Baha Vefa Karatay hakkında bilgi – Ayhan Hüseyin Ülgenay

02.10.1916 ( 1332 ) Konya doğumlu.Baba adı ;Vefa Ana adı; Fatma Şekibe. Evli,iki çocuk babası Almanca ve İngilizce biliyor.Asker,Ateşe, Ateşemiliter,Müşavir,Basın İrtibat Bürosu Başkanı,Büyükelçi,siyaset adamı,Yazar,Şair. Babasının memur oluşundan dolayı ilk ve orta okulu çeşitli yerlerde okudu.Liseye Konya da başladı.Kuleli askeri lisesinde bitirdi.01.05.1939 tarihinde Harp Okulundan mezun oldu.

okumak için tıklayınız

“Bir kentin mutluluğu, her gün bir kızın işkence görmesine bağlı olsaydı, o kentin halkı ne yapardı?” Dostoyevski

Ursula K. Le Guin’in Omelas’ı Bırakıp Gidenler öyküsünün çıkış noktası Dostoyevski’nin şu sorusu: “Bir kentin mutluluğu, her gün bir kızın işkence görmesine bağlı olsaydı, o kentin halkı ne yapardı?” Ursula K. Le Guin’in Omelas’ı Bırakıp Gidenler öyküsü:

okumak için tıklayınız

Orhan Veli’den Sevgilisi Nahit Hanım’a Mektup: “Sadece senin bulunduğun şehir, senin bulunmadığın şehir diye bir şey var.”

İstanbul muhakkak ki güzel şehir. Ama benim için güzel şehir, çirkin şehir diye bir şey yok. Sadece senin bulunduğun şehir, senin bulunmadığın şehir diye bir şey var. Nitekim şu son mektubunda benim Ankara’ya gelmemden bahsederken elbette bir gün geleceksin demişsin. Ankara’ya hususi hiçbir muhabbet duymadığım halde bu sözünü okuyunca bilsen nasıl oldum. Seni görmek için

okumak için tıklayınız

Vergi Cennetleri (Ulusların Gizli Zenginliği) – Gabriel Zucman

Zürih, Hong Kong, Bahamalar, Cayman Adaları, Lüksemburg… Bu sembolik isimler korkunç bir gerçeği gizliyor: Toplum çoğunluğunun zararı pahasına, bir avuç aşırı zenginin gerçekleştirmekte olduğu vergi kaçakçılığını. Daha önce denenmemiş bir yöntem uygulayan Gabriel Zucman, bu olgunun dudak uçuklatan boyutunu ortaya koyuyor; bu kaçakçılığı, dünya hane halkı finansal zenginliğinin % 8’i, yani 5 trilyon 800 milyar

okumak için tıklayınız

Behice Boran Hakkında Bilgi – Ayhan Hüseyin ülgenay

01.05.1910 Bursa doğumlu, baba adı Sadık, ana adı Bahire, evli (1946) bir çocuk annesi. İngilizce ve Fransızca biliyor. Öğretmen, Sosyolog, Docent, Milletvekili, Yazar, Parti Kurucusu, Parti Genel Başkanı Orta öğrenimini (1927) ve lise öğrenimini (1931) İstanbul Arnavutköy Amerikan Kız Kolejinde, tamamladı. 26.09.1933 – 31.08.1934 tarihleri arasında Manisa Orta Mektep İngilizce muallimliği görevinde bulundu ve istifa

okumak için tıklayınız

Bir Cesedin Otobiyografisi – Sigizmund Krjijanovski

20. yüzyıl Sovyet edebiyatının ayrıksı çocuğu Sigizmund Krjijanovski ilk defa Türkçede. Kurmacadan çok rüya günlüklerini anımsatan bu öyküler derlemesi yazarın uyku ile uyanıklık, gerçek ile gerçek dışı, yaşam ile ölüm arasındaki ezeli mücadelesini gözler önüne seriyor. Sıradan gerçekliğin, olağandışılığa nüfuz ettiği bu on bir öykü, okurlarımızı esaslı bir edebi yolculuğa davet ediyor.

okumak için tıklayınız

Dilenciler – Aslıcan Kalfa Topateş

Tarihin en eski mesleklerinden biri de dilencilik. Aslıcan Kalfa-Topateş, kitabında her şeyden önce dilenciliğin, yoksullar için bir hayatta kalma stratejisi olduğunu hatırlatıyor. Tarihsel devamlılık olduğu gibi, bir değişim de var ama: Feodaliteden kapitalizme ve kapitalizm içinde refah devletinden küreselleşmeye, dilenciliğin “bağlamının” nasıl değiştiğini görüyoruz. Kitabın geniş bölümünü, Türkiye’nin toplumsal tarihinde dilenme kültürü ve onun değişimi

okumak için tıklayınız

Tımarhaneler – Erving Goffman

Patolojik olan, bir işleyiş bozukluğudur esasında. Bir şeyin, bir nesnenin, bir organın normal işleyişinden uzaklaşması, sapması hâlidir, kısacası ilişkiseldir. Psikiyatrist de, aynen bir saat tamircisi veya dâhiliyeci gibi, bu türden bir patoloji tanımından hareket eder, ancak bir farkla: Yelkovanın gerektiği gibi dönmemesi veya böbreğin beklenen enzimleri salgılamaması esasen teknik bir meseleyken, uygunsuz addedilen bir davranış

okumak için tıklayınız

Devrimcilerin Filistin Günlüğü (1968-1975) – Oktay Duman

Ülkemizde devrimci hareketin tarihi henüz bütünlüklü bir şekilde yazılabilmiş değil. Son yıllarda bu ihtiyacı gidermek için yakın tarihi irdeleyen sözlü tarih çalışmaları yapılıyor. Elinizdeki çalışma da, sözlü tarih çalışmalarının yeni bir örneği. Devrimcilerin Filistin Günlüğü, Devrimci hareketin bugüne kadar üzerinde pek kalem oynatılmamış önemli bir kesitini, geniş bir zaman dilimi kapsamında ele alınıyor.

