Kan Revan İçinde : Tıbbın Kısa Tarihi – Roy Porter

“Hastalık ile hekimler arasında tenin savaş alanında süren savaşın başı ve ortası var ama sonu yok. Bir başka deyişle, tıp tarihi sonu zaferle biten basit bir hikâye olmaktan çok uzak.” Böyle diyor Britanyalı tarihçi Porter, tıbbın doğuşunu ve gelişimini ana hatlarıyla anlatan kitabının başında. Ve ardından, on binlerce yıl önce yaşamış avcı-toplayıcı topluluklarından başlayarak insanın

okumak için tıklayınız

“Mesut Kimdir?”: Sait Faik’in hiçbir kitabına girmemiş öyküsü

Muhteşem bir finali olan hikâye “Mes’ut Kimdir?”, 12 Haziran 1948’de Yedigün’de (sene 16, No 13) yayınlanmış. Bu dönemde yazdığı başka metinleri de başka araştırmacılar bulursa hiç şaşmam. Zira o sıralarda zaten hep belli bir geleneği olmuş bu tür “edebiyatlı magazin” dergilerinde (bunu özel bir tür adı olarak teklif etmek isterim) bir tür patlama yaşanmıştı ve

okumak için tıklayınız

Camus ve Yabancı – Vedat Günyol

XX. Yüzyıl Fransasının, dahası, dünyasının düşünce yaşamına damgasını, dünyamızın, Bertrand Russell, Einstein, Sartre gibi yüceleri yanında, romanları, tiyatro yapıtları, politika yazılarıyla, tutumu davranışı, özel genel yaşamıyla, çıkarsız bir aydın örneğini vermiş bir insan olarak özel bir yeri var Camus’nün, yüzyılımızda. Albert Camus’nün dünya görüşü, yaşamın anlamsızlığından, saçmalığından kaynaklanan bir anlayış kavrayıştan yola çıkmaktadır. Değil mi

okumak için tıklayınız

Roman Gibi – Sabiha Sertel

Roman Gibi, hayatı bu adı fazlasıyla hak eden bir kadının, Sabiha Sertel’in hayatını anlatıyor. 1895’te Selanik’te başlayan yolculuğu 1968’de Sovyetler Birliği’nde, Bakü’de son bulan Sabiha Sertel, Türkiye basın ve yayın dünyasının en güçlü ve dirençli isimlerinin başında geliyor. “Cins bilinci”nin yanında “sınıf bilinci”ne de sahip olan Sabiha Sertel, bu “son” kitabında, Türkiye’de bir kadın olarak

okumak için tıklayınız

“Sokaktan Geçen Kadın”: Sait Faik’in hiçbir kitabına girmemiş öyküsü

“Sokaktan Geçen Kadın” Salon dergisinin 1 Şubat 1949 tarihli 31 nolu sayısında yayınlanmış. Sait Faik, yine bu dergide yayınladığı diğer üç hikâyeyi (“Karanfiller ve Domates Suyu”, “Ermeni Balıkçı ve Topal Martı” ve “Sinağrit Baba”yı), 1950’de çıkan Mahalle Kahvesi kitabına almış ama nedense bunu almamış. Belki bu metni ileride çıkacak bir kitabına daha çok yakıştırmıştır (bunu

okumak için tıklayınız

Prof. Edward W. Said ‘in İsrail tarafına taş atması ve üniversite yönetiminin baskılara karşı özgürlükçü yanıtı

Columbia Üniversitesi’nde Yahudi öğrenci birlikleri, İsrail tarafına taş atarken fotoğrafı basılan Said’in görevden uzaklaştırılmasını ister. Üniversite yönetiminin yanıtı, bugün Türkiye’de akademisyenlere baskı uygulayan rektörlere de bir yanıt. Edward Said’i İsrail tarafına taş atarken gösteren fotoğrafın yayımlanmasının ardından, Columbia Üniversitesi’nde Yahudi öğrenci birlikleri, Said’in görevden uzaklaştırılması talebinde bulundular. Aşağıdaki metin, Edward Said’in Columbia Üniversitesi’nden atılması talebine

okumak için tıklayınız

Dostoyevski ve Anna arasındaki aşk

Dostoyevski’nin edebiyat alanına kazandırdığı eserleri, dünya klasikleri arasında en vazgeçemediklerimizden. Kusursuz bir edebi yönün yanı sıra, yaşamı da büyük ölçüde dikkatimizi çekiyor onun. Çocukluğunu çoğu zaman sarhoş bir baba ve hasta bir anne arasında geçirmiş biri çünkü Dostoyevski. Genç yaşında, annesini tüberkülozdan kaybetmiş ve sert disiplinli bir okulda almış eğitimini. Sonrasında da zaten orduda görev

okumak için tıklayınız

Dizelerin hep var olsun Mustafa Önal – Müslüm Kabadayı

Şair, beslendiği toprakla bezediği şiir coğrafyasının sevdalısıdır. Aynı zamanda başka toprakların ve insan kardeşlerinin yüreklerinin gezginidir. Mustafa Önal da, 1950’de doğduğu Hatay Yayladağı’na bağlı Kandıl (Aslanyazı) köyünden derlemeye başladığı şiir tanelerini Antakya’da lise öğrencisiyken dizelere dönüştürür.

