Kategori: Makaleler

Gizlenen Bir Şairin Şiirlerini Yeniden Okumak – Öznur Özkaya

Alkole, eğlenceye, sekse, bitimsiz isteklere düşkün insan topluluğu diyorlar gençler için. Oysa yaşlıların aksine genç insanların düşleri vardır, düzene kafa tutma cesaretine sahiptirler, öyle ki isteseler güneşi yakacaklarını bilirler. Umudun öznesidirler aslında, ama güvensizlik ve paranoya nesnesi gibi gösterilirler bu topraklarda. Parasız ve bilimsel eğitim hakkı, adil sınav sistemleriyle yerleştirilme veya atanma hakkı isterler, hapis

okumak için tıklayınız

?Hepimiz Gogol?un Paltosundan Çıktık!? – Öznur Özkaya

Orta halli toprak sahibi bir ailenin çocuğu olarak 31 Mart 1809?da Ukrayna?da dünyaya gelen ve 205. yaş gününü kutladığımız Nikolay Vasilyeviç Gogol, Rus Edebiyatı?nda mihenk taşı gibidir. İğneleyici bir üslupla yazmış olduğu ?Burun?, Ukrayna hayatıyla ve halk deyişleriyle süslediği ?Mirgorod Öyküleri?, bir memurun rutin hayatını konu edindiği ?Bir Delinin Hatıra Defteri?, bürokrasiyle dalga geçtiği ve

okumak için tıklayınız

Gökyüzü gibi herkesindi şiiri: Bedri Rahmi Eyüboğlu

Resim ve şiirleriyle tanınan Eyüboğlu, yozlaştırılan günümüz sanatında, geçmişin yitirilmiş ve rafa kalkmış tartışmalarından sıyrılıp, hâlâ kendine yer buluyor. ?Öyle bir sanat ki, onu hiçbir sınır durduramasın, gümrük kapılarında sürünmesin, mabed eşiklerinde aşınmasın, kütüphanelerin raflarında beklemesin.?? Mavi gezi bir ağaçtır/Dalları deniz./Mavi gezi bir bahçedir/Gülleri deniz./Mavi gezi bir gelindir/Telleri deniz./Mavi gezi bir beşiktir/Bebeği deniz.

okumak için tıklayınız

Felsefe Defterleri ve Lenin?in Teorik Mirası – M. Deniz Schulze

Kevin B. Anderson?unTürkçe?ye çevrilen ikinci kitabı Lenin, Hegel ve Batı Marksizmi geçtiğimiz Şubat ayında Yordam Kitap tarafından yayımlandı. Türkiyeli Marksist okuyucunun son birkaç yılda yeniden yayımlanan ve yeni çevrilen ?Felsefe Defterleri?, ?Lenin?in İsviçre Günleri?, ?Yeniden Lenin? gibi kitaplar sayesinde konuya yabancı olduğu söylenemez. Ama Lenin veya Marksizm üzerine yazılan kitaplarla karşılaştırıldığında Lenin?in Marksist yöntemle ilişkisi

okumak için tıklayınız

?Hüzünbaz Öyküler? – Mehmet Özçataloğlu

14 Şubat Dünya Öykü Günü?nün hemen ertesinde düştü önüme ?Gölgeler Islanmaz.? ?İnsan, öyküsüyle var? diyerek seslenilen günün ertesinde. Ben de, insan sıcaklığında öykülerin içine bıraktım kendimi. Öykü denizinin üzerinde değil, dibinde yüzdüm. Nedeni ise kitaba adını veren ilk öykü ?Gölgeler Islanmaz? oldu. Baba-kız ilişkisini odak noktasına almış olan öykü, kız evlat sahibi her babanın korkularını

okumak için tıklayınız

Tarihsel Gelişmenin Düzensiz Karakteri ve Sanat Sorunları – Karl Marx

6. Maddi üretimin eşitsiz gelişmesi ve, örneğin, sanatınki. İlerleme kavramı alışılagelmiş soyut biçimiyle anlaşılmak gerekir. Modem sanat, vb.. Bu oransızlık somut toplumsal ilişkiler içinde, örneğin, eğitimde olduğu denli önemli ve an­laşılması güç değildir, örneğin kültürde. Birleşik Devletlerin Avrupa?yla ilişkileri. Ancak, burada tartışılması gerekli ger­çekten güç nokta, üretim ilişkilerinin hukuksal ilişkiler ola­rak bu eşit-olmayan gelişmede nasıl

