Kategori: Makaleler

Limon Yağmuru tutulması

?Sonra, ben o limon ağacına çıktım. Komşu çocukları, minik kanatlarıyla doluştular dallarına. Ağacı tutup sarstığımda bir limon yağmuru yağdı. (…) Her şeye rağmen yağdı. (?)? Öyküleriyle de öyle sarsıyor sonra limon yağmuru başlıyor. Tutuluyoruz. Genç yazar Emrah Öztürk?ün, ilk kitabı ?Limon Yağmuru? tutulur mu tutulmaz mı bilinmez ama biz o yağmura tutulduk. Lefkoşa doğumlu yazar,

okumak için tıklayınız

Evrime Diyalektik Bakış: Kesintili Denge Teorisi – Okan Yolcu

Charles Darwin 1859 yılında ?Türlerin Kökeni? adlı muhteşem yapıtını bilim dünyasına sunduğunda büyük bir yankı yarattı. O zamana kadar canlı türlerinin mistik bir güç tarafından ayrı ayrı yaratıldığı düşüncesi hakimken idealist-metafizik algı temellerinden sarsılmış oldu. Evrim teorisine göre canlılar milyonlarca yıl içerisinde ortak ata-atalardan yavaş yavaş değişimin sonucunda türemişlerdir. Bilim dünyasında genel olarak kabul gören

okumak için tıklayınız

Satranç Üzerine – Zafer Köse

İnsan hiçbir şey düşünmeden, algılamadan, iletişim kurmadan yaşayabilir mi? Yapabilse, zihnini boşaltabilse bile, bunun süresi ne kadar olabilir? Vedat Türkali?nin ?Bir Gün Tek Başına? romanındaki bir kahraman, insan zihnini değirmen taşına benzetiyor. Hiç durmadan dönüp duran değirmen taşına. Araya öğütülecek bir malzeme atmazsanız, değirmen taşının kendini aşındıracağını söylüyor. ?Kafayı yemek? denen şeyi böyle tanımlıyor.

okumak için tıklayınız

Kazancakis?ten bir tarih belgeseli: Kardeş Kavgası

Nikos Kazancakis, Zorba?sıyla biz okurların dünyasına girmiş, dünyada adını duyurmuştur. Hakkında hiçbir şey bilmeyen, daha önce duymayan biri için bile Zorba pek çok şey ifade eder. Hemen hemen her okurun okumadan bile hakkında az çok bir şeyler bildiği kitaplardandır Zorba. İlk olarak 1946?da yayımlanır. O zamandan bu zamana adını her geçen gün daha çok duyurmuş,

okumak için tıklayınız

Fareler ve İnsanlar: Arkadaşlık mı yoksa çıkar ilişkisi mi?

?En iyi planları farelerin ve insanların sıkça ters gider.? Robert Burns ? To a Mouse Nobel edebiyat ödüllü John Steinbeck?in Büyük Bunalım yıllarını anlattığı bir novella olan Fareler ve İnsanlar, 1937 yılında yayımlanır. Eserde, Amerika?nın yaşadığı sarsıntılar ve değişimler verilirken aynı zamanda insan ruhuna da bir ayna tutulduğundan bahsedilebilir. Bu yıllarda iki gezgin çiftlik işçisinin yaşadıklarını

okumak için tıklayınız

Nostaljik bir roman “Çaça” – Serkan Fırtına

?Birçok insan hayatım roman olur diye söylenir durur, ama tarihe roman olarak sadece bazı müstesna yaşamlar kalır? Toplum olarak nostaljiyi çok severiz. Bu durum aslında romantik bir istek olarak görülse de altın da farklı nedenlerin yattığı bir kavram. Eskiye özlem duyan, yeni olan içinde varoluşunu anlamlandıramayan insanoğlunun trajik bir sığınağıdır nostalji. Eski filmler, eski tiyatrolar,

okumak için tıklayınız

Cennetin zaptına çıkanların hikayesi

Babası bir maden işçisi olan ekonomi muhabiri Paul Mason?ın ?Çalışarak Yaşamak ya da Savaşarak Ölmek? adıyla yayınlanan kitabı, çözülüş sonrasında işçi sınıfının, iddia edildiği gibi yeni dünya düzenini içine sindirmediğini, aksine yarım kalan sözünü tamamlamak için dünyanın her tarafında mücadeleye devam ettiğini gösteriyor. Partice Lumumba, Belçikalı sömürgecilerin işbirlikçileri tarafından kurşuna dizilerek öldürüldüğünde, ardında, eşine yazılmış

okumak için tıklayınız

Hansel ve Gretel Masalı Bize Aslında Ne Anlatıyor?

