Kategori: Makaleler

Katil uşak değil patron

Kurşunlu Benzinin Gizli Tarihi?nde daha ilk sayfadan katilin kimliği açıklanıyor: ?Katil uşak değil patrondur!? Mizah dergilerinden birinde yayımlanan bir karikatürde evin sahibi, uşağına ısrarla Sebastian diye hitap etmekte, uşak ise kararlılıkla düzeltmektedir: ?Sebastian değil Sabahattin!? Birkaç çizim boyunca süren bu didişmenin son karesinde, uşak Sabahattin tarafından bıçaklanan patronun kanlar içinde yüzükoyun yatan cesedi bulunur. Patron

okumak için tıklayınız

“Güz Çığlığı”- Mehmet Özçataloğlu

Mayıs demek isyan demek, mayıs demek yas demek, mayıs demek devrim demek. Devrim şiirsiz olmaz. Fakat günümüzde iyi şiire rastlamak pek olanaklı görünmüyor. Hemen her sokakta şairi olan bir toplumda(!) nitelikli şiire ulaşmanın zor olması da ne ola? Neyse ki Şerif Temurtaşlar da var ve biraz olsun ferahlıyoruz bu şiirsizliğimizde, iyi şiiri arama yolunda. ?Güz

okumak için tıklayınız

Sait İçin – Bedri Rahmi Eyüboğlu

Uzun bir yolculuktan sonra, uçakla döndüğümüz gece, Yeşilköy?e gelen dost yüzler arasında Sait de vardı. Günlerden perşembe olduğu için onu Yeşilköy?de görmek beni şaşırtmadı. İki üç senedir bizim atelyenin perşembe akşamlarına katılıyordu. O akşam da atelyede buluşmuşlar, acentanın otobüsüyle meydana gelmişlerdi. Yüzü gülüyordu. Onu, en yakınlarının arasında ve neşeli görmek içime hatırı sayılır bir sevinç

okumak için tıklayınız

Freud’un bencil listesi

Freud’un hayatını merak edenler ve bütün “kardeşler” Freud’un Kız Kardeşi’ni okumalı. Roman, bir dâhinin sırdaşı olan kız kardeşine yüz çevirme, onu kendi kaderiyle baş başa bırakma hikâyesi. “Siz gelmeyeceksiniz.” “Gelmeyecek miyiz?” “Gerek yok” diyor Sigmund. “Ben de kendim istediğim için gitmiyorum zaten. Britanya ve

okumak için tıklayınız

Kalabalık, Yalnızlık ve Flâneur

Tarım toplumundan üretim toplumuna, ardından tüketim toplumuna doğru geçişle birlikte kentler yeni anlamlar yüklenmeye başladı. Yeni anlamlarla birlikte yeni gerçeklikler, yeni yaşam biçimleri ve yeni kavramlar eş zamanlı olarak ortaya çıkmış oldu.. Nüfusun kent merkezlerine doğru yönelmesiyle birlikte, alışveriş yapmak, eğlenmek, dinlenmek, gezinmek isteyen insanlar kendilerini caddelerde, ardında pasajlarda ve onun devamı niteliğinde olan alışveriş

okumak için tıklayınız

?Anılar, Düşler ve Önemsiz Şeyler? – Öznur Özkaya

Bir insan niçin yazar, yazmak ister? Kafka?nın ?Bir şey söylediğim zaman, söylenen o şey anında ve kati olarak ehemmiyetini yitiriyor. Bir şey yazdığım zaman da öyle; ama yazılan şey, bazen yeni bir ehemmiyet kazanıyor.? sözüne mi kulak kabartmalı, Umberto Eco gibi ?Çünkü çocuklarım büyümüştü ve artık kime hikâye anlatacağımı bilemiyordum.? diye mi yanmalı? Yoksa Sartre?nın

