Shakespeare ve Hamlet – Mina Urgan

Shakespeare’e tutulan ayna? Geçenlerde, Mîna Urgan’ın “Shakespeare ve Hamlet” kitabının Yapı Kredi Yayınları’nca yeniden basıldığını görünce, aklım ve yüreğim, İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde okuduğum yıllara uzandı. Hep söylemişimdir: Berna Moran’lı, Tatyana Moran’lı, Vahit Turhan’lı, Akşit Göktürk’lü, Cevat Çapan’lı, Murat Belge’li ve elbette Mîna Urgan’lı yıllar, kanımca, bu bölümün Altın Çağıydı.

okumak için tıklayınız

Guatemala Efsaneleri, Miguel Angel Asturias, Sonu gelmeyen tümceler ve sınır tanımayan bir düşgücünün romanı

Sonu gelmeyen tümceler, sınır tanımayan bir düşgücüdür “Guatemala Efsaneleri”. Ne öykü, ne şiirdir anlatılan. Ne olaylar ne de duygulardır verilen. Psikoloji ile biyolojinin ötesinde, doğal yaratıcı öğelerin kökensel yaşamsallığıdır aktarılmak istenen okura. Kızgın doğanın bir tür karışımıdır. Karmaşık bir bitki örtüsü, çağlar ötesinden gelen yerli büyüleri, “Salamanca” Hristiyanlığının deli bir düş içinde birbirine karışan “yanardağ”

okumak için tıklayınız

Gece ile Gündüz Kuşlara Uzanan Dallar – Sima Özkan Yıldırım

Gece ile Gündüz ve bir de arkadaşları Yazgülü, Burgazada’da hep birlikte kahvaltı ederek güzel yaz sabahının tadını çıkarmaktadırlar. Fakat radyodaki bir son dakika haberiyle keyifleri kaçar: “Bugün saat 09:15’te İstanbul’daki tüm kuşlar esrarengiz bir şekilde ortadan kayboldular. Ne gökyüzünde ve sokaklarda, ne de bahçelerde ve parklarda tek bir kuş bile yok. Şehri aniden saran bu

okumak için tıklayınız

Ah Şu Tasarımcılar – Gönül Topuz

“Hayallerini Meslek Seçenler” deyince ilk akla gelecek meslek grubu hangisidir? Tabii ki tasarımcılar! Onlar sadece çocukluklarında değil, birer yetişkin olup mesleklerini yapmaya başladıklarında da hayal kurmayı asla elden bırakmazlar. Çünkü bir şeyi tasarlamak, o şeyi önce hayal etmekle başlar…

okumak için tıklayınız

Yüreğim el sallar elinde mendil – Ali Ozanemre

Ruhi Su(1), şair Ali Yüce’nin(2) “ABOOOV” adlı şiirini besteledi, “Semahlar Çocuklar Göçler Balıklar” adlı uzunçalarında (Sümeyra Çakır’la birlikte, ayrıca salt kendi sesiyle, Kadıköy Tiyatrosu Konseri’nde ve başka yerlerde) “Mürselekli Kadınlar” adıyla okudu. Bunlardan birinde ezgiye geçmeden şu açıklamayı yapıyor Ruhi Su:

okumak için tıklayınız

“Haziranda Ölmek Zor”un üç toplumcu sanatçısı – Müslüm Kabadayı

“Haziranda Ölmek Zor”un üç toplumcu sanatçısı : Nâzım Hikmet, Orhan Kemal ve Ahmed Arif 3 Haziran 2015’te Ankara Nâzım Hikmet Kültür Merkezi’nde “Nâzım Hikmet ve Yaşam” başlıklı bir panel yapıldı. Mehmet Aydın, Ahmet Özer ve Arslan Kavlak’ın konuşmacı oldukları panelde, Nâzım’ın Paris anıları, komünist bir şairin dünya görüşü, diyalektik ve tarihi materyalizm yöntemiyle “Büyük Tarihi”

okumak için tıklayınız

Can Dündar Kurtçuğu – Zafer Köse

Can Dündar yıllar önce, “Kahramanlar Çağının Sonu” başlıklı bir yazı yayımlamıştı. Özellikle Arafat ve Ecevit gibi zamanında halk kahramanına dönüşmüş kişilerden söz ediyordu. Allende, Che, Gandi… Hepsini anmasa da kahramanların ortaya çıkışını, efsaneleşmesini ele alıyordu. Dündar’ın bildiğimiz türde yazılarından biriydi o. Sağlam, işin özüne dokunan, sözünü esirgemeyen, ama bağırmadan, yapıcı biçimde konuşan bir ses… En

okumak için tıklayınız

“Sanatçı, yalanla ve kölelikle uzlaşamaz, çünkü…” Albert Camus

Ben kendi hesabıma sanatım olmadan yaşayamam. Ama, bu sanatı her şeyin üstüne koymuş da değilim. Tersine, onsuz edemeyişim, onun beni herkesle bir etmesi ve olduğumdan başka türlü olmaksızın herkesle bir düzeyde yaşatmasıdır. Sanat, benim için tek başına tadı çıkarılan bir şey değildir. Sanat bence, en büyük sayıda insanı, ortak acılar ve sevinçlerle coşturacak görüntüleri, biçimleri

okumak için tıklayınız

Binli yılların başlarında çağı etkilemiş üç İranlı vardır – Amin Maalouf

“Kitaplarda yer almış bir öyküdür. Üç arkadaştan söz eder. Derler ki: Binli yılların başlarında çağı etkilemiş üç İranlı vardır: Dünyayı gözlemlemiş olan Ömer Hayyam, dünyaya hükmetmiş olan Nizamülmülk ve dünyayı titretmiş olan Hasan Sabbah.”

