Nedir aradığı? Bir yer, bir toprak parçası mı? Belki bir göçmendir o; yerinden, yurdundan uzak düşmüş.

Bozkırı aşan, ormana tırmanan şu uzun, upuzun yolu ilk önce kim açtı? İnsan, buraya ilk gelen insan. O gelmeden yol falan yoktu. Ondan sonra da şu, bu hayvan, bataklıktaki, fundalıklardaki belli belirsiz izden geçerek, onu daha derinleştirdi. Bundan sonra da yine bir Lapon yolun kokusunu aldı, rengeyiğini aramak üzere tarladan tarlaya giderken bu yoldan geçti.

okumak için tıklayınız

Diyarbakır Ölüleri – Nevzat Çelik (Seslendiren: Grup Merhaba)

DİYARBAKIR ÖLÜLERİ I dün gece muştularla yağıyordu havalandırmaya ilk karı martın dün gece yüreğimizde bıçaktı ölüm haberleri diyarbakır’ın asıldı ellerimiz ayasından kasap çengeli mi parmaklıklar daha kaç fırtınayla çarpışacak bu erkek dökümü alınlar II incedir bileklerimiz yaşamak ağrısıdır boynumuzdaki atılırız her çığlığa süngü de öyle bir keskin ki aynı saldırma değil mi göğsümüzde gizlimizi arayan

okumak için tıklayınız

Aslan Asker Şvayk – Yaroslav Haşek

Mizah ustası Yaroslav Haşek’in, Aslan Asker Şvayk adlı romanı I.Dünya savaşının hemen ardından yazmış ve savaşı, tüm acımasızlıkları ve saçmalıklarıyla yerden yere vuran bir yergi başyapıtıdır. Savaşa karşı absürd bir manifesto niteliği taşıyan, Yaroslav Haşek’in savaş çığırtkanlığını, militarizmi, devlet buyurganlığını gözünün yaşına bakmadan eleştirdiği kara mizah klasiği olan Aslan Asker Şvayk Celal Üster’in çevirisiyle ilk

okumak için tıklayınız

Türkiye, Güneydoğu’dan İç Savaş Görüntüleri Gelmiyormuş Gibi Yapabilmek İçin Alternatif Gündem Arayışlarını Sürdürüyor…

Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde uzun süredir tüm hızıyla süren çatışmaların batıda da artık görmezden gelinemez bir hal almasıyla birlikte tedirginlik de büyüyor. Bölgedeki il ve ilçe merkezlerinden gelen iç savaş manzaralarını hiç görmemiş gibi yapmak için dikkatlerini başka konulara odaklamaya çalışan vatandaşların alternatif gündem arayışları ise tıkanma noktasında.

okumak için tıklayınız

“Saatin doğru gitmesi gerektir, ama hayat doğru gitmiş, gitmemiş, o başka mesele” – Anton Çehov (çeviren: Nazım Hikmet)

SAAT Yeryüzünde ne kadar çok, ne kadar çeşit çeşit saat vardır : Cep saati, kol saati, duvar saati, kule saati, dik duran saat, sallanan saat… Her sokakta bir saatçi dükkanı. Her meydanda bir saat. Herkesin cebinde, kolunda bir tik tak… Vakit, öyle önemli bir rol oynamaya başlamış ki hayatımızda, saatiniz bir çeyrek geç kalsa, bir

okumak için tıklayınız

Karamazov Kardeşler, Dostoyevski külliyatının büyük finali

Karamazov Kardeşler Dostoyevski, 1856’da bir arkadaşına yazdığı mektupta, “Gençken insanın üzerine fikirler adeta yağıyor, ne var ki bunları hemen kapmak ve söze dökmek hata olur. İnsanın sentezi beklemesi, düşünmesi ve bir fikri meydana getiren her bir ayrıntının bir bütünü oluşturacağı günü beklemesi gerekir” der. Dostoyevski, eserleriyle ilgili olarak, muhteşem bir fikri sık sık gerektiği gibi

okumak için tıklayınız

Kısa bir Kafka profili

Franz Kafka çok çelimsiz biriydi. Öyle çelimsizdi ki hayatı boyunca kendisinden daha zayıf biriyle karşılaşmadı. Dışarıdan bakıldığında yaşamı da pek renkli sayılmazdı. Franz Kafka 3 Temmuz 1883 günü tüccarlık yapan Hermann Kafka ile kızlık soyadı Löwy olan Bayan Julie Kafka’nın ilk çocuğu olarak Prag’da dünyaya geldi. Kafka Berlin’in dışında Münih, Zürih, Paris, Milano, Viyana, Budapeşte,

okumak için tıklayınız

Çocukluğun Sonu – Arthur C. Clarke

Arthur C. Clarke, bilimi edebiyatla eşsizce birleştiren, bilimkurgunun üç büyük ustasından biri. Dünya üzerindeki uygarlığımızın kaderini, insan neslinin akıbetini irdeleyen yazarın ilk dönem başyapıtlarından Çocukluğun Sonu ise ters köşeye yatıran bir “öteki” anlatısı, farklı bir uzaylı istilası öyküsü.

