Kategori: Makaleler

?Farkedilebilir yokluk? gürültü

Gürültüyle özel meselem var. İlk gençliğimin hemen eşiğinde geldiğim İstanbul dipten, çok yoğun fakat kayıtsız kalınamaz şekilde gürültülü gelmişti bana. Bu öylesine bir şeydi ki koyu gri ile çürük kahverengi bir renk alacasına bürünüyor, çok uzaklarda varlığından haberdar olduğunuz cüsseli bir hayvan gibi kendi etrafında dönüyordu. Ürkütücüydü. Buna alışmak demiştim; buna alışmak insanın tuhaf ve

okumak için tıklayınız

Komünist Ufuk üzerinden Jodi Dean’in halka bakışı – M.Deniz Schulze

Yazının başlığı bir kitap tanıtım yazısı için dar görünebilir. Ancak Dean?in ele aldığı şekilde halk kavramının, ?Bizim Sovyetler?, ?Mevcut Güç?, ?Halkın Egemenliği?, ?Ortak Varoluş ve Ortak Kaynak?, ?Arzu?,? İşgal Hareketi ve Parti? gibi altı geniş alt başlıktan oluşan Komünist Ufuk?un içeriğine yön verdiğini okur fark edecektir. Jodi Dean?e göre halk kavramı

okumak için tıklayınız

Dünyanın ara ve kara renkleri

Bebek Arabasında Ayvalar, yazarının dil kurgusu ve çeşitli anlatım olanaklarını kullanmadaki devingenliğiyle baş döndürücü bir kitap. Dilin olanaklarını keşfettiren bir öykücünün dünyasına çarpmanın, sarsıcı baş dönmesi bu. Biçim ve kurguyu önemseyen bir yazarın dilin sonsuz olanaklarını denerken, içeriğin sahiciliğini yitirtmemesi hiç kolay değildir. Bu ilk kitabındaki öykülerin çoğunda bunu başarıyor Semih Erelvanlı. Toplumun kenar mahallelerindeki,

okumak için tıklayınız

Huzursuzluğun Kitabı – Fernando Pessoa

Yalnız bir adam, yalnız bir şehir ve post modernite sancilari… Kitabın yazarı ve aynı zamanda baş karakteri olarak, mahlaslarından Bernardo Soares´i kullanan Portekizli yazar Fernando Pessoa bu kitapta deneyselliğin sinirlarini zorlayarak karşımıza çıkıyor. Bir yazarın hayatı ve karakteri ile ilgili sadece kısmi gerçekleri göstererek, düşündükleriyle ilgili çok bilgi veren bir anlatıdır, Huzursuzluğun Kitabı. Kitap, Fernando

okumak için tıklayınız

?Büyülü Kuş?la Başka Diyarlara?? – Mehmet Özçataloğlu

Ülkemizde çocuk kitaplarındaki niteliksel ve niceliksel yükselişte, gerek Türkiye edebiyatından gerekse de dünya edebiyatından seçilen, evrensel kurgular ve modern anlatım biçimleriyle kaleme alınan çağdaş yapıtların payı büyük. Son 10 yılda çocuk edebiyatının yıldızının parlaması, yayınevlerinin de bu alana yönelme zorunluluğu yayımlanan kitapların niteliğini de değiştirdi. Yıllar yılı La Fontaine ve Grimm Kardeşlerin masallarını okuduk,

okumak için tıklayınız

İnsanlığın geleceğine dair okunması gereken NASA raporu

ABD?nin uzay çalışmalarını yürüten NASA, bu kez dünyamızı, üstelik bugünkü dünyamızı ilgilendiren bir projeyi desteklemiş. Proje şu soruyu araştırmış: ?Toplumumuzun çökmesi mümkün müdür?? Kötümser bir yanıt çıkmış: ?Mümkündür; hatta bugünkü durum sürerse olasıdır!? Araştırma raporunun Türkçeleştirilmiş başlığı: İnsan ve Doğa Dinamiği: Toplumların Çöküşünde veya Sürdürülebilirliğinde Eşitsizliğin ve Kaynak Kullanımının Modelleştirilmesi. (Ben kısaca ?NASA Raporu? diye

okumak için tıklayınız

Bir fasit dairedir zulüm

“Ne yüzler ne insanlar gelir geçer de bir zulüm kalır yeryüzünde. Bir fasit dairedir zulüm, kuyruğunu yutmuş yılan… Döner döner tekrarlanır, döner döner tekrarlanır, döner…” Baki olan zulmün kendisidir; insanın insana, hayvana, tabiata zulmü bitmez. Zalimler, diktatörler, zorbalar gelir geçer de zulüm, yer ile gök arasında mıh gibi çakılı kalır. Kimlikleri ile aşağılanan Çingeneler (Roman,