okumak için tıklayınız

Biraz hayat, biraz mizah – Elif Kutlu

Vedat Özdemiroğlu’nun yazılarından müteşekkil ‘Türkçe Sözlü Hafif Mizah’, aslına bakılırsa eğlenceli dost sohbetlerinin kağıda dökülmüş hâli. Yazdıklarıyla, yaşadıklarını her daim komik olanla katıştıranların safına geçen Özdemiroğlu, gözleri satır aralarında gezinen okurlarının çoğunlukla tebessüm etmelerini ve gülerken düşünmelerini, düşündükçe yaşananların zamanla nasıl parodiye dönüştüklerini gösteriyor; biraz soluklanmayı sağlamanın ötesine geçmiyor.

okumak için tıklayınız

Cingöz Recai’den Peyami Safa’ya: Açık Mektup

Sayın Bayım, Bilmiyorum ne kadar oluyor, bir gün elime, fukara cüzdanı kılığında bir kitap uzattılar, ve: – Cingöz! dediler, bak, adamın biri, senin hayatını yazıyor. O gün bana uzatılan kitabı, büyük bir dikkatle okumuştum. Her sahifeyi bitirdikçe, hayretle ısırdığım parmağımı biraz daha kanatıyordum. Yazılanların, benimle alakası, kitabın adından ibaretti. Kitabın üzerindeki adamın yanında, fes giymiş lord

okumak için tıklayınız

Psikoloji tarihinde Freud ve Jung ‘un mektuplaşmasının büyük önemi

Önsöz Napolyon, “Zamanı gelmiş bir düşünce, bayraklarını dalgalandıran bir ordudan daha güçlüdür” demişti. Bu söz adeta, kısa süren ortaklıklarının başlangıcında hemen hemen dünya çapında bir muhalefetle uğraşmak zorunda kalan Freud ve Jung’un düşüncelerinin yayılması için söylenmiş gibidir.

okumak için tıklayınız

Neden Yazmak – Süleyman Deveci

Yazı yazmaya başladıktan bir süre sonra (ki bu bazılarında birkaç yıl, bazılarında ise on yıllara sarkan bir süreç içerisinde kendisini gösterebilir) öyle bir an gelir, artık yazmak namus borcu gibi bir şeydir. Bağımlısından öte tiryakisi gibi bir ucube olup çıkmışsınızdır. Yazmasanız dayanamayacağınızı, nefesinizin tıkanacağını, hareket edemeyeceğinizi zannedersiniz. Yazdıkça hava almaya, kalp ritimlerinizin düzenli atmaya başladığına

okumak için tıklayınız

Gönüllü körleşme – Elif Kutlu

Nazilerin Avusturya’yı işgal etmek üzere olduğu dönemde kitaplarından başka bir şeyle ilgilenemeyecek kadar kendini dış dünyadan soyutlayan Prof. Kien’in ‘çok açıklı’ hikâyesi, Therese Krumbholz’u işe almasıyla başlar. Elias Canetti, profesörün başına gelenleri trajik bir komedi gibi anlatsa da Kien’in körleşmeye uzanan hikâyesi aslında tepkisizliğin düşüreceği durumun betimlenmesidir. ‘Körleşme’ çağımıza dahi bir eleştiri olarak düşünülebilir.

okumak için tıklayınız

Sait Faik Abasıyanık’ ın Hayatı

“Yazı yazmam için bana çiçek, kuş özgürlüğü değil, içimdeki aşkın, deliliğin, oturmaz düşüncenin özgürlüğü lazım. Küçücük özgürlükler değil, alabildiğine yüz verilmiş bir çocuk özgürlüğü istiyordum.” (*)“Hırçınlığı vardı son zamanlarda. Birçok kişilere kızıyor, onlarla karşılaşmak, konuşmak istemiyordu. Gece yarısına doğru Beyoğlu’nda ayrıldık, o Osmanbey’e evine gitti, ben Kadıköy’e geçtim. Ertesi gün öğle üzeri Gazeteciler Cemiyeti’ne giriyordum

okumak için tıklayınız

Franz Kafka, “Bir Açlık Sanatçısı” – Gönenç Kaytaz

Kafka’nın “Bir Açlık Sanatçısı” adlı hikayesi, yazarın ölmeden önce yayınlanan son eseri olarak ta bilinmektedir. Yazar, bu hikayesinde, bir kafeste günlerce aç kalarak şehrin göbeğinde gösteri yapan bir adamın öyküsünü anlatmaktadır. Hayatını yalnızca bu yolla idame ettiren bir sanatçının öyküsüdür bu aynı zamanda. Beslendiği, hayat bulduğu, nefes aldığı dünya bunun üzerine kurulmuştur onun için. Bu

okumak için tıklayınız