Kategori: Makaleler

Direnişi Selamlayan Kitaplar – Doğuş Sarpkaya

Gezi Parkı eylemleriyle birlikte birçok şeyi yeniden düşünme olanağı yakaladık. Bunlardan biri kurumsallaşmış vahşiliğin örnekleriyle yüz yüzeyken, insan yaratıcılığının inanılmaz yoğunlaşabileceğiydi. Polis saldırılarının en acımasız olduğu zamanda bile insanlar orantısız mizah, zekâ ve yaratıcılıkla, oldukça sıkı bir direniş söylemi yaratmayı başardı. Bu sürecin diğer kazanımı da başka bir dünyanın mümkün olduğuna insanların ikna olmasıydı. Polis

okumak için tıklayınız

Üstad Poldy?nin Eserleri: Ulysses içinde Ulysses – Armağan Ekici

Ulysses, bir kez kapısını araladıktan sonra, tekrar tekrar, parça parça okunmaya elveren bir kitap. Bu, Joyce?un kitabı yazarken kurduğu incelikli yapının, yan anlamlarla ve sayfalarca öteden birbirine ilişen çağrışımlarla kurduğu sayısız bağlantının bir sonucu. Bu yazıda, bu bağlantı türlerinden özellikle sevdiğim birini biraz kurcalayacağım: Ulysses?in kendine referans verdiği, ya da kitabın kendisinin bir yan anlamla

okumak için tıklayınız

İçimizdeki İrlandalılar İçin Dublin ve Dublinliler Hikâyesi – Bora Erdağı

Dublin?i boydan boya arşınlayan Liffey nehrinin kıyısındaki SIPTU?nun (Endüstri ve Teknik İşler Hizmet Sendikası?nın) genel merkez binasının yakınında, Birleşik Krallık askerleri tarafından vurularak öldürülen İskoçya doğumlu İrlandalı bağımsızlık savaşçısı ve devrimci işçi sınıfı önderi James Connolly?nin (1868-1916) bir heykeli bulunur. Connolly?nin heykeli altında şu yazar: ?Emeğin nedeni İrlanda?nın nedenidir, İrlanda?nın nedeni emeğin nedenidir.? Bu heykelin

okumak için tıklayınız

Joyce ve Atay: Modernliğin Destanı – Meltem Gürle

Tutunamayanlar, tamamen kendine has ve hiç bir şüpheye meydan bırakmayacak kadar Türkiyeli bir romandır. Ancak, daha geniş bir perspektiften bakmak istersek, Oğuz Atay?ın romanını James Joyce?un Ulysses?ine bir cevap olarak da okuyabiliriz. Aslına bakarsanız, her iki roman da çok zengin çağrışımlara ve birbirinden çok farklı okumalara açık metinlerdir. Onun için Ulysses gibi Tutunamayanlar?ı da, farklı

okumak için tıklayınız

Dilin Monologu ve Ulysses – Abdurrahman Aydın

Lewis Carroll?ın Through the Looking Glass?ında, Alice?in Humpty Dumpty?ye ?slithy? sözcüğünün ne anlama geldiğini sorduğu yerde Humpty Dumpty tarafından verilen yanıt oldukça ünlüdür: ?Eh! ?Slithy?, ?lithe ve slimy? [kolay eğilip bükülen ve sümüksü] anlamına geliyor. ?Lithe? ?etkin?in aynısıdır. Görüyorsun ya, bu sözcük bir portmanto gibi ? bir valize konulur gibi tek bir sözcüğe yerleştirilmiş iki

okumak için tıklayınız

Büyük Günler Yaşamak Üzerine – Zafer Köse

Bir deprem sırasında evde ayağınızı basacak sağlam yer bulamazsınız, kendinizi dışarı atma telaşıyla merdivenlere fırlarsınız. Ama belki de herkes panik halinde aşağıya inerken, siz onlarla çarpışarak üst kata ulaşmaya çalışırsınız. Üst kattaki yaşlı teyzenin tek başına dışarıya çıkamayacağı aklınıza gelir çünkü, bırakamazsınız onu. Her ne yapıyorsanız, oturup düşünmeden, hatta pek farkında olmadan yaparsınız. Tıpkı bir