okumak için tıklayınız

Siz hâlâ kedileri ciddiye almıyor musunuz? – N. Kübra Akalın

Kediseverlerin en büyük hüznüdür kedi barınağındaki kediler. Evde, bahçede ne kadar kediye bakarlarsa baksınlar kedi barınağının varlığı bile yüreğin sızlamasına yeter. Düşünsenize farklı cinslerde ve huylardaki kediler bir arada ve kim bilir ne zorluklarla oradalar. Felsefeci Federica Sgarbi ?Kedilerin Felsefesi, Filozofların Kedileri? kitabında kedi barınağında başlayan bir macerayı anlatıyor. Kedi barınağını dolaşmaya çıkan bir felsefeci

okumak için tıklayınız

Samim Kocagöz’ün Unutulmaz Öyküleri – Sadık Güvenç

?Öykü nedir?? ve ?öykü nasıl olmalıdır?? sorusuna bir sürü yanıt bulmak mümkün. Muvaffak Sami Onat, ?Hikaye Denen Şey? başlıklı yazısında ?Hikayeyi, hele küçük hikayeyi öteden beri anlamam, sevmem. Sevmediğimdendir zahir: şiiri, tiyatroyu, tenkidi hatta romanı bile denedim de, hikaye yazabilir miyim diye düşünmedim. Edebiyatın bu kolu beni sarmaz. Hikaye bana lüzumsuz, boşa gitmiş bir emek

okumak için tıklayınız

Adil Okay’ın “Eylül Kokusu” adlı kitabı hakkında – Erdal Süsem

Ütopya yayıncılıktan yayınlanan Eylül Kokusu, Adil Okay?ın eski ve yeni şiirlerinden derleme. Kendisi de ağır işkencelerden, hapishanenin tedrisatından geçen sevgili Adil Okay, mahpusların dostu olduğundan her dem sıcak bir gülümsemedir. Bugüne kadar şiir, deneme, öykü ve tiyatro oyunu dallarında birçok eser veren yazar/şair Adil Okay?ın 14. Kitabıdır Eylül Kokusu. Adil Okay bu eserini, ?özgürlük ve

okumak için tıklayınız

İnternet yasakları ile mücadele kılavuzu

BilimsoL ekibi, dün Twitter’ın hukuksuzca yasaklanmasının ardından, tüm ayrıntıları bulabileceğiniz, internet yasakları ile mücadele kılavuzu hazırladı. İnternet yasakları Haziran?dan beri gündemimizde. İktidar partisi bu süreçte ne zaman sıkışsa, yolsuzluklarını, hukuksuzluklarını kapatma telaşıyla halkı yeni bir yasakla tehdit etti ve yakın zamanda hazırlanan internet yasasıyla da buna hukuksal zemin hazırlamaya çalıştı.

okumak için tıklayınız

Tıp Sosyal Bir Bilimdir – Akif Akalın

Hekimlik dendiğinde akla Hipokrat gelir. Hipokrat tıbbı tanrıların tekelinden kurtarıp ölümlülerin hizmetine sunmak suretiyle tıpta ilk büyük devrimi gerçekleştirerek bu onuru fazlasıyla hak etmiştir. Fakat ondokuzuncu yüzyılın ortasında tıpta ikinci büyük devrimi gerçekleştiren Alman hekimleri pek azımız tanırız. Bunlardan Salomon Neumann 1847 yılında ?tıp iliğine, kemiğine kadar bir sosyal bilimdir? diyerek geleneksel tıp ve hekimlik

okumak için tıklayınız

Zulüm, B. Malamud ve Ali İsmail Korkmaz – Selma Sayar

Zulüm: Güçlü bir kimsenin veya kurumun yasaya veya vicdana aykırı olarak başkasını uğrattığı kötü durum, kıyım, acımasızlık, haksızlık, eziyet, cefa olarak tanımlanıyor. Öyle bir kıyım ki bu; yüreği bedenden ayırır, ciğeri sökün eder. Duyguları kurutur. Diline, milliyetine, cinsiyetine bakmaksızın bütün insansal dürtülerinden koparmaya çalışır insanı; en kötüsü de inançlarından?

