İhtiyar Pastacı ve Kırmızı Kedileri – Tobias Aufmkolk

Dördü de kırmızı, dördü de oyuncu, dört sevimli kedi… Ve dördü de İhtiyar Pastacı’nın evinde yaşıyor. İhtiyar Pastacı’nın kedilerinden sonra hayatta en sevdiği şey, üzerinde kırmızı ahududu meyveleri bulunan lezzetli bir pasta. Fakat ahududuyu en az onun kadar çok seven biri daha var anlaşılan. Çünkü İhtiyar Pastacı ne zaman bir pasta yapıp soğumaya bıraksa, üzerindeki

okumak için tıklayınız

Tüm zamanların en iyisiydi, belki de en kötüsü de… – Charles Dickens

BİRİNCİ BÖLÜM Çağ Tüm zamanların en iyisiydi, belki de en kötüsü de… Bilgeliğin çağıydı. Aptallığın çağıydı, inançların dönemiydi, inançsızlığın da. Mevsim aydınlığın mevsimiydi, belki de karanlığın… Umut’un baharını, umutsuzluğun kışını yaşıyordu. Her şey geleceğindi. Gelecek hiçlikti aslında. Hepimiz cennete gidiyorduk; ya da tersine, cehenneme. Gün bugüne o denli benziyordu ki, gürültücü yetkililerden kimi, karşılaştırmaların yalnızca üstünlük açısından yapılmasında direnir

okumak için tıklayınız

Bir çocuk kötü davranışlarından ötürü cezalandırılır, iyiliğinden ötürü ödüllendirilirse

“Eğer bir çocuk kötü davranışlarından ötürü cezalandırılır, iyiliğinden ötürü ödüllendirilirse bu durumda o sadece ödül için doğru davranacaktır; ve hayata atılıp da iyiliğin her zaman ödüllendirilmediğini, kötülüğün de cezalandırılmadığını gördüğünde sadece hayatta nasıl muvafak olabileceğini düşünen ve hangisini kendi yararına görürse buna göre doğru ya da yanlış davranan bir insan olacaktır.”

okumak için tıklayınız

Küreselleşme Dinamiklerinde Yeni Dönüşümler – David Harvey

Dört dönüşüm dikkat çekiyor: l. Finans sektöründe kontrollerin kaldırılması 1970’lerin başında ABD’de başladı. Bu alanda serbestleşme, iç piyasada durgunluk ve enflasyonun bir arada oluşması, dış piyasalarda ise, büyük ölçü­de Euro dolar piyasasındaki kontrolsüz büyüme yüzünden, Bretton Woods uluslararası ticaret ve kur sisteminin çökmesi karşısında zorunlu bir seçenek olarak benimsendi. Finansal kuralsızlaşmanın sermayenin iradi bir stratejisi olmadığını,

okumak için tıklayınız

Şeker/siz gibi hayat – Başak Gündüz

Merhaba çocuklar, size anlatacağım bu hikaye çok güzel yeşilliklerle kaplı bir köyde geçiyor. Köylülerimiz kendi besinlerini kendileri üretiyorlar ve aynı zamanda hayvancılık yapıyorlar. Tatlı mı tatlı tonton mu tonton Melek Hanım’ın ise bir sürü sebze ve meyve bahçeleri var. Bir de yedi yaşında çok sevimli, iştahlı tonton bir kızı var. Bu köyde biraz kilolu olmak,

okumak için tıklayınız

“Akıl akıldışı olur” Hegel

Kapitalist sınıfın akılcı (rasyonel) bir dünya görüşünü savunduğu dönem, bulanık bir anı oldu. Kapitalizmin ihtiyarlığa özgü çürüme çağında, eski süreçler tersine döner. Hegel’in sözlerindeki gibi, “akıl akıldışı olur.” Sanayileşmiş ülkelerde “resmi” dinin ayakta öldüğü doğrudur. Kiliseler bomboştur ve giderek daha çok kriz içine girmektedirler. Bunun yerine, mistisizmin ve her türden hurafenin palazlanması eşliğinde, garip dinsel

