Çelik atına binmiş kızıl hafif süvariler: Bisikletçi işçiler – Horst Groschopp

“Almanya’nın sosyal demokrat bisikletçilerine, sporcu yoldaşlara! Kamu yaşamının tüm alanlarında işçiler ve partili yoldaşlar kendilerini düşmanlarından ayrıştıran bir tutum alıyor ve kendi öz, bağımsız örgütlenmelerinde birleşiyorlar. Biz bisikletçiler de bunun gerisinde kalmak istemiyoruz; bizler de işçi, müzik, jimnastik ve eğlence derneklerinin örneğinden yola çıkmak ve tüm Almanya’yı kapsayacak, değişik kentlerde şubelerini açabilecek bir dernek kurmak

okumak için tıklayınız

Marka, Takva, Tuğra (AKP Döneminde Kültür ve Politika)

Evrensel Basım Yayın’dan çıkan “Marka Takva Tuğra”; tek başına iktidarda kaldığı 13 yıl boyunca hakim kültürel referans sistemini değiştirmeyi başaran AKP hükümetinin bilançosunu çıkarmaya çalışıyor. Hazırlığı bir yıl önce başlayan kitabın, bu devrin kapandığının işaretlerinin alındığı 7 Haziran seçimlerinden hemen sonra yayımlanabilmesi bilanço tespiti bakımından olduğu gibi, bakiyeyi belirleme bakımından da iyi bir zamanlama. Çünkü

okumak için tıklayınız

Sarsıcı eserler, dokunaklı bir hayat: Nietzsche

Sarsıcı eserler, dokunaklı bir hayat Filozof biyografileri her zaman başarılı metinler olmaz. Bunun birinci nedeni Kant, Schopenhauer gibi birçok filozofun hayatı, düşüncelerinin aksine, ilginç değildir. İkinci neden ise bazı biyografi yazarları, düşünürlerin fikirlerini basit psikolojik olaylarla açıklamaya çalışırlar. Örneğin, çocukluğunda yaşadığı bir incinmeyi bütün kuramlarının temelinde görme eğilimi ya da ailesindeki bir hastalığın izini felsefesine

okumak için tıklayınız

Kısa Kesilmişler 2015 – M. Şehmus Güzel

Kimi zaman bir konudan, bir haberden, bir cümleden yola çıkarak bir makale bir deneme yazılabilir. Bir öykü, bir roman, bir senaryo da yazmak mümkün elbette işini bilenlerce kesinlikle. Kimi zaman ise alınan not not olarak kalır, ne büyür ne küçülür. İşte bu tür notlardan seçtiklerimi “kısa kesilmişler” adıyla toparlayıp burada sunuyorum. Önce futboldan başlıyorum: Kim

okumak için tıklayınız

Yazı Yazmanın Bir Erdemi Olmalıdır – Müslüm Üzülmez

Aptal insanların çoğu şahsi menfaatlerinin ötesini düşünmeleri çok zor olduğundan kolayca kepazeliklere imza atarlar. Tigris Haber (Diyarbakır) gazetesinde, yayına başladığı günden beri imkân buldukça bana ayrılan köşede yazılar yazıyorum. Gazeteyi İstanbul’da olmam nedeniyle ancak internet ortamından, gazetenin Web sitesinden takip edebiliyorum.

okumak için tıklayınız

Bu dünyadan bir Vakur Kayador geçti… – Elif Şahin Hamidi

Çokça okuyan, araştıran, yazan, düşünen; düşündüklerini her daim dile getiren, eleştirilerini hiç sakınmayan gerçek bir aydındı Vakur Kayador… Sıradışı bir insandı, uyumsuz ve çokça muhalifti… Ayrıksı bir duruştu; hep vakur, hep yalnız ve hep devrimciydi… Bir üslup ve dil ustasıydı; yazarak var olanlardan… İnsanın kulaklarından silinmesi asla mümkün olmayan o etkileyici sesiyle Türkçeyi kusursuz bir

