“Neden Martı Jonathan, niçin? Sürünün geri kalanına benzemek bu kadar mı zor?
Birinci Bölüm Sabahın erken saatleri. Güneşin ilk ışıkları, yumuşacık, denizin ürpertisini altın pırıltısıyla oynaştırıyordu.
okumak için tıklayınızOkuyun ama yutmayın, çiğneyin.
Birinci Bölüm Sabahın erken saatleri. Güneşin ilk ışıkları, yumuşacık, denizin ürpertisini altın pırıltısıyla oynaştırıyordu.
okumak için tıklayınızAmerikalı yazar Herman Melville’i o meşhur eseri Moby Dick’le hatırlar, anarız daha çok. İlk yayımlandığında hiçbir ilgi görmeyen, eleştirmenlerce çokça eleştirilen, ama ne ki sonradan edebiyat tarihinin en mükemmel romanı payesini elde eden, Moby Dick… Oysa Moby Dick kadar nam salmasa da en az onun kadar kıymetli bir eseri daha var Melville’in: Katip Bartleby.
okumak için tıklayınızHaiti’nin, Santo Domingo adasının bir insan ömründen uzun olmayan bir dönemine ait olağandışı olayların hikâyesi ama aynı zamanda tüm ayrıntıları sıkı sıkıya izlenen bir gerçeklikte, büyülü olanın özgürce akmasına izin vererek, isyanla bilenmiş ve perçinlenmiş bir tarihin edebiyatı…
okumak için tıklayınızEdebiyat dünyasından bir çift seçmemiz gerekse birçoğumuz romantik aşklarıyla nam salan Romeo ve Juliet’i ya da Cathy ve Heathcliff’i seçeriz. Ama artık onlar hakkında o kadar konuşuldu, yazıldı, çizildi ki sıra başka çiftlere geldi. Kavga, şiddet, ihtiras, kaos, aldatma… Sizler için edebiyat dünyasının mutsuz evliliklerini derledik.
okumak için tıklayınız‘’Richard Strauss’un Alp Senfonisi’ndeki gündoğumunun güçsüzlüğü, sadece yavan sekanslarının değil görkeminin de sonucudur. Çünkü hiçbir gündoğumu dağlarda bile, kibirli, şişkin, buyurucu değildir; zayıf ve ürkektir hepsi, yine de gerçekleşebilecek bir umut gibi. Ve zaten baş döndürücü olan da bu en güçlü ışığın bu kadar çekingen olmasıdır.’’*
okumak için tıklayınız“John Berger ince ince işlenmiş bir eser sunuyor bize. Şefkatle ve sonuna dek sorgulayan, eleştiren bir siyasi bakışla yontulmuş bir kitap bu, kontrollü öfkenin kitabı.
okumak için tıklayınızJohn Berger’ın Fotokopiler adlı kitabının arka kapağında şöyle bir cümle var: ”Ve yavaş yavaş, hiç bir araya gelmez sanacağınız bu insanları Berger’in kaleminden tanırken, yazarın istemeden ele verdiği otoportresi belirmeye başlıyor gözlerinizin önünde.”
okumak için tıklayınızEvsizlik, “yoksulluğun yeni bir formu. Oysa tüm dünya nüfusunun insani hayat sürmesi için kesinlikle yeterli kaynak var. Belki kolay bir yaşamdan değil ama insanca yaşamdan söz ediyorum. Bu yoksulluk kesinlikle yeni ekonomik düzenin en önemli parçası.
okumak için tıklayınızBu dünyada iki zaman var. Biri mekanik zaman, diğeri bedenin zamanı… Birincisi bir sağa, bir sola, bir sağa, bir sola sallanan kocaman bir demir sarkaç kadar katı ve metalik. İkincisiyse körfezde balık misali kıvrılıp bükülüyor. İlki aman vermez, boyun eğmez ve mukadder. İkincisiyse kararlarını ilerledikçe alıyor.
okumak için tıklayınızOsman Balcıgil’in yazdığı Bir “Sabahattin Ali” romanı Yeşil Mürekkep, 2016 yılı Kasım ayında Destek Yayınları tarafından basılmış. 408 sayfa, biyografik roman.
okumak için tıklayınız“Kendi ruhunda, geçmişinin izlerini bulmak üzere arkeolojik bir kazıya girişen Knausgaard, Çocukluk Adası’nda, küçük Karl Ove’nin dünyasını yüzeye çıkarıyor.”