okumak için tıklayınız

Hayalle gerçeği buluşturan büyücü: Gabriel Garcia Marquez – Elif Şahin Hamidi

1982 yılında Nobel Ödülü’ne layık görülen, Kolombiyalı masal ustası Gabriel Garcia Marquez, ömrünü hikâye anlatmaya adayarak pek çok değerli esere imza attı. 1967’de ilk baskısı yayınlanan ve o günden bu yana otuzdan fazla dile çevrilen Yüzyıllık Yalnızlık, bu masalcı adamın ismini tüm dünyanın duymasını sağladı. Marquez eserlerinde, Latin halkının sıradan hikâyesini resmederken; aile, ölüm, aşk,

okumak için tıklayınız

Katalonya Başkanı göreve Nazım’ın şiirini okuyarak başladı

İspanya’nın doğusundaki Katalonya Özerk Yönetimi’nin Başkanı seçilen Carles Puigdemont resmen görevini teslim aldığı törende yaptığı konuşmada Türkiye şairi Nazım Hikmet’in şiirinden bir mısrayı okudu. Katalonya’da bağımsızlık yanlısı girişimlerin devam edeceğini vadeden Puigdemont, bağımsızlık adımlarına atfen “Çok fazla şeyleri yaşadığımız uzun bir seyahatten geliyoruz. Ama yorulmadık” diye konuştu.

okumak için tıklayınız

Metin Kaçan’a Tanıklık – Elif Şahin Hamidi

Demir Özlü: “Cepheden resmimi bastınız, bir de profilden olanı yayınlayın” Takvimler 15 Kasım 1961’i gösterirken Kayseri-İncesu’da dünyaya geldi Metin Kaçan. Ve henüz altı aylık bir bebekken ailesi, çocuklarını alarak “taşı toprağı altın” İstanbul’a geldi. Kaçan’ın çocukluğu Dolapdere’de geçti. Ermenilerin, Rumların, Çingenelerin, Anadolu’nun farklı yerlerinden göç etmişlerin bir arada yaşadığı, ezan seslerinin çan seslerine karıştığı;

okumak için tıklayınız

V for Vendetta: Ulusa Sesleniş “Korku, sizi bozguna uğrattı, panik halinde kendinizi düzene teslim ettiniz”

Hiç kuşkusuz, konuşmamızı istemeyenler de var. Hatta şimdi, telefonda emirler yağdırılmıştır ve eli silahlı adamlar yola çıkmak üzeredir. Neden? Çünkü sözler yerine kaba kuvvet kullanılabilse de; kelimeler gücünü hep koruyacaktır. Kelimeler anlama ulaşmanın yollarını ve dinleyenlere hakikatin telaffuzunu gösterir. Gerçek şu ki; bu ülkede feci yanlışlar var. Zulüm ve adaletsizlik, müsamahasızlık ve baskı. Bir zamanlar

okumak için tıklayınız

Kafka’nın elyazmalarının akıbeti

Bu hikâyenin Kafka için iyi bir öykü konusu oluşturacağını düşünmemek elde değil. Ama önemli olan, arşivlerin korunabilmesi… Franz Kafka’nın, 1924’teki ölümünden önce, yayımlanmamış birçok eserini de içeren elyazmalarını arkadaşı Max Brod’a “öldükten sonra yakılmaları” şartıyla bıraktığı ve Brod’un bu vasiyeti yerine getirmeyip bunları yayına hazırladığı genel olarak bilinir. (Yaşadığı sırada fazla kitap yayımlamayan Kafka’nın çoğu

okumak için tıklayınız

Yukarı Fırat Ermenileri 1915 ve Dersim – Hovsep Hayreni

Yazar Hovsep Hayreni’nin uzun yıllara dayanan araştırmaları ve yoğun emeğinin ürünü olan Yukarı Fırat Ermenileri, 1915 ve Dersim kitabını tam da o karanlık ve kanlı geçmişin Abdülhamit ile Talat ve Enver Paşa taklitleri tarafından âdeta yeniden hortlatılmaya çalışıldığı bir zamanda elinizde tutuyorsunuz. Yazar Yukarı Fırat bölgesiyle sınırladığı bu çok ayrıntılı araştırmasında üç ana konu üzerinde

okumak için tıklayınız