Kategori: Romanlar

Direniş – Jack London

Jack London, toprakları elinden alınan, yersiz yurtsuz bırakılarak bir adaya sürülmek istenen insanların acı öyküsünü anlatıyor Direniş’te. Cüzzamlı insanlardır bunlar… Cüzzama yakalanmak ise bir suçtur!.. ‘Suçlular’ın üzerine topla, tüfekle saldırıya geçiliyor… Yediden yetmişe büyük bir kararlılıkla direniyor cüzzamlı halk. Ama sonunda hepsi teslim olmak zorunda kalıyor. İçlerinde yalnızca bir kişi, yaşlı bir adam teslim olmuyor…

okumak için tıklayınız

Gökkuşağının Çocukları – Moris Farhi

(*) Herkes Auschwitz?de 1,5 milyon Yahudi?nin öldürüldüğünü bilir, ama çok az insan aynı ölüm kamplarında 500 bin Çingene?nin de katledildiğinden haberdardır. Zaten sokaklarda kalay yapan, sepet ören, çocuklarını dilendiren Çingeneler?in ölüyor ya da yaşıyor olmasıyla kim ilgilenir ki? Ama onların başlarına gelen en dramatik soykırım hikayesi ne yazık ki Auschwitz?de yaşadıkları değil kuşkusuz! Kendilerini Avrupa?nın

okumak için tıklayınız

Halepçe’den Gelen Sevgili – Suzan Samancı

Suzan Samancı’nın romanı Halepçe’den Gelen Sevgili, yakın tarihte gerçekleşen, herkesin nefretle kınadığı Halepçe katliamını konu alan bir roman. Bu katliamda ailesini kaybeden Delila’nın, Halepçe’den Diyarbakır’a, İstanbul’dan Cenevre’ye uzanan öyküsü… Irak yönetimi, 16 Mart 1988 günü üç saat süreyle Halepçe?nin üstüne kimyasal bombalar yağdırmış, binlerce insan ölmüş, pek çoğu yaralanmış, bu tarihten sonra Halepçe?deki engelli doğum

okumak için tıklayınız

Dipten Gelen Dalga (2. Cilt) – İlya Ehrenburg

Paris Düşerken, Fırtına ve Dipten Gelen Dalga’dan oluşan nehir roman, 20. yüzyılın en hareketli dönemini tüm tarafları ve çeşitli yönleriyle tasvir eden dev bir eserdir. Üçlemenin bu son cildi, İkinci Dünya Savaşı sonrasında kurulan yeni dünyayı anlatıyor. 20. yüzyılın ortasında büyük bir yara açarak beliren dehşet bitmiştir ama, şimdi daha sinsi ve daha gizli bir

okumak için tıklayınız

Mustafa Balel’in Kitaplarında Emekçi Kadınlar – Sennur Sezer

(*) Mustafa Balel kitaplarında kadınları ve kadın ruh dünyasını vurgular. Mustafa Balel’in kadınları emekçi sınıfın kadınlarıdır; sömürülürler ve ezilirler. Mustafa Balel’in ilk öykü kitabı Kurtboğan 1972’de yayımlanmıştı; romanlarından Peygamber Çiçeği 1982’de, Asmalı Pencere de 1984’te. Onu romancıdan çok öykücü saymam, belki öykü kitaplarının (Kiraz Küpeler, 1977; Gurbet Kaçtı Gözüme, 1983; Turuncu Eleni, 1994) sayıca çokluğundan

okumak için tıklayınız

Ateş – Henri Barbusse

20. Yüzyıl?da, Birinci Dünya Savaşı ve sonrasında birçok yazar bu savaşa eleştirel bakan romanlar üretir, bunlardan ilki ve en etkili olan roman, Fransız yazarı ve 1914-1916 seneleri arasında savaşta askerlik yapan Henri Barbusse?un 1916?da yayımlanan Le Feu (Ateş) isimli romanıdır. Diyebiliriz ki Barbusse?un bu romanı edebiyatta emperyalist ve yayılmacı savaş karşıtı hareketin başlangıcı olmuştur. ?Barbusse,

okumak için tıklayınız

Eugenie Grandet – Honore de Balzac

Eugénie Grandet, büyük Fransız yazarı Honoré de Balzac?ın ?İnsanlık Güldürüsü? genel başlığı altında tasarlayıp gerçekleştirdiği çok sayıda romandan oluşan o dev yapıtın en çok okunan yapıtlarından biri. 1833?de yayınlanan bu romanında Balzac, taşra insanlarını ve onların özellikle para ile olan ilişkilerini eşsiz bir gerçeklikle anlatır. Cimrilik ve Aşk bu romanın işlenen iki ana tema?sıdır. Balzac,