okumak için tıklayınızKitapta, Canek Sánchez’in mevcut yapıyı tasvir eden cümlelerinin altı ise özellikle çizilmeli: “Şantaj beraberlik doğuruyor, çöküş ilerleme kılığına bürünüyor ama yine de plak dönmeye devam ediyor. Kati olan tek şey kafa karışıklığı.”
okumak için tıklayınızCharles Chaplin’in o ünlü filmlerinden New York’ta Bir Kral’ı izleyenler bilirler. Fimde şaşkın kralımız estetik ameliyattan çıkmıştır, yeni görüntüsünü incelemeye koyulur. Kısa bir duraksamadan sonra korkuyla irkilir. Yüzünde kendinden hiçbir iz bulamamıştır. Yana yakıla geçmişte kalan görüntüsünü arayıp durur.
okumak için tıklayınız(*) Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana Yaşar Kemal’in tarihi romanlarındandır. Eser ilk olarak 1997 yılında Adam yayınları tarafından basılmıştır. Bir Ada Hikayesi üçlemesinin ilk kitabıdır. Yaşar Kemal bu eserinde I. Dünya Savaşı’nın ardından Anadolu halkının çilesini konu alır. Romanın kahramanı Poyraz Musa adında şeref madalyalı bir savaş gazisidir. Savaştan sonra gittiği köyünde kimseleri bulamaz ve
okumak için tıklayınızMüptezeller, uğultuların, yoksunluğun ve kaybeden delikanlıların romanı. Lime lime, ufalanarak. Emrah Serbes, kenarların soluğunu, dünyaya katlanamayan, kendine gömülen çocukları haykırarak anlatıyor. Yaz biter, güz biter, hep kış gelir.
okumak için tıklayınızGogol; Ölü Canlar’ı yazma fikrini kendisine veren Puşkin için “olağanüstü bir olaydır.” der; Dostoyevski daha mistik bir tavırla “Puşkin, bize gelecekten haber veren peygamberimizdir.” der. Nâzım’ın ise; “ömrüm boyunca bir tek şiir çevirdim Türkçeye.’’ dediği şiirin şairidir Puşkin. Modern Rus Edebiyatının oluşmasına en çok katkıda bulunan yazın ve düşün adamıdır Puşkin. Klasik Batı edebiyatını ve
okumak için tıklayınız“Bu genç yazarın kendisini göstermesini ve bilim kurgu sanatını, son zamanlarda ‘güvenli’ okuyuculuğa yatırım yapan yayıncılığın gerileticiliği ile postmodernizmin bütün formlar ve formsuzluklarla ortaya koyduğu hayret verici değişim ve gelişim vaatleri arasında sıkıştıran ataletin dışına çıkardığını görmek bir sevinç kaynağı. Elçilik Kenti tam anlamıyla yetkin bir sanat eseri.” Ursula K. Le Guin Bilim kurgu ve fantastik
okumak için tıklayınızTam otuz yıldır yazıyor Erendiz Atasü. Tam tamına otuz yıl boyunca yazmakla, okumakla iç içe geçmiş, edebiyatla bütünleşmiş, varolmuş bir yaşam… Dile kolay; evet sadece dile kolay olsa gerek… . Eserleri üstüne çokça akademik çalışma yapılan çağdaş yazarımız Erendiz Atasü’nün ustalığının sırrı, edebiyatı fazlasıyla önemsemiş bir yazar olmasında yatıyor bana kalırsa…
okumak için tıklayınızARTIK YALNIZCA MRS. DALLOWAY… 20. yüzyıl İngiliz romancısı Virginia Woolf, en ilgi çekici ve en başarılı romanı olarak nitelendirilen Mrs. Dalloway’i, 9 Ekim 1924’te tamamladı ve roman 14 Mayıs 1925’te yayımlandı. Kötü eleştirilerden oldukça ürken ve iyilerine sevinen Woolf, bu romanıyla ilgili eleştirilerden dolayı oldukça mutluydu ve günlüğüne şu satırları düşmüştü: “Hayatımda hiç bu kadar
okumak için tıklayınızYıllardır yaşanan akıl tutulması savaş sürerken sanat eylemi de devam ediyor. Bu savaş biterse geriye romanlar, öyküler ve şiirler kalacak. Nasıl ki Gılgamış Destanı ve Homeros’un Odsseia’sı kendi çağlarına tanıklık etmişlerse, romanlarda günümüze tanıklık edecek ve geleceğe de ışık tutacaktır. Bu anlamda en gerçekçi tarihçiler yazarlardır denir.
okumak için tıklayınız