Kategori: Romanlar

Çöplüğün Generali – Oya Baydar

(*) İnsanın acıyla baş etmesinin çok çeşitli halleri vardır. Acı büyük olduğunda insan beyni bazen en kolay çözümü yaşadıklarını unutmakla bulur. Oya Baydar yeni romanı Çöplüğün Generali?nde unutma ve unutturulma konularını işliyor. Unutma zihnin istemsiz yaptığı bir işlem ve çoğunlukla insan edilgen, oysa unutturulma aynı türden bir işlem değil, dışarıdan müdahale, bilinçli bir davranış gerektiriyor.

okumak için tıklayınız

Issızlığın Ortası – Mehmet Eroğlu

Mehmet Eroğlu’nun daha sonraki romanlarında kanıtlanacak olan ‘kurgu ustalığı’ ve bir romancı olarak ele alacağı ‘trajik insani durumlar’a ilişkin ilk ipuçlarının görüleceği, 1974 yılında kaleme aldığı 1976 yılında yazımını bitirdiği ilk romanı “Issızlığın Ortası”, 1979 Milliyet Roman Ödülü’nü kazanmasına karşın 12 Eylül döneminin faşizan ortamında sakıncalı bulunduğundan ancak beş yıl sonra yayımlanmış, daha sonra da

okumak için tıklayınız

Kuş Diline Öykünen – Ayşegül Devecioğlu

Ayşegül Devecioğlu’nun ilk romanı olan “Kuş Diline Öykünen” adlı yapıtı, Türkiye’nin yakın tarihinden, belleğimizden silinmeye çalışılan bir dönem olan 12 Eylül üzerine yazılmış. “Ayşegül Devecioğlu’yla 12 Eylül’den bir kaç yıl sonra, ikimiz de uzun yıllardan sonra ilk kez “normal” bir yaşamı kurabilmeyi denemeye başladığımızda yollarımız kesişti. Aynı işyerinde, bulabildiğimiz her fırsatta yaşadıklarımızı, arkadaşlarımızı, umutlarımızı ve

okumak için tıklayınız

Mavi Öğle Sonrası – William Boyd

Aşk, siyasi karışıklıklar ve mesleki çekişmelerin iç içe yoğrulduğu bir roman. Los Angeles’ta yepyeni ve başarılı bir kariyer edinme hevesindeki genç mimar Kay Fischer ve onun babası olduğunu iddia eden Salvador Carriscant. Önce Lizbon’a, ardından da tarihsel ve yazgısal bir geri dönüşle Manila’ya kadar giden olaylar zinciri. Swift, Maugham ve Flaubert’le kıyaslandığı bu yeni romanında,

okumak için tıklayınız

Amat – İhsan Oktay Anar

‘Olağanüstü’ dünyaların yaratıcısı İhsan Oktay Anar yine, tarihin gizemli sayfalarını aralayan, adeta masalsı; ironik ama derin felsefi anlamlar yüklü, şaşırtıcı, sürükleyici bir romanla çıkıyor karşımıza… Aynalar, atlaslar, okunması yasak sır dolu kitaplar, savaşlar, gülleler, yeniçeriler… üç direkli, iki güverteli ve 58 toplu bir kalyonda ilâhî düzeni bozmaya meyyal bir kaptan, karanlığa ve kırmızı atlasa sarılı

okumak için tıklayınız

Türk Romanında Mütareke İstanbul’u – Tamer Erdoğan

(*) Tamer Erdoğan, ‘Türk Romanında Mütareke İstanbul’u adlı kitabında 31 Ekim 1918-2 Ekim 1923 tarihleri arasında Ahmet Hamdi’den Yakup Kadri’ye birçok ustanın romanlarındaki İşgal İstanbul’unu inceliyor. Üç güne kadar buraya Binbaşı Gamelin taşınacak. Yatak ve yemek takımları eksik, onları hemen tamamlayınız. Karyolalarda tahtakurusu varsa temizleyin, camları sildirin ve bir gün evvel evden çıkmış bulunun. Anahtarı

okumak için tıklayınız

Safran Sarı / İnci Aral ? Tanıtan: Remziye Serap Ekim

Tutkulu bir aşk mı, yoksa sevkatli bir sevgi mi? Neydi aradıkları ve neydi ararken kaybettikleri… ‘Safran Sarı; 1994’te yayımlanan Yeni Yalan Zamanlar da, insanımızın serüvenine, değerler yitimiyle savruluş ve çözülmelerine yönelttiğim bakış açısı ve edebi ilginin 2003’te Mor’la gelişen devamı oldu ve bu iki romanı tamamlayan bir üçleme oluşturdu. Safran Sarı’ya başlarken çağının tanığı olmayı

