Kategori: Makaleler

Bir çırak çocuk gelmiş öyküleriyle – Öznur Özkaya

Tomris Uyar?ın ?Gerçek bazen gerçeğe tıpatıp benzemeyebilir. Gerçekçi sanatçı, eğer sanatçıysa bize yaşamın sıradan bir fotoğrafını sunmaya çalışmaz, tam tersine gerçekten daha üstün, daha çarpıcı, daha inandırıcı bir gerçek önsezisi aşılar bize. Sanatın özü, önsezinin belli bir biçimde kullanılışı, ustalıklı, bulgucu geçişler aracılığıyla ve yalnız kurgu becerisiyle, önemli olaylara güçlü bir ışık tutup geri kalanları

okumak için tıklayınız

Oktay Rifat?ın Önemi – Zafer Yalçınpınar

Oktay Rifat?ın poetikasındaki alan derinliğinin, Garip ve İkinci Yeni şiir akımları arasında hareketlenen bir bağlaç bölgesi oluşturduğunu -ki Cemal Süreya bunu bir tür ters ama yadsınamaz eklemler bütünü olarak görür- sezmemden sonra, Oktay Rifat?in önemi daha da belirginleşti. Zaten bugün, sıkışmış, hem kültürel, hem de imgesel açıdan ?hareket alanı daralmış?

okumak için tıklayınız

Devlet ve İhtilal notlarından – A.Kadir Şahin

Yıl 1917 tüm dünyanın kaderini değiştirecek devrim toplumsal- ekonomik açıdan Avrupa?nın çok gerisinde olan Rusya?da gerçekleşmek üzeredir. Çar devrilmiş, onun yerini dolduracak burjuva hükümetinin inşası başlamıştır. Kimsenin sosyalist bir devrimi düşündüğü yok. Bir kişi hariç Vladimir İ.LENİN. Geçici hükümetin baskıları sonucu Finlandiya?ya gitmek zorunda kalan Lenin devrimin patlak verdiği

okumak için tıklayınız

Nereye dönse, hayat yetersizliğini yüzüne vurur

Emanet Şehir?de gözden düşen bir kent ile başarısız bir yazarın makûs talihi bir noktada kesişiyor. Levent Cantek ve Berat Pekmezci?nin imzasını taşıyan kitap, ?grafik roman?ın başarılı örneklerinden biri. Levent Cantek çizgi roman okurlarının ve çizgi romanla okur olmanın ötesinde akademik anlamda ilgilenenlerin iyi tanıdıkları bir isim. Araştırmacı-yazar, editör, akademisyen, senarist; bu unvanları yanında çizgi roman

okumak için tıklayınız

Marx?ın düşünce dünyasına bir seyahat

Hil Yayınları, 30. kuruluş yıldönümünde Karl Marx?ın Etnoloji Defterleri?ni yayımladı. Türkçede ilk kez yayımlanan kitabın ana gövdesini, Marx?ın, Lewis Henry Morgan?ın kitabından çıkardığı kapsamlı özet ile notlar oluşturuyor. On dokuzuncu. yüzyılda evrimci antropolojinin önde gelen temsilcilerinden ABD?li liberal hukukçu Lewis Henry Morgan, Ancient Society?sini, (Kitap, Ünsal Oskay tarafından Eski Toplum başlığı altında Türkçeleştirildi) evrimci antropoloji

okumak için tıklayınız

?İstasyonda Vals? – Mehmet Özçataloğlu

?İstasyonda Vals? son dönemde okuduğum en saf, en duru kitaptır. Neden saf ve duru diyorum? Çünkü kitap dümdüz bir semt hikâyesi. Fantastik ögeler, çeşitli yaratıklar bu kitapta yok. Düşünceyi zorlayan, dolambaçlı bir anlatım da bu kitapta yok. Bu kitapta mahalle komşumuz Necip Amca var. Alt katımızda oturan Aliye Teyze var. Bakkal Metin Abi var. Sözün

okumak için tıklayınız

Hrant Dink’ten Yeniden: 23,5 Nisan

Sancılı on yıllardan çıkmış ulusun tarihinde çok önemli bir akgündür 23 Nisan. “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” düsturunun meclis salonuna perçinlendiği gündür. Ve böyle bir günün “yaşam” denilen çocuğa ve geleceğe akıtılan mirasıdır. Türk Ulusu’nun belki de en akıllıca yaptığı öngörünün tarihidir. “Gelecek” ve “çocuk” ne de güzel buluşturulmuştur öyle. Ve de ne ustaca bir değerlendirmedir

okumak için tıklayınız

Terry Eagleton: Büyüsü bozulmuş dünyada hayatın h?l? bir anlamı var mı? – Emek Erez

