Kategori: Romanlar

Ressamın Elkitabı – José Saramago

Jose Saramago’nun ilk romanı olan Ressamın Elkitabı, yazarın bütün edebiyat yaşamının temellerini oluşturacak kimi temaların tohumlarını içinde barındırıyor: Günlük yaşamın sıradanlığı, ahlaksal kriz, sanatçının toplumla ilişkisi, bireysel ve toplumsal baskı, Tanrı’nın varlığı üzerine düşünme, kendini sorgulama ve aşma. Siparişle çalışan, yeteneksiz ressam H., bir işletmenin yöneticisi olan S.’nin portresini yapma görevini üstlenir. H., yeteneksizliğinin bilincindedir,

okumak için tıklayınız

Yarına Başlamak – Afşar Timuçin

Yaşam öngörülerle olduğu kadar rastlantılarla örülüyor. Bir rastlantı yaşamımızın akışını değiştirebiliyor. İki eski arkadaşın, bir kadınla bir erkeğin yıllar sonra Yalova vapurunda karşılaşması her ikisinin yaşamında büyük değişikliklere yol açıyor. Ne aradığını çok iyi bilmese de hep iyi şeyler tasarlayan bir Hüseyin, onurlu bir yaşamı varlığının şaşmaz kuralı olarak belirlemiş olmakla birlikte bir tutkunun rüzgarıyla

okumak için tıklayınız

Paris Yaşamı – Emile Zola

Romanlarında toplum içinde saygın birer yere sahip olan burjuvaların maskelerini düşürerek bu ?namuslu insanlar?ın ikiyüzlülüğünü ortaya çıkaran Zola, daha ?Paris Yaşamı?nı yazmadan önce Le Figaro gazetesinde yayımladığı bir yazıda hayat kadınlığı kurumunun yaratıcısı olarak sistemi ve sistemin sefalete ittiği insanı gördüğünü yazar. Nana ve hastalıklı oğlu Louiset, toplumun yozlaşmasını temsil ederler. Nana genlerinde ayyaşlarla dolu

okumak için tıklayınız

Yaşam ve Ölüm Arasında – Emile Zola

Rougon – Macquart dizisinin 13. kitabı olan Tohum Yeşerince’de ya da 15. kitabı Toprak’ta Zola yaşamla şiddeti yanyana koymuştu, ancak bu romanda, sanki ayrı ayrı varolmayacak, bir bütünün iki yarısından söz eder gibi ele alır yaşam ve ölüm güdüsünü. Genel olarak Yaşam Ve Ölüm Arasında’yı tüm aşırılıkların bulunduğu bir roman olarak niteleyebiliriz: kıskançlık, şehvet, alkol,

okumak için tıklayınız

Sarı İt – Reşat Enis

Sarı İt, edebiyatımızın ilk işçi romanlarındandır. İşçi sınıfının toplumsal hayata ağırlığını koyduğu, grevlerin filizlenip serpildiği bir dönemi, 1960’lar Türkiyesini konu alır. İşçilerin, yaşadığı semtler, aile ilişkileri, günlük yaşayışları, aşkları.. canlı, çarpıcı diyaloglarla örülü akıcı bir dille tasvir edilir. Sarı İt, işçi sınıfının hayat koşullarını belgelemekle kalmaz, 1960’ların genel ortamını, egemen sınıfların ve iktidarın politikalarını da

okumak için tıklayınız

Bıldırcın ve Sonbahar ? Necib Mahfuz

Mısırlı yazar Necip Mahfuz (1912 – 2006) romanlarında, hızlı ve sürekli bir değişim süreci içerisindeki devrim sonrası Mısır hakkında gözlem ve düşüncelerini dile getirmiştir. Mahfuz, Mısır?da 1952?de yaşanan askeri darbenin ardından şekillenen Orta Doğu?nun modern yaşamını, evrensel bir vizyonla ve zengin bir anlatımla aktarmayı başarmış bir yazardır. Bıldırcın ve Sonbahar?da devrim sonrası temizlik döneminin kurbanlarından,

okumak için tıklayınız

July’ın İnsanları – Nadine Gordimer

( * ) Çok temalı bir kitap July?ın İnsanları. ?Çok temalı?, zira anlatım boyunca açılan kanallardan oluşan yan temalarla okuyucunun anlam önceliklerine de olanak tanıyor. Güney Afrikalı yazar Nadine Gordimer, July?ın İnsanları?nda, iki toplumun insanlarını, yani, Güney Afrikalı siyahlarla, Avrupalı beyazları yan yana getirmiş. İki unsurun mekânsal yakınlıkları ?misyoner beyazlar?ın Afrika?daki varlıkları göz önüne getirildiğinde,

