Kategori: Makaleler

Nar?ın siyah beyaz hikâyesi

Böyle anlayışlı, kendi kendine yetebilen ve olağanüstü dünyalar kurabilen bir çocuk karakteri kim sevmez ki… Üstelik dünyadaki her şeyin siyah beyaz olmasını isteyen ilginç biri Nar. Bu hafta Çikolata ile konuğumuz Nazlı Deniz Güler?in yazdığı Seda Mit?in resimlediği Nar ve Elma Kurdu isimli kitap. İletişim Yayınları?nın bastığı bu kitap, Güler?in yayımlanan ilk çocuk kitabı. Çikolata

okumak için tıklayınız

Masallara bir de bu gözle bakın!

Italo Calvino?nun ülkesinin masallarını derlemesi azımsanacak bir iş değil tabii ki. Ama okuduğumuz bu masallar da, edebiyatın içinde savaş söylemini körüklüyor, barıştan uzaklaşan toplumlara dönüşümü kolaylaştırıyorlar. Yengeç Prens, Yapı Kredi Yayınları?ndan çıkan, Italo Calvino?nun derlediği, İtalyan masallarının yer aldığı bu haftaki konuk kitabımızın adı. Çikolata ve benim İtalyan çocuk edebiyatı yazınına ve çizimlerine düşkün oluşumuz

okumak için tıklayınız

Bana esmeyi anlat, esip geçmeyi anlat? – Dağhan Dönmez

Akşamın kızıllığı, basit bir sıyrık gibi göğü kanatıyor. Usulca yapıyor bu işi, sinsice. Kulağıma anlamını bilmediğim, başka bir dilin kelimeleriyle yüklü ezgiler çalınıyor. Hafif, uçarcasına bir müzik? Parmaklarım tuşlara dokunuyor, bir kadına dokunur gibi. Zihnimden akan görünmez harfleri, toparlamaya; hale yola koymaya çabalıyorum. ?Edebiyat parçalıyorum? belki de? Bilerek yapıyorum bunu. Zira lafı getirmek istediğim yer,

okumak için tıklayınız

Özer Alptekin?in şiir verimi, şiirsellikte aşkına açılan ve poetik arınmalar üzerine notlar – Mert Sarı

Günübirlik dil, bizi verili olana, kurulu düzene, koşullandırıcı bir dil pratiğidir. Günübirlik dil Frenklerin ? konvenjenz ? dedikleri uzlaşımların, pazarlıklarındilidir. Kurulu yapının maddesel gerçekliğinden ve gereklerinden doğan bu dil pratiği yine bizi kurulu yapının sosyal normlarına, basmakalıp değer yargılarına koşullandır. Böylesine işlenmemiş, eleştirilmemiş, arıtılmamış bir dil edimi bizlerin bilinç ufkunu sınırlandırır, anlatım olanaklarını baskılar. Kırsal

okumak için tıklayınız

?İnsan, artık gölgesi yoksa, üstünden nasıl atlar?? Ahmet Cemal

Tuhaf bir soru. Bana ait değil. Zamanımızın en önemli filozoflarından Jean Baudrillard?ın ?Cool Anılar? kitabının başından bir alıntı. Baudrillard, gelmiş geçmiş en başına buyruk ya da bağımsız düşünebilen filozoflardan. Şimdi bu satırları okuyanlar arasından belki şöyle soranlar çıkabilir : ?İyi de, filozof ise eğer, zaten doğal olarak bağımsız düşünmesi gerekmiyor mu? Bağımsız düşünebilmek, filozofun olmazsa

okumak için tıklayınız

Külrengi yalnızlıklar içinde bir aydın: Ahmet Cemal – Öznur Özkaya

Benim için sırf Canetti?yi ve Bachman?ı çevirdiği için bir eli, Benjamin?i ve Kafka?yı çevirdiği için de diğer eli defalarca öpülesi bir insan olan Ahmet Cemal, gerçek bir edebiyatçı ve öğretmen olarak öğrencilerine yaptığı bir konuşmada ?İnsan hayatında bazı değerler ön planda olmalıdır. İnsan, bunları fazlasıyla gözetmeli, fakat bunların içinde para olmamalı. Eğer ki sizler ileride

okumak için tıklayınız

“Çeviri; aslını gölgeden takip etmektir biraz da…”

