Kategori: Makaleler

Tez gelesin Tezer – Karin Karakaşlı

Ruhunu diri tutanlar hâlâ 1986’nın 18 Şubatı’nda ölen Tezer Özlü’nün, biatçı topluma had bildiren manifestosunu haykırır: “Yaşamım boyunca içimi kemirttiniz. Evlerinizle. Okullarınızla. İşyerlerinizle. Özel ya da resmi kuruluşlarınızla içimi kemirttiniz.” Bir ölüm tarihin olunca ölüyorsun mecbur. Yani o gün öldüğün anımsanıyor oluyor. Ama bir 18 Şubat günüyle ölen Tezer Özlü?yse,

okumak için tıklayınız

Andrey Platonov Üzerine Dağınık Satırlar – Bedriye Korkankorkmaz

Yitik hayatlarımızın mezarlığında ölülerimizle birlikte yaşadığımızı şimdi daha iyi anlıyorum. Soluduğum nemli havaya sinen hayal kırgınlıklarını ciğerime çekiyorum. Söyleyecekleri çok olan bu insanları düşüncelerini ifade etmeleri için uyandırmak istiyorum. Kabirlerinde uyuyanların üstünlüklerinden ürperiyorum, yüzleşmekten korktuğum gerçekleri bana anımsattıkları için. Öbür dünyaya dair bilmek istediklerim haddinden fazla. Bu konuda bilgilenmek de istemiyorum. Ansızın düşmek istiyorum bu

okumak için tıklayınız

Trampa ? Hüseyin Bul

Neslihan Önderoğlu?nun içeri girmez miydiniz öykü kitabı narin, kırılgan, alıngan ve hüznü melankoliye yediren bir kitap. Öykü kahramanların beklentilerine cevap vermeyen hayat karşısındaki eğilişleri, suskunlukları ve içine kapanışlarını eledikten sonra eleğin üzerinde kalanları ince, duygulu, hüzünlü, zarif ve doğal bir dille anlatılmış. İçeri girmez miydiniz gerçektende öyküdeki karakterlerin ruh haline uyan en iyi başlık. Hayatın

okumak için tıklayınız

“Her Yönüyle Kışlak” – Ayşe Kaygusuz

?Her Yönüyle Kışlak?, Müslüm Kabadayı?nın 1983?den bu yana üzerinde titizlikle çalıştığı bir araştırma kitabı. Müslüm Kabadayı, doğduğu topraklar olan Hatay?ın Yayladağı ilçesine bağlı Kışlak Bucağı?na/Beldesine ve yöre insanına ?vefa borcumdu? dediği, ?Her Yönüyle Kışlak? kitabının daha önsözünde, ??bu ilimizin tarihsel dokuları, kültür zenginlikleri, insanlığın tüm güzel seslerinden oluşan türkülerini bugün de söylemeye devam etmektedir. Bu

okumak için tıklayınız

Woody Guthrie’den “Toprak Ev” – Celâl Üster

Efsanevi folk müzikçi Woody Guthrie?nin tek romanı “Toprak Ev”, ABD?den sonra Türkiye?de. “Bu toprak senin toprağın?” Geçen ay, 27 Ocak?ta, Pete Seeger?ın ölüm haberi geldiğinde, derin bir sızı duymuştum yüreğimde. Haberi gazete için toparlamaya çalışırken, Amerikan folk müziğine yepyeni bir yön vermekle kalmayan, insan hakları savaşımını müziğinin ayrılmaz bir parçası kılan Seeger?ın bir zamanlar

okumak için tıklayınız

Kediler diyarına yolculuk – Duygu Karan

Kemâl Burkay’ın şiirinden bestelenen Arto Tunçboyacıyan’ın müziğini yarattığı Sezen Aksu’nun 1991’deki albümüne de adını veren “Gülümse”. Parçanın en harika yerinde duyulur ya hani, “bir kedim bile yok, anlıyor musun?” “Mutsuzluk” başka hiçbir dizeyle işleyemez insanın içine. Sokakta bir köpek bir kedi kadar rahat yaşayamaz. Hüzünlüdür onlar, oysa kediler sokaklar için yaratılmışlar sanki, içlerindeki o merakı

okumak için tıklayınız

Orhan Veli’den aşk mektupları: “Yalnız Seni Arıyorum”

