Kategori: Makaleler

Hızlı dil öğrenmenin yolları

Yurtdışında hayalinizdeki bir işe başvurmak istiyorsunuz. Ama bir sorun var. Yabancı dil bilmeniz gerekiyor. Siz ise bilmiyorsunuz ve fazla zamanınız da yok. İmkansızmış gibi gelebilir ama dil uzmanlarına göre, birkaç hafta içinde bir dilde basit iletişim kurmayı, birkaç ayda ise o dili ayrıntılı bir şekilde öğrenmeyi başarabilirsiniz. O dilde edebiyat eserlerini okuyup anlayacak kadar öğrenmek

okumak için tıklayınız

Anlatılan işte onların hikayesidir

‘Toplayıcılar’ günümüzde edebiyattan gittikçe dışlanan yoksulların öykülerine yer veriyor. Mürüvet Yılmaz’ın yazdığı öykülerde çöplerden beslenen insanlardan, tersanelerde ölümle yüz yüze çalışmak zorunda kalan işçilere dek uzanan yoksullar gerçeğine bütün çıplaklığı ile okuruz

okumak için tıklayınız

Ömer Leventoğlu ve “Dağ Medeniyeti” ya da “Anti- Tahakküm” – Adil Okay

Ömer Leventoğlu adını sinemacı olarak duymuşsunuzdur. En son “Mavi Ring” adlı sinema filmini izlemiş ve çok beğenmiştim. Tabi Leventoğlu’nun yalnız veya kolektif olarak yaptığı belgeseller de var. Ama onun “yazar” yönünü (Senaryo yazarlığı değil sadece kastettiğim) çoğunuz bilmiyorsunuzdur. Doğrusu ara sıra dergilerde yazılarına rastladığım olsa da “Dağ Medeniyeti – Anti- Tahakküm” adlı kitabını okuyana kadar,

okumak için tıklayınız

Titanik batmadan bir ay önce

Gerhart Hauptmann’ın Atlantis’i yaklaşık yüz yıl sonra Türkçeye çevrildi. Hauptmann, Atlantik’i geçerken batan lüks bir gemide sınıflararası çelişkiyi anlatan Atlantis’i, Titanik batmadan bir ay önce tamamlamıştı. Atlantis, 1912 yılında yayımlanmış. Gerhart Hauptmann romanı bitirip yayıncısına teslim ettikten bir ay sonra Titanik batmış.

okumak için tıklayınız

“Körler Ülkesi’nde tek gözlü insan Kral’dır!”

H.G. Wells, görme “zenginliği”nden mecburen vazgeçmiş insanların bu yetiyi zamanla unutmak suretiyle hayatlarından tamamen çıkararak özgürleşme yoluna gittiğini anlatıyor. “Hepimizin kendi zaman makinesi var. Bizi geriye götüren anılarımız, ileriye götüren ise rüyalarımız” demiş H.G. Wells. Dünya edebiyatının gelmiş geçmiş en kıymetli zihinlerinden biri sayılabilecek bu İngiliz yazarın kitaplarıyla her birimize hediye ettiği zaman makinelerimizi, onun

okumak için tıklayınız

“Orkestra Şefi” – Onur Bayrakçeken

Yeni Zelandalı yazar ve şair Sarah Quigley’in Kırmızı Kedi Yayınları’ndan çıkan “Orkestra Şefi” adlı romanı, Şostakoviç’in en önemli eserlerinden biri olan 7. Senfoni’sini, yani “Leningrad Senfonisi”ni yazış sürecini anlatıyor. Faşist kurşunlara geçit vermeyen sevgili kentinin direniş senfonisini…

okumak için tıklayınız

Türkiye’de erkeklik ve iktidar – Cenk Özbay

Michael Kimmel, Erkekleri Yanlış Çerçevelemek (1) başlıklı kitabında, “Biz, Amerika’da erkeklik hakkında nasıl konuşacağımızı bilmiyoruz,” der. Türkiye’de bizim de halimizin pek farklı olmadığını, yıllardır akademi içinde ve dışında erkeklik(ler) meselesini tartışagelmiş bağlamlardan, örneğin ABD’den, pek de daha iyi durumda olmadığımızı söylemek mümkün.

