Kategori: Romanlar

Kader Dönemeci / Batı Barut Kokuyor (1. Kitap) – Forrest Carter

İç Savaş’ın yerle bir ettiği dünyada yapayalnız, umarsız kalan insanların yaşam mücadelesini destansı bir anlatımla gözler önüne seriyor Forrest Carter. Okurların Küçük Ağacın Eğitimi ve Dağlardan Sorun Beni kitaplarından çok iyi tanıdığı Carter, bu kez karısını ve çocuğunu İç Savaş’ın acımasızlığına kurban veren kanun kaçağı Josey Wales’in öyküsünde, hayatta kalmak için amansız mücadele veren insanların

okumak için tıklayınız

Transit – Anna Seghers

1944 yılında İspanyolca çevirisi yayınlanan, yazıldığı dil olan Almanca’da ancak 1948’de basılabilen Anna Seghers ‘in Transit adlı yapıtı, insanlığın değişmeyen sorunlarından ‘sığınmacılığı’ işler. Avrupa’yı çiğneyen Nazi ordularından kaçan ve sığınacak ülke arayan değişik uluslardan yüzbinlerce insanın serüveninden bir kesiti kapsayan Transit, yansıttığı sorunla güncel, anlatım tekniğiyle çağdaştır. Anna Seghers, kendisinin de yaşadığı toplama kampından kaçma,

okumak için tıklayınız

Çingene Kız ? Miguel De Cervantes

Çingeneler İspanya’ya Fransa üzerinden geldiler, dönem ise XV. yüz yıldır. Yukarıdaki kayıt ta bunu gösteriyor. 4 Mart 1499 tarihli Katolik Krallığının bir belgesinde ise “Mısırdan gelenler,” olarak geçmektedirler. Ancak devamı ilginç; “nereye gidecekleri de belirsiz” denir. Çingeneler hakkındaki Kraliyet kayıtlarındaki seyir aynen İspanyol folkloru ve sanatında da görülür. Önce sempati söz konusudur; “tocadillas” denilen neşeli

okumak için tıklayınız

Mumbai’nin Çocukları – Nejdet Evren

Bir zamanlar Kongo ve Rodezya diye bilinirlerdi. İsimleri onlara Fransızlar ve Portekizler vermişlerdi. Ne ki onlar, daha sonra kendilerince karar verdiklerinde, asıl isimlerine geri döndüler; Zaire ve Zimbabwe… Bombay, Karaçi, Keşmir, Pakistan ve Hindistan özde aynı süreçleri yaşamışlardı. Mahzuni Şerif ne diyor ?parsel parsel eylemişler dünyayı?… Mahatma Gandhi yer-yüzünün belki de en öğretisel sivil itaatsizi

okumak için tıklayınız

Alnında Mavi Kuşlar – Aysel Özakın

1979 Madaralı Roman Ödülü’nü alan Alnında Mavi Kuşlar (1978), Aysel Özakın’ın tarihe Kanlı 1 Mayıs olarak  geçen 1 Mayıs 1977 günü İstanbul?da yaşananları konu edinen romandır. Çok değil, bundan 30 yıl önce yaşananlar, edebiyatımızda ne kadar yer bulabildi? 1970’li yılların Türkiyesi’nde toplumsal mücadelelerin içinden geçenler, edebiyatımıza birçok katkı sundu ama o günleri gerçekten ne kadar

okumak için tıklayınız

Cebelavi Sokağı?nın Çocukları – Necib Mahfuz

Necib Mahfuz’un ‘Cebelavi Sokağı’nın Çocukları’, 1959 yılında tefrika edildiğinde aforoz edilmişti. Arapça ilk ve tek baskısı 1967 yılında Lübnan’da yapılabildi. Kitabın Türkiye macerası da farklı değil. Peki ne yazmıştı da böyle yasaklarla karşılaşmıştı Mahfuz? Cebelavi kimdi, çocukları kimlerdi? Ona öfkeyle saldıranlar bu sokağın neresindeydiler? İlk kez 1959 yılında El- Ahram gazetesinde tefrika halinde yayımlanan Cebelavi

okumak için tıklayınız

Mutlu Anlar – Ceylan Koryürek

Yaşamın zenginliği anımsanan mutlu anlardır. İlkbaharda, yazda bıraktığımız bahçelere geri dönsek, sonbaharda havuzlar boşalmış içini göz kamaştıran altın yapraklı anlar doldurmuştur. Geçmişteki mutlu anları yaşatan başıboş istek, gururun ve acının yapılandırdığı, korku duvarlarını aşıp yeni bir başlangıca bizi sürüklemeğe çalışır. ?Hayatın En Mutlu An?ı? Erendiz Atasü?nün son öykü kitabı. Kitapta geçmiş yılların ateşiyle yanan yedi

