Ölü beden uzanmış yatıyor yerde ama fikirleri hala dimdik ayakta!

Paris’in cellatları ve komün Paris sadece Fransa’nın değil çoğu zaman Avrupa’nın da başkenti sayılır. Tarihte, sözünü ettiğimiz iki büyük vahşete sahne olmuş bu kentte ‘hiçbir sokak, hiçbir geçit, gökyüzüne doğru uzanan hiçbir merdiven yoktur ki bir zamanların acılarını ve coşkularını yansıtmasın.’

okumak için tıklayınız

Stendhal’ın Günümüz İçin Anlam ve Önemi – Stefan Zweig

Stendhal, bir sıçrayışta bütün bir yüzyılı, on dokuzuncu yüzyılı aşmıştır; hızını on sekizinci yüzyıldan, Diderot ve Voltaire’ in kaba özdekçilik’ini alıp, bizim psiko-fizyolojik çağımızın, psikolojinin bir bilim haline geldiği çağımızın ortalık yerine sıçramıştır. Nietzsche’nin dediği gibi “Ona bazı noktalarda erişebilmek, onu çok fazla etkileyen problemlerden bazılarını çözebilmek için iki kuşağın geçip gitmesi gerekmiştir“.

okumak için tıklayınız

Mahkemeden Ceza, Behram’dan Şiirli Yanıt

Melih Gökçek ile ilgili bir yazısı nedeniyle, “basın yoluyla hakaret” suçu işlediğine karar verilen Nihat Behram: “Eğer bu karar adaleti temsil ediyorsa, vatandaşa da isyandan başka bir yol kalıyor mu?” BUGÜNKÜ DURUŞMADA KARAR AÇIKLANDI Yazar ve şair Nihat Behram, soL gazetesinin 27 Ekim 2013 tarihli sayısında yayımlanan “Vızz gelir” köşesinde Melih Gökçek’ten “yolsuzluk şampiyonu” diye

okumak için tıklayınız

İstanbul Yağmalanırken – Zafer Köse

“Ne de olsa diplomat tabii. Türklerin, bu şehri kurmadıklarını, zapt ettiklerini sürekli olarak hatırlatmak ister gibi, fethin bilmem kaçıncı yıldönümünü kutlamaya çok meraklı olduklarını biliyor.” Livaneli’nin Konstantiniyye Oteli romanında, görkemli otelin açılış töreninde, yabancı bir diplomatın konuşma yaptığı bölümde geçen bir cümle bu.

okumak için tıklayınız

Atların Kardeşliği’ne dair – Sadık Güvenç

Ali Rıza Kars’ın romanı Atların Kardeşliği, Sanat Yapım Yayıncılık’tan 2014’te çıktı, 220 sayfa. Daha önce şiir kitaplarıyla (Hayalin Gözümde Kızıl Gül Oldu, Işıkla Öpüşürdü, Kendi Pınarından Akardı Gülmelerin, Düş ve Sokak, Yüksek Debili Aşklar, Gitme Zamanı) tanıdığımız Ali Rıza Kars, bu kez bir romanla çıktı okuyucunun karşısına.

okumak için tıklayınız

Dil sadece insana özgü müdür?

Hayvanlar birbiriyle, bazen de bizimle iletişim halindedir. Ama insanla hayvan arasındaki bütün benzerlik bundan ibarettir. Alex 31 yaşında beklenmedik bir şekilde ölmeden önce son sözleri şu olmuştu: “Kendine iyi bak. Yarın görüşürüz. Seni seviyorum.” Bunların duygusal cümleler olduğu kesin; ama onları daha etkili kılan şey Afrika’dan gelen bir gri papağanın ağzından çıkmış olması.

okumak için tıklayınız

Ali İsmail – Emri Kim Verdi? – İsmail Saymaz

Örgütlü bir şiddet 2 Haziran 2013 günü, Eskişehir’deki Sanayi Sokak’ta yaşanan anlar, bilinmeyen yaşamların öyküsü olmaktan çıkıp, iyilik ve kötülük üzerine dünyaya büyük anlamlar bıraktı. İsmail Saymaz’ın Ali İsmail: Emri Kim Verdi? kitabı o anların yakın tanıklığı.

okumak için tıklayınız

İnsanın Gerçek Doğasını İfşa Eden Deney – Stanley Milgram

İtaatin sınırları var mı? İtaatkarlığın mekanizmalarını konu alan bu ünlü yapıtın yazarı Stanley Milgram, sosyal psikolojinin en önemli ekol isimlerindendir. Bu çalışmasında, Nazi Almanyasındaki soykırımdan etkilenerek – özellikle Adolf Eichmann – tasarladığı deneyler yer almıştır.