okumak için tıklayınız

Hayat, soğuk kayıtsız, herkesin maskelerini çeker alır zamanla – Sadık Hidayet

“Hayat, soğuk kayıtsız, herkesin maskelerini çeker alır zamanla; maskeleri de hani çoktur herkesin. Fakat bazıları hep aynı maskeyi kullanırlar, ister istemez kirlenir, yıpranır bu maske. Tutumlu kimselerdir bunlar. Bir kısmı evlatlarına saklarlar maskelerini; bir kısmı da vardır ki boyuna maske değiştirirler, ama yaşlandıklarında görürler ki bir sonuncu maske kalmış ellerinde, ve bu da pek çabuk

okumak için tıklayınız

Sartre’dan 24 harika söz

Jean-Paul Sartre ünlü Fransız yazar ve düşünürdür. O, her şeyden önce bir anlatıcı, denemeci, romancı, filozof ve eylemci olarak yalnızca aydınların bir temsilcisi olmakla kalmamış, özgün bir entelektüel tanımlamasının da temsilcisi olmuştur. Varlık ve Hiçlik, Bulantı, Akıl Çağı ve Yaşanmayan Zaman gibi eserleriyle 20. yüzyıla damgasını vuran Sartre’dan, meraklı zihinleri farklı düşüncelere sürükleyecek 24 harika

okumak için tıklayınız

Tolstoy’dan, yaşamınıza ışık tutacak 19 tespit

1. “Öyle horozlar vardır ki, öttükleri için güneşin doğduğunu sanırlar.” 2. “Kimse, kimseyi küçümseyecek kadar büyük değildir, bilmelisin. Küçümsediğin her şey için gün gelir, önemsediğin bir bedel ödersin.” 3. “Hayat ne gideni geri getirir, ne de kaybettiğin zamanı geri çevirir. Ya yaşaman gerekenleri zamanında yaşayacaksın, ya da yaşamadım diye ağlamayacaksın.”

okumak için tıklayınız

Fanon ve Ezilenlerin Şiddeti – Soner Torlak

“İnsani değerlerin algılanma süreci üzerinde, olmak kuşağının önünde ya da altında bir ‘olmamak’ ya da ‘yokluk’ kuşağı var; son derece kısır, son derece kıraç ve yavan bir bölge burası; bütünüyle çıplak ve böyle olduğu için de sahici bir dirilişin, katıksız bir var olmanın mümkün olduğu sarp bir yamaç. Çoğu hallerde Siyah insan, bu cehennem yokuşunu

okumak için tıklayınız

Siyah Deri Beyaz Maske – Frantz Fanon

1925’te Fransız sömürgelerinden biri olan, Karayipler’in Martinik adasında doğan ve 18 yaşında Nazilere karşı savaşmak üzere Fransız ordusuna katılan Fanon; yabancılaşma, sömürgecilik ve sömürgeciliğin psikolojisi üzerine yazılarıyla “ezilenlerin ve ötekileştirilenlerin sesi olmuş, Fransız ordusunda yer aldığı yıllar içinde “beyaz adam”ın ırkçılığıyla bire bir karşı karşıya kalmıştır. Cezayir’in Fransa’ya karşı verdiği bağımsızlık savaşında Cezayir Ulusal Bağımsızlık

okumak için tıklayınız

Karanlık Vardiya’ya dair – Naci Eksikoğlu

Karanlık Vardiya 90’lı Yılların Politik Arşivi adlı bir kitap çıktı sessiz sedasız. 90’lı yılların Türkiye’sini anlatıyor. Adı gibi, gazete kupürleri, resimler eşliğinde bir belgesel, bir film şeridi gibi 90’lı yılların politik arşivini gözler önüne seriyor. Ancak teorik bir altyapıyla işliyor bu arşivi. Gramsci’nin, Althusserl’in devletin ideolojik aygıtlarının nasıl işlediğini; devletin baskı aygıtlarının nasıl devreye girdiğini

okumak için tıklayınız

Halkın şairi Ali Yüce (Antakya) anmasından izlenimler – Müslüm Kabadayı

“Küçük bir tüy gibiyim / Büyük bir kuşun kanadında…” demiş Ali Yüce. İki dizeyle parça-bütün ilişkisini ustaca betimlediği gibi özgürlük için harcanan emeğin, yaşamın değerini de mütevazıyla dile getirmiş şair. 29 Nisan 2015’te o büyük kuş, halkın şairini alıp sonsuzluğa uçuverdi. 30 Nisan’da Ankara Karşıyaka Mezarlığı’nda onu sonsuzluğa uğurlarken bu iki dizeyi okuduktan sonra şöyle

okumak için tıklayınız