okumak için tıklayınız

Shakespeare’in Titremesi Orwell’in Öksürüğü – John J. Ross

Jack London’ın inişli çıkışlı hayatı, Swift’in saplantılı temizlik düşkünlüğü, Joyce’un sayısız göz ameliyatı… Büyük yazarların hastalıkları ve tedavi süreçleri yapıtlarına nasıl yansıdı? Shakespeare frengiden mi mustaripti? Peki antibiyotiğin bilinmediği bir çağda nasıl tedavi ediliyordu? Oyunlarında ve şiirlerinde cinselliğe göndermelerin bunca çok olması, üstelik yaşamının sonlarına doğru giderek artması nasıl açıklanabilir?

okumak için tıklayınız

İnsan Vücudunun Öyküsü: Sağlık Hastalık ve Evrim – Daniel E. Lieberman

Uzaylı evrim biyologları dünyadaki yaşamı incelemek için gelseler, ilgilerini en çok çekecek tür büyük ihtimalle insan olurdu. Harvard Üniversitesi’nde profesör olan Daniel E. Lieberman da tıpkı uzaylı bir biyolog gibi insanın evrimini inceliyor. Yedi milyon yıl önce Doğu Afrika’da başlayan bu öyküyü aktaran Profesör Lieberman, günümüze kadar olan süreçte insan vücudundaki değişimin izlerini sürüyor.

okumak için tıklayınız

Tarih Nasıl Yazılır?, Tarih ve Yerel Tarihçi – Müslüm Üzülmez

Tarih Nasıl Yazılır?, Tarih ve Yerel Tarihçi (Tarihle İlgili Okuduğum Kitaplar 1) Tarih, yerel ve sözlü tarih, tarihyazımı konularında daha önce birkaç kez değindiğim gibi değişik zamanlarda Diyarbakır ve çevre ilçelerden, köylerden mektuplar, iletiler alıyorum. Gelen mektup ve iletilerin çoğunda aileleri, aşiretleri, köyleri, ilçeleri veya geçmişte yaşanmış önemli mekân ya da olaylar hakkında sorular sorulmakta; bazen

okumak için tıklayınız

“Dağ Kokusu” veya “Kalbini Arayan Kavmin Öyküleri” – Adil Okay

“Tıpkı bakışların gibi o ıssız gecede, uçurum kenarında sevginin seline uğradık. İşte sırf bu yüzden bile, bizi masal sanacaklar…” Seyit Oktay “Hapishane Edebiyatı” kavramı tartışmalıdır. Zira biz zindandaki tutsaklardan hep ve sadece “içeriyi” anlatmalarını bekleriz. Ya da içeriden bir gözle “dışarının” anlatılmasını. Oysa politik tutsaklar anı bohçalarını asıl olarak dışarıda doldurmuşlardır.

okumak için tıklayınız

15 Haziran 1915 Beyazıt Meydanı: Darağacında 20 Ermeni Sosyalist – Erol Yeşilyurt

Geçtiğimiz yıl, Gezi İsyanı günlerinin önemli gelişmelerinden biri 15 Haziran 1915’de Beyazıt meydanında 20 Ermeni devrimci’nin asıldıkları yer olan Beyazıt meydanı ve Gezi Parkında Türkiyeli ve Ermeni sosyalist ve demokratların katılımıyla anılması oldu.

okumak için tıklayınız

Saray’dan Saray’a Türkiye’de Gazetecilik Masalı – Ümit Alan

Gezi günlerinde izlediğimiz penguen belgeselinin gerçek künyesi… O belgeselin yayınında ve yapımında emeği geçen kara tarih: Gazeteciliğin Osmanlı saltanatındaki ilk yıllarından cumhuriyet yıllarına; darbe dönemlerindeki pozisyonundan siyasi iktidarlarla ilişkilerine; 6-7 Eylül 1955’teki rolünden Maraş, Çorum, Sivas, “Hayata Dönüş” katliamlarındaki duruşuna; Ahmet Kaya lincinden Hrant Dink’in hedef haline getirilişine; 28 Şubat sürecinden Andıç olayına; 1990’larda sendikanın