okumak için tıklayınız

Orhan Kemal – Fikret Otyam

O canım yüreği Orhan Kemal’in, ilk ve son kez kötülük etti 2 Haziran 1970 saat 21.15’te «emeğine son verdi ..  Bükülmez bir devrimci, yüce gönüllü gerçek bir halk yazarı; şurda-burda işsiz kalan ırgatların, mapusane çilekeşlerinin, üç-beş kuruş kazanan küçük memurların, emeklilerin, çocukların, kimsesiz çocukların, iplik fabrikası kız ve delikanlılarının, iplik hükme makinelerinin başında yorgunluktan uyuyan bebelerin, sokakları süpüren çöpçülerin,

okumak için tıklayınız

İran Mektupları – Montesquieu

Siyaset ve hukuk felsefesine yaptığı katkılarla tanınan Montesquieu’nün “İran Mektupları” isimli eseri ilk yayımlandığı dönemde yazara büyük ün getirmiş bir mektup-roman. Montesquieu dünyayı keşfetmek üzere İran’dan yola çıkıp Fransa’ya gelen iki İran soylusunun başta sarayla, büyükelçilerle, din adamlarıyla, büyükelçilerle yazışmalarını romandakine yakın bir olay örgüsü yaratma çabasıyla bir araya getiriyor. Doğu’nun Batı’ya dair tecrübelerini anlattığı

okumak için tıklayınız

Niçin yalnız başkalarının gülünçlüklerini görebiliyoruz?

Rika’dan Usbek’e Geçende bir toplantıda bulunmuş, bir hayli da eğlenmiştim. Orada hemen her yaştan kadınlar vardı. Biri seksenlik, diğeri altmışlık, ve bir diğeri de kırklık üç kadınla muarefe kurdum. Bu sonuncusunun yirmi yaşında bir de yeğeni vardı. Bir aralık garip bir insiyakla bu genç kıza yaklaşmıştım. Beni görür görmez, o da bana sokuldu ve kulağıma

okumak için tıklayınız

Zulme karşı kahramanca savaşmış olan geçmişteki kişileri geri getirmek demokratik ulusların bir özelliğidir

Uzun bir süredir bu ülkede unutulmuş olan ve hemen hemen hiç anılmayan Tom Paine adının bu savaş sırasında ortaya çıkması bir rastlantı değildir; ne de Yurttaş Tom Paine’in öyküsünü yazmak için bu zamanı seçmiş olmam bir rastlantıdır. Bunalım dönemlerinde zulme karşı kahramanca ve açıkca savaşmış olan geçmişteki kişileri geri getirmek demokratik ulusların bir özelliğidir. Bu bize,

okumak için tıklayınız

İnsana doğuşunda ağlamalı, yoksa ölümünde değil!

Usbek’ten İbben’e İzmir Bir Büyük ölür ölmez, hemen bir kilisede toplanıyorlar ölünün duasını yapıyorlar ve arkasından da methü se- nâsına girişiyorlar! O ne nutûk Rabbim! însan bu methü senâ nutkunu dinledikten sonra, ölenin, hakikaten bir insan olduğuna inanmakta güçlük çekiyor!

okumak için tıklayınız

Kader Üzerine De Fato – Cicero

Marcus Tullius Cicero, yaklaşık iki bin yıl önce kaleme aldığı bu ufuk açıcı felsefi metniyle okurları kader üzerine düşünmeye davet ediyor. Kader ve özgür irade sorunuyla ilgili Yunan felsefe okullarının birbiriyle çatışan, farklı görüşlerini aktarıp yorumlarken sadece yaşadığı dönemin Romalılarına değil, bugünün okurlarına da bu çetin sorunu çözebilmelerinde yardımcı oluyor ve bir yandan da kader

okumak için tıklayınız

Oyun / Bozan: Oğuz Atay – Serkan Fırtına

Türk edebiyatının kıyısında yaşayarak ve o denizin etrafında dönüp iç sularına uzun yıllar giremeyen yazarlarımızdan akla ilk gelen isimlerden birisi Oğuz Atay’dır. İşin ilginç ve bir o kadarda trajik olan yanı ise Atay ile okuyucunun tanışmasının yazarın ölümünden epey bir zaman sonra gerçekleşmiş olmasıdır. Günümüzde üzerine bilimsel tezlerin, araştırmaların, yüzlerce yazının yazıldığı Atay’ın kitapları baskı

okumak için tıklayınız

Nazilerin Türkiye’yle büyümesi

Politik bir hareket olarak Anadolu’daki milliyetçi hareketle aynı anda faaliyete geçen Naziler, Türkiye’ye gıptayla bakıyordu. Onlar için şüphesiz en temel konu, dayatma şeklinde imzalanan intikamcı barış antlaşmalarının revizyonu meselesiydi. Güçlü bir liderin iktidarıyla Versailles Antlaşması’na başkaldırabilmek Alman milliyetçileri için bir rüyaydı. “Türk çözümü” bu yönüyle bir rol modeli olarak Naziler üzerinde etkiliydi. Ihrig’e göre, özellikle

okumak için tıklayınız