Ormanlardan Plazalara: Kadamba Hanedanı’nın Ruhsal Mirası Günümüzde

Jungish Ey okur! Geçenlerde o Kadamba Hanedanı denen, ormanlardan çıkıp Brahman bilgeliğiyle krallık kuran zatların hikâyesini konuşmuştuk. Şimdi sorarım size: M.S. 4. yüzyılda yaşamış o insanların dertleri, bizim plazalara, telefonlara hapsolmuş hayatımızla ne alaka? Çok alakası var, azizim! Kadamba’nın kuruluşu, bize günümüzde bile geçerli olan iki temel ruhsal gerçeği haykırır:

OKUMAK İÇİN TIKLA

Ormanın Çocukları: Kadamba Hanedanı’nın Yükselişi ve Kadim Sırları

Jungish Ey okur! Şu Hindistan Diyarı, öyle bir coğrafyadır ki, her köşesi binlerce yıllık hikâyelerle ve gözden kaçmış krallıkların sırlarıyla doludur. Batılı alimlerin “Kadamba Hanedanı” dediği bu krallık, bize Ganj Nehri kıyılarındaki o büyük imparatorluklar kadar bilinmese de, Karnataka bölgesinin (yani günümüz Güneybatı Hindistan’ın) en kadim ve en önemli miraslarından

OKUMAK İÇİN TIKLA

Mit, Doğa ve Eril Enerjinin Gölgesi: Hint Sinemasında Yeni Bir Efsane

Jungish Ey okur! Şu Hint Diyarı, bilhassa mitolojinin, renklerin ve kadim hikâyelerin hâlâ kanlı canlı yaşandığı bir yerdir. Geçen bunu çok da güzel anlatan bir film izledim ve size ondan bahsetmek isterim. Onların sineması, sadece aşk ve dansla kalmaz; bazen de bizi, toprak, doğa ve insan ruhunun ilkel gücü gibi

OKUMAK İÇİN TIKLA

Ada’daki Vahşet Partisi: Otoritenin İhaneti ve Gençliğin Katliamı

Jungish Ey okur! Şu Japon Diyarı, bazen bize öyle korkunç, öyle iğrenç hikâyeler sunar ki, insan medeniyetin aslında ne kadar ince bir buz tabakası üzerinde durduğunu anlar. İşte size, Kinji Fukasaku ismindeki o öfkeli yönetmenin çektiği “Battle Royale” filmi: Bu, sadece bir aksiyon filmi değil; bu, toplumun gençliğe olan inancını

OKUMAK İÇİN TIKLA

Tokyo Hikayesi: Çocukların Bencilliği ve Yıkılan Evin Huzuru

Jungish Ey okur! Şu Japonya diyarının o zarif dert anlatıcısı Yasujirō Ozu‘nun çektiği “Tokyo Hikayesi” (Tōkyō Monogatari) filmi, bize sadece bir ailenin dramını değil, aynı zamanda tüm modern dünyanın o huzursuz, bencil ruhunu anlatır. Bu, aile denen kutsal yapının nasıl sessizce içten içe çürüdüğünü gösteren, ibretlik bir tablodur. 1. 🚶‍♂️

OKUMAK İÇİN TIKLA

Kanın Çağrısı mı, Sevginin Gücü mü? Japonya’da Babalığın En Zor İmtihanı

Jungish Ey okur! Şu babalık denen kutsal müessese, sadece kan bağıyla mı kurulur sanırsınız? Yoksa emeğin, sabrın ve gönül bağının bir eseri midir? İşte Japon sinemasının o zarif dert anlatıcısı Hirokazu Kore-eda‘nın çektiği “Like Father, Like Son” (Soshite Chichi ni Naru) filmi, bu kadim soruyu ruhumuzun en derinliklerinde sorar. 1.

