Kapital (Cilt: 3) – Karl Marx “burjuvaların kafasına şimdiye dek fırlatılmış en korkunç gülle”

Bu kitap, Karl Marx’ın ve Marksizmin temel yapıtı Kapital’in tamamını, Almanca aslından çevrilmiş olarak Türkçeye kazandırma, böylece Türkçe Marksist edebiyatın en büyük eksiğini giderme yolundaki girişimin üçüncü ve son adımını oluşturuyor. Marksist iktisat alanına hâkim çevirmenler Mehmet Selik ile Erkin Özalp’in Almanca aslından Türkçeye kazandırdığı eser, titiz bir editörlük çalışmasıyla yayına hazırlandı.

okumak için tıklayınız

Umursamama unutmanın akrabasıdır – Eduarda Galeano

Osmanlı İmparatorluğu lime lime dağılıyordu ve kabak Ermenilerin başında patladı. Birinci Dünya Savaşı’nın sürdüğü sırada, hükümet tarafından zemini hazırlanan bir can pazarı Türkiye Ermenilerinin yarısının hayatına mal oldu: Yağmalanan ve yakılan evler, aç susuz yollara saçılan gariban kervanları, köy meydanında gündüz vakti tecavüze uğrayan kadınlar, nehirlerde yüzen insan cesetleri.

okumak için tıklayınız

Oturan Boğa’nın yaşları – Eduarda Galeano

Otuz iki yaşında, ilk silahlı çatışmasını yaşar. Oturan Boğa yakınlarını bir düşman saldırısından korur. Otuz yedi yaşında, Kızılderili ulusu onu şefleri olarak seçer. Kırk bir yaşında, Oturan Boğa oturur. Yellowstone nehrinin kıyılarında, savaşın tam ortasında ateş eden askerlere doğru yürür ve yere oturur. Piposunu yakar. Mermiler eşekarıları gibi vızıldayarak gelip geçmektedir. O, hiç istifini bozmadan

okumak için tıklayınız

Pantolon mu? Çok ayıp!

Melissa Mohr’un Küfür Etmenin Kısa Tarihi isimli kitabı bildiğimiz küfürlerin bilmediğimiz tarihini anlatıyor. İngilizcede çok sık kullanılan belli başlı küfürler üzerinde yoğunlaşan Mohr, bu sözcüklerin zaman içindeki evrimini incelemiş. Trafikte sıkışıp önünüzdeki bir saati daha aynı yerde geçireceğinizi hissettiğiniz bir an veya karşınızdakinin hatasını anlamayıp pişkin pişkin üste çıktığı bir tartışma sırasında sinirlerinizin yavaş yavaş

okumak için tıklayınız

Hayır, Shakespeare frengiden ölmedi!

Harvardlı John J. Ross, Shakespeare’in Titremesi Orwell’in Öksürüğü’nde hayat hikâyelerinden yola çıkarak yazarları ölüme götüren hastalıkları ve ölüm sebeplerini inceliyor. Teşhisleri pek çok ünlü yazarın biyografisini değiştirecek cinsten. Yazarların yaşama neden, nasıl veda ettikleri en az çocukluk yılları, aşkları kadar merak konusudur. Ne var ki birçok meşhur yazar ebedî uykusuna daldığında tıp bugün bildiklerini bilmiyordu

okumak için tıklayınız

İlk Yapıtlarındaki Özellikleriyle Dostoyevski ve Tolstoy – Ataol Behramoğlu

Fyodor Dostoyevski ve Lev Tolstoy, 19. yüzyıl Rus edebiyatının iki dev yazarıdır. Gerek yaşadıkları dönemde gerek ölümlerinden sonra kendi edebiyatları ve dünya edebiyatı üstünde etkileri olağanüstü büyük olmuştur. Yazarlık yetenekleri ve yarattıkları etki bakımından aynı değerde büyük yazarlar olmalarına karşın yapıtları arasında bu iki yazarı birbirinden derinliğine ayıran farklılıklar vardır. Bu farklılıklar yaşam çizgilerinin farklılığında

