Kategori: Makaleler

Düş ve Gerçek Arasında – Öznur Özkaya

1933’te New Jersey’nin Newark kentinde doğan Philip Roth; şöhreti 1969?da ABD edebiyat çevresini karıştıran ?Portnoy?un Feryadı? ile yakalayan, çağdaş Amerikan edebiyatının en unutulmaz karakterlerini yaratan, her romanında değişik anlatım tekniklerini deneyerek farklı temaları işlese de Yahudi olmak, erkek olmak, bir kadının oğlu olmak, aydın olmak ve bütün bunlarla ilişkili her türlü sorunla baş eden bir

okumak için tıklayınız

Abdülhamid ve Sherlock Holmes: İlk siyasi polisiye – A. Ömer Türkeş

Yervant Odyan?ın 1911 yılında yazdığı Abdülhamid ve Sherlock Holmes, birçok açıdan ilkleri barındıran; mizah, heyecan ve serüven dolu bir roman. Odyan, Osmanlıca kaleme aldığı kitabıyla Sherlock Holmes ile II. Abdülhamid?i yan yana getirmekle kalmamış, aynı zamanda edebiyat tarihimize de ilk siyasi polisiyeyi kazandırmıştı. Yervant Odyan?ı, Ermeni dilinde yazdığı ve ilk kez sanıyorum 1980?lerde Türkçeye çevrilen

okumak için tıklayınız

Gabriel Garcia Marquez: ?Büyülü gerçekliğin? gerçek büyücüsü

?1947 yılıydı. On dokuz yaşındaydım. Hukuk fakültesinin birinci sınıfında öğrenciydim? İlk sayfadaki giriş cümlesini hatırlıyorum, şöyle diyordu: ?Bir sabah sıkıntılı rüyalarından uyanan Gregor Samsa kendisini yatağın içinde devasa bir böceğe dönüşmüş bulur.? ? Lanet Olsun! Okurken böyle mırıldandım kendi kendime, ?Bu doğru olamaz! Kimse böyle bir şeyin yapılabileceğini bana söylemedi! Demek olabiliyormuş! Öyleyse ben de

okumak için tıklayınız

Gogol’ün Palto’daki Dehası – Vladimir Nabokov

Gogol tuhaf bir adamdı, ama dahiler hep tuhaftır zaten; değer bilir okura, hayat hakkında kendi düşüncelerini geliştirme fırsatını ustaca veren şey sizin o sağlıklı,sıradan yanınızdır. Büyük edebiyat akla aykırılığın sınırında gezinir. Hamlet, nevrozlu bir bilge kişinin çılgınca rüyasıdır. Gogol?ün Palto?su hayatın karanlık seyrinde kara delikle açan, acayip, korkunç bir karabasandır. Metni üstünkörü bir gözle okuyan

okumak için tıklayınız

?Şahmaran? – Mehmet Özçataloğlu

Çocukluğumda annemden dinlediğim masalları anımsadım. Devler, cinler, periler, aslanlar, kaplanlar? Soluğumu tutarak dinlerdim anlattıklarını. Uyku öncesi ise göz kapaklarımın ağırlığına direnirdim, sonuna kadar gelebilmek için masalın. O masallar bambaşka bir dünyaydı benim için. Hayaller ülkesine gidişti. Yok ülkelerde var olmaktı. ?Masal anlatılmadı/ Duymadık hiç/ Çocuktuk/ Ya ağlar yatardık/ Ya yattığımız yerde kalırdık.? Ozan Efe?nin bu

okumak için tıklayınız

Charles Bukowski, geleneksel ahlak hakkında ne düşünüyor

Cehennem olmayabilir, ama insanları yargılayanlar bir cehennem yaratabilir. Bence insanlara gereğinden fazla şey öğretiliyor. İnsanlar gereğinden fazla şey biliyor her şey hakkında. Başına gelen şeyden hareketle nasıl tepki vermen gerektiğini öğrenmelisin. Bu noktada tuhaf bir kavram kullanacağım: ?İyi?. Bu kavramın nereden çıktığını bilmiyorum. Ama en nihayetinde her birimizin içinde ?iyilik? kavramıyla doğduğunu hisediyorum.

okumak için tıklayınız

Yolculuğuna yaşamın ucundan başlayan kadın: Canım Tezer

?Niçin dünyaya geldiğini bilmiyor musun? Anlatmalısın, anlatmalısın, ayrıca açıklamalısın, susamalısın? sonun korkunç, sefil olmalı! Bunu biliyor musun? Bunu sana Pavese söylüyor.? Evet, bunu Pavese söylüyor. Tezer ise içindeki gitme isteğinin yoğunluğuyla Pavese?nin peşine takılıyor. ?Pazar günleri? Şimdilerde? Sokak aralarından geçerken? gözüme pijamalı aile babaları ilişirse, kışın, yağmurlu gri günlerde tüten soba bacalarına ilişirse gözlerim?

okumak için tıklayınız

Hepinizin canı cehenneme!