okumak için tıklayınız

Okuma Üzerine – Öznur Özkaya

?Okumak; başka hayatların, insanların, fikirlerin dünyasına yapılan bir yolculuktur, ötekini anlayabilmenin en erdemli yoludur.? diye cümleler kurarız durmadan, lakin çok şeye zaman bulabildiğimiz halde kitap okumaya zamanım yok, deriz; kitaplar pek de pahalı, deriz. Oysa kitap okuyabilmek için zamanımızın olduğunu fark edebilsek ve kapısının önünden geçmeyi unuttuğumuz kütüphanelerin varlığını

okumak için tıklayınız

“İşkence çeken insanlığın zincirleri büro kâğıtlarındandır.” – Franz Kafka

Büro Kağıtlarından Zincirler Kafka?ya dair hâlâ yeni bir şey söylenebilir mi? Bu kitabın bu konuda bir iddiası vardır. Gerçekten de bence Kafka?nın eserinin büyüleyici itaatsizlik gücünü açıklamak için farklı bir gözle bakmanın vakti gelmiştir. Walter Benjamin Kafka üzerine ünlü denemesinde (ne yazık ki pek dikkate alınmayan) bir uyarıda bulunuyordu: ?Kafka?nın yazılarında ihtiyatla, sakınılma, kuşkuyla, el

okumak için tıklayınız

Marx geri dönse Twitter kullanır mıydı?

Türkiye?de Twitter ve Youtube?un yasaklanma süreçlerinde büyük bir tepkiye tanık olduk, oluyoruz. Kullanıcılar, gündelik hayatlarına fazlasıyla dâhil olmuş bu ürünlere ulaşamamaktan öfkelendiler, farklı yöntemlerle yasakları devre dışı bırakmayı denediler. Yaşananlara dair entelektüel alandan ya da kanaat önderleri tarafından dile getirilen itirazlar da oldukça fazlaydı: Âdeta doksanların başındaki ?Radyoma Dokunma? eylemleriyle

okumak için tıklayınız

Mayakovski birleşmenin imkânsızlığıdır

Georges Braque, Pablo Picasso, Delaunay gibi kübist sanatçıların resimlerini çoğumuz görüşten tanırız. Sanat dünyasını ve tarihini etkili bir şekilde çalkalamış olan bu sanat akımının en bilinen özellikleri tekil bir bakış açısını kenara bırakması, geometrik şekiller aracılığı ile cisimleri temsil edip alışılagelmiş tanımları kökten değiştirmeye çalışması ve farklı düzlemleri birbirine kenetlemesidir. Picasso?nun resimlerini incelediğimizde basmakalıp şekillerin

okumak için tıklayınız

“Bitmeyen Kavga” – Miralem Gür

Bazen hayatın kendisinin, içine karışmaktan kendimizi alıkoyamadığımız bir kavgaya dönüştüğüne tanık oluruz. Başlar, biter; yeniden başlar ve yeniden biter. Kendi kavgamızda bile söz hakkımız yoktur bazen. Kontrol edemediğimizi fark edince de mış gibi davranırız. İnsan en iyi çocukken mış gibi davrandığını sanır oysaki büyüdükçe daha fazla oyun oynarız. Tek fark, bu sefer oynadığımız oyunların kuralları

okumak için tıklayınız

Kore Nire – Fahri Erdinç

Hikâye 1960 Mayısı?nda Ankara?da başlıyor. Öğrenci olayları, genç subayların hoşnutsuzluğu, iktidar yanlısı generaller, başta Menderes olmak üzere iktidar sahipleri, tutuklu gazeteciler… İlk basımı 1966 yılında Sofya?da yapılan Fahri Erdinç?in Kore Nire romanı yaklaşık elli yıl sonra Türkiye?de de yayımlandı. Erdinç bu romanında Türkiye Cumhuriyeti?nin 27 Mayıs darbesine götüren siyasi ve toplumsal süreçleri ele almış. Asıl

okumak için tıklayınız

Virginia Woolf’un güncesi

Bir Yazarın Günlüğü eserlerin nasıl kılı kırk yararak kaleme getirildiğinin belgesi. Kimi yazarlara göre Deniz Feneri, Virginia Woolf?un hem en sevilmiş, hem en önemli romanıdır. Ben, uzun yıllar, Oraya Deniz Fenerine diye Türkçe adlandırdığım bu eseri, 1960?ların sonunda rahmetli eniştem Talât Akdağ?ın kitaplığından ödünç almış, bir daha da geri vermemiştim. Naciye Akseki Öncül çevirisi Deniz

