Kategori: Makaleler

Savaşın Kirli Yüzü ( Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok) – Selma Sayar

Nicedir ne haber okumak ne de dinlemek gelmiyor içimden. Gün geçmiyor ki yakın ya da uzak noktalardan ölüm haberleri gelmesin. Patlamalar, kıyımlar, bomba sesleriyle irkiliyor yüreğim. Birilerinin ağzından çıkan/çıkacak bir sözle her şeyin tarumar olduğunu düşündükçe uykularım kaçıyor. Bazen hiçbir şey yokmuş gibi dış dünyaya gözlerimi kapatıp fildişi bir kulenin ardından rüya alemine dalmak istiyorum.

okumak için tıklayınız

Vicdan Otopsisi – Hüseyin Bul

Ercan Kesal ?Peri Gazozu? kitabında açık açık takiye yapıyor! Sözü hiç eğip bükmeye, uzatmaya, takla attırmaya gerek görmeden bunu söylersem Peri Gazozu?nu karalamış olmam. Babasının küçük, mütevazı imalathanesinde ürettiği peri gazozlarının tılsımını, sihrini, her kapıyı (özellikle sinemanın ) açan tadını anlatacağını söyleyip kitabın ismini de bir güzel Peri Gazozu koyduktan sonra ha bire vicdanlarımızın kararan

okumak için tıklayınız

Bir Alman dosta mektuplar IV – Albert Camus

(?) Bizim gücümüz şu: Dünyanın derinliği üzerine sizin düşündüğünüz gibi düşünüyoruz. İçinde bulunduğumuz dramı kabul ediyoruz, ama bununla birlikte insan kavramını bu düşünce uçurumundan kurtarıyor ve onda yeni wdoğuşların yürekliliğini buluyoruz. (?) Yeni bilgilerimizi o kadar pahalıya ödedik ki, çağımızı umut kırıcı görmekte devam ediyoruz. Gün doğarken öldürülen yüzbinlerce insan, zindanların korkunç duvarları, topraklarının dumanları

okumak için tıklayınız

Aydınların rolü – Romain Rolland

Elinizde bu gençler gibi bir kahramanlık hazinesi varken, onu neden har vurup harman savuruyorsunuz? Gençliğin içten bağlılığına karşılık ne verebildiniz ona birbirlerini boğazlatmaktan başka? Avrupa?da her ülkede seçkinler arasında tek bir kişi yok ki, kendi ülkesinin davasının Tanrı?nın davası, özgürlük ve ilericilik davası olduğunu savunmamış olsun. (?) Yurt sevgisi, başkasının yurduna kin duymakla ve yurtlarını

okumak için tıklayınız

Bizim orada, Auschwitz’de… – Tadeusz Borovski

(?) Yeni ve daha başka bir dünya gelsin diye oturuyoruz belki de burada. Bu yeni dünyanın bir gün geleceğine, insan haklarının insanlara geri döneceğine umut beslemesek, bu ölüm kampında bir gün bile kalır mıydık sanıyorsun? İnsanların gaz odalarına yürümesini emreden, umuttur. (?) Onları ölümcül hale sokan, duygusuzlaştıran şey umuttur. Analar çocuklarını tanımazlıktan geliyorlarsa, kadınlar kendilerini

okumak için tıklayınız

Savaş ve barış üzerine notlar – Hermann Hesse

Savaşı isteyenler, hazırlayanlar ve bizi gelecekteki bir barışa ilişkin bulanık vaatlerle oyalayarak ya da dıştan gelecek saldırılarla korkutarak tasarılarına ortak etmeye çalışanlar, dünyamızın ve her türlü barışın baş belasıdırlar. (?) Kişisel olarak kaba kuvvet aracılığıyla dünyada yapılacak her türlü değişikliğe, bu değişiklik görünüşte en istenmeye değer ve haklı olsa bile, karşıyım. Öldürme eylemine girişenler, her

okumak için tıklayınız

Türkiye?de Yayınlanan ön Dönem Anarşist Dergiler / Bütüncül bir yaklaşım – Can Başkent