okumak için tıklayınız

Dipten Gelen Dalga (1. Cilt) – İlya Ehrenburg

Paris Düşerken, Fırtına ve Dipten Gelen Dalga’dan oluşan nehir roman, 20.yüzyılın en hareketli dönemini tüm tarafları ve çeşitli yönleriyle tasvir eden dev bir eserdir. Üçlemenin bu son cildi, İkinci Dünya Savaşı sonrasında kurulan yeni dünyayı anlatıyor. 20.yüzyılın ortasında büyük bir yara açarak beliren dehşet bitmiştir ama, şimdi daha sinsi ve daha gizli bir savaş başlamıştır.

okumak için tıklayınız

Olgunlaşma – Bir madenci kasabasının öyküsü 2 – Lewis Jones

Madencinin Sınav Günleri?nin (Cwmardy) devamı niteliğindeki Olgunlaşma 1939?da yayınlandı. Lewis Jones?un “Bir madenci kasabasının öyküsü” üst başlığı ile ortaklaştırdığı bu iki romanda yirminci yüzyılın başlarında İngiltere?nin Güney Galler bölgesinde kömür ocaklarıyla ünlü bir kasaba anlatılıyor. Roman kişileri, bu kasabada yaşayan maden işçileri. Özellikle kasabadaki bir ailenin bireyleri aracılığıyla hem özel bir gelişimin hem de çevredeki

okumak için tıklayınız

Emanet Çeyiz / Mübadele İnsanları – Kemal Yalçın “Tek meyveyle bahçe olmaz.”

1998 Kültür Bakanlığı Roman Başarı Ödülü, 1998 Abdi İpekçi Dostluk / Barış Özel Ödülü ve 1999 Türkiye-Yunanistan Dostluk ve Barış Ödülleri alan “Emanet Çeyiz / Mübadele İnsanları”, Denizli?nin Honaz Köyü?nde yaşayan bir Rum ailenin, sürgüne gönderilirken Müslüman komşularına bıraktığı kızlarının çeyizinin, yaklaşık seksen yıl sonra aileye geri veriliş öyküsüdür. Kemal Yalçın, dedesine emanet edilen çeyizi

okumak için tıklayınız

Buddenbrooklar / Bir Ailenin Çöküşü – Thomas Mann

Buddenbrooklar, dünya edebiyatında Alman romanını temsil eden yazarların başında gelen Thomas Mann?ın ilk romanıdır. Mann?ın ?Bir Ailenin Çöküşü? alt başlığıyla 1900 yılında, 25 yaşında kaleme aldığı roman, Kuzey Almanya?da yaşayan zengin bir burjuva ailenin ve aile ticarethanesinin birkaç kuşak boyunca geçirdiği değişimi ele alır. Yapıtlarının başlıca konusunu burjuvazinin yozlaşmasının oluşturduğu Thomas Mann?ın dünya çapında başarıya

okumak için tıklayınız

Har / Bir Kıyamet Romanı – Murat Uyurkulak

(*) “Unutmak. Unutmak istemek. Ve inadına unutamamak. Unutamadıkça yamulmak, netamelenmek. Har?ı okurken, düşünürken bu cenahlarda dolaşıyor insan. Romanın, teni kararmış, gözlerinin altı çökmüş, müptela meleği Tefail?in söylediği gibi: ?Netamiye ülkesi, öyle böyle değil, çok netameli, pek hassas bir yerdir. Herkesin bin türlü takıntısı, çeşit çeşit sapıklığı, ruhundan söküp atamadığı kötü hatıraları vardır. Tarihini hatırlasa infilak

okumak için tıklayınız

Şerem! – Nejdet Evren

Benazir Butto, oturduğu yerden ayağa kalktı ve dedi ki, ?Şerem! Şerem!? …Yıl 1999 ve aylardan Mart?ın 11?iydi. İnsanın/insanların utanç duyacakları davranışlardan kendilerine övgüler çıkartmalarının bir çözüm olmadığını haykırmak istiyordu/istemişti… Utanç tarihe iz-düşmeyi sürdürmekteydi; ki, 27 Aralık 2007 günü coğrafyanın birinde yeniden ortaya çıkacak ve bu sözlerle haykıran/uyaran yüreği ?susturdum? diye sevinecekti! Kana bulanmış bir ibret