okumak için tıklayınız

Karl Marx kendini hangi edebi kahramana benzetiyordu

Karl Marx, dava arkadaşı F. Engels?e gönderdiği mektupta kendisini bir hikáye kahramanına benzettiğini yazdı. Marx, hangi ünlü yazarın, hangi eserinin kahramanıyla özdeşleşmişti? Neden kendini ona benzetmişti? Gelin 1867 yılının 16 Ağustos gününe gidelim… TARİH 16 Ağustos 1867, Londra. Saat 02.00. Karl Marx geceleri çalışıyordu hep.

okumak için tıklayınız

Yeryüzüne Âşık Gezgin Bir Şair: Achım Wagner – Öznur Özkaya

Şiire tutkun bir milletiz diye övünürüz, şiir kitaplarımız çok satmasa da. Her şairden birkaç dize bilir, şiire duyduğumuz hayranlığı durmadan dile getiririz. Dostlarla bir araya geliriz zaman zaman, biriktirdiklerimizi masalara dökeriz. Hiçbirimizin aklına gelmez şiirin izini sürmek için şairin yurduna gitmek, dizelerini anlayabilmek için hayatımızı değiştirmek. Gezmeyi pek bilemeyen halklardan olarak şu yeryüzünde, korkarım ?şiir,

okumak için tıklayınız

?Göğe bakar bir çocuk usanınca coğrafyadan? – Öznur Özkaya

Bir söyleşisinde ??Dürüstçe itiraf etmem gerekiyor: sanatı ve özelde şiiri politikaya hizmet aracı olarak görüyorum, bu şiirin ve sanatın bir üstyapı olduğunun da altını çiziyorum. Dolayımlı olarak da şiiri büyük insanlıktan ayıramayacağım bir varlıkbilim ve etik sorunu olarak algılıyor ve şiirle bu tez üzerinden ilişki kuruyorum. Bir hesaplaşma veya yüzleşme yapmak gerekiyor sanırım. Şiirin ancak

okumak için tıklayınız

Gabriel García Márquez… – Faiz Cebiroğlu

6 Mart 1927 doğumlu Kolombiyalı yazar, 17 Nisan 2014 yılında, Meksika?da, Meksiko City?de fiziki olarak aramızdan ayrıldı. Gabriel García Márquez, gazateci, yazar, toplumsal yorumcu ve büyük bir romancıydı. Ama Gabriel García Márquez?in herkesin kalbinde ?taht? kurmasını, elbette onun insani bakış açısında aramak gerekiyor. Gabriel García Márquez, her şeyden önce bir sosyalistti. 70?lerde Kolombiya diktatörlügüne karşı

okumak için tıklayınız

Babaya Mektup, Franz Kafka

Franz Kafka,1919?da dinlenmek üzere gittiği Schelesen?de Julie Wohryzek adında bir kızla tanışıp nişanlandı. Aynı yıl kaleme aldığı Babaya Mektup, yazarın bu nişana karşı çıkan babası Hermann Kafka?ya yanıtıdır. Kafka?nın yayınlamak amacıyla değil, babasıyla ilgili duygu ve düşüncelerini dile getirmek için yazdığı, ama hiç göndermediği bu mektup, hem Kafka?nın yaşamöyküsüne açıklıklar getirmesi,

okumak için tıklayınız

?Aslan Tomsonlar Ülkesi? – Mehmet Özçataloğlu

Orhan Kemal, Türkiye roman tarihinin en önemli isimlerinden biridir. Eserlerinde emek dünyasını konu etmiştir. İçinden çıktığı emek dünyasını! Yaşamını yazı ile sürdürmek zorunda kalan Orhan Kemal, durmaksızın yazmıştır. Yazıdan geçinmek zorunda olduğunu bildiklerinden, o günün gazete sahipleri, yayıncılar, yapımcılar yok pahasına almışlardır yazdıklarını. Bu yüzden sadece bir yazar değil, aynı zamanda bir yazı emekçisidir o.

okumak için tıklayınız

Anadolu’da Bir Yayınevi: Sıla Kültür Yayınları ve “Doktor Faustus” – Serkan Fırtına

