Kategori: Sanat

Nietzscheci sanat anlayışının trajedisi

Nietzscheci sanat anlayışı trajik bir anlayıştır. İki ayak, iki ilke üzerine oturur. Bu iki ilkeyi çok eski ama aynı zamanda da geleceğin ilkeleri olarak kavramak gerek. Öncelikle sanat, “çıkar gütmeyen” bir faaliyetin, “hayır işinin” karşıtıdır: İyileştirmez, sakinleştirmez, yüceltmez, tazmin etmez; ne arzuyu, ne güdüyü ne de istenci “tatmin eder”. Tam tersine, sanat, “gücün iradesinin uyarıcısıdır”, “istemeyi tahrik eder”. Bu ilkenin eleştiri

okumak için tıklayınız

Aşk Birdenbire, İmge Birdenbire – Zafer Köse

Zaten Herkes Bir Denizdir Doğuştan! Onur Behramoğlu’nun son kitabından yola çıkan sözler. SÖYLEŞİ: ZAFER KÖSE Sanat uzun hayat kısa. “Sanat” derken “hekimlik” kastedilerek Hipokrat tarafından söylenen bu söz, yüzyıllar boyunca anlamı genişleyerek yaşıyor. En çok da bir insandan daha uzun yaşayacak yapıtlar üretmekle, kültür sanat çalışmalarıyla ilgili kullanılıyor.

okumak için tıklayınız

Estetiğe Plehanov Köprüsü – B.Sadık Albayrak

Çok uzak bir benzetme ama, Plehanov’un Ekim Devrimi’ne karşı tavrı ile Kwai Köprüsü filminin esir İngiliz subayının, Japonlar için inşa ettikleri köprüyü kurtarmak istemesi, bende hep ortak çağrışımlar uyandırmıştır. Filmi görmeyenler için özetlemekte yarar var. İkinci Emperyalist Paylaşım Savaşı sırasında Japonlara esir düşen bir İngiliz ve Amerikalı asker grubu Kwai nehri üzerine bir demiryolu köprüsü

okumak için tıklayınız

Mimarın Soluğu – İhsan Bilgin

İsviçreli mimar Peter Zumthor, 1990’larla birlikte gelen enformasyon ve iletişim yönelimli ikinci postmodern dalgaya en keskin direnci gösteren kültür muhaliflerinin başında geliyor. Yazılı ve sözlü siyasi bir karşı koyuş değil bu; yaptığı işle, söz ve imge dolaşımı üzerine kurulu bu dünyanın umurunda bile olmadığını bir kez daha dışavurmuş oluyor. Üstelik de her seferinde başka bir

okumak için tıklayınız

Mona Lisa’nın çalınması ve Pablo Picasso ‘nun hırsızlıkla suçlanması

21 Ağustos 1911 Pazartesi gününe denk geldiği için Louvre müzesinin kapalı olduğu günlerden biriydi. Ufak tefek tadilat işleri yapıldığı bir gündü ve Leonardo’nun Mona Lisa’sının vitrini de yeniden düzenlenen yerler arasındaydı. O sabah, birçok müze memuru, resmin her zamanki yerinde asılı olmadığını fark etmişti. Fakat resmin, görevli müze fotoğrafçısı tarafından alındığını ve stüdyoda resimlerinin çekildiğini

okumak için tıklayınız

Sanatçı ve Aydın Olmak – Nejdet Evren

“Hiçbir şair, hiçbir sanatçı, kendi anlamını yalnız başına tam olarak taşıyamaz” S.T.Eliot, (1) Her sanatçı doğduğu ve çevresinde kendini hazır bulduğu tarihsel ve toplumsal doku içerisinde varlık kazanır. Onun, içinde bulunduğu toplum-zamanından farklılaşabilmesi, toplumsal olgularla yaşayacağı çatışmalar sonucunda oluşturacağı öznelliği, kimliği ile yakından ilgilidir.

