INGEBORG BACHMANN
Malina Toplu Şiirler Radyo Oyunları Otuzuncu Yaş – Bütün Öyküler Bu Tufandan Sonra / Ingeborg Bachmann?dan Seçme Yazılar Frankfurt Dersleri Dar Zaman
okumak için tıklayınızOkuyun ama yutmayın, çiğneyin.
Malina Toplu Şiirler Radyo Oyunları Otuzuncu Yaş – Bütün Öyküler Bu Tufandan Sonra / Ingeborg Bachmann?dan Seçme Yazılar Frankfurt Dersleri Dar Zaman
okumak için tıklayınızHem ülkemizde hem de ülkesinde Osmanlı ve Ortadoğu tarihi üzerine yaptığı araştırmalarıyla tanınan Amerikalı bilimadamı Donald Quataert?ten yine ilginç ve önemli bir çalışma. Quataert bu araştırmasıyla, bugüne dek doğruluğu tartışılmayan, Sanayi Devrimi sonrasında gelişen koşullara ayak uyduramayan Osmanlı sanayiinin çöktüğü tezini çürütüyor. Osmanlı, Avrupa ve Amerikan arşivlerinden ulaştığı önemli belge ve bilgilerle araştırmasını zenginleştiren yazar,
okumak için tıklayınızBilim ve Gelecek Dergisi’nin 76. sayısı çıktı! “Avrupa Uygarlık ile Nasıl Tanıştı? ENDÜLÜS” kapağıyla çıkan derginin 2010 Haziran sayısında yeralan tanıtım yazılarını aşağıda sunuyoruz. Avrupa?nın batısındaki Doğu Endülüs – Alp Hamuroğlu Fethedildiği dönemde İspanya düzensiz ve istikrarsız, kitleler ise yoksul ve çaresizdi. Bu manzara İslam devletiyle birlikte tamamen değişti. Üretim ve güven ortamı doğdu. Endülüs
okumak için tıklayınız( * ) Franco Moretti edebiyat üzerine ilginç teorileri ve modelleriyle tanınan Marksist bir edebiyat eleştirmeni. Moretti sadece tekil edebiyat metinleriyle uğraşmıyor; farklı metinlere, aynı tarihsel dönemde yazılmasalar bile, sürekli göndermeler yaparak, aralarındaki bağları, süreklilik ve süreksizlikleri de serimlemeye çalışarak teoriler üretmeye çalışıyor. Modern Epik adlı kitabında da gösterdiği üzere edebi geleneklerin izini sürüyor, bir
okumak için tıklayınızResmi Tarih yazıcılarının “Kurtuluş Savaşı Kahramanları” olarak öne çıkarttığı bir çok komutanın Amerikan Mandacılığını savunduğu, kurtuluş umudunun Kaf Dağı´nın ardında, ulaşılması olanaksız bir hayal olarak değerlendirildiği işgal günlerinin karanlığını parçalayan genç bir Çerkes, hapishanelerden çıkarttığı katillerden ve eşkıya çetelerinden oluşan bir ordu kurarak işgale karşı ilk silahlı direnişi başlattı. Yunan Ordusunun ilerleyişini durdurduğu, Ankara´daki Meclisi
okumak için tıklayınızGüneş yeni batmıştı. Dağın doruklarından hayatımın kederli çizgilerini seyre dalmıştım. Kan Çizgisi: Bir çocuk masumuyetinde kendimi dünyanın kurtuluşuna vermiştim. Her şey benim düşündüğüm gibi olmalıydı. Yaşam, benim yüzdüğüm nehirlerde akmalıydı. Bahar, benim sevdiğim, kokladığım çiçeklerde yaşanmalıydı. Sevdalar, benim yüreğimden geçen sözcüklerin anlamında yaşanmalıydı. Ve bütün bunlar adına kan akıttım; başka dünyalarda yaşananları, hayalleri, güzellikleri yoksayarak.