Bağımsız kitabevleri uzun zamandır bir kriz içerisinde. Yayıncılık sektöründeki tekelleşmenin artmasıyla birlikte büyükşehirlerde bile bazı yayınevleri ve kitapçılar ekonomik sorunlarla boğuşmaktalar. Hatta birçok kitabevi piyasanın çetin şartlarına ayak uyduramayarak maalesef kapısına kilit vurmak zorunda kalıyor. Kent kültürünün ayrılmaz bir parçası olan kitapçıların korunması ve yaşatılması için öncelikle Avrupa ülkelerinde olduğu gibi, kültür bakanlığı olmak üzere,

okumak için tıklayınız

Ece Ayhan’ın Şiirlerinde Mitolojik ve Masalsı Ögeler*

Özet: Mitoloji, hem Batı edebiyatında hem de Türk edebiyatında şairlerin yer yer yöneldikleri bir alandır. Yalnızca klasik şairlerin değil, kimi modern şairlerin de bu alanın verimlerinden yararlanarak şiirsel anlatımlarına bir tür zenginlik kazandırdıkları görülür. Kuşkusuz, mitolojik ögeler gibi masalsı ögeler de şiirsel imgelem için yeni açılım olanakları sunar. Çağdaş Türk şiirinde bu ögeleri şiirlerine taşıyan

okumak için tıklayınız

Kesap: ‘Güzelev’in Yakıldığı Yer – Müslüm Kabadayı

Cacius, madenler dağı olup Zeus?u ve Avrupa?yı zirvesinde konaklatmış; tepesinden uçan kartalla Antakya?nın kuruluşuna vesile olmuştur. Mitolojide böylesine önemli yeri bulunan bu dağın adının, Şam?a da kol kanat geren Cebel-i Kasiyun?la (Kasiyun Dağı) ilişkili olduğu söylenir. Cacius?a Araplar ?Cebel-i Akra?, Türkler de ?Keldağ? derler. Her damarında nice öykülerin yaşandığı bu dağın güneydoğu eteklerinde kurulan Kesap;

okumak için tıklayınız

Büyük Buhran?ın uzak akrabaları

Schivelbusch, faşist-totaliter rejimlerle, liberal-demokratik olarak değerlendirebileceğimiz New Deal?in ortak yönlerini anlatıyor. Faşizm ve Nasyonal Sosyalizm ya da her biri üzerine müstakil olarak yapılan çalışmalarda bir diğerine referans verildiğine rastlamamız oldukça kuvvetli bir ihtimaldir. Aralarındaki kan bağını kabul ettiğimiz bu iki rejimin, onlarla aynı dönemde ABD?de ortaya çıkan, ?New Deal? düzeni ile akrabalıkları ise pek çoğumuzun

okumak için tıklayınız

Bir kağıtseverin günah çıkarması

Kağıtların üretimi ve tüketimi esnasında nelerin olduğunu, nasıl süreçlerden geçildiğini, çevreyle, insan yaşamıyla ve teknolojiyle ilişkilerini anlayabilmek için karşıma iki kitap çıktı. Ağaçların, doğal dokunun ve parkların önemi, birçok kişi gibi, benim için de büyüktür ama bir yandan da ahşap mobilyalara ve daha da önemlisi kâğıtlara (kitaplardan defterlere) muazzam bir düşkünlüğüm vardır. Dünyanın farklı coğrafyalarında

okumak için tıklayınız

Nâzım Hikmet ve Mimar Sinan

Yeryüzünde az verim bulunur ki, Sinan’ın Süleymaniye’si kadar, kendini yaptırtanların iç dileklerinin taban tabana tersini vermiş, göstermiş olsun. Nâzım Hikmet 22.5.1935, Tan Gazetesi Milliyet Sanat Dergisi’nin 15 Şubat 1988 tarihli 186. sayısında Nâzım Hikmet tarafından kaleme alınan ‘Mimar Sinan ve Süleymaniye Camii’ üzerine (çoğu 1935 tarihli ve Orhan Selim mahlaslı) bir dizi yeniden yayıma rastladım. Asım

okumak için tıklayınız

Gogol ve Belinski’nin Mektubu – A.Kadir Şahin

Tarih 15 Temmuz 1847 Rus aydınları arasında el altından bir yazı, daha doğrusu bir mektup, dolaşır. Rus otokrasisi ve çarcı düzeninin tartışılmaya başlandığı, halk ve aydınlar üzerindeki baskının tavan yaptığı karanlık birinci Nikola dönemidir. Değil böyle bir mektubu yazmak, onu okumanın bile büyük suç sayıldığı, okuyanların öldürüldüğü yada sürgüne gönderildiği bir dönemdir. Vissarion Grigoryeviç Belinski’nin,

okumak için tıklayınız