okumak için tıklayınız

Ekin Sanat dergisi edebiyat atölyesinden geriye kalanlar – Osman Akyol

24 Şubat’ta başlayan ve iki haftalık periyotlar halinde devam eden Ekin Sanat dergisi edebiyat atölyesinin ilk bölümü tamamlandı. Mehmet Özgür Ersan, Osman Akyol, Serhat Çakın, Hikmet Güzelkokar, Özcan Özkan, Şencan Kural, Emel Dinseven, Orhan İhtiyaroğlu, Dilek Burak, Hülya Uslu, Cemal Öztürk gibi yazın dünyasının yeni parlayan isimlerinin yer aldığı etkinlik, derginin Kadıköy Osmanağa Mahallesi Nüzhetefendi

okumak için tıklayınız

Orantısız Zekâlılar – Emine Aydoğdu

Ne kadar yıl önce olduğu bilinmiyor. Ülkenin birinde yaşanan olumsuzluklar günden güne çoğalıp felaketler zincirine dönüşünce orantısız zekâya sahip bir grup genç, önce kendilerine, ardından birbirlerine soru sormaya başlamışlar. O güne değin hiç kimse onların soru tümcesi kurabileceği fikrini aklına dahi getirmemiş. Ülkedeki yaygın inanış; bu gençlerin ellerindeki oyuncaklarının dışında hiçbir şeyle ilgilenmediklerine dairmiş. Hatta

okumak için tıklayınız

Muhalif Sanatçı, Victor Jara ve Gezi Parkının Öğüdü – Selma Sayar

Sanat doğası gereği hep var olan ideolojiye, egemen olan sisteme ve yönetici sınıflara ters düşmüştür. En ideal olarak düşünülen yönetimlerde bile, sanatçı hep daha iyisini istemiştir. Sanatçılar, imgelerle düşünen, onları somutlaştırmak için yeteneklerini kullanan bir bakıma ?öncü? misyonu üstlenmiş insanlardır. Var olan sistemle aynı düşünmeye başladığı an sanatsal yaratıcılığını kaybeder.

okumak için tıklayınız

Bütün Gün Ne Yaptın ? – Elif Kutlu

Bir adam eve gelir ve evdeki kadına (eşine/annesine vs.) söylenmeye başlar: ?Yemek hazır değil mi??, ?İşler hala bitmedi mi??, ?Bu evin hali ne?? ya da özetle ?Bütün gün ne yaptın?? Kadın bu sorunun cevabını vermek istese de bütün gün çalıştığını söyleyemez. Çünkü bunu kanıtlayacak parası yoktur. Oysa kadın bütün gün çalışır, o anlamsız soruyu soran

okumak için tıklayınız

“Bu dünyanın kodamanları sizi sevmeye başladıklarında, bilin ki sizi savaş salamına çevireceklerdir”

Sizlere sesleniyorum insancıklar, yaşamın salakları, dövülen, harca bağlanan, ezelden beri terleyenler, sizi uyarıyorum. Bu dünyanın kodamanları sizi sevmeye başladıklarında, bilin ki sizi savaş salamına çevireceklerdir. Bu kesin bir işarettir? Asla şaşmaz. Bu iş şefkatle başlar. XIV. Louis hiç olmazsa, zavallı halkı hiç ama hiç takmıyordu, bari o unutulmasın. XV. Louis?ye gelince, o da öyleydi.

okumak için tıklayınız

Halkız Biz! – Zafer Köse

Biz Halk Ederiz. Yani yaratırız. Mobilyadan cam şişeye, iplikten gözlüğe neler neler üretiriz fabrikalarda. Sebze de yetiştiririz, ürettiklerimizi şehirden şehire taşırız da. En kutsal değerimiz emektir. Bunu böyle düşünmeyiz çoğu zaman. Bilmeyiz. Ama ne yapıyorsak, nasıl yapıyorsak oyuz biz. Harcadığımız emekle aynı zamanda kendimizi yaratırız. Çalışmasını bildiğimiz gibi eğlenmesini de biliriz. Severiz, seviliriz, sürprizler yaparız.

okumak için tıklayınız

Ekonomi politiğin bir eleştiri denemesi – Engels: “Ticaret yasallaştırılmış dolandırıcılıktır”

“Tekellerin barbarlığını yıkmadık mı?” diye haykırıyor ikiyüzlüler. “Dünyanın uzak bölgelerine uygarlık taşımadık mı? Halklar arasına kardeşlik getirip savaşların sayısını azaltmadık mı?” Evet, bunların hepsini yaptınız – ama nasıl Tek büyük temel tekel, mülkiyet, daha serbestçe ve kısıntısızca iş görebilsin diye küçük tekelleri yokettiniz. Aşağılık açgözlülüğünüzün yayılması için yeni alanlar kazanmak üzere yeryüzünün ücra köşelerini uygarlaştırdınız.