“Çevirdim Dilim Yandı”, genç çevirmenlerin zevkle okuyacağı, kuramsal metinlerin sıkıcılığını taşımayan, sıcacık bir kitap. Aynı zamanda edebiyatla, dille ilgilenenlerin ve elbette meraklı okurun elinden bırakamayacağı bir kitap. Çeviri; aslını gölgeden takip etmektir biraz da? ?İnsanın kendi yaşam çevresi dışındaki olgularla düşleri bilme çabasının bir sonucudur çeviri. Değişik toplulukların, ulusların, bilim, sanat, düşünce alanındaki çabalarını birbirleriyle

okumak için tıklayınız

Gölgelerde gezinen bir yazarın ayak izleri

Sevgili Halil Kardeş (Köye Mektuplar) kitabında yer alan birçok ayrıntı, Türk edebiyatının pek bilinmeyeni Yusuf Atılgan hakkında ilginç bilgiler barındırıyor.” Kuşkusuz yazma eylemi; sıradan kelimelerin yan yana getirilerek, onların bambaşka an-lamlarla harmanlandığı bir anlatım sanatı olmanın yanında, belki de okurla yapılan bir hasbihâldir. Ama bunu yaparken ele alınan konunun, mekânların, o mekânlarda yaşanılanların ayrıntılı bir

okumak için tıklayınız

Dostum Foucault

Paul Veyne, Foucault adlı kitabında parlak düşüncenin arkasındaki parlak ve mücadeleci insana daha da yaklaşmamızı sağlıyor. Türkçe artık Foucault okurları için oldukça zengin bir dil haline geldi. Foucault?nun henüz İngilizce?ye çevirilmeden Türkçeye aktarılmış Collége de France dersleri, Seçme Yapıtlar başlığıyla ciltler dolusu makaleleri ve söyleşisinin yayımlanması Türkiye?de Foucault felsefesinin derinlemesine tartışılmasını olanaklı kıldı. Elbette, sosyalbilimler

okumak için tıklayınız

Êdouard Levê’nin “intihar” üçlükleri – Onur Köybaşı

?Seni tanıyanlar yaşadıkça sen de yaşayacaksın. Ancak hiçbiri kalmayınca öleceksin? Belki de sadece bu sebeple Êdouard Levê, hiç ölmemiş gibi aramızda dolaşacak. Gerek yaşamı, gerek hayata bakışı ve bunların yanında tasarladığı ?intihar?metnini yayınevine verdikten on gün sonra kitapta bahsettiği gibi kendi hayatına son verişi? İntihar, kişiye özgü bir meseledir; dünyada milyonlarca insan herhangi bir hastalık,

okumak için tıklayınız

Swastika Geceleri, faşizmin hükümranlığındaki bir hayatı anlatıyor…

Feminist distopyan edebiyatın öncü yapıtlarından biri olarak kabul edilen Swastika Geceleri 1937?de, yazar hanesinde Murray Constantine ismi yazılarak yayımlanmıştı. Romanın gerçek yazarı Katharine Burdekin sağlığında romanı üstlenmedi. Edebiyat çevreleri Murray Constantine?in müstear isim olduğunu elbette biliyorlardı, ama kimin müstearı olduğunu öğrenmeleri için kitabın yayımcısı tarafından -1980- yapılan açıklamayı beklemeleri gerekecekti.

okumak için tıklayınız

Yıkıntılar Arasında: Zabel Yesayan’ın 1909 Kilikya Katliamı tanıklığı

1909 yılının Nisan ayında iki aşamada gerçekleşerek 30 bine yakın Ermeni?nin katledildiği(1) ancak sonrasında 24 Nisan 1915?in gölgesinde kalan 1915 Soykırımının provası niteliğindeki Kilikya Katliamları’nın(2) tanığı olan, bu coğrafyanın cesaretli ve güçlü kadını Zabel Yesayan?ın(3), Marc Nichanian tarafından felaketin karşısına dikilen bir birinci şahıs anlatısı olarak nitelenen Yıkıntılar Arasında(4) adlı tanıklığı, coğrafyasındaki okuyucularla Kayuş Çalıkman

okumak için tıklayınız

Thomas Piketty?nin KAPİTAL?i – Korkut Boratav

Bir Fransız iktisatçı, Thomas Piketty, bu yıl İngilizce bir kitap yayımladı: 21. Yüzyılda KAPİTAL.. Kitap, Amerika?da iktisat çevrelerinde ve medyada çoğunlukla olumlu yankılara yol açtı. Genç, iyi İngilizce konuşan yazar, TV kanallarında boy gösterdi; röportajları yayımlandı. Kitap, hızla çok satanlar listesinin zirvesine çıktı. 21. Yüzyılda KAPİTAL bence (yazarı ile birlikte) ilginç bir ?olay?dır.