okumak için tıklayınız

Nedir Bu Yaz Kitabı Dedikleri – Elif Şahin Hamidi

Yaz geldi çattı… Kimileri tatil hazırlıklarına çoktan başladı bile. Bu hazırlıklar arasında, “şöyle deniz kenarında okunacak birkaç kitap” seçmek de var elbet. Ve bu konuda gazete kitap ekleri ya da hafta sonu ekleri her sene olduğu gibi okurlara yön göstermek adına “bu yaz ne okumalı?” başlığı altında yine listeler yayımlayacaklar. İyi ama nedir bu yaz

okumak için tıklayınız

Guernica – Eduarda Galeano

Guernica Paris, 1937 ilkbaharı: Pablo Picasso uyanır ve okur. Atölyesinde kahvaltı ederken gazetesini okur. Fincanındaki kahvesi soğur. Alman Hava Kuvvetlerine bağlı uçaklar Guernica şehrini yede bir etmiştir. Nazi uçakları üç saat boyunca alevler içindeki şehirden kaçanları takip etmiş ve makineli tüfek ateşiyle öldürmüştür.

okumak için tıklayınız

Âdem ve Havva zenci miydi? – Eduarda Galeano

Renk cümbüşüne doğru yolculuk Âdem ve Havva zenci miydi? İnsanın, dünyanın dört bir yanına doğru çıktığı yolculuk Afrika’dan başladı. Büyükbabalarımız gezegenin fethini oradan başlattılar. Farklı yollar beraberinde farklı kaderleri getirdi ve güneş de renk ayrımı işini üstlendi. Bugün, dünyanın gökkuşağını oluşturan kadınlar ve erkekler olarak bizlerin gerçek gökkuşağından fazla rengimiz var; ancak hepimiz Afrika kökenli

okumak için tıklayınız

Saraya karşı bulvar – Marshall Berman

I. Nikolas devrinde Petersburg: Saraya karşı bulvar Aralıkçıların ezilmesiyle başlayıp Sivastopol’daki askeri fiyaskoyla son bulan l. Nikolas’ın saltanatı (1825-1855) modern Rusya tarihinin en karanlık devirlerinden biridir. Nikolas’ın Rus tarihine yaptığı en kalıcı katkı, gizli Üçüncü Bölüm tarafından kontrol edilen ve Rusya’da hayatın her alanına sızabilen, Rusya’yı Avrupalıların muhayyilesinde bir “polis devletinin” en tipik örneği haline

okumak için tıklayınız

Benim Dinim Daha Beyaz Yıkar – Mine G. Kırıkkanat

Benim Dinim Daha Beyaz Yıkar / Haça Tapmayan Hıristiyanlar Katharların kitabı, İncil’in yeni bir yorumudur. Ortaçağda (bazı ülkelerde şimdi bile), “laik” bir toplum kavramı hayal bile edilemezdi. Ve Batı dünyasında yaşamın bir temeli sayılan, ötekinin dinine saygı, “hoşgörü” kavramı o dönemde, kısıtlı olarak Oksitanya ve Arap İspanyasının dışında hiçbir yerde yoktu. Hıristiyan ülkelerde herkes hükümdarın

okumak için tıklayınız

Hayvan-Dışı Canlılarda Algı, Hafıza, Bilinç ve Zekanın Bilimsel Analizi

İnsanlar çok uzun yıllardır etraflarını kendi normlarına göre tanımlamaya çalışmışlardır. Örneğin canlıları taksonomik gruplara ayırıp, türlere bölmeye çalışmışızdır ve çalışmaktayız. Türler ve taksonomik birimler, insan yapımı sistemlerdir; doğada karşılıkları bulunmaz. Bu, sadece bizler tarafından konulmuş bir kategorizasyon mekanizmasıdır. Bizim sınıflandırmalarımızın doğa için herhangi bir anlamı yoktur. Taksonomiye gücünü veren evrimsel biyoloji, aynı zamanda bize biyoloji

okumak için tıklayınız

Hasta Tutsak Aynur’un Yeşil Yaprağı – Adil Okay

Aynur Epli, “Özgürlük ve Eşitlik” talebini yüksek sesle söylediği için 18 yıldır zindanda. İçeride büyümüş deyim yerindeyse. El yordamıyla yön tayin etmeye çalışmış. Daracık hücresinde eline geçen kitapları okumuş. Günde birkaç saat gökyüzüne bakma imkânı olmuş. Beraber olduğu koğuş-hücre arkadaşlarıyla paylaşmaya çalışmış bildiklerini. Onların kısa ömürlerinde biriktirdiklerinden beslenmeyi denemiş. Ne bir kurs görme imkânı bulmuş

okumak için tıklayınız

Gauguin ile van Gogh aynı sofrada

Fırtınalı dostluklarıyla hatırlanan iki ressam Paul Gauguin ile Vincent van Gogh’u bir meyhane demlenirken gösteren fotoğraf, internet üzerinden satışa çıktı. Bir gayrimenkûl satışı sırasında satın alınan 1887 tarihli bir fotoğraf, son yıllarda sanat tarihinde yapılmış en önemli keşiflerden biri olabilir.

