Kategori: Makaleler

”Aramızdan biri idam edilecek ama henüz bilmiyor. Kendisinin de seyredeceğini düşünüyor”

Kapana kısılıp kalmış bir ülke Nobel ödüllü V.S. Naipaul’un Nehrin Dönemeci Afrika’yı anlatan, önemli bir eser. Naipaul ne Afrikalı ne de Avrupalı, ne siyah ne de beyaz ama sömürgeci ahlakını yakından tanıdığı gibi, azınlık sorunlarını ve korkularını da biliyor.

okumak için tıklayınız

Edebiyat yasaklansa ne değişir?

“Kültür ve sanatta bize ‘en iyi’ diye sunulanlar esasında sadece seçim sürecini tekelinde bulunduran güçlerin bize uzattığı menüdeki tercihlerle sınırlıdır.” Umberto Eco Yarın Türkiye’de fırıncılar çalışmasa milyonlarca insan aç kalırdı. Yarın otobüs sürücüleri grev yapsa on binlerce insan gitmek istedikleri yerlere gidemezdi. Yarın sağlık çalışanları işlerini bıraksa, yüz binlerce insan sağlık hizmeti alamaz, ciddi hastalığı

okumak için tıklayınız

Acıdığı için öldürmek…

Modern Yunan edebiyatının kurucusu olarak bilinen Aleksandros Papadiamantis’in en önemli eseri ‘Hadula Bir Ada Öyküsü’ günlerde yayımlandı. Herkül Millas’ın da önsözde belirttiği üzere Türk ve Yunan edebiyatı çok da kaynaşmadı bugüne dek. Halit Ziya, Hüseyin Rahmi gibi yazarların Yunancaya çok geç çevrilmesini açıklayamadığımız gibi, Papadiamantis’in Türkçeye ancak bu yıl çevrilmesini de açıklamak güç. Oysaki bu

okumak için tıklayınız

Verdiğim rahatsızlıktan dolayı bağışlayınız… – Eduardo Galeano

Uruguaylı ünlü yazar ve politik eylemci Eduardo Galeano bugün (13 Nisan 2015) 74 yaşında yaşamını yitirdi. Usta yazarın anısına 2009 yılında Türkçe’ye çevirdiğimiz “Verdiğim rahatsızlıktan dolayı bağışlayınız” başlıklı makalesini paylaşıyoruz: Verdiğim rahatsızlıktan dolayı bağışlayınız

okumak için tıklayınız

Binlerce Yılın Virüsü – Zafer Köse

Bundan tam yüz yıl önce ülkemizde “tehcir” adı verilen korkunç bir katliam yaşandı. 24 Nisan 1915’ten bu yana insanlık tarihinin yazdığı en büyük acılardan bir tarih ördü kendine bugün hâlâ burada yaşayan ve dünyanın dört bir yanına dağılmaya mecbur bırakılmış Ermeni halkı… Aras Yayıncılık’tan geçtiğimiz ay çıkan “Gülizar’ın Kara Düğünü” 1915 öncesi yaşanmış olsa da

okumak için tıklayınız

Albert Camus’un tiyatro oyunları

Atmosferini Bulmuş Bir Külliyat Bir yayınevinin tiyatro kitapları basması zor iş. Alanla özel bir ilişkiniz yoksa ya da siz özel bir okur değilseniz, kitapçıların tiyatro raflarının önünde pek vakit geçirmezsiniz. Oyun metinleri ve tiyatro üzerine kuram kitapları çoğunlukla alanın uzmanları ve tiyatro bölümü öğrencileri tarafından okunur. Dergi ya da gazetelerin “Bu Yaz Plajda Okuyacağınız On

okumak için tıklayınız

Yanıbaşımızdaki Suriye – Sadık Güvenç

Sıhhıye’de, Kızılay’da kaldırım kıyılarında çocuklarıyla oturup dilenen gencecik Suriyelileri her gördüğümde bu savaşı çıkartan gözü dönmüş emperyalistlere lanetler okuyorum. Saçı başı perişan yedi sekiz yaşlarındaki kız çocukları, annelerinin kucağında hiçbir şeyden haberi olmayan soğuktan morarmış yüzleriyle gelip geçene gülümseyen bebeler… Bu nasıl bir insanlıktır ki insanı bu kadar perişan eder?

okumak için tıklayınız

Modern İnsanın Çıkmazı – Hüseyin Bul

Doğayla girdiğimiz savaşı kazanırsak kaybederiz. Modern insanın yalnızlığı sadece gün geçtikçe teknolojiye olan bağımlılığından dolayı insanı dışlamasıyla değil aynı zamanda doğaya karşı giriştiği amansız (ve belki biraz da amaçsız ) mücadele sonucu farkında olmadan yarattığı yalnızlığının da etkisi var. Bahsettiğimiz yalnızlık tabi ki tercihli yalnızlık değil, daha çok zorunlu yalnızlıktır.

okumak için tıklayınız

Yazarın hakkı yok umutsuz olmaya

Edebiyat tarihimizde bir çağ kapanıyor. e-posta çıktığından beri yazarlar da mektup yazmaz oldu. Mektupsuz yazarlar yüzyıllarının başındayız. Aklımda, Rönesans’ta hümanizmanın yolunu açan Cicero’nun mektupları. Masamda, iki bin yıllık mektuplaşma devrinin kapanışının bir simgesi. Samuel Beckett’in üç ciltten oluşan mektupları.

