Özel Yükseliş Koleji “ Kahvede Şenlik Var ” Anılar 1972 – 1973 – Ayhan Hüseyin Ülgenay

1972-1973 Tiyatro döneminde kendi Tiyatromda oynanan Alaaddin Ve Sihirli Lambası isimli oyunu o sezon sahneden kaldırmaya karar verdim.Oyun iki dönemdir oynuyordu. O seneler çocuk oyunu bulmak çok zordu ve bulunan oyunların yazarları ile anlaşmak da ayrı bir sorun olduğundan oynanacak oyunu kendim yazmaya karar verdim “ KONUŞAN EŞEK ” isimli oyunu yazdım.1973 yılında bu oyunu

okumak için tıklayınız

Sessizlik ve Gürültü – Nihad Siris

Yazar Fethi Şiyn, ülkenin mutlak hâkimi olan Lider’in iktidara gelişinin yirminci yıl kutlamalarının yapıldığı sıcak bir güne açar gözlerini. Tıpkı diğer sabahlarda olduğu gibi, propaganda şarkılarının gümbürtüsü sloganların kükreyişine karışmıştır. Düşündüklerini baskı nedeniyle yazamayan ama istenildiği gibi yazmaya da yanaşmayan ve sessiz kalan Şiyn, ülkenin doğal gerçekliği haline gelmiş bunaltıcı karmaşadan bir parça uzaklaşabilme umuduyla

okumak için tıklayınız

Kitapların yakıldığı yerde insanlar itaat eder.

Kalabalık caddelerden arka sokaklara Kayıp Kitaplar Kütüphanesi, yok edilmiş, doğaya yenilmiş, tekrar yazılmış ya da imhaya kurban gitmiş metinlerden oluşuyor. Kitaplarla belli bir zamandır iyi kötü haşır neşir olduktan sonra farklı ve şaşırtıcı şeyler aramaya başlıyorsunuz. Aslında bu garipsenecek bir durum değil. Çünkü bir şekilde ve belki istemsizce gelişiyor.

okumak için tıklayınız

Dili yüreğinde bir yazar Celal İlhan – Sadık Güvenç

Celal İlhan’ın Kanguru Yayınları’ndan 2012’de çıkan öykü kitabı, Dili Yüreğinde’yi ilgiyle ve severek okudum. İlhan’ı daha önce Grevden Dönenin adlı kitabıyla tanımıştım. Emeğin, emekçinin grev mücadelesini dile getirdiği anı kitabıyla. Yazar okurunu, ele aldığı öykü kişisinin dünyasına alıp götürüyor dilinin kıvraklığıyla. Öykülerinde yerel ağız kullanmaktan hoşlanan biri İlhan. Daha sonra sözünü edeceğim bir öyküsünde (Sorumlu),

okumak için tıklayınız

Adil Okay ile yeni kitabı “Şair kapıları” hakkında söyleşi

“Elimdeki basit – kompakt makinelerle yapmaya çalıştığım, “Sembol ve Metafor”ları ‘anda durdurma’ya çalışmaktı. Bu nedenle okuyucuları – izleyicileri “Teknik gözden – Kuralcı bakıştan” geçici olarak uzak durmaya ve “kapılar ve şiirler”le birlikte Sınırlar, Sınıflar, Kimlikler, Kültürler ve Çağlar arasında yolculuğa çıkmaya davet ediyorum.” diyen Adil Okay, bana armağan ettiği yeni kitabı “Şair Kapıları”nı, “Tüm kapıların

okumak için tıklayınız

Dostoyevski’nin ilk romanı İnsancıklar, edebiyat tarihinin tuhaf vakalarından biri – Orhan Pamuk