okumak için tıklayınızKır ve bunun bir parçası olan köy, başta kamu yönetimi, sosyoloji, iktisat ve coğrafya olmak üzere birçok bilim dalının ilgi alanına giren bir konudur. Özellikle kırsal alandaki yönetim birimlerinin yapısı, sosyolojik özellikleri, başat etkinlik olan tarım ve kırsal kalkınma konuları öteden beri ilgi duyulan konular olmuşlardır. Buna karşın ülkemizde bu konuları bütüncül açıdan ele alan
okumak için tıklayınız“Bu çalışma, araştırmacımızın ifade ettiği gibi Türkiye’de 1980 sonrasında yeni liberal politikalarla bezenen ihracata dayalı sanayileşme modeli ile büyümenin hedeflenmesiyle bir kenara itilen tarımsal faaliyetler, sosyal bilim çevrelerince yeterince dokunulmayan bir alan olarak kalırken bu çalışma bütünüyle dokunmayı seçmiştir. Çalışmanın özgünlüğü de dokunulmayan alana dokunmakla başlamaktadır. Ve de tarımsal alanda yapılan dipsiz bir kuyuyu andıran,
okumak için tıklayınız( * ) Metin Köse?nin romanı Mükellefiyet, atfedilen kişileriyle anlamlı bir giriş yapıyor. ?Başmadenci babam Hasan Köse ve grizularda gözyaşlarıyla kuyubaşında bekleyen annem Şaziye Köse anısına…? Yazar, geçen hafta Türkiye?yi yasa boğan grizu patlamasına uzak biri değil anlayacağınız ve bu romanı yazması boşuna değil. Roman, tabiri caizse ?kara elmas? serüveninin en başından başlıyor. 1867 yılında
okumak için tıklayınız( * ) Zonguldak?ın madenci kasabalarından Armutçuk?un 1980?ler sonrası yaşadığı yıkımın belgesel bir çalışması olan bu kitap/albüm, Halkevleri fotoğraf grubu tarafından gerçekleştirilmiş. Zonguldak?ın madenci kasabalarından Armutçuk?un 1980?ler sonrası yaşadığı yıkımın belgesel bir çalışması olan bu kitap/albüm, Halkevleri fotoğraf grubu tarafından gerçekleştirilmiş. Neoliberal politikaların kamusal olanı nasıl parçalayıp yok ettiğini fotoğraflar eşliğinde canlı tanıkların anlatımıyla bizlere
okumak için tıklayınız(*) 1. BİR MODERN CANAVAR SOSYOLOJİSİNE DOĞRU Burjuva uygarlığının korkusu iki adda özetlenir: Frankenstein ve Drakula. Canavar ve vampir, 1816 yılında, Cenevre yakınlarındaki Villa Chapuis?un bir çalışma odasında, bir arkadaş grubunun yağmurlu bir yaz gecesini geçirmek için oynadıkları bir sosyete oyunundan birlikte doğarlar. Endüstri devriminin en hızlı döneminde doğduktan sonra, 19. yüzyıl sonundaki kritik dönemde,
okumak için tıklayınızTarihçi Dr. Candan Badem’in Birzamanlar Yayıncılık’tan çıkan yeni kitabının başlığı Çarlık Rusya’sı Yönetiminde Kars Vilayeti. Kitapta, 93 Harbi olarak adlandırılan 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı sonunda Rusya’nın ilhak ettiği ve Mart 1918’e kadar çarlık yönetiminde bir vilayet (Rusçasıyla oblast) oluşturan üç Osmanlı sancağından (elviye-i selase) ikisinin 1878-1914 yılları arasındaki öyküsü anlatılıyor. Osmanlı devletinin Batum, Çıldır ve Kars
okumak için tıklayınız“Bu büyük eseri birkaç satırda özetleme iddiasından uzağız. Bununla birlikte, belirli noktalarını işaret için göstermemiz gerekir ki, Spinoza’nın açıklamasında tuttuğu sıraya rağmen, hakiki başlangıç noktası Descartes’tan ya da başka bir yazardan çıkarılmış bir cevher teorisi veya fikri değildir. (…) O kendi duygulanışlarının şuuruna sahiptir; nitekim, bir Bedeni olduğunu ve Beden hayatının hangi şartlarda sürüp gittiğini