Henüz otuz altı yaşında yaşamını yitiren Orhan Veli’nin, 1947 ve 1950 arasında, Nahit Hanım ile yaşadığı aşkın belgesi niteliğindeki mektuplar okuyucu karşısında. “Yalnız Seni Arıyorum” adı altında kitaplaşan mektuplarda, Orhan Veli’nin şiirlerinde gördüğümüz karakterinin farklı bir yansımasını görüyoruz. Mektuplarda kalmış bir aşkın belgeleri Ahlaki yönü her zaman tartışılır topluma ve koskoca bir edebiyata mal olmuş

okumak için tıklayınız

Cezaevi edebiyatı: Sorunlu bir kavram – Sibel Öz, Ayşegül Tözeren

Cezaevi edebiyatı kavramı ne zamandır kullanılıyor, ilk kim kullanmış gibi sorulara yanıt vermemizi sağlayacak veriler, tıpkı hapishanelerde yaşanan pek çok insan hikayesi gibi kayıp. Özellikle 80?li yıllarda darbe sonrası yaşanan kitlesel tutuklamalarla birlikte, içerinin dışarıyla iletişimi yasakken, insanlar yine de küçük tütün kağıtlarına şiirler, öyküler, basın açıklamaları yazarak görüşçülerine ulaştırdılar ve dışarıya seslerini duyurmaya çalıştılar.

okumak için tıklayınız

Yeni Keşifler Peşinde – Ebru Akkaş

Kuyruklu Yıldız Geliyor, Finlandiyalı yazar Tove Jansson?ın okuduğum ilk kitabı. Jansson, Kuyruklu Yıldız Geliyor?un kahramanı Mumi kitaplarını hem yazıp hem de resimlemiş. Vakit geçirdiği Finlandiya Körfezi?nde gördükleri ilham kaynağı olmuş onun için. Mumiş?in babası nehrin üzerine köprü inşa edince Snif ile beraber Mumiş yeni yerler keşfetmeye çıkarlar. İlk önce yakınlarındaki ormanda bir geziye başlarlar. Düzenledikleri

okumak için tıklayınız

Kara Ütopyanın İçinde de Mutlu Olunabilir – Ezgi Berk

?Bir ülke vardı ki orada yaşayan insanlar neredeyse hiç konuşmazlardı. Bu büyük sözcük fabrikasının ülkesidir. Bu garip ülkede sözcükleri satın almak ve söyleyebilmek için yutmak gerekir.? Kırmızı zemin üzerine bir kız çocuğunun bir erkek çocuğu öptüğü sevimli bir kapağı olan kitabı açtığımda önce uçuşan harfler, sonra da bu cümlelerle karşılaştım. Parmağımı bu sayfaya koydum ve

okumak için tıklayınız

Dr. Engin Geçtan’ın Ruh Biliminde Psikanalizin ve Varoluşçu Öğretilerin Bireşimi – Mert Sarı

İnsan mutlu olmak değil; haklı olmak, egemen olmak ister. Yine insan, gerçekte kısıdı olan yaşama süresini ve vital enerjisini yapıcılığa, sevişmeye, bilgilenmeye, seyahat ermeye değil; yıkıcılığa, savaşlara, anlamsız çabalara yatırır. Büyük bir kamusal alanın sahnesini doğa gezilerine ve sahici insanlarla iletişime yeğler. Bu gözlemler de psikanalizin insan ruhsallığının usdışı ve bilinçdışı itilimlerin basıncı altında devindiği

okumak için tıklayınız

Biletleri 1.5 dakikada bitiyor

Ankara Devlet Tiyatrosu oyuncularından Erdal Beşikçioğlu, nam-ı diğer Behzat Ç, Gogol’un ünlü eseri Bir Delinin Hatıra Defteri’ni 2008 yılından beri oynuyor. Oyun öylesine beğenildi ki, ilk günden itibaren kapalı gişe oynayan oyuna bilet bulmak için her yol denenir oldu. Görevliler biletlerin üzerine kişilerin isim bilgisi ile T.C. kimlik numarasını da kaydediyor.

