Görme Kılavuzu – Hasip Akgül

?Postmodernizm bir aydın düşmanlığıdır. Cehalete övgüdür. İnsanlığın düşünce planındaki kazanımlarına karşı bir hunhar savaştır. İşte bu sırada Hasip Akgül?ün ?Görme Kılavuzu? başlıklı denemelerini sevinerek ve bir ölçü de kıvançla okudum. Nedeni şu: Aktüaliteye, günlük sorunlarımıza, bilgi ile düşünce ile düşünme ile ve insan aklının kazanımlarını harekete getirerek yaklaşmaya çalışıyor, buna ihtiyacımız vardı. Ben ?deneme? tadı

okumak için tıklayınız

Batı sanatında modernizm ve postmodernizm – Cavit Vedat Demirkol

Cavit Vedat Demirkol?un 2008  yılında yayınlanan Batı Sanatında Modernizm ve Postmodernizm adlı çalışması tarih içindeki büyük insanlaşma mücadelesinin sanat alanındaki izlerini sürmektedir. Çok eski çağlardan günümüze kadar, düşüncenin, inançların, politikaların bir biçim altında ifade edilebilmesinin geçirdiği evreler, aynı zamanda insanın toplumsal varlığının evriminin de çizgilerini taşır. Demirkol?un elinizdeki dev çalışması, bu büyük ve karmaşık sürecin

okumak için tıklayınız

Devlet Ana – Kemal Tahir

Kemal Tahir’in 1967 yılında yayınladığı, 1968 Türk Dil Kurumu Roman Ödülü’nü alan Devlet Ana romanı, Osmanlı Devleti kurulmadan önceki Anadolu’nun görünümünü ve Anadolu insanının özlemlerini anlatırken onların güçlü güvenli adaletli bir devlete duyduğu ihtiyacı da açığa çıkarmaktadır. Kemal Tahir’in en önemli romanlarından kabul edilir. Eser adını roman kahramanı Devlet Hatun’dan alır. Dört bölüme ayrılmış olan

okumak için tıklayınız

Kafka’nın kederi – Ahmet Ümit

Kafka, günlük yaşamın tekdüzeliğini olduğu gibi anlatmak yerine, sıkıcı gerçekliğin sınırlarını aşarak sembol ve imgelerden oluşan bir labirent yaratmıştır. Eş dost sohbetlerinde sıradışı yazarlardan söz açılınca, aklıma önce Kafka gelir. Bende bu düşünceyi yaratan Kafka’nın yazın alanında biricik olmayı başarmış, varolandan farklı bir tarz ve yöntemle metinler kaleme olması değildir. Daha çok onun metinlerinin satır

okumak için tıklayınız

Fransız Devrimi?nde Kadın: Eksik Yurttaş (Woman In The French Revolutıon: Defıcıent Cıtızen) – Araş. Gör. Diren Çakmak

Fransız Devrimi’nde eşitsiz bir rol dağılımı olduğunu söylemek mümkündür. Bununla beraber Fransız Devrimi?nin kadınların tarihinde yeni bir sayfa açmış olduğu bir gerçektir. Çalışmanın amacı, kadının tüm zaman ve mekanlarda var olma mücadelesinin bir örneği olan Devrim içindeki konumunu tam da Devrim içinden göstermektir. Bu bağlamda çalışmada, devrimde kadının rolüne, kadın haklarının formülasyonlarının nasıl yapıldığına yer

okumak için tıklayınız

Sıcak Öğle (Hot Noon) – Yordan Radiçkov

Radiçkov’un romanlarını, öykülerini okurken, bir anıştırmanın bir genellemeye gideceğini bekler, eğlendirici bir fıkrayla karşılaşırız; bir fıkranın renk değiştirerek meselleşeceğini düşündüğümüz sırada, fıkra birden balon gibi patlar, gözü ve imgelemi ürperten, rengârenk, cümbüşlü sular sıçratır. Tuhaf kişiler, şiirsel bölümler, canlı resimler, atak gülünçlükler, saçma ham hayaller alayı, alaca renkleriyle okuyucunun gözü önünde fırıl fırıl döner, onun

okumak için tıklayınız

Şato – Franz Kafka ‘Kafesin biri, bir kuş aramaya çıktı’

Franz Kafka 1922?de yazmaya başladığı üçüncü romanı Şato?yu (Das Schloss) tamamlamadan bırakmıştır. Şato, sanki bitmiş gibi hissedilen, bitmemiş bir roman olarak basit bir dille dünyanın labirentlerini anlatmış ve en garip fantezilerle en derin gerçeği ortaya koymuştur. Sağlığı giderek bozulan Kafka 1922 ilkbaharında malulen emekli edildi. Yazar bu tarihten sonra Şato (Dos Schloss) üzerinde çalışmaya başladı.

