Kategori: Makaleler

“Bu gece en hüzünlü şiiri yazabilirim” Pablo Neruda

Neruda, dizeleriyle halkları özgürlüğe davet ederken, tıpkı pek sevdiği dostu Nâzım gibi aşkı devrimle bütünleştirdi. “Buğdayın Türküsü”nde bağımsızlığı, hürriyeti vurgularken, “Yirmi Aşk Şiiri ve Umutsuz Bir Şarkı”yla da aşkın büyülü rüzgarını estirdi. 23 Eylül 1973’te sonsuzluğa adını yazdıran Neruda’nın şiirleri nesilden nesile aktarılmaya, dilden dile dolanmaya devam ediyor. Pablo Neruda, yaşamı boyunca zorbalara karşı işçi

okumak için tıklayınız

Tanpınar’a nasıl “huzur” verilir?

Tanpınar bir anlamda ne sağa ne de sola yaranamamış (bunu da istememiş) bir yazardır: “Gariptir ki eserimi sathî (yüzeysel) okuyorlar ve her iki taraf da ona göre hüküm veriyorlar. Sağcılara göre ben angajmanlarım –Huzur ve Beş Şehir– hilafında (uygun olmayarak) sola kayıyorum, solu tutuyorum. Solculara göre ise ezandan, Türk musikisinden, kendi tarihimizden bahsettiğim için ırkçıların

okumak için tıklayınız

Flann O’Brien’in Ağaca Tüneyen Sweeny’i üstkurmacanın en incelikli eserlerinden biri.

Öyle kolay bir kitap beklemeyin. Çok akıcı, bir çırpıda okunuyor gibi sözler söylememi de. Ağaca Tüneyen Sweeny, sizi yoracak zihninizin dehlizlerinde kaybolup durmanıza sebep olacak bir modern klasik. Ustalıkla örülmüş bir metin, birbirine bağlanan/bağlanmayan başlı başına bir kurgu içeren hikâyeler kafanızı fazlaca karıştıracak. Anlatıcı kimdi, bu okuduğum kimin hikâyesi, Dublinli hayalperest öğrencinin huysuz amcasıyla yaşadığı

okumak için tıklayınız

‘Labirent: Ölümcül Kaçış’

Geçen yıl ülkemizde de yayınlanmış olan çok-satar fantastik gençlik romanları dizisi “Labirent”in ilk kitabı “Labirent: Ölümcül Kaçış”ın (The Maze Runner) Hollywood yapımı aynı adlı sinema uyarlaması ABD ile eş zamanlı olarak dün (Cuma) ülkemizde de vizyona girdi. Son yıllarda bir hayli popülerleşen ve çoğu sinemaya da uyarlanan fantastik gençlik romanlarında iki alt-tür şekillenmiş durumda. Bunlardan

okumak için tıklayınız

Motivasyon – Zafer Köse

TANIMI VE ÖNEMİ Motivasyon, bireyi davranışa sevk eden içsel güç, olarak tanımlanıyor. Bir davranışı başlatan, bu davranışın yönünü ve sürekliliğini belirleyen bir içsel güç. Bu gücü oluşturan en önemli etken ise bireyin bir gereksinimi karşılama isteği. Motivasyon hiç sağlanamasaydı, insanları çalıştırmak için sürekli baskı yapmak, hatta doğrudan fiziksel şiddet uygulamak gerekirdi. Kölelik sistemlerinde motivasyon, önemsenecek

okumak için tıklayınız

‘Gülün Öteki Adı’: Bahçemizin solmayan gülleri

Mine Kırıkkanat “Gülün Öteki Adı” kitabında, kendini, İslam ve Hıristiyanlık gibi iki büyük İbrahimi dinin heterodoks yorumlarına dayandıran iki büyük mücadeleyi karşılaştırmalı olarak inceliyor. Kitabın alt başlığı gerekli ipucunu da veriyor; “Kathar şövalyelerinden Şeyh Bedreddin yiğitlerine…” Ezilen sınıfların egemenler ve onların kurduğu ilişkilerle olan mücadelesi insanlık tarihi kadar eskidir ve çok farklı biçimlerle ortaya çıkmıştır.