okumak için tıklayınız

Kocakurt – Ahmet Say

Ahmet Say?ın 12 Mart döneminde 17 ay hapis yatıp çıktıktan sonra yazdığı ?Kocakurt? romanı, yakın tarihimizin en önemli dönemlerinden 1960-1970 arasını toplumumuzun değişik bir kesiminden yansıtıyor… Reklamcı ve partici Kocakurt ile bar kızı Züleyha?nın serüveni izlerken okur hem hapishaneden eğlence yerlerine o dönemin ilginç mekanlarını dolaşırken hem de değişik kesimden insanları tarihsel dönemin değişen ve

okumak için tıklayınız

Amerika – Franz Kafka

1912 yılı Kafka’nın yaratıcılığının doruk noktasıdır. Aynı yıl Kafka bitiremediği ve ölümünden sonra (1927) yayınlanan romanı Amerika’yı yazar. Bu roman ABD’de tutunma çabaları sonuç vermeyen on altı yaşındaki Kari Rossmann’ın başından geçenleri anlatır. Kafka Amerika’yı dünyanın öbür ucundaki bir ülkeyi hayal ederek yazar. Okyanusu geçen bir yolcu gemisinden New York’a ilk defa inmenin nasıl bir

okumak için tıklayınız

Jack Maggs – Peter Carey

Avustralyalı yazar Peter Carey’in romanı 1837 yılında Londra’da geçiyor. Azılı bir suçlu olan Jack Maggs, memleketi Avustralya’dan Londra’ya gelir. Burada bir grup yüksek burjuvayla tanışan Maggs, o çevrede barınmasına yardım edecek birçok dost edinir. Bunların arasında en önemlisi, ünlü bir yazar, amatör bir hipnozcu ve kendisi de bir hırsız olan Tobias Oates’tur. Carey, burjuvazinin tüm

okumak için tıklayınız

Bağdat’ın Aslanları – Brian K. Vaughan ‘Özgürlük verilmez, alınır’

Bağdat?ın Aslanları (Pride of Baghdad), Amerikan hükümetinin 2003 yılı İkinci Irak Savaşı?nı başlatmaya dair en sık dile getirdiği sebeplerinden birini, yani esir bir ulusu zincirlerinden kurtarmak savını yine bir Amerikalı?nın çizgi roman türünün en ünlü yazarlarından biri olan Brian K. Vaughan’ın eleştirileriyle sorguluyor. Bunu yaparken de yüzeysel bir Amerikan politikaları yergisi olmak tuzağına düşmeden, genel

okumak için tıklayınız

Aseksüel Koloni ya da Antiope (Ölümsüz Antikite 1) – Hikmet Temel Akarsu

Hikmet Temel Akarsu, ?Ölümsüz Antikite?nin 1. cildi olan Aseksüel Koloni ya da Antiope (2002) adlı kitabında, günümüz yaşamının akıl almaz hale gelmiş gerilimine, karşıt cinsler arasındaki göze göz dişe diş mücadeleye ve başkalaşmakta olan insan seksüalitesine, ustaca kurgulanmış, mitolojiyle bağdaştırılmış, felsefi yorumlar getiriyor. Bizi hem günümüzde hem de antik çağın amazonları arasında yaşatan romanda; üstüste

okumak için tıklayınız

?İyi Edebiyat Nasıl Olur Bilemiyorum! Ama Okuyunca Tanıyorum!? – Hikmet Temel Akarsu

Avrupa?dan beğenebileceğimiz romanlar çok nadir çıkıyor artık. Gelişen küresel pazarların dünyanın her tarafını aynılaştırması bunda önemli rol oynuyor kanaatimce. Daha büyük sorun da endüstrileşen yayıncılığın, çılgın satış hedefleri dolayısıyla, az sayıdaki yetkin kişinin anlayabileceği rafine edebi metinleri elinin tersiyle bir kenara itip; ortalama zihinlere hitap eden basit kitapları piyasaya sunmasıdır. Bu tarz kültürel kapitalizm, edebiyat