okumak için tıklayınız

Malina – Ingeborg Bachmann

Ingeborg Bachmann?ın başyapıtı Malina, her şeyin iç dünyaların yoğunluğunda yaşandığı, mutlak aşkın ve birey olma savaşımının romanı. Bachmann?ın sarsıcı bir saptamayla ortaya koyduğu gibi: ?Faşizm, atılan ilk bombalarla başlamaz, her gazetede üzerine bir şeyler yazılabilecek olan terörle de başlamaz. Faşizm, insanlar arasındaki ilişkilerde başlar, iki insan arasındaki ilişkide başlar…? Malina, ya da Günlük Cinayetlerin Romanı

okumak için tıklayınız

Lanetli Çocuk – Honore de Balzac

( * ) Dünya edebiyatının en önemli isimlerinden, kimilerine göre roman sanatının zirvesi sayılan Honore de Balzac?ın birçok romanını, Sönmüş Hayaller, Vadideki Zambak, Eugine Grandet, Köylüler ve Goriot Babası gibi önemli eserlerini iyi çevirilerle okuma şansı bulmuştuk. Ama üretken bir yazar olan Balzac?ın hâlâ Türçeleştirilmemiş birçok eseri var. Geçtiğimiz günlerde Yapı ve Kredi Yayınları, Kazım

okumak için tıklayınız

Çalgılı Bahçe – Simon Vestdijk

Hollanda kökenli dev yazarlardan biri olan Vestdijk, eğer ülkesi dışında daha iyi tanınmış olsaydı, adı Joyce, Kafka ve Proust’la birlikte anılabilirdi. ‘Çalgılı Bahçe’, Simon Vestdijk’in, ülkesinde ve Avrupa genelinde toplumsal sınıflar arasındaki ilişkileri yüksek entelektüalizmle yoğrulmuş, sertliği ve dosdoğruluğu ölçüsünde sevecen üslubuyla anlattığı ve 1930’lu yılların burjuva sınıflarında gerçek tokat etkisi uyandırmış romanlarının en ünlüsü.

okumak için tıklayınız

Lizbon Kuşatmasının Tarihi ? José Saramago

José Saramago’nun İpek Babacan çevirisiyle ‘Lizbon Kuşatmasının Tarihi’, bir redaktörün kelimelerle çevrili yaşamı etrafında kurgulanmış. Saramago’nun kendisinin de bir zamanlar redaktörlük yaptığı hatırlanırsa, kitabın hemen başındaki şu cümle daha bir anlam kazanır: “…düzeltmenlerin edebiyat ve yaşam konusunda çok deneyimli, ciddi kişiler olduklarını size hatırlatmalıyım…” Düzeltmenimizin adı, Raimundo Silva. Gramer kitaplarının, sözlüklerin ve ansiklopedilerin çevrelediği bir

okumak için tıklayınız

Toprak Kokusu ? Reşat Enis

“Reşat Enis, romanımızın temel taşlarından birisidir. Getirdikleri, götürdükleri tartışılabilir, ama onun bir yönü tartışılamaz, sonsuz namusu ve halk sevgisi. Bu sessiz, karınca gibi çalışkan adam gerçekçi romanımızın babalarından oldu. Toprak Kokusu’nda belki evrenin, insanın, doğanın büyük şiirini bulamayız ama, insanın katı gerçeğine başımızı küt diye vurur irkiliriz. O, hep irkilten bir yazardı. Onun için ilk

okumak için tıklayınız

Butes ? Pascal Quignard

( * ) Haksız yere topraklarından kovulmuş insanlar için boş bir sandalye bırakmak gerek. Onlara birazcık gün ışığı sağlamak gerek ortaya çıktıkları günden bu yana çoktan geçip gitmiş ?bin yıllara? rağmen ?saatler? içinde fazladan bir gün ışığı.? İçinde yaşadığımız gerçeklik, insanın nasıl yaşaması gerektiğini belirleyen verili durum, düşünce şekli, her ne kadar sistem dizgesine göre

okumak için tıklayınız

Ağlamak Güzeldir – Elfie Donnelly

İnsan sevdiklerini unutur mu hiç? Michael, annesi, babası, ablası ve dedesiyle mutlu bir hayat sürmektedir. Dedesi ile arasında çok özel bir bağ vardır. Ancak bir gün dedesinin eskisi kadar güçlü olmadığını fark eder. Çok çabuk yorulmakta ve çok fazla uyumaktadır. Dedesinin kanser olduğunu öğrendiğinde, bir şey ilgisini çeker Michi’nin: Yetişkinler bu hastalık hakkında konuşmaktan çekinmekte,