okumak için tıklayınız

İkinci Yeni’nin poetik politikası – Nuray Sancar

İkinci Yeni 1950’lerin ortalarında doğdu. Bir manifesto ile başlamadığı halde hem eleştirmenlerin şiiri kategorize etme çabasından hem de mensuplarının genel olarak şiir, özel olarak da kendi şiirleri hakkında bolca yazmış/konuşmuş olmalarından dolayı bir poetik anlayışın bayrağı oldu giderek. Bugün akımla özdeşleşen İkinci Yeni şairleri sadece şiirsel söylem, dil ve üslup, tematik yönelim bakımından değil aynı

okumak için tıklayınız

Çelik İşçileri – Zafer Aydın

Can Şafak; Haydarpaşa Sendikası, 1971 Cam Grevleri ve Büyük Grev’den sonra Çelik İşçileri kitabıyla emek tarihine ilişkin monografiler serisine yeni bir halka daha ekledi. Sosyal Tarih Yayınları’ndan çıkan kitabında Can Şafak, 1965’den 1980’e kadar Karadeniz’in şirin bölgesi Ereğli’de kurulu Ereğli Demir ve Çelik Fabrikaları (Erdemir)’nda içinde solun, devletin, sendikaların ve sermayenin yer aldığı uzun metrajlı

okumak için tıklayınız

Sansüre Karşı Karamizah – Barışcan Demir

Sansürün içinde, sansüre rağmen açığa çıkan bir edebiyattır Bulgakov’unki. Hatta tıpkı Zamyatin’in edebiyatı gibi Bulgakov’un özgün dilininin de sansür sayesinde ortaya çıktığı söylenebilir. Sovyet sansürü Walter Benjamin’in Moskova Günlüğü’nde değindiği gibi, devrimci olduğu için “yeni” olarak ortaya çıkan kültürün, yeni olmasından dolayı tarihsiz oluşu ile, kendi tarihini barındıran burjuva kültürünü kapsamaya çalışması sırasında açığa çıkan

okumak için tıklayınız

Karanlığa Mektuplar / Kayıtsızlık Şenliğinden Balon Uçurmak! – Dağhan Dönmez

Hayatta her şey anlamdır. Işıksız, kımıltısız bir gecede, gökyüzünde romantik çağrışımlar yapan yıldızlar dahi, uzak gezegenlerdeki yaşantıları taşır belleğimize. Kahvemden bir yudum alıyorum. Bir çırpıda okuduğum kitabın, son sayfalarını okumamak adına kendime direniyorum Tatlı bir direniş bu! Saygıdeğer okur, bazı kitaplar hiç bitmesin istersiniz. “Kayıtsızlık Şenliği” de bende bu hissi uyandırıyor.

okumak için tıklayınız

Kohlhaas’ın isyanı – Selin Aksoy

Behzat Ç. dizisinde komiser Suna’nın intihar sahnesini hatırlayanınız var mıdır bilmiyorum. Komiser Suna kadın cinayetlerine sebep olanlar ve tecavüzcülerin peşine düşmüş ve listesindeki isimleri tamamladıktan sonra silahı kafasına dayayıp ülkede son 7 yılda kadın cinayetlerinin yüzde 1400 arttığını haykırıp “sadece beş dakika daha yaşamak istedim, öldürülen bütün kadınlar gibi” diyerek tetiği çekmişti. Bu sahnede Behzat

okumak için tıklayınız

Barbarlar Zamanı ‘nın yazarı Cem Uğur ile Söyleşi: Melike Uzun

Barbarlar Zamanı, Cem Uğur’un ilk romanı. Cem Uğur ilk romanında Dersim’i mekân tutmuş. Yazar, temel olay örgüsünü ölen /öldürülen arkadaşının izini süren kahramana dayandırsa da romanın dokusunu Dersim felaketi üzerine kurup barbarlığın uzun ve sonlanmayan tarihini anlatıyor. Cem Uğur’la ilk romanı Barbarlar Zamanı üzerine konuştuk.

okumak için tıklayınız