okumak için tıklayınız

İstanbul’da Bir Pınar – Zafer Köse

Cervantes’ten beri roman okuruz. Aslında hikayelerle olan ilişkimiz çok daha eski tarihlerden gelir. Destanlar, masallar, hatta mağara duvarlarına çizilen resimler var. İnsanın günlük hayatı ve içinde yaşadığı toplulukla ilişkisi değiştikçe, onun hikayesini anlatma yolları da değişti. Ve elbette hayatın değişmeyen yönleri gibi, anlatının da değişmeyen yönleri devam etti. Biliyoruz ki, iyi romanlar insanları kabaca “iyiler

okumak için tıklayınız

Güzellik, Güçlük… Yaşlılık – Zafer Köse

Canlı türlerinin hemen hepsinde, bireyler yaşlandıkça, içinde yer aldıkları toplulukta fazlalık haline geliyorlar. Özellikle göç eden veya sıkça yer değiştiren toplulukların, gruba yük olacak yaşlı bireyleri terk ettiği biliniyor. İlkel Topluluktan Uygar Topluma kitabında Alâeddin Şenel’in anlattığı gibi, insan türü bu konunun dışında kalmıyor. İnsanlığın avcılık-toplayıcılık döneminde fiziksel etkinlik ve dolayısıyla gençlik sağ kalmak için

okumak için tıklayınız

Takvadan markaya

Kemal İnal, Nuray Sancar ve Ulaş Başar Gezgin’in hazırladığı ve 40 yazarın yazılarının yer aldığı Marka Takva Tuğra- AKP Döneminde Kültür ve Politika isimli kitap, AKP dönemini kültür politikaları ekseninde mercek altına alıyor. Kitap, AKP’nin iç ve dış siyasetinden ziyade, partinin “her kesimi kucaklayan” söylemi ardındaki sınıfsal analizinden kamusal alana çıkışı ve kendi yaşam tarzını

okumak için tıklayınız

“Sanatçı, yalanla ve kölelikle uzlaşamaz, çünkü…” Albert Camus

Ben kendi hesabıma sanatım olmadan yaşayamam. Ama, bu sanatı her şeyin üstüne koymuş da değilim. Tersine, onsuz edemeyişim, onun beni herkesle bir etmesi ve olduğumdan başka türlü olmaksızın herkesle bir düzeyde yaşatmasıdır. Sanat, benim için tek başına tadı çıkarılan bir şey değildir. Sanat bence, en büyük sayıda insanı, ortak acılar ve sevinçlerle coşturacak görüntüleri, biçimleri

okumak için tıklayınız

Antik Dönemde Felsefe ve Sanat – Didem Demiralp

Felsefe ve sanat… Gerçekliğe ulaşma çabasında kendi yolunu çizen iki bağımsız alan… Buluştukları ortak nokta ise insan… Onları, birbirinden ayrı düşünülmesi imkânsız iki unsur kılan… Antik Çağ’ın felsefesini ve sanatını da böylesi düşünsel bir bütünün parçaları olarak görmeyi zorunlu kılan…

okumak için tıklayınız

Popüler Kültür ve Tekrarlanan İmajlar – Burak Satar

“Çoban olmayacak ama tek bir sürü olacak! Herkes aynı şeyi arzulayacak, herkes eşit olacak; Başka türlü düşünen kendiliğinden tımarhaneye girecek En kurnazları ‘Eskiden herkes deliydi’ diyecekler ve göz kırpacaklar. Herkes akıllı olacak, herkes eskiden olup bitenleri bilecek; Herkesin sonsuz bir alaya alacağı bir sürü şey olacak. Yine kavga edilecek ama mide sancısından korkulduğu için hemen

okumak için tıklayınız

Filistin Sokaklarını Tuval Olarak Kullanan Banksy’den 16 Duvar Resmi

Banksy’den ikinci Gazze çıkarması: Dünyanın en büyük açık hava hapishanesine ‘turistik’ gezi Dünyaca ünlü sokak sanatçısı Banksy, 2005’teki ziyaretinin ardından bir kez daha Gazze’ye giderek, geçen yaz İsrail’in hava saldırılarının ardından harabeye dönen kentte yeni eserler yaptı. Banksy bu çalışmalarını iki dakikalık bir belgeselde topladı.

