Kategori: Makaleler

Cinler, şeytanlar ve melekler – Mehmet Söğüt

Doksan yıllık bir eziyetin ve direnişin hikayesini yazmak zor olsa gerek. İçinde çıkıp geldiğimiz coğrafya acılara, direnişlere ve ihanete gark etmiştir. İbni Haldun, ??Coğrafya kaderdir,?? der. İşte insanlarımızın kaderi o coğrafyanın içinde bulunduğu durumla ilintilidir. Ve içinde geçilen zaman da önemlidir. Eğer baskı altındaysa o topraklar, payımıza bazı şeyler düşecektir elbette.

okumak için tıklayınız

Adnan Yücel Şiiri Üzerine Bir Deneme – Ender Özbay

Paul Eluard?a göre ?ozan esinlenenden çok esinleyendir.? Ve ?şiirin temel niteliği ….. yakarıp yardımcı aramak değil, esinlemektir?. ?….. bir süs eşyası değil, yararlı bir nesne? olan şiir, ciddi işlevlere sahiptir, dolayısıyla bir sorumlulukla toplumundaki ?her yurttaştan daha yararlı olmalı ozan?(1) kişi de. Bir yandan, Fırat Caner?in ?unutmamak gerekiyor ki Nazım Hikmet?in ?Kız Çocuğu? adlı şiirindeki

okumak için tıklayınız

Birey Bir Otomat Mıdır? Elif Kutlu

?Sivil itaatsizlik, ?demokratik? olarak adlandırılabilecek toplumlarda, adaletsizliklere ya da hukuk düzeninin bozulmuş olma tehlikesine karşı yasal imkânların çare olmadığı durumlarda başvurulan ve yasanın adil bir biçimde işlemesini amaçlayan direniş biçimidir?? İktidar, en adil yasayı yürürlüğe koymak için mi yoksa kendi çıkarlarını gözetmek için mi çabalar? Demokratik olarak seçilenlerin koyduğu kurallar

okumak için tıklayınız

Bir Kin Romanı: JAR – Müslüm Üzülmez

?Bir insan bir birey olarak sadece kendi kişisel hayatını yaşamaz. Aynı zamanda, bilinçli ya da bilinçsiz, kendi dönemini ve çağdaşlarının hayatını da yaşar.? ?Thomas Mann Roman okumayı severim. Çocukluğumdan beri okurum. İlk okuduğum roman Yaşar Kemal?in İnce Memed romanıdır. Okuduğumda beni müthiş etkilemişti. Roman okumayı sevmemin nedeni belki de İnce Memed ve Yaşar Kemal?den ötürüdür.

okumak için tıklayınız

Kent, Yazın ve İnsan – Emine Aydoğdu

Kent, yolculuk demektir. Geride bıraktığın ya da varmaya çalıştığın kentle yüzleşirsin yolculuklarda. Yolculuk ise serüvendir. Bir kez kendini yola vurup, serüven yaşamayı göze alırsan, dünle, bugünle ve yarınla yüzleşip kimliğini bulma mücadelesi verirsin. Kimliğini bulunca, kentlerin kokularını hissedersin. Her kentin insan gibi kendine has kokusu vardır. Kokularıyla tanınır kentler. Varış, isten havalimanı olsun, isten tren

okumak için tıklayınız

Bir Sonraki Erteleme Üzerine – Didem Mazlum

“Ölü toprağı serpilmiş şu bedenler şimdi sosyal algının eşiğinde tüm var oluşu geride bırakıp kimyayı bozma denemesi yapıyorlar. İnsan amellerin zaruriyeti içinde cansız bir yaprak gibi sürükleniyor. Yeşile çalanlar, -ki onlar hala canlı kalabilmekte, işte onlar; başkaldıran, sürünün kurda en yakın tarafı. Bu koşuşturmacanın baskın geldiği manevi kırılmalar; kalbin en iç bölümünde bir odacıkta hapsolmuş,

okumak için tıklayınız

Devletten Alevilere: Ama Sizin Adınız Ne? Benim Dengemi Bozmayınız – Selbin Yılmaz

Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi hocalarından Pınar Ecevitoğlu ve Ayhan Yalçınkaya?nın birlikte kaleme aldığı ?Aleviler Artık Burada Oturmuyor?, Dipnot Yayınevi aracılığıyla, Haziran ayının başında raflardaki yerini aldı. Bu isme aşina olanlar olabileceğinden, şu küçük teknik bilgiyi hatırlatmakta fayda var. Bu başlıkla, 2011 yılında Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı aracılığıyla, yine aynı isimler tarafından ?Alevi

okumak için tıklayınız

Kaderi dirence dönüştürmek – Mehmet Söğüt

Bir roman okudum. Kuyumcu inceliğiyle işlenmiş bir roman. İncelikli, derin ve insanı alıp ta gerilere götüren. Ağlatan. Aşık ettiren bir roman. Sayfalar ilerledikçe bir insanın her zaman nasıl kendi doğal çevresini aradığını ve doğal çevresinin içinde nasıl rahat ettiklerini görüyoruz. Ermeni Katliamı?ndan sonra yaşanan trajedeleri okudukça roman sizi alıp götürüyor. Romanın yarattığı atmosferin içinde yaşadıklarınız

okumak için tıklayınız

Uğur Hüküm – M. Şehmus Güzel

Uğur Hüküm 1970?lerin başından itibaren Fransa?da yaşadı. Coşkusu, özverisi, candan ve dayanışmacı dostluğu, sevecenliği, güleryüzlülüğü ve bir de son derece mütevazi halleriyle unutulamazlar arasındaki yerini çoktan aldı. Radio France Internatonale?da (RFI) Güzin Dino?dan sonra Türkçe bölümünü yıllarca yönetti, Güzin?in bıraktığı boşluğu en iyi biçimde doldurdu. Paris?te birkaç dostuyla kurduğu Radio Soleil?le yurttaşlarımızın sesi oldu ve

okumak için tıklayınız

“Köy Enstitüleri Belgeliği”ne Katkı / Düziçililik – Müslüm Kabadayı

Antakya?yla Adana arasındaki insan ve kültür geçişini sağlayan köprünün özelliklerini, çocukluğumdan beri hem yaşayarak hem de araştırarak öğrenmeye çalışırım. Amik ve Çukurova?da pamuk tarlalarında çalışarak öğrendiklerime, Düziçi İlköğretmen Okulu?ndaki edindiğim izlenim ve bilgiler eklenmişti 1960 ve 1970?li yıllarda. Daha sonra araştırmalar yaparak, Antakya ve Adana?da çıkan gazete ve dergilerde araştırma verilerini, görüş, düşünce ve duygularımı

okumak için tıklayınız

Medya baskısı- Faiz Cebiroğlu

Gerçekten, üzerimizde yalnız polis baskısı değil, medya baskısı vardır. Medya baskısının en önemli özelliği, insanları manipüle etmektir. Manipüle etmek , ya da manipülasyon, gerçekleri yalanla değiştirmek oluyor. Medya, Türkiye‘de budur. Bir fabrikadır. Bu manipülasyon fabrikasının en önemli görevi, insan belleğini silmek için uğraş vermektir. Gerçekleri bilerek, açıkça çarpıtmak, medyanın en önemli özelliğidir. Hatay / Reyhanlı

okumak için tıklayınız

Gerçekçi Yazın ve Maksim Gorki – A.Kadir Şahin

20 yüzyıl edebiyatının başlıca sorunu kitlelerin köleleştirildiği, toplumsal adaletsizliğin arttığı bir dönemde insanın ne olduğu, nasıl yaşadığı ve nasıl yaşaması gerektiğidir. Feodal köleliğe karşı mücadele ederken burjuvazi insanlığa vaat ettiği özgürlük, kardeşlik, eşitlik ilkelerini burjuva devriminden sonra unutmuştu. Bu durum kitlelerde var olan düzene karşı kuşku ve güvensizliğin artmasına neden olmuştur. Burjuva eleştirel gerçekçi yazarlar

okumak için tıklayınız

Yasaklı ve Yaralı Dilin Sesi – Elif Şahin Hamidi

Mehmed Uzun, romanlarını Kürtçe yazmayı tercih eden Türkiyeli bir Kürt yazar. Çünkü Uzun’un anadiliydi Kürtçe ve bu yasaklı dile karşı yoğun bir ahlaki sorumluluk duyuyordu. Hiçbir politik harekete bağlı olmadığını, bulduğu her fırsatta, sıkça dile getiren Uzun, “Benim hareketim Kürt dilidir. Normlarım edebi olmalıdır, Kürt propagandist değil” diyor. Ve ekliyor:

okumak için tıklayınız

Sadece Karanlığa Mektuplar! – Dağhan Dönmez

Saygıdeğer okur, bugüne değin yazılarımı hep aynı sesleniş ile bitirdim: ?Çünkü kitap karanlığa gönderilmiş mektuptur!? Bir kitabın saman kağıtları arasından, zihnin dehlizlerine fısıldanan her kelime, her satır; büyük karanlığımıza tutulan fenerdir diye düşündüğümden? Tıpkı Divan şairi Necati?nin o beyitindeki gibi: Görünen yıldız değil yer yer delinmiştir felek Gün yüzünün hasretiyle tir-i ahımdan benim.