okumak için tıklayınız

Edebiyat Kuramı Giriş – Terry Eagleton

Terry Eagleton?ın Edebiyat Kuramı adlı yapıtı Türkçeye çevrilmeden önce Türkiye?de edebiyat kuramları konusunda birden fazla kuramı tartışan en önemli kaynak, Berna Moran?ın ilk kez 1972?de yayımlanan Edebiyat Kuramları ve Eleştiri adlı kitabıydı. Niall Lucy?nin belirttiği gibi, Terry Eagleton?ın Edebiyat Kuramı adlı yapıtı İngilizcede 1983 yılında yayımlandıktan sonra ?edebiyat ve diğer beşeri bilim lisans öğrencileri için

okumak için tıklayınız

Butimar, denizin bir gün kuruyacağından korkar ve …

Pers mitolojisinde efsanevi bir kuştur Butimar. Sıvı ihtiyacını deniz suyu ile karşılar. Denizi o kadar çok sever ki, deniz kıyısına konar, kanatlarını açar ve tek başına oturur denizi seyreder. Denizin bir gün kuruyacağından korkar ve bu korku yüzünden hiç su içmez. En sonunda da susuzluktan ölür.

okumak için tıklayınız

Yarım kalmışlık hissi, anlatılamamışlık…

Cemal Süreya Şiir Ödülü… M. Sunullah Arısoy Şiir Ödülü… Arif Damar Şiir Ödülü… Behçet Aysan Şiir Ödülü… Evet, bu ödüllerin sahibi Selahattin Yolgiden’in son kitabı ‘gittiğim en uzak yer sizdiniz’ Kırmızı Kedi Yayınevi’nden raflara çıktı. Kendisiyle son kitabını konuştum. Söyleşi: Ömer Turan

okumak için tıklayınız

Sabun Köpüğü Üfleyicisi – Nurgül Ateş

Ali topu agop’a attı! Uğur, Ali ve Agop aynı mahallede oturan, birlikte büyümüş üç arkadaştı. Birbirlerinin bütün sırlarını bilirlerdi. Kardeş gibiydiler. Ali öyle sinirliydi ki son günlerde… Kabak, aşağı mahalleden Ferit’in başına patladı. Ferit medeni davrandı, maç yapmayı önerdi. Üçe üç futbol maçı… Kaybeden takım kazananın okul çantasını taşıyacaktı. Hem de tüm sene…

okumak için tıklayınız

Ümran Düşünsel’in “Kırık Patika”ları * – Adil Okay

Son yıllarda öykü’nün benden, benim de öyküden koptuğumu sanıyordum. Şiir ve roman okumak beni daha çok doyuma ulaştırmaya başlamıştı. Tabi plastik sanatlar ve sinema da sanattan aldığım gıdamı karşılamaya yetiyordu. Bir insan ömrüne kaç kitap sığdırabilir ki deyip seçici davranıyordum. Ancak arka arkaya okuduğum öykü kitapları bana yanıldığımı gösterdi. Şimdi elimde Ümran Düşünsel’in “Kırık Patika”

okumak için tıklayınız

Babamın Adı Hıdır – M. Şehmus Güzel

Göz alabildiğine bir genişlik. Sonsuzluk deryası içinde yeryüzü ve masmavi gökyüzü. Güneş tepede asılı altın bir tepsi. Güneşi çok seviyorum. Yer yarılmış. Karış karış. Toprak kuru. Kupkuru. Toprak susuz. Su yok. İstediğin kadar, yapabildiğin kadar gözlerini aç ve uzaklara, çok uzaklara bak, tek ağaç yok gölgesinde oturabileceğin. Oturup bir nefes alabileceğin, tek kağıt cigara sarıp

okumak için tıklayınız

Ah’ın memleketi Dersim – Adalet Çavdar

Türkiye siyasi tarihine baktığımızda neredeyse her güne bir ah dedirtecek meselemiz vardır. Ölümler, öldürülenler, asılanlar, yakılanlar, kaybedilenler, katliamlar… Acıların miras bırakıldığı topraklar vardır. Ne kadar uzağa giderseniz gidin, dilerseniz oralı olmadığınızı dile getirin, her şeye rağmen o acı gelir bulur vicdanınızı. Kim bilir belki babanızın annenizin doğmadığı zamanlarda olanlar için özür dileme arzusu duyarsınız. Elinizde

okumak için tıklayınız

Serpêhatiyên Kurdan – Seydayê Tîrêj

Serpêhatiyên Kurdan (Kürtlerin Sergüzeştleri)-Tîrêj Walter Benjamin, 1831-1895 yılları arasında yaşamış, işi dolayısıyla neredeyse bütün Rusya’yı dolaşmış ve hikâyelerinin çoğunu da bu yolculuklar esnasındaki gözlem, gezi ve malzemelerden oluşturmuş NikolayLeskov’a dair yazdığı bir yazıda (Hikâye Anlatıcısı), anlatıcılık sanatının sonuna geldiğimizi söyler.

okumak için tıklayınız