Kategori: Makaleler

Altıncı Koğuş?tan Bir Ülke Analizine – Çağlar Mirik

1924 tarihine ait bir takvim Sovyet Rusya?nın Gorki kentinde bir ofise gönderilir. ?Sevgili Lenin? imzalı bu takvim bir hayranı tarafından Lenin?e hediye edilir ve Lenin de takvimin bir kenarına çok sevdiği Çehov?un fotoğrafını iliştirir. Çehov?un, Lenin?in elinden hiç eksik etmediği ve çok sevdiği bir yazar olduğu biliniyor. Sadece Lenin?i değil; James Joyce?dan Virgina Woolf?a, Katherine

okumak için tıklayınız

“Kardeş Halkların Nazlı Çocukları” – Yusuf Değirmenci

Bir öyküyü okurken kafanızda fotoğraflar beliriyorsa o öyküyü sevmişsiniz demektir. İlk öyküde ağzımın sulandığını itiraf etmeliyim. Leblebiciden çok bademci olan ben, leblebileri avuçlamak istedim. Sanırım aklımda ve ağzımda beliren leblebi, sıcak olandandı. Ve lokum gibi çifte kavrulmuş olan… Leblebilerin tazeliği ellerimi yaktı. Yemiş gibi oldum. Tanıdık bir öykü aslında, bir anne ve içerde genç devrimci

okumak için tıklayınız

Geç kalmış bir “yeni” Tezer Özlü kitabı

Tezer?in 1979-84 arası çoğunlukla Milliyet Sanat için yazdığı “eleştiri” yazıları ve yaptığı röportajlardan oluşan bu kitap, heyecanımı hem karşıladı, hem de bir hayal kırıklığı yarattı. Bu kitapta Tezer?in “damarlarında hissederek” yazmasına alışık olduğumuz cümlelerin yanı sıra, eleştiri yazısının getirdiği daha donuk, daha mesafeli bir ses de var. İki yıl önce bir Tezer Özlü sempozyumu düzenlemiştik.

okumak için tıklayınız

Bu topraklar hem senin hem benim için?

Bob Dylan?dan Pete Seeger?a pek çok sanatçıyı etkileyen efsanevi ozan şarkıcı Woody Guthrie?nin Toprak Ev?i, kaleme alındığı 1940?lar için hayli cesur sahnelerle örülü. Roman, dönemin Amerika kırsalını derinden hissettiriyor. Woody Guthrie, hem yaşamı hem yapıtları mükemmel bir bütünlük oluşturan sanatçılardan. Gerek romanını gerek şarkılarını yaşadığı gibi yazmış ve yazdığı gibi yaşamış? Yaşamının, tanıklık ettiği olayların

okumak için tıklayınız

Edebiyatta zoru sevenlere ziyafet

Thomas Mann’ın son büyük eseri Doktor Faustus’u İngilizceye çeviren Lowe-Porter, bu romanı, ?Katedral gibi bir kitap,? olarak tanımlamış. Gerçekten de 20. yüzyıl edebiyatının en yoğun metinlerinden biri. Tarih, felsefe, teoloji, sembolizm ve müziğin iç içe bir nakış gibi işlendiği; kinayeler, alegoriler, metaforlar içeren bir roman. Bizim için en büyük handikap, romanın çevrilmesi ile sorunun bitmemesi;

okumak için tıklayınız

Müziği toprak, sözleri kerpiç tuğlalar

“Bu makine faşistleri öldürür,” yazıyordu Woody Guthrie’nin gitarının üzerinde. Büyük Buhran’ın kendini gösterdiği, Teksas topraklarını kasıp kavuran “Toz Fırtınası”nın çiftçilerin yaşamını cehenneme çevirdiği 1930’lardan itibaren endüstriyel tarıma, daha büyük bir başlık altında kapitalizme savaş açan Guthrie’nin gitarı bu savaşın simgesi haline gelmişti. Bir yandan “God Bless America (Tanrı Amerika’yı Korusun)” adında vatansever bir şarkı yazılırken,

okumak için tıklayınız

Sevdiğim(iz)e – Selma Sayar

Selvi Boylum Al Yazmalım filmini izlemeyen yoktur kanımca. Konusunu burada özetlemeye gerek olmadığını düşünüyorum. Filmin her karesi etkileyici; ama benim için son sahnesi tek kelimeyle sarsıcı. İlyas Asya?nın bir şekilde izini bulmuş ona bir kez daha birlikte yola devam etme teklifinde bulunmuştur. Asya aşkıyla Cemşit?e duyduğu minnettarlık duygusu arasında bocalarken oğlu Samet, o güne kadar