okumak için tıklayınız

“Karşın”cı Orkun Levent Boya – Müslüm Kabadayı

Edebiyat-sanat dünyasının sessiz kahramanları vardır. Ün düşkünü ya da popülerlik peşinde koşan çapsızlara KARŞIN dergi çıkararak, yayınları okurlara bin bir zorluğa katlanarak ulaştıran Orkun Levent Boya da onlardan biridir. Öyle ki, sırtlandığı Her Şeye KARŞIN Edebiyat Sanat Düşün Dergisi’ndeki yazılarının bazılarını ölen kardeşinin adı başta olmak üzere müstear adlarla yayınlar. Dergicilik, yayıncılık, bankacılık gibi ilişkilerini

okumak için tıklayınız

Anabasis Onbinlerin Dönüşü – Ksenophon

Anabasis, Pers tahtına göz diken Kyros’un ağabeyi kral Artakserkses’e meydan okumak için topladığı ve büyük çoğunluğu Hellen paralı askerlerinden oluşan muazzam ordunun Anadolu’dan Mezopotamya içlerine uzanan destansı yürüyüşününün ve bu başarısız sefer sonunda başıboş kalan Hellenlerin kendi başlarına Babil yakınlarındaki Kunaksa’dan yüzlerce kilometre uzaklıktaki yurtlarına dönüşünün çileli hikâyesidir.

okumak için tıklayınız

Murtaza üzerine – Orhan Kemal

MURTAZA ÜZERiNE Yakın dostlarım, Murtaza’yı bu yeni hale getirmememi istediler. Hem de ısrarla. “Biz onu öyle bulduk, öyle okuduk, öyle sevdik. Ne diye değiştireceksin?” dediler. Hatta içlerinde çok önem verdiğim kimselerin de bulunduğu bu görüş üzerinde uzun uzun durdum. Kitabın üstünde ‘Roman’ yazıyordu, ama o haliyle Murtaza bir ‘roman’ değil, olsa olsa bir ‘büyük hikaye’ydi.

okumak için tıklayınız

Orhan Kemal’in Don Kişot’u, Murtaza

Orhan Kemal, ölümsüz karakteri Murtaza ile edebiyatımıza asla silinemeyecek biçimde damgasını vurmuştur. İnsanın en çapraşık durumlarından birini kara mizahla yüklü bir dille anlatır. Otorite ile doğru kavramı arasında sıkışıp kalan, doğruculuğundan ödün vermemek için daha çözümsüz durumlara düşen, bu arada gittikçe insanı anlamaktan uzaklaşıp, salt ilkelerini savunan bireyin başına gelenlerin acıklı bir güldürüsüdür.

okumak için tıklayınız

Figaro ‘nun Düğünü, “devlette yüceltilmesi gereken her şeyi ayaklar altına alıyor”

Figaro ‘nun Düğünü Ortamın tek renkli kişisi Marie-Antoinette değildi. O zaman özellikle saray çevresi çok renkli insanlarla doluydu. Bu renkli insanlardan biri de ünlü yazar Beaumarchais ‘ydi (1732-1799). Asıl adı Pierre Augustin-Caron olan Beaumarchais bir saatçinin oğluydu. Caron tüm renkli insanlar gibi biraz garip bir kişiydi, kendisinden beklenilenleri değil beklenilmeyenleri yapardı. ı753 ‘de yeni bir saat maşası icat edip saat­çilikte