okumak için tıklayınız

Bir Ağacın Ormanlaşıp Toplumu Ayağa Kaldırmasına Selam! – Müslüm Kabadayı

Kent meydanlarının oksijen, yeşillik ve özgürlük kaynağı olan ağaçlarımızı kentten kovmak isteyen yağmacılara, eli baltalı zorbalara karşı ilk kez Türkiye?nin emekçi halkı, işsizler, gençler, sanatçılar birlikte sokağa çıktı. Sokakları adım adım, meydanları kent kent dolduran halk; ?Gezi Ağacı?nın tek başına olmadığını, bir orman olup eli baltalı padişah bozuntusunun takkesini düşürdüğünü tüm dünyaya gösterdi.

okumak için tıklayınız

Kültür, eylemde gelişiyor! – Faiz Cebiroğlu

Kültür, eylemde gelişiyor. Doğayı işleyip, kültürleştiriyoruz. İnsanın doğasını işleyip, kültürleştiriyoruz. Eylem ve kültür, biri olmadan, diğeri olmuyor. Kültür, eylemde kültür oluyor. Doğayı ve insanın doğasını işleyip kültürleştiriyor ve böylece, ?eylemsel yetkeli? insan, yani kültürel insan çıkıyor. Siyasal evrim tarihinde, kavgamızın en önemli yanı budur; yani kültürel insanı inşa etmektir.

okumak için tıklayınız

Bir isyan öyküsü: Tatar Ramazan ve Gezi Parkı – Selma Sayar

Tatar Ramazan edebiyatımızın gölgede kalmış yazarlarından Kerim Korcan?a ait bir öyküdür. Yazar, döneminin ?toplumsal gerçekçi? birçok edebiyatçısı gibi cezaevinin ağır koşullarını yaşadığı ve iyi bildiği için, eserlerinin çoğunda, cezaevi gerçeğini anlatır. Romanlarında ve öykülerinde ezilenler, başkaldıranlar, idamlıklar, kitaplarının kahramanı olmuştur. 1942 yılında bir tarla sorunu nedeniyle adam öldürüp hapse giren Tatar Ramazan, cezasını tamamladıktan sonra

okumak için tıklayınız

Kandid Ya da İyimserlik Üstüne – Bedriye Korkankorkmaz

Elimdeki kitap iki baskı yapmış o dönemde. Eseri dilimize ilk olarak Fehmi Baldaş, 1938 yılında çevirmiş. Yazar-düşünür Voltaire, XVIII. Yüzyıl’ın aydınlanma düşünürlerinden biridir. Fransız Devrimi ile düşünür-yazar Voltaire?i birlikte anmanın yerinde bir tespit olduğunu düşünüyorum. Voltaire, ?aydınlıklar yüzyılına? düşüncesiyle katkı sağlamakla yetinmemiş savaşçı kimliğiyle de düşüncelerini eyleme geçirmiştir. Hayatı boyunca yerleşik dinsel ve siyasal kurumları

okumak için tıklayınız

Uzak Ara Kendisi – Onur Akyıl

Bir Kadın Masalı, Aslıhan Tüylüoğlu?nun okura ulaşan üçüncü kitabı. Etki / Dize etiketini taşıyan kitap, Nisan 2013 tarihli. Üç bölümden oluşan kitabın ilk bölümünün adı ?Başlamak için Her Gün Pazartesi? adını taşıyor, ikinci bölüm ?Yarısı Nisan?, üçüncü bölüm ise ?Bir Aşkın Gecikmiş Günlüğü.?. Şiirin her alanında, içinde şiir olan her alanda varlık gösterebilen bir isim

okumak için tıklayınız

İstikamet; “Güney Çayırı” – Funda Demir

Bahar demek erik ağaçlarına tırmanmaktı bir vakit. Sonra, akşam üstü okul çıkışları cepteki üç kuruş harçlıkla karın doyurup bir bardak çay içebilme özgürlüğü oldu. Boynuna kırmızı fuları takıp sokağa çıkmaktı bahar. Gün geldi, aşk oldu… En çok da aşk oldu. Oldu da canımıza okudu… Vapurdaki son martıyı seyre dalarken eve geç kalmak oldu. Buralardan gitme

okumak için tıklayınız