okumak için tıklayınız

Örnek Alınacak Hikayeler – Miguel de Cervantes Saavedra

Özgün adı Novelas Ejemplares (Örnek Alıncak Hikayeler) olan bu eserler aslında birer kısa roman modelidir. Bilindiği üzere o yıllarda bir Avrupa sanatı olarak roman türü henüz tekamül etmemiştir. Anonim halk anlatıları bazı din adamları tarafından derlenip yazıya geçiriliyordu. Bunlar kahramanlık, gezginlik ve serserilik anlatılarıydı. Aşk anlatıları da vardı tabii ki. Cervantes Örnek Alınacak Hikayeler’i yazarken

okumak için tıklayınız

Genç Kız ve Ölüm – Aysel Özakın

Roman içinde bir roman… Toplumsal baskı ve eşitsizliklerden fazlasıyla nasiplenen ülkemiz kadınının kendisini ve toplumu anlama, hakiki olabilme çabası. Ödül almak için İstanbul’dan Ankara’ya doğru yola çıkan yazar Nuray İlkin, yıllar önce canına kıymış Cumhuriyet kuşağının idealist bir öğretmeni olan annesinin anıları, politik eylemci kızı için duyduğu endişe ve bir süre önce terk ettiği kocasına

okumak için tıklayınız

Yaşamaya Bak – Nadine Gordimer

Irk ayrımının en sert muhaliflerinden Nadine Gordimer, genellikle Güney Afrika’da yaşanan ayrımcılıktan yola çıkarak sıradan insanların ahlaki ikilemlerini, pişmanlıklarını ve seçimlerini, sarsıcı bir anlatımla irdeler. ?Felaketler çok özeldir, tıpkı aşk gibi.? Güney Afrika’da yaşayan ekoloji uzmanı ve aktivist Paul Bannerman’ın hayatı, gördüğü kanser tedavisi sebebiyle yaydığı radyoaktivitenin çevresi için tehlike oluşturmaya başlamasıyla ironik bir hal

okumak için tıklayınız

Kırmızı Karanfil ? Reşat Enis (Aygen)

Kırmızı Karanfil, 1984 yılı başında yitirdiğimiz Reşat Enis’in son romanıdır ve ilk kez yayınlanmaktadır. Gerçek ile kurgunun iç içe geçtiği bu anı-romanda, yazarı yorulmazcasına gerçekleri yazmaya yönelten yaşam deneyimine, dönemin toplumsal ve siyasal çelişkileriyle birlikte tanık oluruz. Roman, yakın dönem İstanbul’unun tüm çarpıklıklarını katı bir gerçekçilikle, bir aydın gazetecinin eleştirel gözüyle okura sunuyor. Reşat Enis

okumak için tıklayınız

Bir Burjuvanın İtirafları – Sandor Marai

Bir Burjuvanın İtirafları, Macar yazar Sándor Márai?nin belki en önemli yapıtı ve iki dünya savaşı arası Macar edebiyatının en mükemmel örneklerinden biri olarak görülüyor. Yazarın, çocukluğunu, gençlik dönemini ve yetişkin bir erkek oluncaya kadar geçirdiği bedensel-ruhsal gelişmeyi dile getirdiği bu eser, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu?nun dağılmasından sonraki yıllarda Orta Avrupa burjuvazisinin kültürünü, düşünce tarzını, ahlak kurallarını ve

okumak için tıklayınız

Kaybedenlerin Öyküsü (Rock?n Roman) İstanbul Dörtlüsü 1 ? Hikmet Temel Akarsu

“Kaybedenlerin Öyküsü”, bir dörtlünün ilk kitabı. Hikmet Temel Akarsu, İstanbul Dörtlüsü adı altında toplayacağı bu çalışmasında, İstanbul’un belli çevrelerini şimdiye dek belki de hiç ele alınmadığı biçimde, alışılmadık, çarpıcı, hatta irkiltici bir açıklıkla işliyor. Konuya yabancı olunsa da insanlar, olaylar tanıdık geliyor. Yaşanmışlık üzerine kurulu bu dörtlünün ilk kitabı olan “Kaybedenlerin Öyküsü”, Kadıköy ve çevresine

okumak için tıklayınız