Kategori: Romanlar

Sonsuzluk İçin Yedi Gün – Marc Levy ‘her şeyin tüketim ve yabancılaşmaya temellendiği günümüz toplumunda sevgiye, dostluğa tutunmayı öneren roman’

Marc Levy, yirmi sekiz dile çevrilen ?Sonsuzluk İçin Yedi Gün?de (Sept jours pour une éternité), zamana karşı olan tutkusunu bir kez daha gündeme getiriyor. Sonsuzluk İçin Yedi Gün?de Şeytan ve Tanrı, dünyanın geleceğine karar vermek için bir araya gelirler. Korkunç bir meydan okumadır bu. İkisi de dünyaya en iyi ajanlarını gönderirler. Lucas ve Zofia?nın zafere

okumak için tıklayınız

Sallanmakta Olan Bir Gevezelik Kulesi Ve Ninni – Canan Koçak

Yaşam ve ölüm üzerinde söz sahibi olmak, bir nevi ?tanrılaşmak?. Mutlak bir güce sahip olduğuna inanarak, insanların yaşamlarını noktalamak yada küçük bir virgülle yola devam etmek. Yanlış anlaşılmasın, kimseyi yok etmeye niyetim yok, fakat insan, eğer elinde böyle bir güç olsaydı, acaba? demekten kendini alamıyor. ?Tek bildiğimiz, hiçbir şey bilmediğimiz? şiarıyla, doğru sandığımız bütün kavramları

okumak için tıklayınız

Körduman – Kemal Tahir

Kemal Tahir, köy romanlarının ilki Sağırdere (1955) ve onun devamı olan Körduman’da (1957) Çorum?un Yamören köyünden Kamil?in serüvenini merkez alarak köylünün sorunlarını, etik değerlerini, köyün ekonomik yapısını, tarih içindeki bağlarından koparmadan sergilemiştir. İkinci Dünya Savaşı başlamak üzeredir. Anadolu köylerinde traktör sesinin duyulmasına az bir zaman kalmıştır. Tüm dünyayla beraber Anadolu’da değişimlere gebedir. Bu koşullarda Sağırdere

okumak için tıklayınız

Leyla?nın Evi / Zülfü Livaneli – Tanıtan: Remziye Serap Ekim

Kimi zaman bir savaş bir kentin, bir ülkenin kaderini değiştirir, kimi zaman bir tek kişi koca bir ailenin… Kentlisi-köylüsü, varsılı-yoksulu, din hocası, söz sahibi bankacısı, gazetecisi… Her birinin bir nedenle ötekinin yaşamına girdiği, onu değiştirdiği günümüz Türkiyesi… Ve bir roman kahramanı gibi öne çıkan pırıltılı Boğaziçi?nde, Bosnalılar Yalısı. Ser verip sır vermeyen uğursuzluklarına günbegün inanılan

okumak için tıklayınız

Büyümemek İçin İnat Eden Bir Çocuk Ve Trampet’in Vurduğu Gerçekler – Canan Koçak

Bizler büyüdük ve çocuklar istese de, istemese de büyümeye devam ediyorlar. ?Tanıdığımız bütün çocuklar? bu ifade, çok iddialı belki bilemiyorum ve tabi kendi çocukluğumu da dahil ederek söylüyorum, çocuklar büyümenin neme nem bir şey olduğunu henüz keşfedemediklerinden midir nedir? ki büyük bir olasılıkla bu sebeptendir, biran önce büyüyüp, gelişme ve boy atma telaşı içindedirler. Oynadıkları

okumak için tıklayınız

iki Yeşil Susamuru: Buket Uzuner – Remziye Serap Ekim

“Pek az kadınla erkek birbirlerinin ruhlarını, bedenlerinden önce çırılçıplak görebilir. Pek çoğu da ruh kısmını çıplak olarak göremez; hiçbir zaman!” Bir an; kısa bir an birbirinin ruhlarını çırılpıklak gördüler. Yeni tanışmışlardı Nilsu ve Teoman.Yaralarını açtılar birbirlerine bütün açıklığıyla bu onlara iyi gelecek miydi ? Bir modern zamanlar romanı olan eserde seksenli yıllarda aydın çevrelerdeki ilişkileri

okumak için tıklayınız

Kirpinin Zarafeti – Muriel Barbery ‘Etrafı bayağılıklarla çevrili olsa bile bayağılığın erişemediği bir kadın.’*

On üçüncü yaş gününde intihar etmeyi planlayan on iki yaşında, son derece zeki ve üstün yetenekli bir kız çocuğuyla, müzik, resim ve felsefe meraklısı, Rus edebiyatı ve Japon sineması tutkunu elli dört yaşında bir kapıcının, kibar bir Japon beyefendisi sayesinde gelişen sıra dışı dostluğunu anlatan Kirpinin Zarafeti, Fransa?da yayınlandığı 2007 yılında 1.100.000 adetlik baskı sayısına

okumak için tıklayınız

Bazı Şehirlerde Sadece Tek Bir Mevsim Yaşanır, Yollar Hep Kapalı, Tutulacak Eller Hep Uzaktadır ? Canan Koçak