OKUMAK İÇİN TIKLA

Şansın Zehri ve Vicdanın Bataklığı: Yoksul Bir İnsanın Ruhunu Satanların Dramı

Jungish Ey okur! Şu Vicdan denen zımbırtı, bilhassa da para hırsının cenderesine düşmüş bir ruh için, ne çetin bir imtihan kapısıdır! Zannederiz ki, her şey bizim irademizle ve namusumuzla ilerler; lakin gelir bir tenis topu misali, şansın iğrenç bir cilvesi, bütün o ahlaki kaideleri yerle bir eder. İşte size, Woody

OKUMAK İÇİN TIKLA

Sessiz Otorite ve Gölgenin Mirası: Japonya’da Babalık Psikodinamiği

Jungish Ey okur! Şu Japon Diyarı, dışarıdan bakınca disiplin, saygı ve hiyerarşi ile örülmüş kusursuz bir manzara sunar. Lakin, o sessizliğin altında yatan babalık kompleksi, Jung’un bile divanında zorlanacağı derinlikte bir ruhsal çatışmadır. Japonya’da babalık (özellikle geleneksel anlamda), sadece aile reisi olmak değil, aynı zamanda toplumsal yapının ve bireysel kimliğin

OKUMAK İÇİN TIKLA

Taht Kavgası ve Gölge Mirası: Baba-Oğul İlişkisinin Psikodinamiği

Jungish Ey okur! Şu baba-oğul ilişkisi denen bağ, öyle sanıldığı gibi sadece sevgi, saygı ve miras alışverişinden ibaret değildir. O, bilakis, ruhların birbirine yansıdığı, kolektif gölgelerin aktarıldığı ve kimlik için şiddetli bir taht kavgasının verildiği bir psikodinamik savaş alanıdır. Gelin, bu kadim ilişkiye Jung’un ve Freud’un ışığı altında, babanın otorite

OKUMAK İÇİN TIKLA

Babamı Kim Öldürdü? Karnı Aşağı Çekilen Adamın Dramı ve Siyasetin Vebası

Yazar Jungish Ey okur! Şu Fransız diyarından gelen, lakin bizim Tophane’de, Kasımpaşa’da her gün karşımıza çıkacak kadar tanıdık bir hikaye var: “Babamı Kim Öldürdü?” diye bir kitap! Zannedersiniz ki bir cinayet romanı, lakin hayır efendim! Bu, siyasetin bir bedeni nasıl yavaş yavaş öldürdüğünü anlatan, ibretlik bir hiciv ve otobiyografi karışımı!

OKUMAK İÇİN TIKLA

Dostoyevski’nin Epilepsisi ile Cinler Romanındaki Toplumsal Kaos ve “İçsel Parçalanma” Motifleri

Dostoyevski’nin yaşamı boyunca geçirdiği epilepsi krizleri yalnız biyografik bir olgu değil, aynı zamanda onun estetik ve felsefi dünyasının merkezî bir unsuru olarak değerlendirilmiştir.Romancı, kriz öncesindeki “aşırı aydınlanma” anları ile kriz sonrası “çöküş–parçalanma” hâllerini hem bireysel hem toplumsal düzeyde dramatik yapıya dönüştürür (Frank, 1995: 112–118).Cinler’deki kaos, bölünme, içsel çözülme ve kontrolsüz

OKUMAK İÇİN TIKLA

İnancın Pazarlığı: Terapide Kim, Kimin Neye İnanmasını İster?

Jungish Ey okur! Şu terapi odası denen yer, sadece dertlerin konuşulduğu bir yer değildir. Orası, aynı zamanda inançların çarpıştığı, hakikatlerin pazarlığa sürüldüğü derin bir meydandır. Bu makale, bize “Kim, Kimin Neye İnanmasını İster?” sorusuyla, terapinin o en gizli güç dinamiklerini ve bilinçdışı beklentilerini ifşa ediyor. 1. 🎭 Hastanın Arzusu: “Bana

OKUMAK İÇİN TIKLA

Jung’da Cinsiyet ve Ruhun Çift Hali: Eril ve Dişil Arketipteki Kargaşa

Jungish Ey okur! Şu erkeklik ve kadınlık denen mesele, sadece bedenin bir hükmü müdür sanırsınız? Hayır efendim! Bizim Jung Efendi’nin öğrettiklerine göre, ruh denen zımbırtının da kendine has bir cinsiyeti vardır ve bütünlük (Bireyleşme) denen o büyük sanata ulaşmak için, her insan kendi içindeki karşıt cinsle barışmak zorundadır! Bu makale,

OKUMAK İÇİN TIKLA

Gündelik Hayatın Sırrı: Bilinçdışı, Meğerse Mahallenin Dili Gibiymiş!

