Kategori: Makaleler

Av. Erdinç Uzunoğlu Unutulmayacaktır – Müslüm Üzülmez

Bir güzel insan daha bizi bırakıp gitti. Diyarbakır Barosu avukatlarından Erdinç Uzunoğlu, 21 Ocak 2014?de gece saat 22.00 de evinde vefat etti. Bir gün sonra da Diyarbakır?da defnedildi. Ölüm hayatın ötesi, ayrılığın ebediliğidir. Giden çok yakınınsa ve de gidişinin acısını yüreğinde duyuyorsan gidenin ardından yazı yazmak çok zor. Erdinç kardeşimin cenazesinde, mezarı başında, taziyesinde bulunamadım.

okumak için tıklayınız

‘Kedilerin Felsefesi, Filozofların Kedileri’ – Atilla Akar

Efendim; ne zaman tadım bozuk, keyfim kaçık olsa; yahut siyasetin bezdirici tartışmalarından uzaklaşma arzusu duysam, ya kitaplara ya da kedilere sığınırım. Kedilerin mırıltısı ve sayfaların hışırtısının tedavi edici etkisi olur bende. Bu kez her ikisini bir arada barındıran henüz çok yeni bir kitaba sığındım. Kitabın adı ?Kedilerin Felsefesi, Filozofların Kedileri?. Yazarı, bir felsefeci olan Federica

okumak için tıklayınız

En mahrem, en kırılgan yerlerimizden yakalanıyoruz – Aysel Sağır

?İstem Dışı Körlük?te, iktidar(lar)ın, hür seçme hakkına dair farkındalığı manipüle etmeye yönelik stratejileri yatıyor.’ Sonunda olan oldu, artık hepimiz körüz. Üstelik bu körlüğü uzun süredir yaşadığımızın yeni farkına varmak gibi vahim bir gecikmişlik içindeyiz. Oğuz Atay?ın roman kahramanlarından biri ?bat dünya bat, gözün kör olsun da piyango bileti sat? diye beddua ettiğinde, biraz daha zaman

okumak için tıklayınız

Hayvanların olmadığı çocukluk neye yarar ki? – Semih Gümüş

Elias Canetti yazarlarımdandır. Körleşme romanı ve yazılarının derlendiği Sözcüklerin Bilinci, Türkçede ilk yayımlandıkları günlerde kitaplarım arasında yer aldı. Canetti çağımızın önemli aydınlarından, Nazizm illetine karşı durmuş, aynı zamanda ağırlığı olan bir kimliğin de sahibi. Onun Hayvanlar Üzerine kitabını bilmiyordum, Türkçede yayımlanır yayımlanmaz okudum, benim için gerçek bir sürpriz oldu. Canetti?nin hayvanlar üstüne düşünceleri ve bakış

okumak için tıklayınız

Nereden sevdim o zalim takımı… – Burak Kuru

Futbol takımı taraftarlığında ?sevilen?i anlatmak mümkün. Tanıl Bora ile Ziya Adnan, Kimi Başrol Kimi Karakter?de, futbol kulüplerinin hikâyelerini anlatarak ?sevilen?i tasvir ediyor. Ülkemizde insanın kendisini tanımladığı kimliklerden biri, hatta zaman zaman en önemlisi olarak karşımıza çıkıyor ?desteklediği takımın mensubu? olmak. O unvanı şerefle taşımak, hayata o pencereden bakmak, kararlarını bu unvanla ilişkili olarak vermek, kısacası

okumak için tıklayınız

Bir zamanlar çocuktular – A. Ömer Türkeş

Per Petterson Reddediyorum?da hayat karşındaki yalnızlığı, yaraları ve yalnızlıklarıyla yaşamak zorunda kalan insanları anlatıyor. Norveçin en önemli yazarları arasında gösterilen Per Petterson?u At Çalmaya Gidiyoruz (2008) ve Lanet Olsun Zaman Nehrine (2012) romanlarıyla tanımıştık. Reddediyorum Petterson?un yeni romanı. Norveç?te 2012?de yayımlanan kitap aynı yıl pek çok dile çevrilmiş ve ödüller kazanmıştı. Petterson?un Türkçeye çevrilen üç

okumak için tıklayınız

Halet Çambel?in Anısına? Müslüm Üzülmez

Bir aydır Rusya?nın St. Petersburg (Leningrad) kentinde oğlumun, torunlarımın yanındaydım. Saygı duyduğum güzel insan Prof. Dr. Halet Çambel?in vefatını ancak Rusya?dan döndükten sonra öğrendim. Koca bilgi çınarının ölümüne, bizi bırakıp gidişine üzülmemek elde değil. O, üreten ve düşünen bir düşünürümüzdü. Düşünce ve ürettiklerini paylaşan, paylaşmadan zevk alan bir aydınımızdı. Başımız sağ olsun.