“Ah şu masalcılar! Yazacak yararlı, hoş, kişiye haz veren bir şey bulamazlar da, ne kadar pislik varsa dökerler ortaya!.. Yetkim olsa yazmayı yasak ederdim onlara! Ne biçim şeylerdir yazdıkları? Okurken ister istemez düşünüyor insan… Kafasını kaşıyor, inan olsun yasak ederdim onlara yazmayı! Basbayağı yasaklardım.” [Kn. V F Odeyevski]

okumak için tıklayınız

İki ayrı kitap – Hüseyin Bul

Murat Şahin’in Esnaf lokantası adlı öykü kitabını okurken ilk izlenimim birazdan düze çıkarım herhalde oldu. Kitabın ilk yarısını oluşturan öyküler konuları itibari ile insanın canını sıkan, küçük ısırıklar büyük sarsıntılar yaşatacak türden birazcık da “karamsar” diyebileceğimiz damardan akıp giden öykülerden oluşuyor. Kitabın ilk yarısı dedim ama öyle ayrıştırılmış, bölünmüş, kategorize edilmiş falan değil elbette.

okumak için tıklayınız

Shakespeare’in Ölümcül Oyunu: Futbol

Günümüzün kitleleri peşinden sürükleyen “güzel” oyunu, Shakespeare Dönemi’nin güzel olmakla birlikte ölümcül bir oyunudur. İnsan oyuncu bir varlıktır. Hollandalı tarihçi ve kültür teorisyeni Johan Huizinga’nın Homo Ludens kitabı oyun kavramının öneminin kültürel ve toplumsal önemine bakarak, kültür üretimini oluşturacak koşullar arasında oyun kavramının başlıca unsurlardan olduğunu söyler. Wittgenstein ise “dil oyunları” kavramında “oyun” kelimesine dikkat

okumak için tıklayınız

Paramaz, 20’ler, Ermeni Sosyalistler ve Soykırım

Kadir Akın “Ermeni Devrimci Paramaz” adlı kitabında Ermeni Soykırımı’nı hazırlayan tarihi koşulları, siyasi ortamı, o günlerden kalan anılar, belgeler, çalışmalar ile ve Paramaz ve arkadaşlarının ekseninde anlatmış. Paramaz son yazısına şu başlığı atmış: “Ermenilerin Talebi”. Hınçak gazetesinde 1914 yılının Mayıs ayında yayımlanmış yazı. Kadir Akın “Ermeni Devrimci Paramaz” kitabında aktarıyor bu bilgiyi. Paramaz yani Madteos

okumak için tıklayınız

Üç fidan için mücadele eden dünyaca ünlü sanatçılar

Denizlerin asılmasına az bir süre kalmıştır. İdamların engellenmesi için bir imza kampanyası düzenlenir. Kampanya seferberliğe dönüşür. O dönemin teknolojisi düşünüldüğünde kısa sürede 22 bin gibi çok fazla sayıda imza toplanır. İmza verenler arasında sokaktaki vatandaştan bürokratına, askerinden öğretmenine kadar birçok farklı meslek ve kültürden insan da vardır. Hatta hatta dünyaca ünlü sanataçılar da üç fidanın

okumak için tıklayınız

KÖPRÜ; Kuşak-ötesi / Barışa değin – Nejdet Evren

Hayat bir köprüdür; o köprüyü inşa eden kişi hayatını gerçekleştirmiş, kurmuş demektir. Başka bir dünyaya, paylaşımcı, eşit ve özgür bireylerin hep birlikte barış içinde kardeşçesine yaşadığı bir dünyaya dönüştürmek için toplumsal dokuyu Devrimci Gençlik Köprüsü’nü Zap Suyu’nun üstüne inşa etmektir hayat….