okumak için tıklayınız

Niçin sosyalizm – Albert Einstein

Ekonomik ve sosyal konularda uzman olmayan birinin sosyalizm hakkında görüş belirtmesi uygun olur mu? Birçok nedenden ötürü ben, uygun olduğuna inanıyorum. Sorunu ilk önce bilimsel bilginin bakış açısından ele alalım. Astronomi ile ekonomi arasında hiçbir temel metodolojik farklılık yokmuş gibi görünebilir: Her iki alanda da bilim adamları, belli görüngüler arasındaki bağlantıyı mümkün olduğunca anlaşılır kılmak

okumak için tıklayınız

Yeni başlayan sonların yazarı olmak: Beckett olmak

1906-1989 yılları arasında yaşamış bir yazar olmak, bütün yirminci yüzyılın çaresiz tanığı olarak, hayal­lerin, umutların, mücadelenin, yenil­ginin, ve düş kırıklığının öznesi ve nesnesi olmak, başlangıçların ve sonların -ama bir türlü kesin ve mut­lak bir sona ulaşamayan, sürmekte olan, yeni başlayan sonların- yazarı olmak: Beckett olmaktır.

okumak için tıklayınız

Kadın ve korku – Hazel Melek Akdik

Suat Derviş?in ilk romanlarının dikkat çeken ortak noktası gotik edebiyata özgü bir tarzda yazılmaları. Kurgunun farklı türlerde korku ve gerilim öğeleri üzerine inşa edildiği bu romanlar, Türk edebiyatının ilk gotik eserleri olarak kabul edilebilir. Türk edebiyatı alanındaki çalışmalarda Suat Derviş?in eserlerine karşı uzun süre bir kayıtsızlık hâkimdi. Sinema ve tiyatro uyarlamalarıyla dönem dönem popüler olan

okumak için tıklayınız

Kâhin – Hüseyin Bul

Murathan Mungan çok çalışkan bir yazar/ şair/ oyun yazarı. Mungan?ın daha pek çok maharetinin olduğunu hepimiz biliyoruz. Mungan isminin yanına ne koyarsanız koyun fazla olmaz. Söyleşiler yapar, derlemeler, seçkiler hazırlar sinema üzerine yazılar v.s. Metis yayınlarından Merhaba Asker öykü seçkisiyle birlikte Kadınlar arasında öykü seçkisi kitapları aynı anda yayınlandı. İki kitabı da Mungan hazırlamış. Merhaba

okumak için tıklayınız

Direnmenin Estetiği’nden Haziran’a: Herakles yok, Deccal yok, Halk Var! – E. Attila Aytekin

Peter Weiss ?ın anıtsal romanı Direnmenin Estetiği, Pergamon (Bergama) sunağı üzerine uzun bir pasajla açılır. Berlin?deki Pergamon müzesinde bulunan sunağı ve özellikle de sunağın en bilinen öğesi olan frizi uzun uzun inceleyen roman kişileri friz üzerine hararetli bir tartışmaya da girişirler. 15 yaşındaki Heilmann ve 20 yaşında olan ve bir yılını hapiste geçirmiş Coppi ve

okumak için tıklayınız

Kafka’nın Okunması – Maurice Blanchot

Kafka yapıtını belki de bu yapıt ona evrensel yanlış anlamayı artırmaya mahkûm göründüğü için ortadan kaldırmak istedi. Bi yapıtın bize teslim edilen karışıklığı, ondan bize tanıtılan, bizden gizlenilen şeyi, şu ya da bu parça üzerine tutulan kısmi ışığı, ger­çekte tümlenmemiş, ama sanki erdemleri bölünmezlik olan kutsal kalıntılar söz konusuymuş gibi, tersine, hep daha fazla parçalanan,

okumak için tıklayınız