okumak için tıklayınız

Bir devrin savaş gösterisi – Halil Türkden

Sinema Savaşları, Hollywood yazısının durduğu Lee Dağı?nın yamacından Ebu Garib Cezaevi?ne önemli mesajlar gönderiyor. Bush-Cheney rejimi tarihin en çalkantılı ve tartışmalı dönemlerinden birinde iktidardaydı. Başkent ile Wall Street önemli derecede itibarını yitirmiş ve ekonomi Büyük Buhran?dan beri en korkunç pozisyona sahipti. ABD dünya sahnesinde itibar anlamında önemli bir düşüş yaşarken, Hollywood?un duruşu kendi içindeki çatlaklara

okumak için tıklayınız

Bir kitap hırsızlığının politik öyküsü – Celâl Üster

Napoli?deki Girolamini Kütüphanesi?nden çalınan nadir kitapların ardındaki yozlaşma… Yaşamınızın bir döneminde, ne bileyim, belki gençliğinizde, kitabevlerinden kitap yürüttüğünüz olmuş mudur? Pek çoklarının olmuştur. Belki, o sırada çok istediğıiniz bir kitabı satın alacak paranız olmadığı için; belki, kitaba kalk gidelim demenin dayanılmaz çekiciliğine kapıldığınız için? Kimbilir, bir dostunuzun kitaplığından ya da bir kütüphaneden ödünç aldıktan sonra

okumak için tıklayınız

Evrensel Yazarımız Yaşar Kemal?e… Ayşe Kaygusuz

?Yaşayan en büyük Türk yazarımız? olarak yorumlanırken, son günlerde bir haber dolaşıyor internet ağı üzerinde. “Yaşar Kemal’in 90. yaş gününü Alman basını kutluyor.” Sayın Yaşar Kemal, bu güzel bir duygu olmalı; hem 90. yaşa ulaşmak, hem de dış ülkelerin yaş gününüzü kutlaması… İnsanın doğduğu gün toprakla buluşması nasıl bir şey bilmiyorum ama,

okumak için tıklayınız

Bir Koşucunun Günlüğü ? Hüseyin Bul

Koşmasaydım yazamazdım koşu ve triatlon günlüklerinden oluşan bir deneme kitabı. Haruki Murakami roman yazarı olmaya karar verdikten sonra buna paralel bir anda da koşmaya karar vermiş. ?Roman yazarı? kavramını kendisi özellikle kullanıyor ve altını çiziyor. Yazar olduğunu söylememesinin elbette kendince haklı sebepleri vardır. Onca kitabı yazan ( İmkânsızın şarkısı, Sınırın güneyinde Güneşin batısında, Yaban koyunun

okumak için tıklayınız

Orhan Kemal: Borçlu değil alacaklı gitti – Yrd. Doç. Dr. Bedri Aydoğan

Orhan Kemal için parantez 1914 yılında açıldı. O şimdi 100 yaşında. Açılan parantez 1970 yılında kapandı. Aramızdan ayrılalı 44 yıl olmuş, şimdi yazdıklarıyla yaşıyor. Yaşamının en verimli çağında 56 yaşında yitirdik onu. Çileli ama, aydınlık arayan, ümidi karartmayan bir biçimde yaşadı, yazdı. Hak etmediğini hiç istemedi, ama hak ettiğini hiçbir zaman alamadı, borçlu değil alacaklı

okumak için tıklayınız

İsyanın Devrimci Bilgisi – Mustafa Çeçen

Ertuğrul Kürkçü, Sosyalizm ve Toplumsal Mücadeleler Ansiklopedisi?ne (STMA, 1988) yazdığı makale ve maddeleri, İsyanın İzinde adlı kitapta bir araya getirdi. Bu çalışma, STMA?yı, yeni gelmiş devrimci kuşaklara yenilmiş devrimlerin bilgisini sunmak yanında, kapitalizme karşı hareketlerin kendi tarihleri olduğunu da hatırlatan bu büyük çabayı hatırlattığı için önemli? Haziran Günleri, gösterdiği onca şey arasında bu anlamdaki bir