okumak için tıklayınız

Yalnız Adam – Bernardo Atxaga

Tarihsel bir dönüşümün en keskin virajında bir insan, bir toplum, bir ülke: Dünyayı değiştirmeye soyunmuş kanun kaçaklarını saklayan eski bir devrimci, kendi gerçeğini arayan Bask halkı ve geçmişin azametiyle yüklü İspanya.. Neredeyse yarım yüzyıllık bir baskının çıkmaza sürüklediği bir coğrafyada yaşama uzatılan bir el, iğreti bir tutunuş, susmak bilmeyen bir iç ses. Bernardo Atxaga, zamanı

okumak için tıklayınız

Nisan Sabahı – Howard Fast

Howard Fast ?Nisan Sabahı?nda, yokluk içerisinde bocalayan bir halkın, teknolojinin bütün olanaklarını kullanan emperyalist bir orduya direnmesini hikâye ediyor. Fast bu direnişi, baş kahramanı Adam Cooper üzerinden anlatıyor. On beş yaşında bir genç olan Cooper, topraklarını ele geçirmeye çalışan emperyalist güçlerle savaşmak ister. Fakat bundan önce, ailesiyle yaşadığı çelişkileri aşmalı ve tam olarak ne yapacağına

okumak için tıklayınız

Tengsir – Sadık Çubek

Çağdaş İran edebiyatının tanınmış romancı ve hikayecilerinden biri olan Sadık Çubek, İran’ın Yaşar Kemal’i olarak bilinir ve Sadık Hidayet?le birlikte roman ve hikâye geleneğini kuran ve geliştiren kişidir. Sadık Çubek, 1916 yılında, İran’ın Basra Körfezi kıyısındaki bir liman kenti olan Buşihr’de dünyaya gelmiştir. 1945 yılından başlayarak eser vermeye başlayan Çubek; realizmden natüralizme doğru giden bir

okumak için tıklayınız

Solak Kadın – Peter Handke ‘Bir kadının aydınlanışının peşisıra kendini yalnızlığının kör boşluğuna bırakışın öyküsü.’

Peter Handke’den, hiç değilse bir süre için tek başına kalmak isteyen bir kadının öyküsü… İnsan günün birinde bir ‘aydınlanış’la uyanıp yaşamını değiştirecek bir karar verirse ne olur? Elinizdeki Solak Kadın (Die linkshaendige Frau, 1976) adlı roman, kocasından ayrılıp çocuğuyla (evi, korkuları, cesaretiyle) birlikte yalnız kalmayı seçen bir kadının birkaç günlük serüvenini anlatıyor. Dramatik olmaktan çok

okumak için tıklayınız

Boyun Eğmeyeceksin / Bataklık – Fatmir Gjata

Arnavutluk Sanat ve Kültür Komitesi Başkanlığında da bulunmuş olan Fatmir Gjata, sosyalist kurtuluş sürecinde önemli görevler yürütmüş, ayrıca İkinci Dünya Savaşı’nda yurdunu savunmuş, Alman nazilerine ve İtalyan faşistlerine karşı elde tüfek büyük bir kararlılıkla direnmiş bir şair/yazardır. Gjata, Arnavutluk Büyük Cumhuriyet Ödülü’nü alan (Kenata Le Marais) Boyun Eğmeyeceksin’de bir bataklığın; simgesel bir yaklaşımla, her an

okumak için tıklayınız

Yeni İnsanın Öyküsü / İnsanlığa Uçuş – Boris Polevoy

“Yeni İnsanın Öyküsü / İnsanlığa Uçuş” kitabında Boris Polevoy, bir Sovyet pilotunun -Aleksey Petroviç Meresef- günden güne ateşlenen kahramanlığını anlatmaktadır. Uçaktan düşerek, ağır yaraları nedeniyle iki ayağını da dizden aşağı kaybeden Meresef, bu ünlü insan, yanındaki yatakta yatan komiser Voraböf’ün yardımı ve akla sığmaz iradesinin sağlamlığı, kararlılık ve kahramanlığı sayesinde yapay ayaklarına o kadar alışıyor

okumak için tıklayınız

Üç Silahşörler – Alexandre Dumas (père)

Resim: Üç Silahşörler ve d’Artagnan (Maurice Leloir, 1894) Alexandre Dumas yetenekli bir yazardır. Uzun diyalogları, eşya, doğa ve mekân tasvirlerini bir avantaja çevirmesini bilir. Okuyucuda yarattığı sabırsızlığın farkındadır. Böylelikle ani sıçramalar, bir anda parlayan kılıç şakırtıları, merak unsuru yaratan süprizler katar hikâyesine. Bir sonraki bölüm için ‘ne olacak acaba’ sorusunu sordurmayı başarır okuyucusuna. Beklentiler, durağanlıklar

okumak için tıklayınız