Dünyadayken cehennemin ne demek olduğunu anlamış kuşaklar için cehennem ne kadar tehlikeli olabilir ki? Bir ölü olmaktan daha kötü ne olabilir? Hem ölü hem de cehennemde olmak mı? Hem ölü, hem cehennemde hem de hepsinin farkında olmak mı? Eh, bu bakış açınıza göre değişir hiç kuşkusuz. Yalnız ölüyü de, ölümlüyü de, cehennemi de anlatan kişi

okumak için tıklayınız

Faşizmin Kaynağı: Büyük Sermaye – M. Deniz Schulze

Daniel Guerin?in ?Faşizm ve Büyük Sermaye? kitabı, tarihsel bir gerçeklik olarak faşizmin güncel gelişmelerle ve somut görünümlerle karşılaştırılabileceği değerli bir kılavuz niteliği taşıyor. Guerin faşizmin, üretim yapıları itibariyle farklılıklar gösterse de iktidara gelme biçimleri bakımından benzerlikler taşıdığına dikkat çekiyor. Çünkü faşizm, ?daha iktidarı ele geçirmek için ortaya atıldığı andan itibaren, kapitalist burjuvazinin en güçlü kesiminin

okumak için tıklayınız

Orhan Veli 100 yaşında! – Öznur Özkaya

?Ne atom bombası / Ne Londra konferansı / Bir elinde cımbız / Bir elinde ayna / Umurunda mı dünya?? dizeleriyle düzeni, halkın açmazlarını yerdiğimizde, ?alnımdaki bıçak yarası, senin yüzünden? diyerek isyanımızı zaaflarımızla harmanladığımızda, ?Hürriyet?e Doğru? koşarken ?İstanbul?u Dinliyorum? şiiriyle gözlerimizi yumup ?Sere Serpe? uzanan birini düşlediğimizde aklımıza düşen şair, kendi savaşının devrimcisi, ?şiirin zincirkıranı?, ezber

okumak için tıklayınız

Bankalar Korkuyor, Hazine 3. Köprü İçin İmza Atmıyor

Diyelim ki uluslararası bir bankada yöneticisiniz. Türkiye?de yapılacak çok büyük, etki alanı çok geniş bir altyapı projesi için şirketler kapınızı çaldı, kredi istiyorlar. İncelediniz ve bir baktınız ki o proje bittiğinde dünyanın en güzel kentinde: – 345 hektar meşe ormanı – 284 hektar kozalaklı/iğne yapraklı orman bölgesi – 112.5 hektarlık da akasya ıhlamur, söğüt içeren

okumak için tıklayınız

Sanal dünya sokağı dolduruyor

Bundan birkaç yıl önce, Arap ayaklanmaları tam gaz sürerken, Hillary Clinton?un danışmanı Alec Ross, interneti ?21. yüzyılın Che Guevera?sı? olarak nitelendirmişti. Ross?a göre Facebook ve Twitter benzeri medyalar, diktatörlüklerin neredeyse sonu anlamına geliyordu. Ross bu fikrinde yalnız değildi. Tunus ve Mısır?da diktatörlerin devrilmesi, bir Facebook ya da Twitter devrimleri çılgınlığına çoktan yol açmıştı. Dolayısıyla bu

okumak için tıklayınız

Bu Toprağın Sesi: Ümit Kaftancıoğlu – M.Utku Şentürk

Bundan 34 yıl önce faşistler tarafından katledilen ve aynı toprağın çocuğu olmaktan gurur duyduğum Ümit Kaftancıoğlu, 1935 yılında Ardahan?ın Hanak ilçesine bağlı Koyunpınar köyünde, yedi çocuklu yoksul bir ailenin beşinci çocuğu olarak dünyaya geldi. Gerçek adı Garip Tatar?dır. Çocukluğu Dede Korkut boylarının zengin anlatım geleneği içerisinde, halk âşıklarının, söz sohbet bilenlerin dizinin dibinde destan, masal,