okumak için tıklayınız

Hitler’in lanetli kitabı: ‘Kavgam’ – Celâl Üster

Hitler’in “lanetli” kitabı “Kavgam” Almanya’da 75 yıl sonra yeniden yayımlanıyor Hiçbir kitap yasak olmamalı… “Almanya, 1945. Müttefik kuvvetleri ülkeye girerken, telaşa kapılan binlerce Alman ‘Mein Kampf’larını (Kavgam) bahçelerine gömüyor. Hitler’in ırkçı görüşlerini içeren ‘Kavgam’, bu öğreti yüzünden dünyaya savaş açan ve bozguna uğrayan ülkenin topraklarına gömülüyor. Bugün, aradan 56 yıl geçmesine karşın, Almanya’da alınıp satılması

okumak için tıklayınız

Diyarbakırlı Bazı İslamcı Yazarların Tarih Anlayışı Üzerine – Müslüm Üzülmez

Elim boş, Ayağım pusu. Bir ben bileceğim oysa Ne afat sevdim. Bir de ağzı var dili yok Diyarbekir Kalesi… (Ahmed Arif) Yakın dönemde Diyarbakırlı bazı İslamcı akademisyen ve yazarların Diyarbakır’a dair hazırlamış oldukları kitaplardan bazılarını meraktan, bazılarını bir şeyler öğrenme isteğinden, birini de imzalanıp adıma gönderildiği için inceledim.

okumak için tıklayınız

Halkın arzuhalcisi Yaşar Kemal – Sadık Albayrak

Adını ilk kez dokuz on yaşlarında bir çocukken duymuştum. Doğuya açılan uzak bir İç Anadolu köyünün yaz sıcağında, öğlen saatlerinde radyonun başına toplanıyorduk. Bu günlerde boşa harcayacak beş dakikaları bile olmayan köylüler, tarlada orakla ekin biçmeyi bırakıyor, dağdaki çayırın kurumasına aldırmıyor, günün o saatlerinde radyonun başına koşuyorlardı. Yaşar Kemal’in İnce Memet romanından uyarlanan radyo tiyatrosunu

okumak için tıklayınız

‘pervane’yi okuma dersleri – Ömer Turan

‘pervane’yi okurken; zamanın havasını, köpüren gökyüzünü ve menekşe yazlarının sessiz sevinçlerini duyumsadım tepeden tırnağa. İnsanın kâğıtla arasındaki uzun yalnızlığını, ürperten kalabalıkları ve ölümün daha gizli bir şey olduğunu öğrendim. Merhamet; ağzımızın kenarında bekleyen bir dinamitmiş veyahut bir çocuğa gülümseyen melek, ‘o sonsuz beyazlığa’ doğru bakarken farkına vardım. Yanımızdan gürül gürül akıp giden günler, bir belleğin

okumak için tıklayınız

Milan Kundera’ya Bakış* – Hatice Balcı

1968 Prag Baharı, Çek kökenli yazar Milan Kundera’nın sürgünlüğünü hazırlayan koşulları beraberinde getirmiştir. Yazar, Sovyetlerin – o günkü adıyla – Çekoslavakya’yı işgali ile birlikte sadece işinden uzaklaştırılmakla kalmaz, vasıfsız çalışana dönüşür, ne iş bulursa onu yapar. Ancak hayatını sürdürebilmesi için ona yardımcı olan arkadaşlarının bile tehlike içinde yaşadıklarını anlaması, yazarın ülkeyi terk etme sürecini hızlandırmış,

okumak için tıklayınız

İlkgençlikten Hülya hikâyelerine Bakele

Öte dünyadan olağanüstüden yeraltı edebiyatına kadar giden bir çizgide ilerleyen bir yazarın eseri olarak Bakele, gerçekliğin salt ve yalın bir halde okura sunulduğu metinler toplamı. Karin Karakaşlı’nın Başka Dillerin Şarkısı ve Emrah Serbes’in Erken Kaybedenler adlı ilkgençlik çağına dair hikâyelerini okumuşken hemen ardından Sezgin Kaymaz’ın yeni kitabındaki hikâyelerle karşılaştım. Böylece hiç planlamamışken üç yazarın ardı

okumak için tıklayınız

Usain Bolt bize neyi gösterdi?

İnsan Sonrası bizi kim ve ne olma aşamasında olduğumuza dair düşünmeye davet ediyor. Baştan anlaşalım… Öyle Eğitim Sen boykotu nedeniyle okula göndermediğimiz çocuklarla evde oturup okunacak bir kitap değil sözünü ettiğimiz. Rosi Braidotti’nin imzasını taşıyor, arkasına da biyogenetikten antropolojiye, insan bedeninden piyasa ekonomisine, Deleuze’den Donna Haraway’e uzanan bir literatürü almış. Mesele çocuk değil diyenlere, çocuğum

okumak için tıklayınız