Farklı versiyonlarına rastlanılsa da genel olarak Hansel ve Gretel masalını Grimm Kardeşler?in derlemelerinden öğreniyoruz. Ancak benzer özelliklere sahip bir anlatının onlardan da önce var olduğu bilinmekte. Böylece genel olarak bu masalın aslında Alman kökenli olduğu düşüncesine varılmakta. Peki Grimm Kardeşler?den yola çıkarsak bu masalın konusu, anlattığı ve de asıl önemlisi şeylerinin ardında yatırdığı ne? Türkçe

okumak için tıklayınız

Bu öyküler bir harika!

Melike Uzun, iyilik ve kötülük kavramlarının oluşturduğu sarmala bir durak koyuyor. Okunması, üzerinde düşünülmesi gereken bir kitap ?Kürar?. Tek bir tema üzerinden birbirine bağlanan, birbirini tamamlayan bu öyküler gerçekten bir harika! ?İyilik? ve ?Kötülük? yolda el ele yürüyorlarmış, bir süre sonra karşılarına bir nehir çıkmış. Suyun akışına, berraklığına hayran kalıp yüzmeye karar vermişler. Giysilerini çıkartıp

okumak için tıklayınız

O dünya kurulacak

Neoliberalizmin mucizeleri olarak sunulan Tayland, G. Kore, Endonezya hayal kırıklıklarıyla çökerken, gezegenin hiçbir zaman sahip olamadığı küresel adalet de büsbütün ortadan kalkmaya başladı. Adına ne denirse densin, yeni sol ya da solu, sosyalizmi, demokrasiyi, antikapitalizmi çağrıştıran herhangi bir ad. Asıl olan niteliği. 1989?da başlayıp 1991?de tam çözülme ve dağılma sürecine giren sosyalizmin karşılıklarını bütün bütüne

okumak için tıklayınız

“Çöpte Dostoyevski Buldum”

Kendimi bildim bileli dünyayı kitapların kurtaracağına inanırım. Eğer dünyanın her yerinde tüm insanlar kadim birer kitap okuru olsalardı daha güzel bir dünyada yaşıyor olurduk diye düşünürüm. Ne kadar ütopik şeylere inanıyor olursak olalım, ne kadar ütopik düşlere sahip olursak olalım, hepsi insandan doğuyor. Dünyayı bu kadar korkunç yapabilmeyi de başaran insandan. Ama öyle de güzel

okumak için tıklayınız

Yeni dünya bu değil midir zaten?

Toplumsal şaklabanlığın bireysel hokkabazlıkla kucaklaşmasının romanı bir yandan Şimşekler. İnce bir roman Jean Echenoz imzalı Şimşekler. Hacim olarak inceliği bir yana üslubundan hikâyesine, kahramanının dünyasından alt göndermelerine kadar kılcal kılcal yayılıyor bu incelik. Her tür eleştiri ve yanılma ihtimalini de hesaba katarak ince ince düşünüyorsunuz, Türkçede böylesi romanlar daha çok yazılsa olmaz mı? Hatta, edebiyat

okumak için tıklayınız

Hakan Savaş’ın dikkat çeken çalışması: “Sinema ve Varoluşçuluk”

Hakan Savaş?ın ?Sinema ve Varoluşçuluk? başlıklı çalışması, okuyucuya bir yandan felsefe ve sinema arasındaki yakın ilişkiyi yakından görmesinin yolunu açarken felsefi eleştirinin sinemanın gelişimine sağladığı katkıyı gösteriyor. Kitabı, Haluk Erdem değerlendirdi… Felsefe ve sinema ilişkisine varoluşçuluk açısından bakış Sinema ve Varoluşçuluk başlıklı kitap üç bölümden oluşuyor: ?Eleştirinin Görevi ve Felsefi Eleştiri?, ?Varoluşçuluk ve Düşüncenin Dramı?

okumak için tıklayınız

Meyhanelerin yok edilmesine direnen kitap: “Türkiye Meyhaneler Rehberi”