okumak için tıklayınız

Abdülhamid ve Sherlock Holmes

II. Abdülhamid iyi bir polisiye okuruydu. Yıldız Sarayı?ndaki 10 bin kitaplık kütüphanesinin 2 bini polisiye romandı ve kelimenin tam anlamıyla bir Sherlock Holmes hayranıydı. Kadere bakın ki, dönemin ünlü Osmanlı yazarlarından Yervant Odyan her ikisini bir polisiyenin kahramanı kılar: ?Abdülhamid ve Sherlock.? Orijinali Osmanlıca yazılan ve 832 sayfa olan romanda, Abdülhamid?in ünlü istibdat yönetiminin gizli

okumak için tıklayınız

Şiiri yeşerten Niyazi Akıncıoğlu?na selam – Müslüm Kabadayı

Şiir, kuşaksızdır; telgraf direklerini yeşertecek kadar öz(lü)gürdür. ?Sınırboyları?nın çocuğu olarak, ?Balkanlaştırma?ya karşı şiirler yazarak çok genç yaşta edebiyat dünyasına giren Niyazi Akıncıoğlu, kendisinin beslendiği ve aynı zamanda büyümesine katkıda bulunduğu toplumcu şiirimizin Trakya damarına kan vermiştir. Bu anlamda ?1940 kuşağı? gibi sınırlayıcı ve renksizleştirici bir çerçevenin dışındadır. O, ilk kitabı ?Haykırışlar?daki (1938?de yayımlanır.) memleketçi-milliyetçi izleklerden

okumak için tıklayınız

Çarpıksa da bardakları kadehleri harikadır – Murat Meriç

M. Hakan Koçak, sendikal faaliyetlerde de bulunmuş bir sosyolog. ?Camın İşçileri?, ilk kitabı. Koçak, 584 sayfalık bu kallavi kitapta ?Paşabahçe işçilerinin sınıf olma öyküsü?nü anlatıyor. Ahmet Kaya?nın 1993 tarihli albümü ?Tedirgin?de yer alan şarkısı ?Grev (Dilekçe)?, bir Attilâ İlhan şiirinden bestelenmiştir. Aynı dönemde Grup Yorum?un yaptığı grev şarkılarıyla birlikte alanlarda söylenen bu şarkı, oldukça etkilidir:

okumak için tıklayınız

Orhan Veli’ye şiirler yazdıran kadın

Türk şiirinin unutulmaz sesi, yaşamıyla ve erken ölümüyle bir efsaneye dönüşen Orhan Veli aşklarını ?Aşkın Resmi Geçidi? şiirinde anlatmıştı. Yapı Kredi Yayınları?ndan çıkan ?Yalnız Seni Arıyorum? kitabıyla evli bir kadın olan Nahit Hanım?a yazdığı aşk mektupları ise 64 yıl sonra ortaya çıktı. Ancak, o sıralar Orhan Veli?ye şiirler yazdıran bir başka kadın daha varmış: Bella

okumak için tıklayınız

Sanatçı için özgürlük yeterli midir? – Müslüm Kabadayı

Yaklaşık 200 bin yıldır, kendinden önceki insansıların ateşi bulma, eti pişirerek yeme, jest-mimik-işaret dilini geliştirme deneyimlerini arkasına alan homosapiens, araçtan araç yapmayı becerdiği dönemle birlikte maddi üretim yanında zihinsel gelişimde de sıçramalar gerçekleştirmiştir. Son iki yüzyıldaki ?muhafazakarlık-özgürlükçülük? geriliminin siyasal ve sanatsal anlamından bağımsız olarak, insanın doğadan bağımsızlaşma süreciyle muhafazakarlık-özgürlük çatışmasının başladığını söyleyebiliriz. Nasıl mı? Özetle

okumak için tıklayınız

Yoğunlaşmak Gerek / Denemeler 2 – Nejdet Evren

Yoğunlaşmak gerek; kümülüslerin su kristallerini evire-çevire yoğunlaştırmaları gibi; yoğunlaşmak gerek, en ufak kıvılcımda şimşeğin damlaları doğurması için?Ve yukarıdan süzülen damlalar tek-tek ve daha sonra çoğalarak akmalı, hem de sicim gibi; dağa, taşa, toprağa, denize ve limanlara çarparak; canlı, cansız ne varsa top-yekün yıkamalı onları; öyle bir yıkamalı ki, tüm dünya pür-ü-pak olmalı; tüm bunlar için

okumak için tıklayınız

“Tek Kanatlı Bir Kuş” – Ayşe Kaygusuz

Yaşar Kemal, öykü dilinde anlattığı 72 sayfalık Tek Kanatlı Bir Kuş, romanında, bir tür korkuyu anlatıyor. Korku, insani bir duygu olmasına karşın, küçük olumsuz durumlardan insanı koruyabildiği gibi, korkarak yaşamak birçok şeyi yanlış yapmaya da sürükler. Korkuyla yaşamak insanı, kendi iç çelişkilerine düşürür ve birçok sağlık sorunlarına sebep olur. Hem korkusuzluk derecesine varan az korku

okumak için tıklayınız