Azizim, Rüyanızdaki Kedinin Konuşması Neden Size Şaşırtıcı Gelmez? Yazar: Jungish (Farkında Olmadığınız Kelimelerle Kurulan O Koca Labirent) Aziz Okuyucularım, Ey Gece Yarıları Saçma Rüyalar Görenler! Şimdi size, o Fransız psikanaliz profesörü Lacan denen zâtın attığı öyle bir lafı anlatacağım ki, duyunca “Vay canına, demek mesele buymuş!” diyeceksiniz. Diyor ki: “Bilinçdışı,

OKUMAK İÇİN TIKLA

Dil ve Beyin: Wernicke Alanı ve Afazi Üzerine Psikanalitik Yorumlar

Lacan’ın Gözünden Nöroloji: Simgesel Düzenin Biyolojik Temeli Bu makale, nörolojik dil bozuklukları olan afazi ve dilin beyindeki temsili (özellikle Wernicke Alanı) üzerine, psikanalitik ve Lacancı bir perspektif sunarak, geleneksel biyolojik indirgemeciliği sorgulamaktadır. I. Geleneksel Nöroloji ve Dilin Sınırlı Görünümü Geleneksel nörobilim, dilin üretimini ve algılanmasını beynin belirli bölgelerine (Broca ve

OKUMAK İÇİN TIKLA

Otizmli Bireylerde Sosyal Beceri Eğitimi: Amaç, “Uyum” mu, “İçsel Motivasyon” mu?

Dış Baskı ve Öğrenme: Becerilerin Kalbindeki Eksiklik Bu makale, otizm spektrum bozukluğu (OSB) olan bireylerde sosyal beceri eğitimlerinin (Social Skills Training – SST) etkinliğini ve metodolojik sınırlılıklarını eleştirel bir gözle incelemektedir. Temel tartışma, dışsal kontrol ve uyum odaklı eğitimlerin, içsel motivasyon ve anlamlılık olmadığı sürece kalıcı başarı sağlayamayacağıdır. I. Sosyal

OKUMAK İÇİN TIKLA

Psikanaliz ve Otizm: İlişkisel Alanı Savunmak

Psikodinamik Yaklaşımın Biyomedikal Çağdaki Rolü ve Sınırları Bu makale, otizm spektrum bozukluğu (OSB) alanında, psikanalitik ve psikodinamik yaklaşımların güncel durumunu, karşılaştığı eleştirileri ve devam eden önemini ana hatlarıyla incelemektedir. Makale, OSB’yi anlamada biyomedikal modellerin tek başına yeterli olmadığını savunur ve ilişkisel boyuta odaklanmanın gerekliliğini vurgular. I. Psikanalizin Geçmişi ve Eleştiriler

OKUMAK İÇİN TIKLA

Otizm Spektrumu ve Sosyal Adalet: Toplumsal Sorumluluğu Geri Kazanmak

Biyomedikal Dar Görüşlülükten Kesişimsel Eşitliğe Geçiş Bu makale, otizm spektrum bozukluğu (OSB) araştırmaları ve uygulamalarında sosyal adalet ve hakkaniyet (equity) kavramlarının neden merkezi bir rol oynaması gerektiğini tartışmaktadır. I. Geleneksel Çerçevenin Sınırlılıkları OSB alanındaki geleneksel araştırmalar ve klinik uygulamalar, genellikle bireysel biyolojiye ve aile içi dinamiklere odaklanmıştır. II. Sosyal Adaletin

OKUMAK İÇİN TIKLA

Travmatik Yaşantılar ve Otizm: İlişkisel Destek Neden Hayati?

Otizmli Bireylerin Stres Yükü: Semptomlar mı, Savunma Mekanizması mı? otizm spektrum bozukluğu (OSB) olan bireylerin, tipik gelişime sahip bireylere göre travmatik olaylara ve ilişkisel strese daha fazla maruz kaldığını ve bu durumun, ruh sağlığı sonuçları ve otistik belirtilerin yönetimi açısından kritik olduğunu vurgulanmaktadır. Nasıl mı ? I. Yüksek Stres Yükü

OKUMAK İÇİN TIKLA

Psikanaliz ve Otizm: Davranışın Ötesindeki Ruhsal Gerçekliği Anlamak

Biyomedikal Diktatörlüğe Karşı İlişkisel Alanın Savunusu Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB), modern psikiyatrinin ve nörobilimin en çok araştırdığı alanlardan biridir. Ancak bu alandaki hakim paradigma, genellikle biyomedikal ve davranışsal modeller üzerine kuruludur. Bu ortamda, psikodinamik veya psikanalitik yaklaşımların OSB’ye dair sunduğu derinlik ve ilişkisel anlayış, sıklıkla göz ardı edilmekte veya yetersiz

OKUMAK İÇİN TIKLA