okumak için tıklayınız

Kelebek etkisi

Haldun Taner’in Şişhane’ye Yağmur Yağıyordu öyküsü, kelebek etkisini Türk edebiyatında en iyi anlatan eser. Senarist Haldun Taner’in habercisi. Bazı kitapların etkisi ömür boyu sürer. Tekrar tekrar okursunuz onları. Hayretiniz, sevginiz sürekli yenilenir. Her okuyuşta belki ilk buluşma anına, o buğulu ve güzel zamana dönersiniz. Zihnim zaman zaman Ayışında Çalışkur ile Şişhaneye Yağmur Yağıyordu’yu birbirine karıştırır,

okumak için tıklayınız

Dünya 30 yıldır A. Kadir’siz…

16 Temmuz 1917 doğumlu olan A. Kadir, 1 Mart 1985 yılında, altmış sekiz yaşında ölmüştü. “Bizim hiçbir hürriyetimiz yok,/ hiçbir hürriyetimiz,/ ne çalışmak, ne konuşmak, ne sevişmek./ Sen orda bağrına bas dur en büyük çileyi,/ ben burda en büyük çileyi doldurayım,/ ekmeğe muhtaç, hürriyete muhtaç, sana muhtaç./ Sen orda dalından koparılmış bir zerdali gibi dur,/

okumak için tıklayınız

İktidar, Sinema, Sanatçı, Özgürlük ve Eleştiri – Zahit Atam

8. Eleştirmen hâkim midir? Tarih Değil Hatalar Tekerrür Ediyor. “Bize geçmişteki deneyimlerin ve tarihin öğrettiği tek şey, halkların ve hükümetlerin tarihten ders almadıkları ve ondan çıkarılması gereken derslere göre hareket etmedikleridir.” Hegel (akt ve çev: Mevlüt Asar) Bu en sık rollerin karıştırıldığı eleştirmenin işlevi ve görevi sorunlarından birisidir. Eleştirmenin kendini hâkim sanması aptallıktır, onun özenmesi

okumak için tıklayınız

Paramaz ve Osmanlı-Ermeni Sosyalist Hareketi – Umut Bilmez

“Bizim için bir vatan yoktur. Biz sosyal demokratız. biz sadece Ermenilerin kurtuluşu için çalışmıyoruz, bütün insanlığın kurtuluşu için çalışıyoruz. bizim vatanımız bütün dünyadır. (…) Bu ülkenin refahı için yapmadığımız ne kaldı? Ermenilerin ve Türklerin kardeşliğini sağlamak için ne fedakârlıkları kabul ettik. Ne kadar enerji tükettik ve ne kadar çok kanımızı akıttık. Bu kadar acıya katlanmamızın

okumak için tıklayınız

Soykırımın Planlanması ve Uygulanışı – Yeraz Der Garabedyan

Berdjouhi [Bercuhi], 1889-1940 yılları arasında yaşamış, literatürde çok rastlanmayan 1915 İstanbul’una dair tanıklığını kaleme almış bir Ermeni yazardır. Kitap 1930’lu yıllarda yazılmış, Boston ve Paris’de iki ayrı Ermenice edisyondan sonra Fransızca tercümesi yazarın oğlu Armen Barseghian yapılmış ve Jours de cendres à Istanbul adı altında yayınlanmıştır.

okumak için tıklayınız

Kentli Flâneur; Atılgan – Özgür Akbulut

Varlığı,düşsel algısı,herdaim yazı ve yalnızlığı imleyen,sinematografik yalınlığında gözleri içine akan,kişisel arayış sarmalındaki modern kaotik bireyi dıştalayan sendromu ile patolojik kavrayışın son hâli: Atılgan varoluş ile yalıtılmış olma durumu,taşra sıkıntısına içkin ve bir o kadar da ardıllarını içeren iki kavrayış,iki kozmik durum.Bu hal-i ahvâl bir bakıma kaçış,yaşamsal bir dayatma değil,kimi değer/siz ikilemlerden kaynaklı bilinçli bir tercih

okumak için tıklayınız

İnsanın şiiri aşk

“Mesafelerin ayırdığı ama duyguların birleştirdiği iki şairin” hem edebi hem insancıl mektuplarından oluşuyor Kalp Zamanı… Ne kalır bu mektuplardaki aşkı aradan çıkarsak, geriye tam olarak ne kalır? Belki tam olarak, Celan’ın Bachmann için kurduğu şu son cümle kalır; “İyilikler diliyorum! İçtenlikle.” Böylesine siner dil ve böylesine kuraklaşıp soğur. Oysa o değil midir daha önceden; “Sana

okumak için tıklayınız

Victor Serge değirmene karşı

Victor Serge, İçerdekiler’de kendisini anlatıyor gibi görünse de asıl yaptığı hapishaneyi ve oradaki insanların başından geçenleri aktarmak. “Anarşizm Tarihi” diye sıkı bir külliyat hazırlansa (belki de vardır) Victor Serge, o kitabın önemli bir maddesi olurdu herhalde. Serge, gözü kapalı şekilde olayların içine dalan bir eylemci değildi; yazarlığının yanı sıra çevirmenliği, gazeteciliği ve şairliği de vardı.

okumak için tıklayınız

Salim Turgut’un “Ömrüne Sığamayanlar” – Adil Okay

Yazar ve gazeteci Salim Turgut’un kuşağı, genel kabul gören ifadeyle “78 Kuşağı” uzun bir dönem kendi acılarını ti’ye aldı. Kendi acıları yerine başkalarının acısını yansıttılar mektuplarında ve/veya yazılarında. ‘Biz iyiyiz’ dediler hep. ’Biz iyiyiz’ dedik. Zindanda – hücrede de olsak, savaşın içinde her an bir uçak saldırısı ya da havan topuyla ölebileceğimizi de bilsek, dilsiz,

okumak için tıklayınız