Kategori: Romanlar
Nikola Tesla: Arkadaşlar, burnumuz olmasa nerede olurduk?
NIKOLA TESLA’NIN 3 ARALIK 1875’TE GENÇ SlRPLAR DERNEGİ’NDE YAPTIĞI KONUŞMA Kıymetli arkadaşlar, burnumuz olmasa nerede olurduk? inanın, hiçbir yerde olamazdık Burnumuz, bize gözlerimizle algılayamadığımız dünyadan haberler getirir. Neyin sağlıklı, neyin sağlıksız olduğundan, yatağın temizliğinden, çorbanın sıcaklığından haber verir. Bizlere sabahın kokusunu bahşeden, yaklaşan fırtınadan haber veren, bizi doğayla bir kılan burundur. Bitkilerle kıyaslanınası bu yüzdendir.
okumak için tıklayınızNikola Tesla’nın babası: “Ne nedir? Sustu ve başı dönmeye başladı.”
Bu dünya nedir? Peki ya varoluşun amacı? Bu gibi sorular Milutin Tesla’nın kafasının içinde kedi yavruları gibi oynaşırken, o son, korkunç soruda kalakaldı: “Ne” nedir? Tam da bu noktada rahibin düşünceleri sustu ve başı dönmeye başladı. İnsan beyni pragmatiktir; bir nevi makine esasında, diye karar kıldı Milutin. Yayı alıp enstrüman gibi çalabilirsin fakat aynı şeyi
okumak için tıklayınızKırmızı ve Siyah – Stendhal. “Tutkunun romanında aşk; kırmızı, giysisi; siyah”
Kırmızı ve Siyah, aşkın romanıdır. Romanda; aşka, siyah bir giysi giydirilir ve tahripkar, iç çekişlerle kendi gerçeğini yaşar. Bu bir arayıştır; insan bu arayışta kendisini bulduğu yerden daha başka bir yere taşır: “Aşk, eşitliği aramaz, onu kendisi yaratır.” Yine de aşkın yaşanmasına neden olan o çamurlu yollar, o dolambaçlı ilişkiler, duraksamalar yaşanan heyecanlardır aslında aşkı aşk
okumak için tıklayınızAylak Adam – Yusuf Atılgan “sıradan insanlardan biri olmayı reddeden bir genç aydının yalnızlığı”
Aylak Adam romanı Yusuf Atılgan’ın 1959 yılında yayımladığı ilk romanıdır. Çiftçilik yaparak yaşayan Atılgan, romanını “Cumhuriyet” gazetesinin düzenlediği Yunus Nadi Roman Armağanı ödüllerinin son başvuru gününün son saatinde yetiştirir ve ikincilik ödülünü kazanır. Buradan kazandığı iki bin lira ödülle, köyde yıkılan duvarını yaptırır Atılgan. Cumhuriyet gazetesi birinci ve üçüncü olan romanları tefrika ettiği halde, Aylak
okumak için tıklayınızYılanı Öldürseler – Yaşar Kemal
Yaşar Kemal’in 1982 yılında yayımladığı ”Yılanı Öldürseler” romanı, bir tragedyadır. Kan davası güderken sınır tanımayan Büyükana’nın gelini Esme’yi kendi çocuğuna öldürtmesini anlatan ”Yılanı Öldürseler”, şimdi ne denli geride kaldığını bilmediğim bir hayatın anneyi nasıl hiçleştirdiğini de anlatıyor. Çocuk Hasan, çok küçük yaşlardan başlayarak babasının ölümünden sorumlu tutulan annesini öldürmeye koşullanır. ”Yılanı Öldürseler” bir tragedya, ama
okumak için tıklayınızEric – Terry Pratchett “Zamanda ve mekânda akıl almaz yolculuklar”
Terry Pratchett, mizahın ve ironinin dozunu iyice yükselttiği Eric’te, okurlarını, zamanda ve mekânda akıl almaz yolculuklara sürüklüyor.
okumak için tıklayınızMilan Kundera: Ağırlık gerçekten nefret edilesi, hafiflik de göz kamaştırıcı mıdır?
Ebedi Dönüş düşüncesinde gizemli bir yan vardır ve Nietzsche öteki düşünürleri sık sık şaşırtmıştır bu düşüncesiyle; düşünün bir kere, her şey tıpkı ilk yaşandığı biçimiyle yineleniyor ve yinelenmenin kendisi de sonsuza kadar koşuluyla yineleniyor! Ne anlama gelir bu çılgın mitos?
okumak için tıklayınızMurat Uyurkulak’ın TOL Romanının Hatırlattıkları – Müslüm Üzülmez
Murat Uyurkulak’ın TOL(*) romanını ikinci kez okudum. Roman, “Devrim, vaktiyle bir ihtimaldi ve çok güzeldi” cümlesiyle başlıyor.
okumak için tıklayınız