okumak için tıklayınız

Katharine Burdekin’den bir antifaşist distopya: Swastika Geceleri

Swastika Geceleri 1937’de ilk baskısını yapmasına rağmen uzun yıllar adından söz ettirememiş ama 80?lerden sonra yeniden gündeme gelmiş bir distopya. Katharina Burdekin romanında olası bir Nazi İmparatorluğu’nu resmediyor. Romanı, Alev Karaduman değerlendirdi… Swastika Geceleri Bir dünya düşünün ki İkinci Dünya Savaşı?nı (kitaptaki ismiyle 20 Yıl Savaşları) Almanya ve Japonya kazanmış, dünyayı aralarında bölüşmüş, 700 yıldır

okumak için tıklayınız

“Yazmak Üzerine Notlar” ve iki farklı bakış…

“Yazmak Üzerine Notlar”, Jules Renard’ın günlüğü, yazıya dair kaleme aldıklarının derlemesi ve yaşama bakışının yansıması. Kitabı, Ali Bulunmaz ve Eray Ak’ın değerlendirmeleriyle tanıyoruz… ‘Yaşamı git gide daha az anlıyorum’ – Ali BULUNMAZ Yazmaya girişen ve sonradan yazar mertebesine erişenlerin ettiği laflar ve kenara köşeye çiziktirdiği notlar, yıllandıkça değerlenip anlamını bulur. Tabii onlar önce gerçekten bulunmalı,

okumak için tıklayınız

Kapital’in sponsoru İngiliz borsasıymış

Das Kapital, 147 yıl önce 14 Eylülde ilk kez yayımlandı. İngiliz gazeteci Wheen’in ortaya çıkarttığı iki mektuba bakılırsa, maddi zorluk içindeki Marx, Kapital’i tamamlamak için gerekli paranın bir kısmını borsadan kazanmış. Şu sıralar bol miktarda “yeni Marx” rüzgârı esiyor. Bir yanda Fransız İktisatçı Thomas Piketty’nin “21. Yüzyılda Kapitalizm” kitabı, diğer yanda çok farklı bir kulvarda

okumak için tıklayınız

Orhan Kemal 100 yaşında

Türkiye edebiyatının büyük yazarlarından ?Mehmet Raşit Öğütçü? yani ?Orhan Kemal?i doğumunun yüzüncü yılında saygıyla anıyoruz? Tam yüz yıl önce, 15 Eylül 1914’te Adana’nın Ceyhan ilçesinde dünyaya geldi. Asıl adı “Mehmet Raşit Öğütçü”. Babası İttihat Terakki Cemiyeti üyesi sonrasında da milletvekilliği ve bakanlık yapmış Abdülkadir Kemali Bey siyasal nedenlerle 1931’de Suriye’ye kaçınca, orta öğrenimini yarıda bıraktı

okumak için tıklayınız

Bir Varoluş Felsefesi Olarak Delilik: Doğmayacak Çocuk İçin Dua

Edebiyat eserlerinin psikanalitik yorumlarına ilginin artmasıyla delilik, edebiyatta hem bir motif hem de yazarı yazmaya sürükleyen bir itki olarak ele alınmaya başlandı. Daha önceleri toplumda öteki olmanın belirtilerinden biri olarak yadsınan delilik durumu, Camus, Kafka, Dostoyevski gibi yazarların eserleriyle edebiyatta bir söylem buldu; ancak deliliğin bir söyleme kavuşması sadece modern edebiyatta görülen bir durum değildir:

okumak için tıklayınız

Nekropolis Gezgini: Halil Turhanlı

Tuhaf adamların tuhaf yaşam öyküleri, belki unutulmasın diye, yeraltından işte böylesine deli dolu adamlar geldi geçti demek için belki de Turhanlı es veriyor, durup birazda öykülerine kulak verelim diye. Nekropolis sakinlerinden Roky Erickson, Jimmy Gordon gibi muhalif, aykırı müzik icra edenlerin çılgınlıklarını anlatıyor, ?Tuhaf Günler Peşimizde? adlı kitabında. ?Meleklerin Düştüğü Yer?, ?Müzik ve Muhalefet?, ?Bir

okumak için tıklayınız

Rüyalar Rengârenk Bir Karanlıktır – Cezmi Ersöz

Bireyin kendi gerçekliğiyle yüzleşmesinin çetrefilliğini belki de imkânsızlığını anlatan bir eser genç yazar Cem Kertiş?in ilk romanı olan ?Yüzümdeki Sen?, ama üçüncü kitabı. İlk kitabından beri zevkle okuduğum bu genç yazarı öykü ve şiirleriyle tanımıştım. Her iki türde de oldukça başarılı bulduğum Cem Kertiş?in yeni kitabı Yüzümdeki Sen?i kısa sürede okudum. Her ürünüyle kendini aşan