okumak için tıklayınız

Mağara – Jose Saramago

Yaşlı çömlekçi Cipriano Algor kent yakınlarında bir köyde, kızı Marhta ve Merkez\’de güvenlik görevlisi olarak çalışan, ayda sadece birkaç gün onlara katılan damadıyla birlikte yaşamaktadır. Ailesi üç kuşaktan beri çömlekçilikle ekmeğini kazanan Algor, babasından kalma bir fırın, geleneksel aletler ve sevgiyle sürdürür üretimini. Güzellikleri basit adımlarla, binlerce yılın bilgisini harmanlayarak ortaya çıkarır. Ama ürettiklerini alabilecek

okumak için tıklayınız

Ateş ve Kuğu – Burhan Günel ‘Keşke Sivas olaylarını yaşamasaydık da bu romanı yazmak zorunda kalmasaydım”

Ateş ve Kuğu adını taşıyan romanıyla 2005 Yunus Nadi Roman Ödülü’nü kazanan Burhan Günel, 1993 yılında Sivas’ta, Madımak Oteli’nde yaşanan katliamı konu alıyor. Günel bu romanında, insanın insanı yakma isteğine ve bu yolda giriştiği vahşi eyleme ışık tutuyor, öyküsüne ilkel toplumlann kurban törenlerinden başlayıp Sivas kıyımına kadar uzanıyor… “Sivas’ta yaşananlara bugün, yarın, onyıllar sonra da

okumak için tıklayınız

Fareler Cumhuriyeti – Erol Toy

Fareler Cumhuriyeti’ndeki fare topluluğu, günlük yaşamını güçlükle sürdürmektedir: Kilerdeki kapanlar, ambardaki insanlar, korkunç pençeleriyle kedi, beslenmekten başka hiçbir şey istemeyen fareciklerin yaşamını cehenneme çevirir. Genç farelerin önünde iki seçenek vardır: Ya birlik olup kediyi ülkelerinden kovacaklar ya da kendileri orayı terk etmek zorunda kalacaklardır… Genç fareler, canavar kediyi yenmeyi başarabilecek mi acaba? Peki yaşlı fareler

okumak için tıklayınız

İsa’ya Göre İncil – Josè Saramago

“İsa’ya Göre İncil”, José Saramago’nun Portekiz Hükümeti tarafından yasaklanması sonucunda yazarın tepki olarak Portekiz?den ayrılıp Kanarya Adaları’nda eşiyle birlikte yaşamasına sebep olan romandır. “İsa’ya Göre İncil” kitabında hristiyanlıkta yüzyıllar sonunda biçimlenmiş dogmaları eleştirmesi nedeniyle yaşamı boyunca Vatikan?ın hedefinde olmuş, Katolik kilisesince aforoz edilmişti. Hristiyanlık’ın kan ve gözyaşı dolu iki bin yılının sonunda, öykü İsa’nın gözünden

okumak için tıklayınız

Kopyalanmış Adam – Jose Saramago

38 yaşındaki Tertuliano Máximo Afonso bir kolejde tarih öğretmenidir, boşanmıştır ve hayatına uzun süredir derin bir can sıkıntısı eşlik etmektedir. Bir gün tesadüf eseri kiraladığı bir filmde, kendisine kopyası kadar benzeyen o adamı görür. Hemen aynı aktörün oynadığı diğer filmlerin video kasetlerini de kiralar. Yönetmen ve dağıtımcılarla konuşur, soruşturur, kendine tıpatıp benzeyen bu adamın peşine

okumak için tıklayınız

Manastır Güncesi – Jose Saramago

18. yüzyılda, savaşların ve salgın hastalıkların sarstığı Portekiz krallığında geçen Manastır Güncesi’nde, José Saramago, etkileyici bir aşkı anlatırken tarihsel gerçeklerle dokunmuş iki farklı hikâyeyi de romana ustalıkla katıyor. Bekledikleri veliaht doğduğu takdirde Mafra’da bir manastır inşa ettirme sözü veren Kraliyet ailesi; insanın uçmasını sağlayacak ilk aleti, Passarola’yı yapmaya çalışan Peder Bartolomeu Lourenço; ve iki âşık:

okumak için tıklayınız

Şemsettin Sami´den ilk yerli romanımız: Taaşşuk-u Talat Ve Fitnat – Süleyman Deveci