?Türkiye Meyhaneler Rehberi?nde sistemli bir şekilde yok edilmeye çalışılan bir kültürün son temsilcileri, meyhaneler tanıtılıyor. Erdir Zat’ın yayın yönetmenliğinde hazırlanan rehberde 1230 meyhane var. Türkiye Meyhaneler Rehberi Türklerin meyhane kültürünün İstanbul?a gelmeleri ile başladığı düşünülüyor. İstanbul?da var olan ve özellikle Galata?daki mekânlarda ?adabınca? içki içilirmiş. Deniz Gürsoy?un ?Çilingir Sofrasında Rakı? (Oğlak Yay.) adlı kitabında şöyle

okumak için tıklayınız

Reclaim the night* – Öznur Özkaya

Esra Birkan tarafından çevrilen, takıntılı bir erkekten kaçmaya çalışan bir kadının, Clarissa?nın yaşadığı psikolojik gerilimin öyküsünü anlatan Claire Kendal?in enfes romanı ?Senin Kitabın?, kadınların ve erkeklerin eşit şartlarda yargılandığı bir hukuk sisteminin ve kadına gerçek anlamda değer veren bir dünyanın elbet bir gün geleceğine inananlara ve yıkılmadan bu uğurda mücadele edenlere bir armağan niteliğinde. Ne

okumak için tıklayınız

?Kırmızı Pelerinli Kent? Rio? – Fuat Sevimay

?Kırmızı Pelerinli Kent?i okuyun. Dilerseniz bir roman gibi, arzu ederseniz öykü tadında, dilerseniz gezi kitabı okurmuşçasına, dilerseniz Aslı Erdoğan?ın otobiyografisi niyetiyle okuyun. Önemi yok. Dönüp dolaşıp geleceğiniz nokta, kendi yalnızlığınız olacaktır. Kentler, büründüğümüz kıyafetler gibidir. Kimi zaman bol, dökümlü, zengin gösteren, kimi zaman eski püskü, gariban ama mağrur, bazen renkli, coşkulu ve canlı, bazen de

okumak için tıklayınız

Devlet Sanatı Değil Savaşı Destekler – Nihat Ateş

Açıkça hükümet kendisi ve ideolojisini destekleyen sanatçılara parayı dağıtmak istiyor, ister ve istemiştir. Bunun karşısında olan ve ödentisi kesilen sanatçılar ise o paranın ?kamunun? parası olduğu, kamusal bir ?hizmet? gördüklerine dayanarak hükümete karşı çıkıyor. İsrail’in Gazze’ye ölüm yağdırmaya başladığı tarih 7 Temmuz’du. İki aya yaklaşıyoruz. Bu sürede 2 bine yakın insan öldürüldü. Bu öldürümleri sadece

okumak için tıklayınız

Ecco il mare, maria – Onur Köybaşı

Gözlerimi kapatıp bir deniz hayal ediyorum; ucu bucağı olmayan… Bana huzur veren, denizin ucu bucağı olmaması değil aralıklarla kulağıma gelen dalga sesleri… İşte tam da burda başlıyor hissettiklerim. Ferit Edgü?nün kısa ve çok çok kısa öykülerinin yer aldığı ?İşte deniz,Maria?sındaki gibi. Büyüklüğü yahut kapladığı alan değil ;dalga sesi kısalığında gidip gelen ve etkileyici kelimelerinin kulağıma

okumak için tıklayınız

Dostoyevski’nin idamdan kurtuluşunun yansımaları… Ümit Yıldırım

“Nerede okumuştum, hani bir idam mahkûmu ölümünden biraz önce şöyle söylemiş ya da düşünmüştü: ‘Yüksek ve sarp bir kayalıkta, ancak iki ayağımın sığabileceği, dar bir çıkıntıda, dört bir yanım uçurumlar, okyanuslar, sonsuz bir gece, sonsuz bir yalnızlık ve hiç bitmeyecek bir fırtınayla sarılmış durumda yaşamak zorunda olsam ve bütün ömrümce, bin yıl boyunca, hatta sonsuza

okumak için tıklayınız

Edebi eserler ve televizyon dizileri – Sadık Güvenç

Edebi eserler sinemaya kaynaklık eder. Ölümsüz eserler, geniş kitlelere ulaşmak için bir yol daha bulmuş olur. Okuma oranının düşüklüğü, geniş kitlelerin televizyon (dizi) bağımlısı olduğu düşünüldüğünde yöntem olarak doğrudur edebi eserlerden dizi yapılması. Bir genç kızımızın aynı adlı kitabı kitapçı vitrininde gördüğünde ?anneciğim, uyanıklar dizinin kitabını çıkartmışlar,? diyecek kadar ilgi çekmesi de ayrıca dikkate değer.

okumak için tıklayınız