Küçük şehirleri bilir misiniz? Bodur binalar ve sonu hep aynı caddeye çıkan, sıkkın dar sokaklar, ki zaten küçük şehir dediğin böyle olur, belki birkaç fazladan devlet yapısı, o kadar. Yaşamaya gelince, ille de sıkıcı olacak diye bir şey yok elbette, dört duvar, iki pencere, birkaç parça eşya, her türlü şehirde yaşanan ve kurulan aynı mahpus

okumak için tıklayınız

Uyanışlar – Oliver Sacks ‘Yaşadığımız derin umursamazlık ve yadsıma eğilimlerinden silkinmemizi sağlayan bir kitap’

Uyanışlar, 1920’lerde dünyanın çeşitli yerlerinde görülen “uyku hastalığı” salgınının kurbanı yirmi hastanın ve kırk yıl sonra, Doktor Sacks’ın gözetiminde aldıkları “mucize ilaç” L-DOPA sayesinde inanılmaz bir şekilde “uyanmalarının” hikâyesi. 1973’te yayımlanan Uyanışlar, daha sonra bir belgesele, radyo ve sahne oyunlarına ve başarılı bir filme konu oldu. Oliver Sacks bu kitapta “uyanışlar”ın uyarlanma serüvenini de anlatıyor.

okumak için tıklayınız

Foucault Sarkacı – Umberto Eco ‘İrrasyonel düşüncenin 500 yıllık tarihinin 500 sayfalık bir serüveni’

Umberto Eco’nun ikinci romanı Foucault Sarkacı (Il pendolo di Foucault), kısaca, bilimdışı gerici düşüncenin 500 yıllık tarihinin 500 küsur sayfalık bir serüvenidir. 14. yüzyılda Templier tarikatının çözülmesinden başlayarak dünya çapında tasarlanmış hayali bir entrikayı konu alan, entrika ile gerçeğin iç içe geçtiği bir gerilim romandır. Kitabın adını aldığı Foucault Sarkacı, adını Fransız fizikçi Léon Foucault’dan

okumak için tıklayınız

Acının Askerleri – Burhan Günel ‘Savaş, korku, ölüm, kan, karartılmış geceler, soğuklar. Aç karınla uyunan uykular… Ve tek bir sözcük, her şeyin önüne geçip kendini kabul ettiriyordu: işgal.’

Burhan Günel, Mehmet Ali Yalçın Roman Ödülü’nü aldığı ‘Acının Askerleri’ adlı kitabında, Kurtuluş Savaşı’nda Fransız işgali altındaki Hatay’da yaşayan yaşlı bir Anadolu kadını Naime’nin son günlerini, Naime’yle torunu Zeynep arasındaki kuşak çatışmasını ve bir ülkenin ne şartlarda kurtarıldığını anlatıyor. * “Her yazarın egemen olduğu bir coğrafya vardır. Burhan Günel’in coğrafyası Hatay/Antakya’dır. Günel, yağmurlu bir göğü,

okumak için tıklayınız

Masumiyetin Yitirilişi Ve Tarihin Çocuk Gözleri? – Canan Koçak

Altı yaşında bir çocuk, çevresinde gelişen olaylardan hangisini anlar, kavrar yada yorumlar? Soyut ve mantıklı düşünemez elbette, ama doğru olan bir şey vardır, o da bazı şeyleri somutlaştırmaya başladığı ve artık duyguları ile düşünebildiğidir. Oyun çağının birçok özelliğini taşısa da, okula gidebilecek yeterliliğe sahip olduğu genel kabul gören özelliklerinden biridir. Hayal dünyası, varsa yoksa hayal

okumak için tıklayınız

Dehşet Miğferi – Victor Pelevin

Viktor Pelevin’in ‘Dehşet Miğferi’ Eski Yunan mitolojisinden bir hikâyeye dayanıyor. Theseus ve Minotauros, klasik bir kahramanlık miti. Theseus, savaşta yenildiği için yedi erkekle yedi genç kızı boğa başlı canavar Minotauros’a yem olması için Girit’e vermekle cezalandırılır. Theseus, Minos’un kızı Ariadne’ye âşık olduğu için bu canavarı bulup öldürmek zorundadır. İşte Pelevin bu kahramanlık öyküsünü, günümüzün başlıca

okumak için tıklayınız

Filin Yolculuğu – José Saramago ‘Katı ve önyargılarla dolu engizisyon Avrupa?sını Batı?dan Doğu?ya kat eden fil terbiyecisinden ve filden insanlık dersleri’