okumak için tıklayınız

İnsan Doğası Tartışmaları: Mıchel Foucault ve Noam Chomsky – Esra Ay

BGST yayınlarından çıkan İNSAN DOĞASI: İKTİDARA KARŞI ADALET adlı kitap iki büyük düşünce adamının farklı birkaç konuda yaptığı sohbet havasında geçen tartışmaları içermektedir. Bu konulardan en çekişmeli geçenlerden biri de insan doğası kavramı ile ilgili olanıdır. Kitap ikili arasında geçen tartışmanın kaydı niteliğindedir. Ancak tartışma esnasındaki kısıtlı zaman sorunu nedeniyle düşünürler birçok argümanı derinlemesine izah

okumak için tıklayınız

Gizli özne olarak soykırım – Karin Karakaşlı

Karin Karakaşlı yazdı: Gizli özne olarak soykırım Karin Karakaşlı, Agos?taki köşesinde Ayşe Kulin?in Ermeni Soykırımı?yla ilgili olarak sarf ettiği skandal sözleri değerlendirdi: Edebiyat öncelikle insan hikâyesidir ve resmi tarihin yalan ile riyaya bulandığı coğrafyalarda, yazarın hayalgücünün ürünü olmanın ötesinde gayrıresmi tarih kaydı işlevini de üstlenir. Edebiyat, doğası gereği muhalif, tanımı gereği kapsayıcıdır. Öyle ya, bir

okumak için tıklayınız

Plazma Evren Modeli – Okan Yolcu

Evrenin oluşumu üzerine düşünceler,teoriler üretildiğinde genellikle başlangıçlı, sonu-sınırları olan evren modelleri oluşturulmuştur. Antik dönemin kendine özgü oluşum teorilerinden kutsal kitapların “yaratılış” söylemlerine ve nihayet büyük patlama modeline kadar hepsinin ortak yanı bir başlangıçlarının olmasıdır. Burada idealist bir çizgi söz konusudur. Her ne kadar standart model-Big Bang- evrenin oluşumunu açıklayan biricik model olarak bize empoze edilmek

okumak için tıklayınız

Yakın tarihin romanı ya da Doktor Faustus – Sennur Sezer

Dr. Faust adını duymayan azdır. Ancak şeytanın bu ?muteber? adının kaynağı pek bilinmez. 1540?1585 arasında Dr. Faustus adında bir adamın ?gizli bilimler?e merak salıp şeytanlar tarafından öldürüldüğüyle ilgili yazılar yayımlanmış. (Bu arada Nâzım Hikmet bir şiirinde onun Prag?daki evinden söz eder.) 1587?de de Dr. Fausten?in öyküsü yayımlanmış: Historia von D. Johann Fausten. Bu öykü/efsane kısa

okumak için tıklayınız

Sansürüm o kadar güzeldi ki!

Torba Tasarı’nın internet yayınlarının engellenmesiyle ilgili yeni kurallar getiren bölümü Meclis Genel Kurulu’nda kabul edildi. Artık TİB, mahkeme kararı olmaksızın internetteki içeriğe ulaşımı dört saat içinde engelleyebilecek. Özel hayatın gizliliğinin ihlali durumlarında internete erişimin Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı (TİB) tarafından önlenmesinin de öngörüldüğü 125 maddelik torba yasa teklifi görüşmelerinde internet erişimi ile sansüre yol açacağı öne

okumak için tıklayınız

Erik Orsenna’dan “Kâğıt Yolunda” – Metin Celâl

Erik Orsenna ?Kâğıt Yolunda?da kâğıdın 2200 yıllık tarihinin peşine düşüyor. Gerçek bir gezgin olarak nerede kâğıt varsa, nerede kâğıt üretiliyorsa oraya gidiyor, bizzat gözlemlerini yazıya döküyor. Kâğıt Yolunda Erik Orsenna bir küreselleşme iktisatçısı, yazdığı kitap da küreselleşme olgusunu dünya çapında üretilen ve dağıtılan tek bir ürünün (kâğıdın) oluşturduğu ağlar üzerinden aydınlatmak amacında. Ama