okumak için tıklayınız

Demokrasi Nefretinin Sendromları – Kansu Yıldırım

Demokrasiden nefret edilmeli mi? Yahut başka türlü formüle ederek soralım: Nefret edilecek bir şey varsa o da demokrasi midir? Bu sorulara verilecek yanıtlar, toplumsal konumlara ve siyasal aidiyetlere göre değişiklikler gösterebilir. Ne var ki, pek çok yanıt olmasına karşılık sorunun ve de onu çerçeveleyen sorunsalın merkezinde demokrasinin temel parametreleri sabittir diyebiliriz. Bir muhafazakâr, bir liberter,

okumak için tıklayınız

Daha Fazla Kâr İçin – Barış Gençer Baykan

Benzin istasyonlarında ?kurşunsuz? vurgusunu sıkça duyduk ama üzerinde hiç durmadık. Normalde benzinin kurşunlu olduğunu ve benzin tedarikçilerinin bizim iyiliğimizi için benzini kurşundan arındırdıklarını düşünebiliriz. Oysa gerçek tam tersi. Benzinde kurşun yok ve 90 yıl önce General Motors, Du Pont, bugün Exxon olarak bilinen Standard Oil- New Jersey son derece zararlı olan bu maddeyi benzine katmaya

okumak için tıklayınız

Derin “Bir Gemide” – Sacide Alkar Doster

Bazen bir kitap okursunuz, içine alır sarmalar sizi. Bazen üveylik koyar kendiyle arasına bir diğer kitap. Onları bize kardeş yapan içindekilerin yaratıcısına olan bağlılığımız, yazarın kalemine duyulan yakınlıktır çoğunlukla. Minimalist akımın en iyi örneklerini veren Edgü, gerçekçilik üzerine düşünmeye çağırıyor okuru. Öykülerindeki düş ve gerçek tanımlamasını ise şöyle yapıyor: ?Ben gerçeğin içindeki düşü ve düşün

okumak için tıklayınız

Kendinden Kaçışın Edebiyatı – Barışcan Demir

Can Yayınları, 2011 yılının başlarında gotik-romantik adlı bir seriyi yayımlamaya başlamıştı. Yayınevinin bu serisi, Walpole?un Otranto Şatosu, Ann Radcliffe?in Sicilya?da Bir Aşk Hikayesi, Friedrich de la Motte Fouqué?nin Undine?si, Schiller?in Hayaletgören?i gibi on sekiz ve on dokuzuncu yüzyıl gotik roman klasiklerinin çeşitli örneklerinin yanında, Türkçede ilk defa öykü derlemeleri dışında bir tam-metin çevirisiyle karşılaştığımız Hoffmann?ın

okumak için tıklayınız

Güzelliğin Tuhaflığı – Doğuş Sarpkaya

Büyük anlatıların dönemi bitti söyleminin yarattığı yanılsamalardan biri büyük edebi eserlerin yazılamayacağı fikridir. Çağın ruhuna nüfuz etmek, toplumsal gerçekliği yansıtmak ve bunu estetik kaygıları göz ardı etmeden gerçekleştirmek olanaksızmış gibi bir hava yaratılıyor. Hızın ve değişimin egemen olduğu bir dönemde kalıcı edebi eserlerin verilebileceğine inanmak ise düpedüz safdillik olarak kodlanıyor. Oysa çağdaşımız pek çok yazar,

okumak için tıklayınız

And Dağlarının Aforizma Ustası – Gökhan Yavuz Demir

Birçok çevirmen gibi ben de, tercüme edeceğim kitabı belirlerken, yayınevlerinden gelen taleplerden çok kendi okumalarımın ve akademik ilgilerimin peşinden koşuyorum. Bu nedenle de daha çok kurucu metinlerin Türkçeye aktarılmasını savunuyorum. Augustinus, Kant, Hegel, Kelsen, Savigny gibi büyük isimlerin, üzerine çokça yazılan ama hâlâ Türkçede bulunmayan kurucu metinlerinin bir an önce Türkçeye kazandırılması gerektiği aşikâr. Umberto

okumak için tıklayınız

Varlık ve olay neden çevrilmedi? Neden çevrilmedi? – Çetin Türkyılmaz

Alain Badiou tartışma götürmez bir şekilde günümüzün en önde gelen felsefecilerinden biri olarak kabul edilmekte. Her ne kadar, o Fransa?nın felsefe çevrelerinde 1960?larda yaşanan tartışmalara dahil olmuş olsa da, aynı yıllarda kendini açıkça belli eden ve Derrida, Foucault, Deleuze, Lyotard gibi filozoflarca temsil edilen ?postmodern dalga?ya tam olarak kendini kaptırmamış olması nedeniyle uluslararası düzeyde tanınması

okumak için tıklayınız