okumak için tıklayınız

Puslu Kıtalar Atlası – İhsan Oktay Anar

Puslu Kıtalar Atlası, İhsan Oktay Anar’ın yazmış olduğu ilk romandır. Kitap ilk kez 1995 yılında İletişim Yayınları tarafından basıldı. Yayınlandığı andan itibaren hem içerik hem biçim olarak ilgi gördü. Birçok yeni baskısı yapıldı ve eleştirmenler tarafından olumlu değerlendirmelere tabi tutuldu. Bu kitap dolayısıyla Anar için “edebiyatın yeni soluğu” tanımlaması yapıldı. Kitap, İhsan Oktay Anar’ın bir

okumak için tıklayınız

Tol (İntikam) / Bir İntikam Romanı – Murat Uyurkulak

“Tol, bize her şeyin parçalanabilirliğini hissettirdiği için, çok güçlü bir roman. Yazmanın, yaratmanın, varolmanın şehvetini hissettirdiği için. Siyasi çalkantı dönemlerini siyasetin kekeme lehçesine bir an olsun bulaşmadan yaşatabildiği için. Hiçbir çıkış yolu göstermediği, hayatı yolculuğun kendisi olarak yansıtabildiği için.” Yıldırım Türker “Epeydir yazmayan ayyaş bir şairle hayattan çoktan vazgeçtiği halde son noktayı koyamayan genç bir

okumak için tıklayınız

Kral Fare – China Mieville

İlk romanı Kral Fare (King Rat) ile hem Uluslararası Korku Cemiyeti hem de Bram Stoker ödüllerine aday gösterilen Britanya fantastik edebiyatının genç sesi China Miéville, çok sayıda ödül kazanmıştır. Londra?nın karanlıklarında bir şey kıpırdanıyor; kan ve tuğla tozuyla kendi alanının sınırlarını belirliyor. Birileri, Saul?ün babasını öldürüyor ve suçunun cezasını çekmeyi Saul?e bırakıyor. Ancak kentin atıkları

okumak için tıklayınız

Charles Dickens’in “Kasvetli Ev” romanının hatırlattıkları – Tahir Ürper

Mevsim kış. Sisli bir havanın karamsar gölgesinde kendimi; hatıralarımda kalan; küçük, uzak, soğuk, dağlarla çevrili, düşlerin saklı olduğu bir şehrin mahkeme arşivinde; doğudan pis kokulu rüzgarın esemediği dört duvar içinde; binlerce maktulün, tanığın, sanığın, hikayenin içinde kentin karmakarışık mahkemelerinde yeniden yaşadığımı hissediyordum; Charles Dickens’in “Kasvetli Ev” romanını okuduğumda. Derler ki insanlar huyunu yaşadığı yerin ikliminden

okumak için tıklayınız

Güven – Anna Seghers

İkinci Dünya Savaşı?ndan sonra Demokratik Almanya Cumhuriyeti?nin sancılı kuruluş sürecini, bu yıllarda kimi eski ve yeni toplum arasında açık tercihini yapan, kimi yerde bocalayan insanları ele alan Karar adlı eserinin devamı olarak kabul edilen Güven, Anna Seghers?in en son romanıdır. Yazar bu romanından söz ederken şöyle der: ?Benim için önemli olan, dünyamızı iki kampa bölen

okumak için tıklayınız

Karar – Anna Seghers

Anna Seghers, sosyalist bir yazar olarak, yeni toplumun zorlu inşasına, milyonlarca insanın yüreğini ve zihnini kazanma mücadelesine yoğun bir coşkuyla katılmıştır. Savaşın yıkımına uğramış, kafaları karışmış insanların, birey ve toplumun bir parçası olarak geçmişleriyle hesaplaşma gücünü buluşları, Seghers’i heyecanlandıran bir olgudur. ‘Karar’, İkinci Dünya Savaşından sonra Demokratik Almanya Cumhuriyetinin sancılı kuruluş sürecini, bu yıllarda kimi

okumak için tıklayınız

Siber Tragedya Ya Da Iphigeneia (Ölümsüz Antikite 2) – Hikmet Temel Akarsu

Hikmet Temel Akarsu’nun ‘Ölümsüz Antikite’ adlı romanlar serisinin ikinci cildi olan ‘Siber Tragedya ya da Iphigeneia’, mitolojik söylem ve antik tragedyanın, siber dünyada sürüp giden savaş ve mücadelelere uyarlanmış bir biçimi. Akarsu bu romanında, Dijital Çağ, Siberuzay, Hacker, Breaker, Siber terörizm, iktidar, servet, imparatorluk, Silikon Vadisi’nin takibi, hepimiz izleniyoruz paranoyası, Big Brother sendromu, paranın tek

okumak için tıklayınız