okumak için tıklayınız

Bütün gördüğümüz düş içinde bir düş – Öznur Özkaya

Poe, Amerikan rüyasının görünmeyen kısmını doğru bir biçimde anlatmış, maddeciliğin, aşkın hırsın ve rekabetin yalnızlık ve yabancılaşmaya yol açacağını göstermişti. Poe?nun karakterleri, toplumdan ve toplumsal değişimlerden uzaktır, bireyin zayıflıklarını yansıtırlar. ?Sarhoş, yoksul, ezik, dışlanmış Edgar Allen Poe; dingin ve erdemli Goethe?den veya Walter Scott?tan çok daha fazla hoşuma gidiyor. O ve onun gibi özel yapıdaki

okumak için tıklayınız

Ahtapota âşık yengeç

Murathan Muradoğlu?nun öykü kişileri konuşurken kısa ve net cümleler kuruyor ve bir belirsizliğin ortasında var oluyorlar. Çoğu zaman kim oldukları, ne yaptıkları belli olmayan karakterlerin var olduğu bir öykü dünyası burası. Biz okurlar Murathan Muradoğlu?nun kurduğu bu kendine has dünyaya girip sadece anlara şahitlik ediyoruz. Öncesi ve sonrası olmayan ya da başka bir deyişle pek

okumak için tıklayınız

“Kayıp Şairler” Garbis Cancikyan ve Haygazun Kalustyan?dan ‘Balkıs’

Garbis Cancikyan ve Haygazun Kalustyan?ın ?Balkıs?ı küçük bir kitap ama büyük öykülerin ipuçlarını veren bilgiler ve dönemin ruhunu yansıtan şiirler barındırıyor ve dizinin adına yakışan bir şekilde bize iki kayıp şairi tanıtıyor. İş Bankası Yayınları?nın ?Kayıp Şairler? dizisi Garbis Cancikyan ve Haygazun Kalustyan?ın ?Balkıs?ı ile sürüyor. ?Balkıs? 1942?de Kader Matbaası?nda 250 adet basılmış. 50 kuruş

okumak için tıklayınız

Yakanlar çetesi ? Hüseyin Bul

Kemal Varol bir şair, roman yazarı ve öğretmen. 2014 İzmir öykü günlerinde karşılaştığımızda isminin önünde bunlar vardı. Edebiyattaki başarısından sonra başka maharetlerle karşımıza çıkarsa hiç şaşırmam. Zaten edebiyatın insana kattıklarının en başında naiflik ve saygı vardır dersem yanılmış olmam, sadece eksik söylemiş olurum. Kemal Varol?un yeni kitabı iletişim yayınlarından çıkan Haw romanı daha isminden bile

okumak için tıklayınız

Kendi kendisinin noteri bir kambur: Ece Ayhan

Ece Ayhan benzeri göçebe şairlerin geride bıraktıkları nice belge vardır henüz haberdar olmadığımız. Osmanlı ve erken Cumhuriyet dönemi şair ve yazarları belki daha dikkatli idiler bu konuda. Üstelik onların özenleri, hayat akışları kadar kültür ve sosyal çevrenin ilgileri ile de bütünleşirdi. Gerçi harf devriminden sonra yaşananlar, geçmişin tu kaka edilmesi, eski yazının gündemden düşmesi orada

okumak için tıklayınız

Kahire sokakları

Mısır?ın sokakları edebiyatın içinden geçiyor sanki. Necip Mahfuz?u okurken, dünya sokaklardan ibaret diye düşünüyorsunuz zira. Öyle ki Mahfuz civar sokaklardan öteye pek gidememiş bir yazar. Kahire sokaklarında dolaştırır sizi, çünkü sığındığı o sokaklardan, o evlerden dışarıya taşar yaşam öyküleri. Mısır?ın yeni kuşak edebiyatçılarından olan Kahire doğumlu Muhammed Salah El-Azab?ın ?Kötü Geçmişler? kitabını okurken de anımsadım

okumak için tıklayınız

Ölüm, geride kalan ve bir gün – Onur Köybaşı

Yanağınıza soğuk bir dudak gibi değdiğinde ölüm, artık sizi ilgilendiren bir durum kalmamıştır hayatta. Çok gerekli dedikleriniz; geride kalmıştır, tıpkı sizin gibi geride durmuştur tüm cansız canlılığı ile. Sizi nerde, ne zaman ve nasıl seveceğini bilmezsiniz ölümün; sokakta insanları izlerken, bir yolculukta, soğuk bir hastane odasında, kalabalığın içinde yürürken hedefini şaşmış bir kurşunla, nefretin kör

okumak için tıklayınız