okumak için tıklayınızBir yandan trajediler, Ulysses, Çorak Ülke ve Balzac romanları gibi “yüksek edebiyat” klasiklerini, bir yandan da Dracula ve Frankenstein gibi kült korku romanları, Sherlock Holmes öyküleri ve “acıklı” çocuk edebiyatının ünlü örnekleri Çocuk Kalbi ve Pal Sokağı Çocukları gibi “kitle kültürü” ürünlerini aynı esprili üslupla yorumlayabilen denemeler… Yazarın temel meselesi bu edebi eserlerde yazıldıkları dönemin
okumak için tıklayınızAkira Kurosawa, “Raşomon”, “Yedi Samuray”, “Ran”, “Kagemuşa” ve “Düşler” adlı filmleriyle 20. yüzyılın dev sinemacıları arasında eşsiz bir yere sahip olan ve kamerasını her zaman “insanlığın büyük serüveni”ne çeviren nadir yönetmenlerden. Kendisinin “otobiyografi gibi bir şey” diye nitelediği bu kitabındaysa, hayatının başlıca dönüm noktalarını, onu sinemanın büyülü evrenine sokan ağabeyiyle ilişkisini, ilk ustası bildiği Yamomoto”dan
okumak için tıklayınızDiyalektik düşüncenin kökenleri açısından Hegel?e olduğu kadar Marx?a da esin veren Herakleitos?un Doğa Üzerine adlı yapıtından günümüze kalan Parçalar?ı, şair Alova?nın şiir diliyle yaptığı çeviriyle sunuyoruz. Alova?yı Parçalar?ı Kırık Taşlar başlığı altında bir araya getirerek çevirmeye yönelten etkenlerin başında, Eski Yunanlı filozofun ateşe, suya, toprağa, güneşe ?çıplak akıl?la bakarak evrensel yasaları çözmeye çalışması, diyalektik düşünceyi
okumak için tıklayınızAlman tekelleri 1933?de Almanya?da oluşan faşist diktatörlük ile Avrupa?daki ve sonuçta dünyadaki egemenliklerini kurmaya çalıştıklarında, Kaiser Wilhelm dönemindeki ?Bağdat Trenyolu Politikası?na tekrar el atmışlardı. İstemeyerekte olsa, bazı bölgelerdeki yöntemlerini değiştirmek zorunda kalmışlardı. Çünkü artık karşılarında, sadece yıkılmakta olan Osmanlı İmparatorluğu değil, Britanya ve Fransız mandasındaki bölgeler ve ?Entente ? Emperyalizmine? karşı ulusal kurtuluş savaşını (1919
okumak için tıklayınız1904 yılında Almanya?nın Güneybatı Afrika?daki sömürgesinde, işgalci Almanlar ile yerli Herero ve Hotantolar arasında kıyasıya bir savaş başlar. Ön saflarda, halkının özgürlüğü için savaşan eski bir maden işçisi vardır: Jakob Morenga. Uwe Timm, savaşın simge ismi Morenga?ya ve onun temsil ettiği onurlu, Almanlara göre ?isyancı? Afrika insanına saygı duruşu niteliğinde bir kitap yazmış; gerçek ile
okumak için tıklayınızRıfat Ilgaz, çocuk romanlarında da, öteki yapıtlarında olduğu gibi son derece yalın bir dil kullanmıştır. Sıcak, insanı sarıveren akıcı bir anlatımı vardır. Özellikle Bacaksız’ın Başından Geçenler dizisinde; çocuklar arasındaki diyaloglar, kullanılan sözcükler, yakıştırmalar, takılan lakaplar son derece yerli yerine oturmuştur. Zorlama yoktur. Bunda yazarın çocuklara sevgiyle yaklaşması kadar, onları yakından gözlemleyip tanıması da etken olmuştur
okumak için tıklayınız