okumak için tıklayınız

Theodor W. Adorno’nun Hayatı

Alman düşünür, sosyolog, müzikbilimci ve besteci Adorno, gerçek adıyla Theodor Ludwig Wiesengrund 11 Eylül 1903’te Frankfurt am Main’da doğdu. Yahudi bir şarap tüccarı olan Oscar Wiesengrund ile Cenovalı bir aileden gelen ses sanatçısı Maris Calvelli Adorno’nun tek çocuğuydu. Theodor Ludwig Wiesengrund, annesinin kızlık soyadı olan Adorno’yu kullanmayı tercih etti. 17 yaşında müzik eleştirileri yazmaya ve

okumak için tıklayınız

Son Bakışta Aşk, Walter Benjamin

“Walter Benjamin, geçmişi sonraki kuşaklara aktarılacak bir hazine olarak değil, bir enkaz olarak görüyordu. Kültürün sürekliliğini oluşturan değerleri değil; tüketilmiş, bir kenara atılmış nesneleri, kültürel artıkları toplamayı, “tarihin imgesini, tarihin en silik nesnelerinde bulmayı” amaçlıyordu. Maddi temelini yitirmelerine rağmen ?tam da bu yüzden? çevrelerine son kez ışık saçan, bu ışığın aydınlığında bütün imkânlarıyla son bir

okumak için tıklayınız

Mösyö Seguin?in Keçisi ? Alphonse Daudet

Sen hiç değişmeyeceksin, zavallı Gringoire?cığım! Nasıl olur? Sana Paris?in tanınmış bir gazetesinde köşe yazarlığı teklif ediyorlar da sen bunu reddetmeye kalkışıyorsun! Kendine bir baksana, zavallı çocuk! Şu delik deşik mintanına, şu hapı yutmuş pantolonuna, şu açım diye haykıran sıska suratına bir baksana! Güzel kafiyeler uydurmak ihtirası, bak seni ne hale soktu? Apollon cenaplarının hizmetinde on

okumak için tıklayınız

Alphonse Daudet’ in Hayatı

Naturalizm akımının temsilcisi olan Alphonse Daudet, 1840 yılında Nimes’de bir tüccar ailenin çocuğu olarak doğdu. Oldukça avare bir gençlik döneminden sonra ailenin iflâsı üzerine on beş yaşında öğrenimini yarıda bırakarak Paris’te kendi halinde bir gazeteci olan ağabeyi Ernest’in yanına gitmek zorunda kaldı. 1858 yılında yayımladığı bir şiir derlemesi Sevdalı Kadınlar, onu edebiyat çevrelerine tanıttı. Asıl başarıya,

okumak için tıklayınız

İşaret Memuru, Charles Dickens

– Merhaba aşağıdaki! Adam kendisine seslenildiğini duyduğunda, elindeki kısa sopaya sarılı bir işaret flamasıyla kulübesinin önünde duruyordu. Bulunduğu yerin doğal yapısı göz önüne alınacak olursa; insan, sesin geldiği yön konusunda adamın kuşku duymasının mümkün olamayacağını düşünürdü; ama başının hemen üstüne, benim durduğum dik yarın tepesine bakmak yerine, tam aksi yöne dönüp tren hattına baktı. Davranış

okumak için tıklayınız

Aleksandr İvanoviç Herzen’in Hayatı

Tolstoy’un, “parlaklık ve derinlikle ışıldamanın nadir bir birleşmesi” olarak nitelediği, yaşamı hep mücadele içinde ve hep gerçeğin peşinde koşturmakla geçen devrimci demokrat, materyalist filozof, yazar ve yayıncı olan Aleksandr İvanoviç Herzen, Rusya’da sosyalist Narodnik köylü hareketinin kurucularındandır. Aleksandr İvanoviç Herzen, 6 Nisan 1812?de Moskova?da doğdu. Yapıtlarında İskender takma adını kullanır. Bir Rus Soylusuyla bir alman

okumak için tıklayınız

Ateşi Çalmak (5. Cilt) İkinci Keman – Galina Serebryakova

Galina Serebryakova’ nın tamamı beş cilt halinde yayına hazırlanan Ateşi Çalmak eserinin “İkinci Keman” alt başlığını taşıyan beşinci cildinde, Engels’in Marx’ın ölümünden sonraki hayatı ekseninde dönemin toplumsal atmosferi canlandırılıyor ve güçlenen Alman sosyal demokratlarına kadar belli başlı olaylara yer veriliyor. Ve devrimci hareketin önde gelen simaları: Lafargue, Liebnecht, Kautsky, Clara Zetkin, Vera Zesuliç, Plehanov ve