okumak için tıklayınız

Kendimce / Aforizmalar 8 – Nejdet Evren

1. Değil midir ki; insan -utanabilen- tek canlı türüdür ve değil midir ki yine insan pişkin pişkin utanacağı yerde öykünür/özenir/özendirir ve kibirlenir; işte bu kibirdir ki insanı kendine yabancılaştıran; güç ve güçlünün yanında olmak, emeğini ortaya koymadan başkalarının sırtından geçinmek ve bunu da aşarak insana dair ne varsa ayaklar altına alıp sömürmek insanı toplumsal varlık olarak kendi olgusal gerçeğinden uzağa

okumak için tıklayınız

Uçurtmayı vurmasınlar – Sadık Güvenç

Feride Çiçekoğlu’nun sinemaya aktarılan romanı Uçurtmayı Vurmasınlar’ın 1. Basımı 1986 yılında yapılmış. Elimdeki kitabın baskısı ise Can Yayınları tarafından 1990’da yapılmış. 102 sayfa. “Ama ben mahkum değilim ki. Ben yalnızca çocuğum. Annem burada iken bana dışarıda kimse bakamazmış. O yüzden cezası bitene kadar annemle birlikte kalmalıymışım. Ben artık kendi çoraplarımı giyebiliyorum. Kendi kendime bakarım. Beni dışarı bıraksınlar İnci! Senin yanına geleyim.” (s. 17-18)

okumak için tıklayınız

Taş ve hançer – Ergün Doğan

Hiçbir yolculuk nedensiz değildir. Uzun ya da kısa fark etmez, gizli bir öğretinin nesilden nesile taşınması gibidir yolculuklarımız. Zaman aktıkça bu gizli öğretinin üzeri, sıra sıra katmanlarla örülür ve geriye yalnızca yolculuğun kendisi kalır. Öyle ya, bizler sırlarımızın ne kadarını biliyoruz! İçimizde büyüttüğümüz örüntüler hangi gizlerimizi saklıyor? Ve yollara düşerken, hangi gizil güçler ateşliyor derinlerimizdeki

okumak için tıklayınız

Yas – M. Şehmus Güzel

Yasla birlikte yaşamayı öğreneceğiz mutlaka. Ankara’da vurulanlarla, Paris’tekiler çocuğumuz, torunumuz, kardeşlerimiz, yakınlarımız, akrabalarımız, yoldaşlarımız, yol arkadaşlarımız. Onlar bizler de olabilirdik. Ölüm çünkü artık serseri mayın gibi dolaşıyor aramızda. Yas tutuyor ve ağlıyoruz: Hem onlara hem onlar olabilecek kendimize. Yas ve ağlamak dayatınca Adnan Yücel’in şiirlerine sarılırım. Onlar da bana. “Ağlarız birlikte” o zaman. Şiirler ağlamaz

okumak için tıklayınız

Zeka Testini geliştiren Alfred Binet “Bu canavarca karamsarlığa karşı çıkmalıyız.”

IQ Testi Genetik deterministler tarafından özellikle IQ testi alanında sıklıkla yanlış kullanılan bir kavramdır kalıtım. Britanya’da Hans Eysenck ve ABD’de Richard Herrnstein ve Arthur Jensen adlı psikologlar, zekânın büyük ölçüde kalıtımsal olduğu düşüncesini geliştirmişlerdi. Aynı zamanda, siyahların ortalama IQ’sunun beyazlardan, İrlanda’daki İrlandalılarınkinin de İngiltere’deki İngilizlerden genetik olarak daha düşük olduğunu savundular. Eysenck görünüşe bakılırsa, siyahların

okumak için tıklayınız

‘Facebook’a çocuğunuzun fotoğrafını koyarken dikkat’

Almanya’nın Hagen kenti polisi ebeveynlere çocuklarının fotoğraflarını tüm kullanıcılara açık bir şekilde Facebook’a koymama uyarısı yaptı. Hagen Polisi, Facebook sayfasında yayımlanan mesajda fotoğrafların pedofiller tarafından kopyalanıp, değiştirilebileceğini veya çocukları ilerideki yaşamlarında utandırabileceğini belirtti.

okumak için tıklayınız