Giriş Bu makalede, ön dönem olarak adlandırdığım 1986 – 1999 yılları arasında Türkiye?de yayınlanan anarşist dergilere yönelik bütüncül bir çözümleme sunacağım. Ön dönem olarak adlandırdığım periyot, 1986?da Türkiye?de yayınlanan ilk anarşist dergi Kara?nın ilk sayısından, Ateş Hırsızı dergisinin son sayısının yayınlandığı 1999 yılına kadarki süreci kapsıyor. Bu süreçte yayınlanan dergilerden Kara, Efendisiz, Amargi, Ateş Hırsızı

okumak için tıklayınız

Savaş Sancısı ve Türkülerin Çağrısı – Ender Özbay

Yenebilmek İçin Yalanı ?Uyandım davulun bağnazlığına Davulun, trampetin…? Savaş davullarının, askeri bandoların, marş ritmi çalan trampetlerin; çığırmaların, höykürmelerin, ilkellerinki gibi -hoplayarak, zıplayıp dönerek- vahşi çığlıkların uyanıyoruz her sabah dehşetine. ?Globalizm?in, çığırtkanlığı yapıldığı üzere, ?refah, bolluk, özgürlük vs.? getirmediğine; tam tersi, yeni pazarlar açabilmek, önemli doğal ve insani kaynakların olduğu yerlerde daha fazla güç sahibi olarak en

okumak için tıklayınız

Sözde demokrasinin sözde teröristleri – Ahmet Şık

Marx, Hegel?e tarihin tekerrür ettiğini, ilkinin trajik ikincisinin ise komik olduğunu söylemişti. Türkiye?de trajik dönemi sona eren yargının komedi döneminin öyküsünü anlatan bir kitap İsmail Saymaz?ın Sözde Terörist?i. Okumaya başladığınız bu yazı, yayımlandığı mecraya bakarak bir kitap tanıtım yazısı olmalıydı aslında. Kitaba adını veren ?sözde terörist?lerden biri olmam vesilesiyle benden istenen de bu idi. Bu

okumak için tıklayınız

Nazım Hikmet Tiyatrosu – İsmail Diklitaş

Nazım Hikmet Tiyatrosu; ?Kafatası? ve ?İvan İvanoviç Var mıydı, Yok muydu?? adlı oyunları üzerine kısaca? UNES­CO?nun 2002 yı­lı­nı Nâzım Hik­met Yı­lı ola­rak ka­bul edi­şi­nin ar­dın­dan ga­yet hız­lı bir bi­çim­de ül­ke­mi­zin dört­bir ya­nın­da et­kin­lik­ler ya­pı­lı­yor? As­lın­da üze­rin­de söy­len­me­si ge­re­ken yüz­ler­ce söz­ler söy­len­miş­ken ye­ni­den ben­zer cüm­le­le­ri kur­mak is­te­mi­yo­rum. Bu kı­sa ya­zı­da da­ha ya­kın ol­du­ğum alan ba­kı­mın­dan Nâzım

okumak için tıklayınız

Çocuk Yazınımız ve Şaban Akbaba – Musa Artar

?Çocukluğu olmayan ?yazın? ın büyüklüğü de olmaz.? Şaban Akbaba? yı uzun süredir izliyorum. Şiirlerini, öykülerini, romanlarını, gezi-yorumlarını ve bütün bu türlerin çocuklar için olanları da içinde olmak üzere tüm ürünlerini çok yakından tanıyorum. Yazınımızın her alanında ürün vermeyi sürdürse de son dönemlerde özellikle çocuklar için yazdıklarıyla öne çıkıyor Şaban Akbaba. ?Çocuk Yazını? kavramı (?var mı,

okumak için tıklayınız

?Varmak? İçin Değil ?Gitmek? İçin Çıkmak Yola? – Ahmet Eroğlu

Radyoda ki sunucu, Ümit Yaşar?ın; ?Beni kör kuyularda merdivensiz bıraktın, Denizler ortasında bile yelkensiz bıraktın, Öylesine yıktın ki bütün inançlarımı; Beni bensiz bıraktın; beni sensiz bıraktın? Dizelerini öyle içten, öyle etkileyici seslendiriyor ki; yürekten vuruyor sizi! Vurgun yiyen yüreğinizin bütün derinliklerinde yankılanıyor artık o dizeler.

