Kategori: Makaleler

Şiir ve Devrim – Cemal Süreya

Karl Marx söyler: “Kapitalist üretim, düşünceye ilişkin bazı üretim dallarının bütününe, özellikle sanata ve şiire düşmandır.” Burada şiirden ayrıca söz edilmiş olması boşuna değil. Gerçekten kapitalist gelişimle dünya şiirinin gelişim süreci arasında bir ters orantı var gibi görünüyor. Hele kapitalizmin “en ileri aşaması” emperyalizm döneminde bunu çok daha açık bir şekilde seçmek mümkün. Şairin önü

okumak için tıklayınız

İç savaşlar savaşların en kötüsüdür, çünkü…

Angajman Montaigne’in kendisini dürüst bir insan, evine çekilmiş, kütüphanesine sığınmış bir aylak olarak resmettiğini bahane ederek, onun çağına angaje olmuş kamusal bir insan olduğunu ve tarihimizin çalkantılı bir döneminde önemli siyasi sorumluluklar almış olduğunu unutuyoruz. Katolikler ve Protestanlar arasında, III. Henri ve gelecekte IV. Henri olacak Henri de Navarre arasında arabuluculuk görevini üstlenmiş ve şu

okumak için tıklayınız

“Nasıl oluyor da yoksullar haksızlığa katlanıyor” – Montaigne

YAMYAMLAR ÜSTÜNE Aklın kurallarına uyarak barbar diyebiliriz Yamyamlara, ama bize benzemiyorlar diye barbar diyemeyiz onlara; çünkü barbarlıktan yana onları her bakımdan aşmaktayız. Savaşları soylu ve yiğitçe bu insanların. Savaş denilen bu insan hastalığını biz haklı ve güzel görebiliriz de onlar niçin görmesinler? Kaldı ki onlarda savaş yalnız değer kıskançlığından ve yarışmasından doğuyor. Yeni topraklar kazanmak için savaşmıyor bu Yamyamlar;

okumak için tıklayınız

“Sanat Eserinin Teknik Olanaklarla Yeniden Üretilmesi (Çoğaltılması)” Bağlamından Walter Benjamin’in Sanat Teorisi – Yusuf Önal

GİRİŞ Marx, Adam Smith, Ricardo gibi isimlerin eserlerini eleştirel olarak incelemeye başlamış ve o döneme kadar kapitalizmi çok geniş bir perspektiften çözümlemeye çalışmıştır. Geleceği ön görmeye yönelik bir çalışmaya girişen Marx, komünizme geçişin evrelerini sıralamış ve ilerlemeci bir anlayışla bunu bir zorunluluğa bağlamıştır. Özellikle 1.Dünya Savaşı’ndan sonra bu ilerlemeci anlayışın tersine Avrupa’da ortaya çıkan faşizmle

okumak için tıklayınız

Kitapların yakıldığı yerde insanlar itaat eder.

Kalabalık caddelerden arka sokaklara Kayıp Kitaplar Kütüphanesi, yok edilmiş, doğaya yenilmiş, tekrar yazılmış ya da imhaya kurban gitmiş metinlerden oluşuyor. Kitaplarla belli bir zamandır iyi kötü haşır neşir olduktan sonra farklı ve şaşırtıcı şeyler aramaya başlıyorsunuz. Aslında bu garipsenecek bir durum değil. Çünkü bir şekilde ve belki istemsizce gelişiyor.

okumak için tıklayınız

Dili yüreğinde bir yazar Celal İlhan – Sadık Güvenç

Celal İlhan’ın Kanguru Yayınları’ndan 2012’de çıkan öykü kitabı, Dili Yüreğinde’yi ilgiyle ve severek okudum. İlhan’ı daha önce Grevden Dönenin adlı kitabıyla tanımıştım. Emeğin, emekçinin grev mücadelesini dile getirdiği anı kitabıyla. Yazar okurunu, ele aldığı öykü kişisinin dünyasına alıp götürüyor dilinin kıvraklığıyla. Öykülerinde yerel ağız kullanmaktan hoşlanan biri İlhan. Daha sonra sözünü edeceğim bir öyküsünde (Sorumlu),

okumak için tıklayınız

Dostoyevski’nin ilk romanı İnsancıklar, edebiyat tarihinin tuhaf vakalarından biri – Orhan Pamuk

“Ah şu masalcılar! Yazacak yararlı, hoş, kişiye haz veren bir şey bulamazlar da, ne kadar pislik varsa dökerler ortaya!.. Yetkim olsa yazmayı yasak ederdim onlara! Ne biçim şeylerdir yazdıkları? Okurken ister istemez düşünüyor insan… Kafasını kaşıyor, inan olsun yasak ederdim onlara yazmayı! Basbayağı yasaklardım.” [Kn. V F Odeyevski]

okumak için tıklayınız

İki ayrı kitap – Hüseyin Bul

Murat Şahin’in Esnaf lokantası adlı öykü kitabını okurken ilk izlenimim birazdan düze çıkarım herhalde oldu. Kitabın ilk yarısını oluşturan öyküler konuları itibari ile insanın canını sıkan, küçük ısırıklar büyük sarsıntılar yaşatacak türden birazcık da “karamsar” diyebileceğimiz damardan akıp giden öykülerden oluşuyor. Kitabın ilk yarısı dedim ama öyle ayrıştırılmış, bölünmüş, kategorize edilmiş falan değil elbette.