okumak için tıklayınız

Özgürlüğü her şeyden çok sevin – Esra Ülkar

Ünlü besteci Ludwig van Beethoven?ın hayatının anlatıldığı kitapta, bestecinin müzik kariyerinin yanı sıra zorlu yaşamı ve kişiliğine dair ayrıntılar da yer alıyor. Onun müziğini klasik müzik dinlemeyen hatta müzikle ilgilenmeyen biri dahi duymuştur. Okul zilinde, bir müzik kutusunda ya da bir filmde… Klasik müziğin en etkili isimlerinden olmasının yanı sıra Beethoven yaşam hikâyesiyle de merak

okumak için tıklayınız

Giordano Bruno – Celal Üster “Beni ölüme yollarken siz benden daha çok korkuyorsunuz”

Kimileri ölümsüzlük peşindedir, kimileri de ölümsüz bir bellek. 16. yüzyıl sonlarında, Venedik’in genç soylularından Giovanni Mocenigo, her şeyi anımsamasını sağlayacak çok güçlü bir belleğe sahip olmak için yanıp tutuşmaktadır. Anımsama sanatı konusundaki ününü duyduğu Giordano Bruno’yu Venedik’teki malikânesine çağırır ve kendisine ‘bellek dersleri’ vermesini ister. Ama ölümsüz bir bellek de ölümsüzlük kadar tehlikelidir o dönemde.

okumak için tıklayınız

?Sanatın İçine tükürülmesin diye!? – Mehmet Özçataloğlu

Sanat eğitimi kavramı özellikle ülkemizde anlamı çok açık olmayan bir kavramdır. Toplumsal değişmeler, çeşitli batı toplumlarının eğitim politikaları içinde, sanat eğitimi anlayışlarını da etkilemiş, durum ve koşullara göre, sanat eğitiminde kimi zaman sanata, sanatın kendisine ağırlık verilmiş, kimi zaman da eğitsel amaçlar ön plana çıkıp kişilik gelişimi ve insanın eğitilmesi önem kazanmıştır. Sanat eğitimi, değişik

okumak için tıklayınız

Walter Benjamin?in Tarih Tezlerinden – A.Kadir Şahin

“Sonsuz umut vardır. Ancak bizim için değil.” Kafka Kafka?nın Dava romanında, K. Ölüme götürülürken taş ocağı yakınlarındaki binalardan birinin en üst katında parlayan bir ışık görür.?Bir perdenin kepenkleri bir ışığın çakması gibi açılıverdi, uzaklarda ve yüksekte zayıf ve ince gözüken bir insan, bir çırpıda iyice öne doğru eğildi ve kollarını daha da uzattı. Kimdi bu? Bir

okumak için tıklayınız

2,5 milyon kişi okuyup yazamıyor

Türkiye İstatistik Kurumu İzmir Bölge Müdürlüğü, eğitim durumuna göre nüfus dağılımıyla ilgili önemli bir çalışmaya imza attı. ?Türkiye-İzmir Eğitim Göstergeleri?ne Göre 15 yaş ve Üzeri Eğitim Durumuna Göre Nüfusun Dağılımı? başlıklı çalışmada; nüfusun yaklaşık yüzde 48?inin (27 milyon) ilkokul, yüzde 5?inin (3 milyon) ortaokul, yüzde 21?inin (12 milyon) lise, yüzde 12?sinin (7 milyon) yüksekokul veya fakülte

okumak için tıklayınız

Yarın Yeni Bir Gün Olacak – Öznur Özkaya

Doğu Almanya?nın yıkılmasından sonra kendince geçmişiyle hesaplaşmaya girişen yazarlardan biri de Monika Maron?dur. 1941?de Berlin?de doğan, ancak annesi ve Demokratik Alman Cumhuriyeti?nin kurucularından olan üvey babası Karl Maron ile birlikte 1951?de Doğu Almanya?ya yerleşip 1988?de ise Batı?ya göç eden Maron; geçmişle hesaplaşmasını, romanlarında yarattığı kadın karakterlerin portresini feminist bir yaklaşımla çizerek, politik koşullarca çevrelenmiş kadının

okumak için tıklayınız