okumak için tıklayınız

“Davacıyım Ey İnsanlık!” ve “Aşkolsun!” – Hrant Dink

Aldılar bir sabah biz 13 çocuğu… Gedikpaşa’dan yürüyerek Sirkeci’ye… Oradan vapurla Haydarpaşa’ya… Haydarpaşa’dan trenle Tuzla İstasyonu’na… İstasyondan da bir saat yürüyerek, göl ile denizi kenarlayan geniş ve uçsuz bucaksız düz bir araziye götürdüler. O zamanın Tuzla’sı bugünkü gibi zenginlerin ve bürokratların villalarıyla dolu bir mekân değil… İnce kumlu, bakir bir deniz kenarı ve denizden kopma

okumak için tıklayınız

Anlatılan Bizim Hikâyemizdir – Uğur Demirhanlı

Memlekette iyi şeyler de oluyor. Mesela, son yıllarda hemen her kitapçıda kendi özerk raflarını dolduracak kadar çok sayıda popüler bilimsel kitabın yayınlanması gayet iyi bir şey. Alfa, Metis, İletişim, Aylak Yayınları bu alanda hatırı sayılır sayıda eseri okuyucuya sunuyorlar; Richard Dawkins?in kitaplarını basan Kuzey Yayınları?nın da hakkını yemeyelim. Popüler bilimsel yayınları, hem de kamu eliyle

okumak için tıklayınız

Fiziğin Başlıca Konularını Onun En Parlak Öğretmeninden Dinleyin – Alp Sipahigil

Yirminci yüzyılın en önemli fizikçilerinden Richard Feynman 1961?1963 yılları arasında Kaliforniya Teknoloji Enstitüsü?nde dönemin alışılmış fiziğe giriş müfredatından oldukça farklı bir dizi ders verdi. Feynman?ın tasarladığı dersteki temel hedefi öğrencilerin ilgisini Einstein?ın görelilik kuramı ve kuantum mekaniği gibi fiziğin güncel ve heyecan verici konularına çekebilmekti. ?Altı Kolay Parça? bu derslerden en kolay anlaşılır olanları genel

okumak için tıklayınız

Çek Ordan Bir Kuantum Üstü Az Bilim Yanına Bol Laf Salatası – Kerem Kaynar

Shakespeare?in Caesar?ında Antonius şöyle seslenir Caesar?ın cenaze namazına gelenlere: ?Dostlar, Romalılar, vatandaşlar, beni dinleyin: Ben Sezar’ı gömmeye geldim, övmeye değil.? Benim bu yazıdaki niyetimse Türkiye?deki popüler bilim yayıncılığını ne övmek ne de gömmek. Bu yazının amacı bir fotoğraf çekmek ve popüler bilim yayıncılığının durumunu ve bizim gibi ülkeler için önemini ortaya koymak. Öncelikle Sezarın hakkını

okumak için tıklayınız

İnanılmaza İnanmak: İnanışların Evrimsel Kökenleri’ne dair – Aysu Uygur

Kabilenizle savanayı keşfe çıktınız (Doğru, her gün yaptığınız bir şey değil). Bir nehir kenarına geldiniz, karşıya geçmeniz lazım. Hep beraber nehre mi atlarsınız yoksa hep beraber bir sal mı yapmaya başlarız? Bundan yüzbinlerce yıl önce ilk insanlar sal yapmayı seçti ve muhtemelen bugün dünya üzerindeki konumumuzu bu tercihe borçluyuz. Sal yapmak, ateş yakmak, yemeklerin taşınabileceği

okumak için tıklayınız

Gerçeğin Büyüsü’ne dair – B. Duygu Özpolat

Gerçek nedir? Peki ya herhangi bir şeyin varolduğunu nasıl biliyoruz? Çok satan popüler bilim kitaplarının tanıdık ismi Richard Dawkins İngiltere?de Eylül 2011?de yayımladığı ?Magic of Reality? kitabıyla gerçeklik kavramını farklı yönlerden ele alıyor ve bilimin, doğada gözlemlediğimiz olayları nasıl bir yöntemle inceleyerek gerçeği açıkladığını anlatıyor. Kitap Türkiye?de Kuzey Yayınları?ndan 2012 yılının Ocak ayında ?Gerçeğin Büyüsü?

okumak için tıklayınız