, hem çok, çook uzaktılar? Yıl 1970?e varmadan, ?gâvur sıcaklarında? yaz aylarının, geceleri yoksul evlerimizin serin damlarında gülüşerek bahse girerdik:-?Bu konuşan Cüneyit olliş!? ?Get lan, Ayhan Işşık

okumak için tıklayınız