okumak için tıklayınız

Teknoloji ve İnsan 1 – Nejdet Evren

Teknolojik ilerleme ile insan hayatına yeni-yeni araçlar dahil olmaktadır. İnsan türünün el, tırnak ve dişlerinden oluşan ilk aletleri gibi tüm aletler onun var-oluşunu sağlamaya yönelik olması gerekendir. Ancak, sermayenin marjinal kar eğilimi araçların insan türünün varlığını sürdürmeye yönelik olmalarından çok insanı araca tabi kılarak emek-yoğunluğunu sağlamaya yönelmiştir. Bu da, insan yerine teknik araçların ikamesi ile

okumak için tıklayınız

Antigone Mitolojik Bir Kahraman mı Sadece – Çağlar Mirik

“Her ilkyaz badem ağacı gibi çiçeklenir Onurlu şehitlerin kızıl toprakları.” Oğuz Tansel “Her gün yazmak gerekir şikayet etmeden, defteri tanık etmek için tarihe. Zorlanacağız günler ilerledikçe, fakat bu kalem düşmemeli elden. Şairi ya da yazarı değiliz çıkacak metnin. Çadırdan dışarıya taşan hayatın sözcükleriyiz. İmlası yanlış, cümlesi düşük de olsa; yazmalıyız.” Böyle diyor ve her gün

okumak için tıklayınız

? Nerde Akşam Orda Sabah ? ve Ayhan Sarıhan ? Ahmet Eroğlu

?Nerde Akşam Orda Sabah? Değerli dostum Ayhan Sarıhan?ın henüz yeni basımdan çıkmış kitabının adı. Sağ olsun, sıcağı sıcağına imzalamış ve göndermiş Ankara?dan. Elime aldım, yaprakları şöyle bir taradım; sonra hızla okumaya başladım. Okurken, sayfaların arasındaki resimlere de bakarak ve kendimi anılar yolculuğunun içinde sanarak, hayallere bile daldım.

okumak için tıklayınız

İsyanın Cinleri Üzerine – Haki Gürtaş

Harun Ahmet?in İsyanın Cinleri romanı, Kürt isyanlarını konu edinen Türkçe yazılmış ve şu ana kadar kaleme alınmış bütün Kürt romanlarından içerik ve anlatım tarzıyla farklılaşan bir başkaldırı romanı. Roman, Kürdün sadece politik eylemini ve isyancıları konu edinmemiş, yaşamı bütün çelişkileriyle isyanın iç içeliğini işlemiş. İsyanın Cinleri başlığıyla Kürtler ?in yaradılış teorisindeki mitolojik geçmişleri ile başkaldırı

okumak için tıklayınız

Bu Recep Başka Recep – Çağlar Mirik

1953 yılında yazmaya başlayan Bülent Habora, o günden bugüne hayatını yazarlıkla idame ettiren ender yazarlarımızdan birisidir. Özellikle de 1990?lı yıllarda yazdığı politik taşlama kitaplarıyla iktidarların tepkisini çeken Bülent Habora, yaşadığımız günleri Recep Çelebi Seyahatnamesi?yle anlatıyor. Bülent Habora, kendine özgü mizah tarzıyla yazdığı bu kitabında gözlemlerine dayanarak, ülkemizin acı gerçeklerine, iktidarın gericiliğe hizmet etmesi gibi toplumsal

okumak için tıklayınız

Kredi Kartı Edebiyatın Ürünüdür! – Dağhan Dönmez

Dünya böylesine güzel olur muydu yine diplomasını çerçeveleyip para kazanma derdine düşseydi Dr. Che yüreğini dağlara asmak yerine Sunay Akın Sanatın zinhar muhafazakar olması fermanı, ?ucube? nitelemesi suretiyle eleştiri terminolojisine yapılan katkı, tiyatro oyunlarından suç peyda edilmesi, yazılmamış kitaba darbe donu biçilmesi,

okumak için tıklayınız

Şiddetin Kökeni – Okan Yolcu

Yaşadığımız dünyanın en önemli sorunlarının başında gittikçe artan şiddet olgusu göze çarpıyor. Savaşlar, katliamlar, çatışmalar… Geçmişten günümüze kitapların konusu olmuşken modern olarak nitelendirdiğimiz günümüzde de gazete ve televizyonların sürekli manşetini süslüyor. Yaşamımızın bu denli içine işlemiş olan şiddet,yıkıcılık,saldırganlık kavramları sebepleri üzerinde düşünmeyi zorunluluk haline getiriyor. Şiddet insan doğasının bir ürünü mü? Yoksa toplumsal

okumak için tıklayınız