okumak için tıklayınız

Seni Sevmek Hayatı Sevmeye Benzer – Funda Demir

Masalların bile sadece sonuna saklanan mutluluk; memleketin ağaçlarına dadanmış olsa gerek… Siz de fark etmişsinizdir; son günlerde kafamı nereye çevirsem şubat güneşine aldanıp çiçeklenen körpe ağaçlar görüyorum. İlk gençliğe benzeyen o güzeller şimdilik bembeyaz çiçekleriyle salınadursunlar, mart ayazında dökecekleri yaprakların tasası bana düştü. Bahar gelmeden açılan çiçekler küser ya güneşe, kocaman bir yalan balonuna hapsedilen

okumak için tıklayınız

Avrupa’yı oluşturan çağ – Nergis Doğan

Bin yıllık bir zaman dilimini, Avrupa ve Asya gibi geniş bir coğrafyayı kapsayan ?Ortaçağ? sadece Avrupa?nın nasıl oluştuğuna dair değil, çevresinin de nasıl kurulduğu hakkında bilgiler sunuyor. Ortaçağ denilince aklımıza popüler kültürün beslediği birçok imge gelir. Öncelikle ?karanlık çağ? olarak anılmasından dolayı ortaçağı bir çeşit ?cahiliye? devri olarak düşünürüz. Ayrıca şatoların olduğu, prens ve prenseslerin

okumak için tıklayınız

?Bestseller? olayım derken? – Elif Kutlu

Popüler kitapların yazılması kadar okunması da kolaydır. Şöyle bir çırpıda zaten incelikle oluşturulmamış konuya hâkim olunur, ?Boş zamanlarınızda neler yaparsınız?? sorusuna ithafen ?Kitap okurum.? yanıtını verebilecek kıvama gelinir. Oysa kitap okumak boş zamanlarda yapılacak bir eylem olmadığı gibi, kitap yazmak da ?çok satmak? düşüncesindeki bir ticari kaygı değildir. Fakat bunu, kendini ?bestseller?lar üzerinden para kazanmaya

okumak için tıklayınız

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü – Ayşe Kaygusuz

Selam olsun dünya emekçi kadınlarına… 8 Mart 1857 tarihinde ABD’nin New York kentinde bir tekstil fabrikasında 40.000 dokuma işçisi daha iyi çalışma koşulları ve çalışma sürelerinin 8 saate düşürülmesi istemiyle greve başladı. Ancak polisin saldırması ve sonrasında çıkan yangında işçilerin fabrika önünde kurulan barikatlardan kaçamaması sonucunda 129 kadın işçi can verdi. 1910 yılında yapılan İkinci

okumak için tıklayınız

Her şey insan için? değil! – Elif Kutlu

Nerdeyse her gün kirpiklerinize sürdüğünüz o maskaranın kaç maymunun gözlerine, hatta canına kast ettiğini bilseydiniz ne düşünürdünüz? Peki, ya saçlarınızın yumuşacık olmasını sağlayan şampuanın, güzel kokmak için sıktığınız parfümün kaç hayvanın tüylerinin yanmasına ve vücudunda yeni hastalıklara sebep olduğunu bilseniz? Boynunuza sardırdığınız atkının, yumuşacık tüyleri olan bir tavşanın derisinden ?yolunarak? çekildiğini düşünseniz, o atkıyla gönül

okumak için tıklayınız

Ella’nın Bebeği – Zafer Köse

Bir çocuğun olursa sürdürür, hiç olmazsa, O tatlı varlığıyla senin güzelliğini. Shakespeare Ella May ile Tike, genç bir çift. Tanıdık. Hemen şurada, Amerika?da, Texas taraflarında yaşıyorlar. 1930?larda, kiralık bir arazide çiftçilik yapıyorlar. Aslında bütün zamanlarda ve her yerdeler. Etrafımızda, gözümüzün önünde, aramızda dolaşıyorlar.

okumak için tıklayınız

Kürt edebiyatında kadın – Özkan Öztaş

Kürt edebiyatına ilişkin araştırmaları ile tanıdığımız Ferhad Shakely?ye göre az gelişmiş toplumlarda özel olarak kadın konusunun ya da karakterinin işlendiği ürünlere rastlamak çok olası değildir. Fakat az gelişmiş ve dili-edebiyatı sınırlarla bölünmüş Kürtlerde durum bundan biraz farklıdır. Kürt edebiyatına baktığımız zaman kadın konusunun birçok alanda ve tarzda işlendiğini görebiliyoruz. Bunun şarkiyatçı bir yaklaşım ya da

okumak için tıklayınız

Yolu ABD’ye “düşen” filozoflar – Yücel Kayıran

Offe?nin kitabı, Adorno dersleri bağlamında verilmiş konferans metinlerinden oluşmakta, dolayısıyla Tocqueville ile Weber sosyolojisinin, Adorno üzerindeki izlerini de takip etmekte. Sonsuz Talep ve İmansızların İmanı kitaplarıyla tanıdığımız Simon Critchley, Kıta Felsefesi (çev. Hakan Gür) adlı kitabında, Kıta Avrupası ile İngilizce konuşulan dünya kavramları arasındaki farklılığa/karşıtlığa işaret ederken şöyle bir anekdotu dile getiriyor: ?5 Ekim 1999?da

okumak için tıklayınız