Hayatın anlamı nedir? İnsan yaşamının, felsefenin, edebiyatın ve sanatın en derin sorularından birini oluşturur belki de bu soru. Her şeyi anlamlandırma çabamız, anlam gerekliliğinin yaşamımızda hep yer etmesi ve de dönemler içinde bu sorunun ve cevaplarının değişik şekillerde kendisini var etmesi, hiç sonlanmayacak bir arayış durumu. Terry Eagleton?ın Ayrıntı Yayınları tarafından basılan ?Hayatın Anlamı? kitabı,

okumak için tıklayınız

Yorgo ve Sula Bozis’ten “Paris’ten Pera’ya Sinema ve Rum Sinemacılar”

Yorgo Bozis ile Sula Bozis?in ?Paris?ten Pera?ya Sinema ve Rum Sinemacılar? (Yapı Kredi Yayınları) adlı kitabının yayımlanışı, hem sinemamızın yüzüncü yılına rastladı, hem de İstanbul Film Festivali günlerine. Sinema sanatının ?en azından tutkunları açısından? gündemde olması bakımından anlamlı bir rastlantı. Bozis?lerin kitabının ?sinemamızın yüzüncü yılına rastladığını? söyledim ama, Fuat Uzkınay?ın, 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı sonunda Ayastefanos?ta

okumak için tıklayınız

23 Nisan’ın “çocuk” gelin oranı yüzde 50’den fazla…

Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikyatri Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Remzi Oto, Türkiye ortalaması kabul edilen her 3 evlilikten birinin çocuk yaşta yapılan evlilik olduğunu belirterek, bunun bölgedeki oranının ise yüzde 50’nin üzerinde olduğunu söyledi. Prof. Dr. Oto, ?Çocuk yaşta evlendirilenler, gelin olarak gittikleri evde

okumak için tıklayınız

23 Nisan’ın ‘çocuk’ işçileri

Türkiye’deki 22 milyon 761 bin çocuğun üçte birinden fazlası bir çocuk bayramını daha “işçi” olarak kutluyor. Türkiye nüfusunun yüzde 29.7’sini oluşturan çocukların yüzde 37.0’si “istihdam içinde ve dışında” çalışıyor. Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Araştırma Dairesi Müdürü Dr. Serkan Öngel’in yaptığı araştırmaya göre, Türkiye’de 5-17 yaş arası, ev işleri de dahil toplam çalışan çocukların sayısı

okumak için tıklayınız

Yüzyıllık tedirginlik – Tarihçi Ümit Kurt ile söyleşi: Tuğba Tekerek

Doksandokuz yıl önceydi. 24 Nisan?da, bu topraklarda yaşayan bir halkın soyunun kırılması amacıyla bir ölüm yolculuğu başlatıldı. Sonuçta yüzbinlerce insan öldü, yüzbinlercesi kökünden kopartılıp dünyanın dört bir yanına savruldu. O halkın bu topraklardaki izleri büyük ölçüde silindi. Ama tamamıyla değil. Ermeni Soykırımı?nın üzerinden yıllar geçerken, bu topraklarda ancak Ermeni Hristiyan kimliklerinden vazgeçerek hayatta kalabilenlerden yeni

okumak için tıklayınız

İsyanın bestecisi Chopin

Fryderyk Chopin’in (1810-1849) ismi ve sanatsal mirasının Polonyalıların gözünde taşıdığı önemin büyüklüğünü anlamak belki mümkün, ama onu anlatabilmek o kadar kolay değil. Chopin, yurttaşlarının gözünde müziğinden ötede bir şeyleri temsil ediyor çünkü. Onun sanatı, aynı zamanda, bir ulusu temsil ve tarif edebilme gücüyle de öne çıkıyor. Chopin’in özellikle Polonya’nın otantik halk dansları üzerine inşa ettiği