José Saramago ‘nun 2009 yılının Mayıs ayında çıkan romanı ‘Filin Yolculuğu’nda, Portekiz kralı III. João’nun, kuzeni Kutsal Roma-Germen İmparatoru II. Maximilian’a hediye olarak gönderdiği sevimli fil Süleyman’ın Lizbon-Viyana yolculuğunu anlatıyor. Saramago severleri şaşırtacak bu keyifli roman, bir yandan da filin gariban ama köylü kurnazı terbiyecisi Subhro ile kafileye eşlik eden soylular bağlamında filin tanık olduğu

okumak için tıklayınız

Ökse – Burhan Günel ‘Yoksul insanların girdikleri çıkmazdan kurtulabilmek için çırpınışlarının, tutunacak bir dal arayışlarının öyküsü

Burhan Günel’in 1972 yılında yayımladığı ilk romanı “Ökse”, yoksul insanların gerçek öyküsüdür. Toplum yapısındaki bozuklukların yarattığı ökse insanlarıdır onlar ve girdikleri çıkmazdan kurtulabilmek için çırpınışlarının, tutunacak bir dal arayışlarının öyküsü Ökse’de yalın bir dille sergilenmektedir. “Adam tütün tabakasını açtı, ince kâğıda tütünü yaydı. Sonra yuvarladı, diliyle yaladı, yapıştırdı. İsli gaz lambasını aldı, camın üst deliğinden

okumak için tıklayınız

Lucas Diye Biri (Un Tal Lucas) – Julio Cortázar

Julio Cortázar bu kitabında Lucas diye birinin serüvenlerini anlatıyor. “Yaşlandıkça anlıyor onu öldürmenin kolay olmadığını. Bir ejderha olmak kolay ama onu öldürmek kolay değil, çünkü çok sayıdaki kafasını (bu sayı danışılabilecek yazarlara ve hayvanat kitaplarına göre yediyle dokuz arasında değişiyor) keserek öldürmek gerekiyor, ancak en azından bir tane iyi kafayı alıkoymak zorunluluğu var, çünkü ejderha

okumak için tıklayınız

Çocuğun Öyküsü – Peter Handke

Yugoslavya’nın bölünmesine yol açan savaşı ve NATO’nun Sırbistan’a olan saldırısını, barıştan yana tutumunu göstermek amacıyla 1974 yılında aldığı George Bueckner Edebiyat Ödülü’nü iade eden *”romanları, tiyatro oyunları, deneysellikten hoşlanan usta kalemi “sıra dışı bir aydın olarak tanınan Peter Handke, Çocuğun Öyküsü’nde (Kindergeschichte) tüm güzelliği ayrıntılarında gizli olan bir konuya, çocuk ve yetişkin arasındaki iletişime odaklanıyor.

okumak için tıklayınız

Huzursuzluğun Kitabı – Fernando Pessoa

Huzursuzluğun Kitabı (Das Buch der Unruhe) Fernando Pessoa?nın en önemli yapıtıdır. Pessoa?nın bu kitabında yer alan düzyazıları sosyolojik, politik ve filozofik özellikler taşıyor. Uzmanlara göre, Pessoa?nın bu kitabından alınan tadı ancak Friedrich Nietzsche?nin yapıtları verebilir. Ancak ne yazık ki Pessoa, kendisinin şimdi ulaştığı bu büyük ismi yaşarken hiç hissetmedi. O hayattayken ancak çevresindeki arkadaşları tarafından

okumak için tıklayınız

Mehmet: Fay Kırığı 1 – Mehmet Eroğlu. Toplumun fay hatlarını konu alan bir roman.

Mehmet Eroğlu?nun 2009 yılının Mart ayında yayımladığı romanı ‘Mehmet: Fay Kırığı-1’ uçurumun kenarına götürülen ülkemizin çatlaklarını konu alan üçlemenin ilki. *”Roman, birbirlerinden çok farklı yaşam biçimi ve inançlarla yaşayan sınıfların kopukluklarını anlatıyor. Yazar ?fay kırığı? ile toplumsal anlamda kopuklukları ve bunun tehlikelerini dile getiriyor. Yine mecazi anlamda bu toplumun büyük depreminin nedeni olarak da toplumsal

okumak için tıklayınız

Varolmayan Şövalye – İtalo Calvino ‘varolan ile varolmayanın çatışması”

İtalo Calvino, ‘İkiye Bölünen Vikont’ ve ‘Ağaca Tüneyen Baron’dan sonra Atalarımız üçlemesinin son halkası olan ‘Varolmayan Şövalye’ adlı yapıtını 1959 yılında yayınlar. Varolmayan Şövalye?nin kahramanı Agilulfo, çok yiğit ve soylu bir şövalye olmakla beraber, bir tek kusuru vardır: varolmamaktadır. Daha doğrusu parlak, gösterişli bir zırhtan ibarettir, ama ne yazık ki zırhın içi boştur. Soğuk bir

okumak için tıklayınız