okumak için tıklayınız

Deniz Oldu – Zafer Köse

Darağacını gören bir pencerenin önünde oturup, aylardır görmediğiniz bir aile üyesine son bir mektup yazmak… Herhangi bir yatıştırıcı ilaç, doktor desteği veya dinsel bir yardım istemeden, son adımları atmak… Son nefesinize kadar sözünüzü söylemekten vazgeçmemek… Bunları yazmak, dilden dile anlatmak kolay olabilir, ama yaşamak… Bunları yaşamanın da aslında ne kadar kolay olduğunu okuyorsunuz, Darağacında Üç

okumak için tıklayınız

Antik Dönemde Felsefe ve Sanat – Didem Demiralp

Felsefe ve sanat… Gerçekliğe ulaşma çabasında kendi yolunu çizen iki bağımsız alan… Buluştukları ortak nokta ise insan… Onları, birbirinden ayrı düşünülmesi imkânsız iki unsur kılan… Antik Çağ’ın felsefesini ve sanatını da böylesi düşünsel bir bütünün parçaları olarak görmeyi zorunlu kılan…

okumak için tıklayınız

Popüler Kültür ve Tekrarlanan İmajlar – Burak Satar

“Çoban olmayacak ama tek bir sürü olacak! Herkes aynı şeyi arzulayacak, herkes eşit olacak; Başka türlü düşünen kendiliğinden tımarhaneye girecek En kurnazları ‘Eskiden herkes deliydi’ diyecekler ve göz kırpacaklar. Herkes akıllı olacak, herkes eskiden olup bitenleri bilecek; Herkesin sonsuz bir alaya alacağı bir sürü şey olacak. Yine kavga edilecek ama mide sancısından korkulduğu için hemen

okumak için tıklayınız

İlhan Berk’in 1986 tarihli BBC’deki söyleşisi

1986 yılında Londra’daki BBC stüdyolarına konuk olan Türkiye edebiyatının en önemli isimlerinden İlhan Berk’le yapılan söyleşi BBC Türkçe tarafından yeniden yayınlandı. Aralarında Turgut Uyar, Cemal Süreya, Edip Cansever, Ece Ayhan gibi önemli şairlerin de bulunduğu İkinci Yeni akımının üyelerinden olan, Behçet Necatigil’in deyimiyle “şiirimizin uç beyi” İlhan Berk‘in 1986 yılında gerçekleştirdiği bir söyleşi BBC Türkçe

okumak için tıklayınız

Bertrand Russell’ın bundan 1000 yıl sonra yaşayan insanlara mesajı

20. yüzyılın önemli isimlerinden ünlü İngiliz filozof ve toplumsal eleştirmen Bertrand Russell‘ın 1959 yılında katıldığı Face-to-Face (Yüz Yüze) adlı bir BBC programında kapanış sorusu olarak kendisine şöyle bir soru yöneltiliyor: “Bundan 1000 yıl sonrasında yaşayan nesillere yaşadığınız hayat ve bundan çıkardığınız dersler hakkında ne söylerdiniz?” Aynı zamanda bir mantıkçı ve matematikçi de olan filozofun cevabı

okumak için tıklayınız

Ahmed Arif – Cemal Süreya

«Bir şair: Ahmed Arif Toplar dağların rüzgârlarını Dağıtır çocuklara erken» «Hasretinden Prangalar Eskittim» kitabıyla Ahmed Arif’in şiiri de gün ışığına çıktı. Böylece Ahmed Arif’in Türk şiirinde zaten öteden beri sağlamış bulunduğu yer, okurun gözünde de matematik bir kesinlik kazandı. Sanırım, bu yer, bundan sonra en az tartışılır yerlerden biri olarak kalacaktır. Şu yaşadığımız günler sarsıntılı,

okumak için tıklayınız

Golyan Devrimi’ni Okumanın Sırası – Sadık Güvenç

Tahsin Yücel’in Can Yayınları’ndan 2008’de çıkan öykü kitabı Golyan Devrimi, on dört öyküden oluşuyor. Öykülerde ele alınan kişiler ve olaylar birbiriyle bağlantılı olduğundan aynı zamanda bir roman gibi de okunuyor. Yer Hayristan’dır. Sakın bizim ülkemiz anlaşılmasın. Bu Hayristan dünyanın herhangi bir yerindeki ülkedir. Politikacılarına bakarak da yazarın ülkemiz politikacılarını eleştirdiği sanılmasın. Yok öyle bir şey.

okumak için tıklayınız