İlk yerli romanımız sayılan Taaşşuk-u Talat Ve Fitnat, ilk defa 1872 yılında yazılmış ve bir gazetede yayınlanmaya başlamış kitaplaşmış halini ise ancak üç yıl sonra bulmuş. Talat ve Fitat´ın aşkı diye de adlandırılabilecek bu ilk romanımız olanaksız, gerçekleşmesi imkansız bir aşk öyküsünü anlatır ve romantik romana en iyi örnektir. Tanzimat´tan Cumhuriyet´e kadar ki diğer bir

okumak için tıklayınız

Kurtarılmış Haziran – Hulki Aktunç. 15-16 Haziran işçi direnişinin adını verdiği ilk kitap

15-16 Haziran işçi direnişi, 15 Haziran 1970’te büyük bir yürüyüş ve fabrikalarda direnişlerle başlayan Türkiye tarihindeki en büyük işçi eylemidir. 15-16 Haziran, bir kitaba ilk ad olmak için 1977’yi bekleyecekti: Kurtarılmış Haziran. Hulki Aktunç, Kurtarılmış Haziran’ın ilk öyküsü “Beyoğlu’nun Kirli Tarihi’nde; Beyoğlu’nu ve bankerler çevresindeki kirli oluşumları anlatırken “Buraya gelebilecekler mi? sorusunu çeşitli dillerde sorup,

okumak için tıklayınız

Küçük Şeylerin Tanrısı – Arundhati Roy

Arundhati Roy’un Küçük Şeylerin Tanrısı adlı romanı, Hindistan’ın toplumsal ve sınıfsal sorunlarına gözüpek bir yaklaşım getirmesinin yanı sıra dilinin şiirselliği, anlatım tekniğinin ustalığıyla dikkati çeken bir ilk roman. On ülkeden elli dört aydının bir araya gelmesiyle oluşan Irak Dünya Mahkemesi’nin Vicdan Jürisi Başkanı Hintli yazar ve insan hakları eylemcisi Arundhati Roy’du. Roy, yoksulların ve ezilenlerin

okumak için tıklayınız

Birbirimize Söyleyemediğimiz Onca Şey – Marc Levy

‘Birbirimize Söyleyemediğimiz Onca Şey’ sürprizler, macera vaat eden yolculuklar ve merak uyandırıcı hikâyelerle genç bir kadının hesaplaşmaları etrafına örülen bir uzun tretman. Efsaneye göre, dolunayın yansıdığı bir su birikintisinin içine atlarsan, ayın ruhu seni hemen özlediklerinin yanına götürürmüş. Efsanelere pek de yer açmayan günlük hayatta ise, sevdiklerini özleyen insanlar en çok ne yapar, herkes bilir.

okumak için tıklayınız

Suyu Bulandıran Kız – Honore de Balzac

Honore de Balzac, Fransa’nın 19. yüzyıldaki sosyal yapısının tarihsel bir tablosunu çıkardığı eski ve yeni romanlarını 1830’dan sonra İnsanlık Komedyası başlığı altında toplamıştır. Suyu Bulandıran Kız bu anıtsal eserin “Töre İncelemeleri” kısmının “Taşra Yaşamından Sahneler” bölümünde yer almaktadır. Edebi gerçekçiliğin en büyük yazarlarından biri olan Balzac, romanındaki kahramanların bireysel özelliklerini, tutum ve davranışlarından giyim kuşamlarına

okumak için tıklayınız

Darağacından Notlar – Julius Fuçik

Darağacından Notlar (Reportaz psana na opratçe) adlı bu kitap, II. Dünya Savaşı sırasında, yazarı tarafından bir Gestapo hapishanesinde, küçük kâğıtlara kurşunkalemle yazıldı ve tek tek dışarıya çıkarılarak kitap haline getirildi. Julius Fuçik, Nazilerce yakalandıktan sonra çok ağır işkence gördü ve yargılanıp idam edilene kadar Pankrats yöresindeki Gestapo hapishanesinde kaldı. O, bütün bu süreçte güzel bir

okumak için tıklayınız

Pierrette – Honore de Balzac

Honore de Balzac, Fransa’nın 19. yüzyıldaki sosyal yapısının tarihsel bir tablosunu çıkardığı eski ve yeni romanlarını 1830’dan sonra İnsanlık Komedyası başlığı altında topladı. Pierrette bu anıtsal eserin “Töre İncelemeleri” kısmının “Taşra Yaşamından Sahneler” bölümünde yer almaktadır. Balzac’ın roman kahramanları çıkar çatışmalarının ortasında, ait oldukları sınıfın tipik karakterleri olarak ele alınsa da, her birinin bireysel ve

okumak için tıklayınız