okumak için tıklayınız

KÖPRÜ; Kuşak-ötesi / Barışa değin – Nejdet Evren

Hayat bir köprüdür; o köprüyü inşa eden kişi hayatını gerçekleştirmiş, kurmuş demektir. Başka bir dünyaya, paylaşımcı, eşit ve özgür bireylerin hep birlikte barış içinde kardeşçesine yaşadığı bir dünyaya dönüştürmek için toplumsal dokuyu Devrimci Gençlik Köprüsü’nü Zap Suyu’nun üstüne inşa etmektir hayat….

okumak için tıklayınız

Deniz Oldu – Zafer Köse

Darağacını gören bir pencerenin önünde oturup, aylardır görmediğiniz bir aile üyesine son bir mektup yazmak… Herhangi bir yatıştırıcı ilaç, doktor desteği veya dinsel bir yardım istemeden, son adımları atmak… Son nefesinize kadar sözünüzü söylemekten vazgeçmemek… Bunları yazmak, dilden dile anlatmak kolay olabilir, ama yaşamak… Bunları yaşamanın da aslında ne kadar kolay olduğunu okuyorsunuz, Darağacında Üç

okumak için tıklayınız

Golyan Devrimi’ni Okumanın Sırası – Sadık Güvenç

Tahsin Yücel’in Can Yayınları’ndan 2008’de çıkan öykü kitabı Golyan Devrimi, on dört öyküden oluşuyor. Öykülerde ele alınan kişiler ve olaylar birbiriyle bağlantılı olduğundan aynı zamanda bir roman gibi de okunuyor. Yer Hayristan’dır. Sakın bizim ülkemiz anlaşılmasın. Bu Hayristan dünyanın herhangi bir yerindeki ülkedir. Politikacılarına bakarak da yazarın ülkemiz politikacılarını eleştirdiği sanılmasın. Yok öyle bir şey.

okumak için tıklayınız

Bir Âşığın Portresi Olarak Orhan Veli

Edebiyatımızda insanın kendi yol öyküsünü, bireyin içsel macerasını anlatabilme yeteneğinin I. Yeni olarak adlandırdığımız Garipçiler ve Orhan Veli şiiriyle başladığını söylemek çok da abartılı bir tespit sayılamaz. Orhan Veli’nin “Küçük İnsan”ı anlama ve yorumlama, o küçük insanı aslında kendinde var olan bir sıradan, olağan süre gidiş olarak görme macerasında kattettiği şiirsel evrim bu açıdan edebiyat

okumak için tıklayınız

1905 Bomba Olayı ve 1909 Adana İğtişaşı – Ayşe Hür

31 Mart Olayı ile eş zamanlı olarak başka merkezlerde de kalkışmalar oldu ama en önemlisi Adana’da yaşandı. Olaylarda kaç kişinin öldüğü hâlâ bilinmiyor. Adana Ermeni Piskoposluğu’nun raporuna göre 17.844, İstanbul’daki Ermeni Patrikhanesi’nin Adana’ya gönderdiği heyete göre 21.330 ölü (Ermeni) vardı.

okumak için tıklayınız

1894-1896 Ermeni katliamları ve Osmanlı Bankası Baskını – Ayşe Hür

26 Ağustos 1896’da Osmanlı Bankası’na baskın yapan 4 ölü ve 5 yaralı dışındaki 17 kişi Marsilya’ya gönderildi. Olaylara karıştıkları gerekçesiyle tutuklanan bazı kaynaklara göre 143 bazılarına göre 300 bazılarına göre 400 kişinin yargılaması Ekim ayının sonuna kadar sürmüş, Ermeni tarafından 90 kişi baskınla ilgili olarak çeşitli cezalara çarptırılmış, Müslüman tarafında ise İngiliz Sefareti görevlilerinin gözleri

okumak için tıklayınız

Şair Hasan Hüseyin ile öğretmen Azime’nin bitmemiş aşk hikayesi

Bugün size, şair Hasan Hüseyin ile öğretmen Azime’nin tertemiz aşk hikayesini anlatayım. Büyük Türk şairi Nazım Hikmet’in ölümüyle yolları kesişen iki insanın aşk hikayesini… O yıllarda bir edebiyat öğretmeninin solcu bir şaire aşık olması, öyle sıradan bir şey değildi. İnsanın aşkının arkasında dimdik durması ise, pek çok kişiyi öfkeye boğmaya yetiyordu. Mücadelelerle geçen bir hayatın

okumak için tıklayınız

Adaleti Beklerken Roboskî – Ebru Aydın

Gerçeğin, üzeri ne kadar örtülmeye çalışılsa da 34 kişinin ve katırlarının kanına bulanmış gerçeğin kitabı. “Burada anlatılanlar ‘yetkililer’i rahatsız ederse şimdiden söylüyorum; evet ben yazdım, ‘benim kitabım’. Ama yok, vicdanlar acıyacaksa, uzaktan da olsa bu adaletsizliğin ve zulmün karşısında duracaksa okuyan, ‘bu kitap benim değil’.”

okumak için tıklayınız

Hep ideal aşkı arayan bir şair: Şükûfe Nihal – Soner Yalçın

Nazım Hikmet ona aşıktı. Faruk Nafiz Çamlıbel, ona olan sevdasını dizelere döktü. Cenab Şahabeddin’in kardeşi şair Osman Fahri, ona olan aşkına karşılık bulamayıp canına kıydı. Şair Ahmet Kutsi Tecer, ona tutkundu. Edebiyatçı Mithat Sadullah Sander ve politikacı Ahmet Hamdi Başar ile evlendi. Yaşamı köşkte başlayıp huzurevinde biten şair, yazar, öğretmen Şükûfe Nihal’in ruhunun derinliklerinde yaralar

okumak için tıklayınız