Kategori: Makaleler

Tülay Ferah’ın romanı Sol Yanım Kömür Karası – Hatice Balcı

‘’Richard Strauss’un Alp Senfonisi’ndeki gündoğumunun güçsüzlüğü, sadece yavan sekanslarının değil görkeminin de sonucudur. Çünkü hiçbir gündoğumu dağlarda bile, kibirli, şişkin, buyurucu değildir; zayıf ve ürkektir hepsi, yine de gerçekleşebilecek bir umut gibi. Ve zaten baş döndürücü olan da bu en güçlü ışığın bu kadar çekingen olmasıdır.’’*

okumak için tıklayınız

İlhan Selçuk’tan Abidin Dino’ya Memleket Haberleri – M.Şehmus Güzel

1970’lerin ortasında ve sonunda ülkeden gelen haberler hiç te iç açıcı değildir. Abidin tedirgindir. Gelişmeleri, olup-bitenleri Fransız gazete ve dergilerden, televizyon kanallarından, radyolardan, ülkeden gönderilen dergi ve gazetelerden izliyor ve üzülüyor. Ülkeden gelenler de iyi haberler getiremiyorlar maalesef.

okumak için tıklayınız

Sait Faik’in Kişiliği ve Son Günleri – Özdemir Asaf

Beyoğlu, Anadolu Pasajı’nda Anadolu Birahanesi’ nde akşam üzerleri saat beş sularında üç-beş arkadaş buluşma alışkanlığı oluşmuştu aramızda. Tiyatrocusu matine suare arası olduğu için, dublaja gidenlerin o saatlerde işleri bittiğinden, sinema izleyicileri filmden çıktıkları için, akşamın saat beşi herkesin işine denk düşüyordu.

okumak için tıklayınız

Oyun Yazarlığına Yepyeni Bir Soluk: “Hakikat Erleri Börklüce Mustafa” – Serkan Fırtına

Tiyatro yayıncılığına yeni bir soluk getiren Dramatik Yayınları, son olarak Nazif Uslu’nun kaleminden çıkan, “Hakikat Erleri Börklüce Mustafa” adlı oyunu okuyucularla ve tiyatroseverlerle buluşturdu. Nazif Uslu, Börklüce ve yoldaşlarını tiyatro oyununda buluşturmuş.

okumak için tıklayınız

Kötü bir hayatta iyi bir hayat sürmek mümkün müdür? – Judith Butler (Adorno Ödülü Konuşması)

Adorno ödülünü kabul etme vesilesiyle burada bulunmaktan büyük onur duyuyorum.* Bu akşam sizlere Adorno’nun ortaya attığı, bizim için bugün hâlâ geçerli olan bir sorudan bahsetmek istiyorum. Bu, tekrar tekrar döndüğüm, hep nükseden, kendini hissettiren bir soru.

okumak için tıklayınız

İktidarın Yurttaş Kane Modeli – Ulus Baker

1. İktidar ile “tutku” arasındaki bağın önemsizleşmesi Max Weber gibi birisini “rasyonelleşmenin”, iktidarın kimliksizleşmesinin modernlik sürecinin bir özelliği olduğunu varsaymaya götürmüştü. Michel Foucault da, aynı düşünceyi devam ettirerek “iktidarın deli ettiği” türünden bir varsayımın “disiplin toplumlarının” ve “iktidar teknolojilerinin” yaygınlaştığı modern yaşamda artık tutulamaz olduğu fikrine varıyordu.

okumak için tıklayınız

Varoluşçuluğa doğru giden yola açılan mükemmel bir patika, Herman Melville’in 1853 tarihli hikâyesi ‘Kâtip Bartleby’i

Herman Melville dendiğinde tabii ki ilk akla gelen ‘Moby-Dick’ olur, yazarın o efsane metni. Amerikan edebiyatının bu büyük ustasını ‘tek atımlık barut’ olarak değerlendirmekse haksızlığın daniskasıdır, tabiri caizse. Melville’in onlarca eseri arasında gezinirken alınacak tat, edebiyatın bugünlere uzanan gücünün de ipuçlarıyla doludur. Bir ‘kaynak’ olarak orada durur onun metinleri, çağdaşlarını ve sonraki nesilleri etkilemek üzere…

okumak için tıklayınız

Sabahattin Ali: Bizde birkaç sahifeden fazla yazı okumağa tahammülü olmayan bir “yarı münevver” zümresi vardır.

Yarı Münevver Bizde birkaç sahifeden fazla yazı okumağa tahammülü olmayan bir “yarı münevver” zümresi vardır. Bunlar ruhları hasta, iradeleri gevşek, kafalarını bir nokta üzerinde uzunca bir zaman tutmak kabiliyetinden mahrum birtakım psikopatlardır.

okumak için tıklayınız

Vekalaten Yaşamak – Bedriye Korkankorkmaz

Yüzümü doğaya dönmüş insanları seyrediyorum baba. Bu konu ile ilgili seninle sohbet etme olağanını bulamadık hastalığınla mücadele etmekten ve doktorların peşinden koşmaktan. Doğumla başlayan, ölümle nihayete eren bir süreç midir ömür? Söz konusu ölümse ya yaşamak isteyip de yaşayamadıklarımız…

okumak için tıklayınız

Barnes’in Penceresi – Hatice Balcı

Julian Barnes’in, Türkçe’de ‘’Penceremden’’ adıyla yayımlanan kitabında on yedi deneme ve bir de öykü var. Kitabın sonlarında yer alan bu öyküde bir yazarın iç sesine kulak veriyoruz. Öğrencileriyle kurmaca metinler üzerine çalışmalar yürüten üstadımız, derslerinden birinde, Sibelius’un senfonilerinden bahsediyor ve şöyle diyor:

okumak için tıklayınız

Sonuna Kadar – Cemal Süreya

“Tarih, insan toplumlarının ayıklayıcı bir hikâyesiyse, sanat da bileşik bir anlatımı oluyor.” Tepeden bakılırsa, her sanat eserinin siyasal bir anlamı vardır; belli bir sınıfın, belli bir hayat görüşünün koşullarıyla yüklüdür; belli hayat ve kültür değerlerini taşır. Ne var ki burada siyasal deyimi geniş anlamdadır, daha çok tarih açısındandır, tek eserden çok bir sanat kuşağına bakıldığında

okumak için tıklayınız

Mike Hammer’in Dönüşü – Ahmet Ümit

Telefon çaldı. Kimsenin varlığını bile bilmediği, numarası rehbere kaydedilmemiş, arada sırada yalnızca şehir içi konuşmalarda kullanılan, kılıfına konup kaldırılmış bir silah gibi sessiz ve onun kadar kapkara bir aygıt olarak bir köşede durup dururdu. Sonunda biri tetikleyince, susturucu takılmış bir tabancanın sesine benzeyen boğuk ve kısık bir sesle yaylım ateşine başladı. İlk çalışı bir uyan

okumak için tıklayınız

Cezayir Savaşı’nda Fransız Solu ve Aydınlarının Tavrı

Cezayir 1830’da Fransız ordusu tarafından işgal edilir ve bu tarihten itibaren tam 132 yıl boyunca Fransa’nın kolonilerinden biri olarak kalır. İşgal edildiği andan itibaren, Cezayirliler onlarca kez Fransızlara karşı ayaklanmalarına rağmen bir türlü bağımsızlıklarını elde edemezler.

okumak için tıklayınız