okumak için tıklayınız

Bir kara büyü: Faşizm – Arzu Eylem

Viyana?da dünyaya gelen Yahudi yazar Hermann Broch, Büyülenme adıyla Türkçe?ye kazandırılan eserinde Hitler?in Almanlar üzerinde yarattığı etkiyi çözemeye çalışır. Kara büyüye kapılan insanları, din, savaş ve yabancılık olgusunu bir doktorun günlükleri üzerinden aktarır yazar. Vaatlerle ruhun nasıl ele geçirildiği sorusunun cevabını arar. İlk yazıldığında Dağların Romanı olan eserin adını sonrasında ?Die Verzauberung? (Büyü) olarak değiştirir.

okumak için tıklayınız

Joyce Dili, Düşünce İklimi – Fuat Sevimay

Ulysses veya Dublinliler durduk yere yazılmaz. Hayat, edebiyat, sanatın her türlüsü, felsefe, din ve bilim üzerine düşünür taşınır, okur sindirir, tartışır, konuşur, özümsersiniz, üzerine edebi beceriniz had safhada, dehanız da izin veriyorsa oturup, andığım eserleri yazarsınız. Bu nedenle, nasıl ki Joyce bizi Bloom?un arşınladığı Dublin sokaklarında yürütmüşse, söz konusu eserlerin yazarı James Joyce?un kat ettiği

okumak için tıklayınız

Minör edebiyatın ustası: Bilge Karasu – Cansu Karagül

Bazı yazarlar vardır ki, onları okuyabilmek, onların dünyasına girebilmek, dilinden anlayabilmek, okurken yazdıklarında kendini kaybedebilmek, kısacası o yazarın okuru olabilmek için belli bir birikim ve hatta daha da ötesinde özel bir ?eğitim? gerekir. Bu dikenli yolda o yazarlar ve eserleri hakkında tezler yazılır, sempozyumlar, atölyeler düzenlenir, kitaplar derlenir. Bilge Karasu?yu Okumak bunun örneklerinden yalnızca biridir.

okumak için tıklayınız

İktidarın Nevrotik Rekabeti – Kansu Yıldırım

On bir yıllık tek başına iktidar süreci, pek çok ilki de beraberinde getirdi. Kamu mimarisini, sağlık ve eğitimi yeniden düzenleme, emek piyasasını ekonomik olduğu kadar ideolojik öğelerle disipline etme, vb. Ama en önemli ilklerden bir tanesi, özgüven ve karizmatiklik eşliğinde beliren AKP?nin siyasal dili oldu. AKP?nin temel dinamiklerinden birisi, proaktif dış siyasetin de önemli bir

okumak için tıklayınız

O Çocuklar Büyüdü – Dinçer Demirkent

Sokaktakiler kim tartışmaları süredursun sokaklarda barikatlar yanmaya başladığından beri başka bir dünyada, başka bir ülkede yaşıyoruz. Yanan barikatlar sadece barikatın ardında bir yumruk gibi kenetlenen farklılıkları değil, onlara sövenleri de başka bir zemine oturttu. Halkları, insanları tuğlalar gibi gören strateji uzmanları, dünyaya doğrudan bakmak günahmış gibi yan yan bakıp yalan üreten muhafazakâr ideologlar, on yıldır

okumak için tıklayınız

İleri, evet evet İleri! – Savaş Ergül

Sanatçının Bir Genç Adam Olarak Portresi romanının dördüncü bölümünde, önce iki defa, sonra aynı sayfada artarda ikişer kez olmak üzere dört defa ?ileri? sözcüklerini okur veya duyarız. Evet, dört defa ileri! Romanın temel sözü bu dört tekrar içinde yinelenir. Milliyetçiliğin, dinin ve dışarıdan gelip buyuran egemen gücün kuşatıcı ağlarını delip geçmek isteyen bir ileridir bu.

okumak için tıklayınız