okumak için tıklayınız

Leonardo da Vinci’nin 2. Dünya Savaşı boyunca Hitler’den gizlenen otoportresinin hikâyesi

Dünyanın en ünlü otoportrelerinden biri İtalya’nın kuzey bölgesinde yer alan bir şehir olan Torino‘da sınırlı bir süre için sergilenecek. Tarihin en büyük dahilerinden Leonardo da Vinci‘ye ait olan bu hassas ve kırmızı tebeşirle çizilmiş, 500 yıllık portreye dair çok az şey bilinse de bazıları onun birtakım mistik güçleri olduğuna inanıyor.

okumak için tıklayınız

Bir Livaneli Adası – Zafer Köse

Yeryüzü cenneti bir adada, ormanlar arasındaki kırk konutta yaşayan insanların hikayesi, Son Ada’da anlatılan. Adanın asıl sahibi olan martılarla dengeli ve saygılı bir ilişki geliştirilmiştir. Onların yumurtlamak ve yaşamak için gereksinim duydukları alanlara girilmemektedir. Adadaki insanlar arasındaki ilişkiler de bir cennet anlayışını yansıtır. Hesapsız dostluklar, tasasız günler, huzurlu hayatlar yaşanmaktadır. Değerli bir fıstık çeşidinin yetiştiği

okumak için tıklayınız

Mimarlık Diye Bir Şey – Zafer Köse

Zülfü Livaneli, zaman zaman Hanns Eisler’ın bir sözünü hatırlatır: “Sadece müzikten anlayan, aslında müzikten de anlamaz.” Sadun Aren, bilindiği gibi, sosyalizm mücadelesinde bedeller ödemiş, yıllarını feda etmiş bir iktisat profesörüydü. Siyasal mücadelesi kadar üniversitedeki hocalığını da önemsiyordu. Derslerin hayatla bağlantı kurularak anlatılmasının ve bilgilerin dünyayı anlamak için kullanılabilecek hale getirilmesinin, hiçbir siyasal yönlendirme yapmadan da

okumak için tıklayınız

Eric Hobsbawm, Parçalanmış Zamanlar’da yakın geçmişimizdeki kültürel değişimlerin dinamiklerini çözümlüyor.

Sanırım kültür tartışmasını da yeterince yapamıyoruz. Geçen yüzyılımıza dalıp şimdiki toplumun nasıl bir kültür içinden çıktığına ilişkin toplumbilimsel araştırmalar var, onlara dönüp bakabiliriz ama gene de sözgelimi günlük yaşam kültürüne ilişkin nitelikli çözümlemeler pek az. Kültür tarihi asıl olarak saray tarihçiliği çevresinde dönerken sıradan insanların hayatına sokulmakta pek istekli olmadı. Cumhuriyet döneminin gönüllü ya da

okumak için tıklayınız

İnsanüstü görme yeteneği olan kadınlar

Nasıl oluyor da bazı insanlar başka kimsenin algılayamadığı “görünmez” renkleri görebiliyor? Concretta Antico, öğrencilerini resim dersi için parka götürdüğünde onlara gördükleri renklerin tonları ve parıltılar konusunda bilgi veriyor, “Suyun üstündeki ışığa bakın; o kayanın üstündeki pembemsi parıltıyı, yaprağın kenarındaki kızıllığı görüyor musunuz?” gibi sorular soruyormuş. Öğrencilerin hepsi de kafa sallıyormuş. Antico ancak yıllar sonra anlamış

okumak için tıklayınız

Kendi Dünyasını Yaratan Sanat

Daniel Frampton’un 2006’da “sinemayı yepyeni bir tarzda anlamak için manifesto niteliğinde yazdığı, Filmozofi adlı kitabı 2013 tarihinde Cem Soydemir’in çevirisi ile Metis yayınları tarafından basılmıştır. Sinema izleme deneyim ve pratiklerinin giderek değişime uğramakta olduğu günümüzde, Frampton kitabında “sinema ile gerçeklik arasındaki kavramsal bağı” sorgulamayı dener ve “sinemanın istediği her sahne ve nesneyi bilinçli olarak öne

okumak için tıklayınız