okumak için tıklayınız

Elektrikli Yalanlar – Zafer Köse

Ödediğimiz elektrik paralarının epeyce bir kısmı, atmosferi ısıtmaya yarıyor. Üretildiği yerden tüketildiği yere ulaştırılana kadar elektriğin bir kısmı boşa harcanır. “Trafolarda indüksiyon” falan gibi teknik laflara girişmeden, kısaca ve kabaca, “yolda ısıya dönüşen enerji” diyelim. Santrallerde üretilen enerjinin %6’sı iç kayıp ve iç tüketime harcanmakta. Bu oran Avrupa normlarının biraz üzerinde.

okumak için tıklayınız

Zeki olmanın şaşırtıcı dezavantajları

‘Cehalet saadettir’ diye bir söz vardır. Yani zeki olmak mutsuzluk mu getirir? Bazı dahilerin yaşamından yalnızlık, öfke, bunalımın eksik olmadığı örnek verilir. Ünlü yazar Ernst Hemingway “Zeki insanların mutlu olduğuna pek rastlanmaz” diyordu. Eğitim sistemi akademik zekanın geliştirilmesi üzerine kuruludur ve bu da, sınırlılıkları bilinmesine rağmen, IQ yoluyla ölçülür. IQ seviyesini yükseltmek için insanlar epey

okumak için tıklayınız

Matematik korkusu nedir?

Akıldan hesap yapmak çoğu kişi için stres kaynağı olabilir. Bazı insanlarda sayı korkusu vardır. Sayılarla uğraşırken beyni felce uğratan nedir? Avuçlar terler, kalp atışı hızlanır, boğazınız kurur. Bazıları için insan içinde basit herhangi bir toplama-çıkarma işlemi yapmak bile büyük bir korkuya yol açabilir.

okumak için tıklayınız

Bursa Üzerine – Tamer Uysal

1 “Söz uçar yazı kalır.” (Latin Atasözü) Bir yazı çalışmasına başlarken, aklıma sıkça Aziz Nesin gelir. Usta “hangi ortamda yazarsınız” sorusunu “Bu ortam, yazacağım yazı türüne göre değişir” diye yanıtlıyor ve ekliyor: ” Çok ciddi bir yazı yazacaksam odamın kapısını ve pencerelerini sıkı sıkı kapatırım.” Bende de bir yazı konusu ortaya çıktıktan sonra biraz yürüyüş

okumak için tıklayınız

Bilim dünyası kadınların hakkını teslim ediyor mu?

İnternette dünyanın en ünlü bilim insanları diye bir arama yapacak olsanız, Galile, Einstein, Newton, Darwin, Stephen Hawking gibi isimler çıkıyor. Adı geçen birkaç kadından biri ise radyoloji biliminin kurucusu sayılan fizikçi ve kimyacı Marie Curie. Her iki dalda da Nobel Ödülü kazanmış olmasına rağmen, ikinci ödülünü aldığı 1911 yılında Fransız Bilim Akademisi’ne kabul edilmemişti. Geçen

okumak için tıklayınız

Vücut Kitle Endeksi (BMI) neden koca, şişko bir yalandır?

Şişman insanların sağlıklı kabul edildikleri zamanlar çok da eski değil. Doktorlar o zamanlarda aşırı zayıf insanlar için çok daha fazla endişeleniyorlardı; çünkü bu insanların çoğu yeterince kalori alamayacak kadar fakirdi. Ancak endüstriyel tarımın başlaması ve yiyeceklerin ucuz hale gelmesi, işlerin değişmesini sağladı. 2. Dünya Savaşı’ndan kısa bir süre sonra, çok fazla yemek yemenin de çok

okumak için tıklayınız