okumak için tıklayınız

“Akışkan Gözetim” – Ali Bulunmaz

Zygmunt Bauman ve David Lyon, “Akışkan Gözetim”de günümüzün bir gerçeğini; gözetleme, sınıflandırma, denetleme ve sistemli olarak izleme dünyasında olup bitenleri tartışıyor. İkili, “Akışkan gözetim ne kadar işe yarar?” sorusunun yanıtını arıyor. Olağan rontçuluk Hayatımızı belirleyen en önemli şey hız. Her şey o kadar büyük bir süratle değişiyor ki buna ayak uydurmak için aynı şekilde hareket

okumak için tıklayınız

Poetik İmge Nedir (Şiir?de ?İmge? Nedir, Nasıl Kurulur) – Serkan Engin

Felsefi anlamda imgenin tanımı, “Nesnel gerçekliğin insan zihnindeki yansımaları” şeklindedir (Felsefe Sözlüğü/ Orhan Hançerlioğlu). Yani ?gece imgesi? denilebilir felsefi anlamda, ama Şiir?de ?gece? sözcüğü tek başına imge olmaz, çünkü Şiir?de bahsedilen imge, bir başka deyişle ?poetik imge? farklı bir anlam içermektedir. Çünkü ?gece? dediğimiz zaman herkeste benzer çağrışımlar oluşur, ama gece+ x sözcükleri ile yani

okumak için tıklayınız

Tarih onun ayak izlerinde – Ömer Erdem

Zanlı, kurban, cefakâr! Çocukluğu Toroslar?da geçmiş birisi için keçi bunların da ötesindedir. Hayat kurucusu saymalı onu. Geniş bir dönüşme kapasitesine sahiptir. Eti, sütü, derisi, boynuzu, kemiği, kılı, hatta sesi başlı başına birer değerdir. Sesi dedim, bilerek dedim, Sezai Karakoç bir şiirinde, ?keçiler keçiler, İncil sesli keçiler? diye ışıtır bu sesi. Nesli günden güne tükenen ve

okumak için tıklayınız

Suat Derviş?i artık gotik biliriz! – Oylum Yılmaz

?Bu ev muamma ve güzellik dolu? Loş sofalara, alçak tavanlı geniş salonlara, sonra bu sofaları ve salonları dolduran eski yeni, büyük küçük bütün eşyaya sinmiş garip bir efsun var. Öyle bir şey ki asabı, mefkureyi, muhayyileyi sarhoş ediyor. Tatlı bir uyuşukluk içindeyim.? İnsanı tatlı bir uyuşukluğa sürükler evet, ama ev tekinsizdir. Eşyaya, odalara, sofalara sinmiş

okumak için tıklayınız

Dracula?dan öte bir Stoker – Burcu Arman

Bram Stoker?ın Kayıp Günlüğü, günlüklerden çıkan notlar ışığında; yazarın kişiliğine, hayatına, ilgi alanlarına ve hatta takıntılarına tutulan bir ayna gibi. Yazar günlükleri her zaman heyecan verici değil midir? Eserlerini çok sevdiğiniz bir yazarın, yalnızca kendine yazdığı satırları okumak. Sanki gizlice onun çalışma odasına sızıp masasının üzerindeki notları karıştırıyormuşçasına hınzır bir heyecan! Neyle karşılaşacaksınız? Ne umuyorsunuz?

okumak için tıklayınız

Yeryüzüne Dayanabilmek İçin – Tezer Özlü

Neden yazılır? Dünya acılı olduğu için yazılır. Duygular taştığı için yazılır. İnsanın kendi zavallılığından sıyrılması çok güç bir işlemdir. Ama insan bir kez bu zavallılıktan sıyrılmayagörsün, o zaman yaşamı kendi egemenliği altına alabilir. İşte böylesi bir egemenliği bir iki kişiye daha anlatmak için yazı yazılır. (Ya da kendi kendine kanıtlamak için). Çünkü, insanın kişisel özgürlüğü,

okumak için tıklayınız

Sabahattin Ali’nin mektupları: “Canım Aliye, Ruhum Filiz” – Ali Bulunmaz

Sevengül Sönmez’in yayıma hazırladığı “Canım Aliye, Ruhum Filiz”de, Sabahattin Ali’nin eşi ve kızına yazdığı mektuplardan örnekler var. Mektuplar, Sabahattin Ali’yi bir sevgili, eş ve baba olarak bize bir kez daha tanıtırken yazarın içindeki o büyük sevgiyi ve sorumluluğu da anlamaya davet ediyor. Üç güzel insan 13 Ağustos 2009 günü Cumhuriyet Kitap’ta yayımlanan söyleşide, bir başka

okumak için tıklayınız