okumak için tıklayınız

Ateşi Çalmak (4. Cilt) Yaşamın Doruğu – Galina Serebryakova

Galina Serebryakova’ nın tamamı beş cilt halinde yayına hazırlanan Ateşi Çalmak eserinin “Yaşamın Doruğu” alt başlığını taşıyan dördüncü cildinde, Uluslararası İşçi Birliği-Enternasyonal’in kuruluşundan Marx’ın ölümüne kadar uzanan dönemin belli başlı olayları ile Marx ve Engels’in bu dönemdeki etkinlikleri anlatılıyor. Ve en başta da işçi sınıfının görkemli kalkışması Paris Komünü ile Marx’ın temel eseri olan Kapital’in

okumak için tıklayınız

Ateşi Çalmak (3. Cilt) Sınamalar – Galina Serebryakova

Galina Serebryakova’ nın tamamı beş cilt halinde yayına hazırlanan Ateşi Çalmak eserinin “Sınamalar” alt başlığını taşıyan üçüncü cildinde, 1848 devrimlerinin yenilgisinden I. Enternasyonal’in kurulduğu 1864 yılına kadar uzanan Avrupa çapında koyu bir gericilik ve işçi hareketinde durgunluğun egemen olduğu dönem, belli başlıu özellikleri ve olaylarıyla canlandırılıyor. Bu yıllar, Marx’ın temel eseri Kapital’in yazılış sürecini de

okumak için tıklayınız

Ateşi Çalmak (2. Cilt) Fırtınanın Ortasında – Galina Serebryakova

Galina Serebryakova’ nın tamamı beş cilt halinde yayına hazırlanan Ateşi Çalmak eserinin “Fırtınanın Ortasında” alt başlığını taşıyan ikinci cildinde, Marx ve Engels’in birlikte mücadeleye karar verdikleri andan başlayarak, 1848 devrimleri sonrasına kadar uzanan çalkantılı dönem anlatılmaktadır. O tarihsel anda, boydan boya bir “devrim kıtası” görünümü kazanan Avrupa’nın tüm devrimci karakteristikleri, 1848 Devrimi’nin ekseninde anlatılmaktadır. Ateşi

okumak için tıklayınız

Ateşi Çalmak (1. Cilt) Karl Marx’ın Gençliği – Galina Serebryakova

Galina Serebryakova’ nın tamamı beş cilt halinde yayına hazırlanan Ateşi Çalmak eserinin “Karl Marx’ın Gençliği” alt başlığını taşıyan ilk cildinde, Karl Marx’ın çocukluk ve gençlik yılları anlatılmaktadır. Ve aynı dönemin, büyük mücadeleleri; “Çalışarak yaşamak ya da savaşarak ölmek” sloganıyla barikatlar kuran işçilerin ve zanaatçıların, proletaryanın bağımsız bir sınıf olarak ortaya çıkışını temsil eden, 1831 Lyon

okumak için tıklayınız

Pugaçev İsyanının Tarihi, Alexsandr Sergeyeviç Puşkin

Alexsandr Sergeyeviç Puşkin’in 1834 yılında yazdığı Pugaçev İsyanının Tarihi adlı romanı, Romanof hanedanlığının çöküş sürecini anlatan en önemli çalışmalardan biridir. Kazak köylü lideri Pugaçevin çarlık yönetimine başkaldırısının destanı olan elinizdeki roman, bir yanıyla da bugünün isyancılarına seslenmektedir. Bugün Kolombiya’da FARCı, Meksika’da Zapatistleri, Brezilya’da Topraksız Köylüler Hareketini anlamak; buradaki Pugaçevleri görmek ve kavramak, dünü bilmekten geçiyor.

okumak için tıklayınız

Trieste?ye Bir Komün – Serdar Koçak

*Trieste?ye Gidecek, Bir Koy Satın Alacaktık? Şair değilim, hiç yazmadım demiyorum, ama işte o kadar. Şiirden pek anladığım da söylenemez. Yıllar boyunca zaman zaman Nazım Hikmet?i okuduğum, birçok boyutuyla tekrar tekrar takdir ettiğim olur; Edip Cansever?i ayrı yere koyarım, Atilla İlhan?ı sevdiğimi söyleyebilirim. Belki başka birkaç tane daha şair ismi sayabilirim. Hiç birinin dizelerini ezbere

okumak için tıklayınız