okumak için tıklayınız

1915’e ad ver(eme)mek: Aghed, Medz Yeghern, Soykırım – Ayşe Hür

Bu konudaki kafa karışıklığının Batılı tarihçiler, gazeteciler, uzmanlar, siyaset adamlarında da olduğunu biliyoruz. Örneğin 24 Mayıs 1915’te Osmanlı Devleti’ne bir nota veren Fransa, Rusya ve Britanya hükümetleri “insanlık ve medeniyet aleyhine işlenen suçlar” terimini kullanmışlardı. Ermeniler 1894-1896?da başta Doğu Vilayetleri olmak üzere pek çok yerde ya da 1909?da Adana?da başlarına gelenleri tanımlamak için

okumak için tıklayınız

Auschwitz?ten önce Auschwitz?ten sonra…

Primo Levi?nin bir kimyager olarak maddeye, bir insan olarak da mânâya erişmek için çıktığı arayışın hikâyeleri var Periyodik Tablo?da. Primo Levi, Periyodik Tablo?da kimyacılık eğitimi ve mesleki faaliyetleri ile ilgili anılarını yirmi bir hikâyede toplamış. Kendi aralarında -yazarın hayatı üzerinden- bir bütünlük sağlayan hikâyeler bir romanın bölümleri olarak da düşünülebilir… Levi?nin Türkçeye daha önce çevrilmiş

okumak için tıklayınız

Haşhaşiler ve Hasan Sabbah

Eşitlik ve kardeşlik temelli bir devlet kurmak isteyen İsmaililer, sürekli olarak Sünni İslam egemenliğinin tehdidi altındaydılar. Bu nedenle gizli örgütlenmeyi seçtiler. Resmi tarihin nasıl yazıldığını çok iyi ifade eden güzel bir Çin Atasözü vardır: ?Aslanlar kendi tarihlerini yazıncaya kadar, avcılık öyküleri hep avcıyı yüceltecektir.? Bu atasözünü neden andık? Neredeyse tamamen kurgusal metinler üzerinden tartışılan İsmaili

okumak için tıklayınız

Politikaya Taşınan Zarafet – Öznur Özkaya

?Cepleri ölü kuş sesleriyle dolu / Bir bayram günü.? (s. 14) yaşanıyorken ülkemizde, ?yangında yitirdiği defterini? arayan, ?yüzünü içindeki çığlıkla yıkayan? bir kadın şiir yazıyor yana yakıla. Nehirlere sığmıyor yalnızlığı, ?çiçek bozuğu bir baharda? kelebeklere şarkılar söylüyor, ?akrebe gerili yelkovanı? kovalıyor. ?Bir kalemin yolunu kestiler dün / kırlangıçların evcilik oynadığı saatlerde. / Kenarlarından kedi merdivenleri

okumak için tıklayınız

Jean Paul Sartre?ın eleştirmenler hakkındaki görüşleri

Şunu unutmamak gerekir ki eleştirmenlerin çoğu pek talihli olmayan ve tam umutsuzluğa düşecekleri anda küçük bir mezarlık bekçiliği bulmuş kimselerdir. Mezarlıkların ne sakin yer olduğunu Tanrı bilir; bunun en sevimli ör­neği de kitaplıklardır. Ölüler oradadır; bu ölüler yazmaktan başka bir iş yapmamıştır, uzun süredir yaşama günahından da kurtulmuşlardır ve zaten yaşamlarını ancak başka ölüle­rin onlar

okumak için tıklayınız

Dostoyevski?nin ?İkiz? adlı kitabına dair

??İşte şimdi gözlerinin önüne sonsuzca bir gece bağlıyorlar/ Ama şu anda,/ Damarlarında dolaşmakta olan kan daha da renkli/ Ve bu kandan/ Pırıltılı dalgalar halinde akan/ Bütün bir yaşam fışkırıyor./ Ve o/ Bu anda, şu ölüm anında/ Kaybedilmiş bütün bir geçmişi/ Ruhunda yeniden canlandırıyor;/ Bütün bir yaşam yeniden uyanıyor içinde??(İnsanlığın Yıldızının Parladığı Anlar, Stefan Zweig, çev.Kasım

okumak için tıklayınız

Orhan Veli’nin “sere serpe” aşkı

Bella, odasında yatağına uzanmış ders çalışıyordu. Orhan Veli, kapıdan uzun uzun genç kızı seyrettikten sonra salonun köşesindeki küçük masaya oturur ve cebinden çıkardığı kâğıda bir şeyler karalayıp yeniden odaya yönelir. Kâğıdı Bella?ya uzatır ve ?Bu şiiri sana yazdım? der. Uzanıp yatıvermiş, sere serpe; Entarisi sıyrılmış, hafiften;

okumak için tıklayınız